Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1598 E. 2026/1100 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1598
- Karar No
- 2026/1100
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1598 Esas 2026/1100 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1598 KARAR NO : 2026/1100
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2022/310 Esas 2023/377 Karar DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesine Dayılı DAVA TARİHİ : 12/05/2022 KARAR TARİHİ : 11/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı banka vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından davalı ... ... San ve Tic. Ltd. Şti. lehine diğer borçlular ... ve ...'ın müteselsil kefaletleri ile Genel Kredi Sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığını, kredi borçlarının geri ödenmemesi üzerine kredi hesapları kapatılarak, borçlulara Kartal 28. Noterliği'nin 19/03/2021 tarih, ... yevmiyeli ihtarnamesinin keşide edildiğini, borçlulara tanınan süre içerisinde borçların ödememesi üzerine, ihtarnamede yer alan ... no’lu kredi hesaplarından kaynaklanan, tazmin edilmiş teminat mektubu hesaplarından ve iade edilmesi gereken teminat mektubu bedellerinden kaynaklanan kredi alacaklarının tahsili için Ankara 11 İcra Müdürlüğü'nün 2021/5676 sayılı dosyası üzerinden icra takibine başladıklarını, takip dosyasından ödeme emri ve ekleri tebliğe gönderildiğini ancak takibe borçlularca itiraz edildiğini ve takibin durduğu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen süresinde davaya cevap dilekçesi sunmamışlar, yargılama sırasında davanın reddini istemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin "Müşterinin Temerrüdü" başlıklı maddesinin incelenmesinde; belirli bir vadede ödenmesi kararlaştırılan borçlarda; müşterinin, kredi borcunu vadesinde tahakkuk edecek faiz komisyon ve diğer masrafları ve bilimum vergi, resim ve harçları ile birlikte ödememesi halinde herhangi bir ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden mütemerrit olacağı ve borcun muaccel hale geleceği; belirli bir vade kararlaştırılmayan kredilerde; borcun bankanın göndereceği kredi kat ihtarı ile verilen süre içinde ödenmediği takdirde müşterinin yeni bir ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden mütemerrit ve borcun muaccel hale geleceğinin belirtildiği, davacı banka ile dava dışı kredi kullanan arasında akdedilen kredi sözleşmesinde TBK m. 590/3 hükmü uyarınca muacceliyet koşulu olarak asıl borcun muaccel kılınmasının bir ihtarname şartına tabi kılındığı, davalı ...'ın, kayıt sistemindeki "..." adresine gönderildiği, adresten taşındığı muhtarlık kaydı olmadığından 23.03.2021 tarihinde iade edildiği; davalı ...'ın, kayıt sistemindeki "..." adresine gönderildiği, adresin kapalı olması nedeni ile yapılan araştırmada tanınmadığı anlaşıldığından 23.03.2021 tarihinde iade edildiği, genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde kefillere ait bir adresin yazılı olmadığı, TBK'nın 590/3. maddesi hükmü uyarınca kefilin takip edilebilmesi için alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlı olması halinde kefalet borcu için bu sürenin bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlayacağının düzenlendiği, genel kredi sözleşmesinin Müşterinin Temerrüdü başlıklı maddesinde asıl borcun muaccel olması sözleşmede süre içeren bir bildirimde bulunulması koşuluna bağlandığı, ayrıca İİK'nın 68/b-1 maddesinde hesap kat ihtarının krediyi kullanan kişiye bildirilmesi, sözleşmede gösterilen adresi değişmesi halinde yeni adresin bu şirkete bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlemesinin asıl borçlu şirket yönünden geçerli olup kefil için bu yönde bir düzenleme bulunmamakla kefil adına çıkarılan tebligatın iade edilmesi halinde bu maddenin uygulanamayacağı değerlendirildiğinde kefiller yönünden takip koşulunun oluşmadığının kabul edildiği, bu itibarla müteselsil kefiller hakkında hesap kat ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle alacağın muaccel hale gelmediği, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı bankanın davalı asıl kredi borçlusu ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacı bankanın takip talebi ile bağlı kalınarak, ... nolu Ticari Kredilerden Kaynaklanan; 747.107,00 TL Asıl Alacak + 191.784,35 TL + İşlemiş Akdi Faiz + 16.376,61 TL İşlemiş Temerrüt Faizi + 10.408,05 TL BSMV olmak üzere toplam 965.676,01 TL borçlu olduğunun hesaplandığı, hesaplanan davacı banka alacak tutarının, 747.107,00 TL asıl alacak kısmının tespit edilen %40,00 üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5'i nispetindeki gider vergisi ile birlikte ödenmesi gerektiği; Tazmin Edilmiş Teminat Mekt. Kaynaklanan 490.745,00 TL Asıl Alacak + 91.818,00 TL İşlemiş Akdi Faiz + 10.756,05 TL İşlemiş Temerrüt Faizi + 5.128,70 TL BSMV olmak üzere toplam 598.447,75 TL borçlu olduğunun hesaplandığı, hesaplanan davacı banka alacak tutarının, 490.745,00 TL asıl alacak kısmının tespit edilen %40,00 üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5'i nispetindeki gider vergisi ile birlikte ödenmesi gerektiği; taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşme'sinin VI.5-Banka'nın Depo Talep Hakkı başlıklı maddesi altında teminat mektup tutarlarından kaynaklanan gayrinakdi riskin depo edilmesinin talep edilebileceğinin kararlaştırıldığı tespiti ile davacı bankanın 27.04.2021 takip tarihi itibariyle mer'i oldukları tespit edilen teminat mektuplarından kaynaklı olarak toplam 178.533,18 TL gayrinakdi riskinin deposunu davalı asıl kredi borçlusu ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den talep edebileceğinin anlaşıldığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu gerekçesiyle davacı bankanın talebinin kısmen kabulüne, davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden; Ankara 11. İcra Dairesinin 2021/5676 takip sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının iptali ile, Nakit Alacaklar Yönünden; davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden takibin ... nolu Ticari Kredilerden Kaynaklanan; 747.107,00 TL asıl alacak + 191.784,35 TL işlemiş akdi faiz + 16.376,61 TL işlemiş temerrüt faizi +10.408,05 TL BSMV olmak üzere toplam 965.676,01 TL tutarları üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 40 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, tazmin edilmiş teminat mektubundan kaynaklanan 490.745,00 TL asıl alacak + 91.818,00 TL işlemiş akdi faiz + 10.756,05 TL işlemiş temerrüt faizi+ 5.128,70 TL BSMV olmak üzere toplam 598.447,75 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 40 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, fazlaya yönelik taleplerinin reddine, hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 1.564.123,76 TL'sinin % 20 oranında hesaplanan 312.824,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Gayri Nakdi Alacak Yönünden; teminat mektupları için toplam 178.533,18-TL sorumluluk bedelinin depo talebinin davalı şirket yönünden kabulüne, takibin 178.533,18-TL’nin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine imkan verecek şekilde devamına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konsu icra takibinde %75 ve % 56,25 temerrüt faizi talep etme hakkının tespit edildiğini, ancak taleple bağlılık kapsamında % 40 oranında faiz esas alınarak hesaplama yapıldığını, icra takibinde müvekkili banka tarafından fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, hükme kısmen esas alınan bilirkişi raporunda takip talebinde ... no’lu kredi / hesaplarından kaynaklanan alacağın toplam 969.111,76 TL olarak gösterildiğini, ancak raporun içeriği ve sonuç kısmnda bu alacaklarla ilgili müvekkili bankanın toplam 965.676,01 TL talep edebileceği sonucuna varıldığını, rapora bu yönde yani takip talebinde gösterilen alacak rakamları ve bilirkişi hesaplamasın da yer alan rakamlar aradaki farkın anlaşılmadığı yönünde yapılan itirazın karşılanması amacıyla ek rapor alınmaksızın karar verildiğini, bilirkişi raporunda müvekkili bankanın talep edebileceği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması durumunda takip tarihi itibariyle müvekkili bankanın alacağının takip talebinde gösterilen tutardan daha yüksek çıkacağını, taleple bağlılık kapsamında karar verilecek ise takip talebindeki alacak kalemlerinde yer alan hesaplama ve talepler ile örtüşen şekilde karar verilmesi gerektiğini, nakdi alacaklar yönünden asıl borçlu şirket yönünden verilen kısmen kabul kararının haksız olduğunu, -davalı müteselsil kefillere genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ve temerrüt oluştuğunu, Genel Kredi Sözleşmesinin X-Diğer Hükümler başlıklı Tebligat adresi başlıklı 4. maddesinde; "Bu Sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi ve Bankaca gerekli tebligatın yapılabilmesi için aşağıdaki Müşteri ve kefillerin isim ve imzalarının yanında yazılı yerler kanuni ikametgah olup, belirtilen yerde adres yazılmaması halinde Müşteri ve kefillerin ticaret sicil dosyalarındaki veya Adres Kayıt Sistemi’ndeki son adresleri kanuni ikametgah kabul edilerek bu adrese veya Bankaya bildirilen kayıtlı elektronik posta adresine yapılacak tebligatlar şahıslarına yapılmış sayılacak, Müşteri ve kefiller ikametgahlarını değiştirseler bile ikametgahlarını ticaret siciline tescil ettirip ayrıca Bankaya noter aracılığı ile yazılı olarak bildirmedikleri takdirde yukarıda kanuni ikametgah olduğu kabul edilen adrese veya bu adresteki muhtarlığa tebligat evrakı bırakılmak suretiyle her türlü tebligat geçerli olacaktır.” hükmünün yer aldığını, bu kapsamda davalı müteselsil kefillere banka tarafından bilinen ve banka kayıtlarında yer alan adrese dayalı kayıt sisteminde yer alan adrese ihtirname keşide edildiğini, mahkemece kefiller yönünden gönderilen ihtarnamelerdeki adreslerin adres kayıt sisteminde yer alan adresler olduğunun belirlenmesine karşın temerrüdün oluşmadığı sonucuna ulaşılmasının haksız olduğunu, TBK'nın 586. maddesi kapsamında takip şartları oluşmakla müteselsil kefiller yönünden takip başlatılabileceğini, genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan ticari krediler yönünden TBK'nın 590/3 maddesi uyarınca müteselsil kefillerin borçtan sorumlu tutulmamasının haksız olduğunu, kefiller yönünden ihtarnamelerin usulüne uygun olarak gönderilmediğinin kabulü halinde dahi müteselsil kefillerin icra takibi ile borçtan ve ödenip ödenmediğinden haberdar olduklarını, buna göre kefillerin takip tarihi itibariyle temerrüde düşeceklerinin kabulü gerektiği, asıl borçlu ve müteselsil kefillerin kullandırılan tüm kredilerden sorumlu olduğun, teminat mektuplarının depo edilmesi talebinin kefillere yöneltilmesinin genel kredi sözleşmesi ve teamüllere uygun olduğunu, müteselsil kefiller yönünden davanın reddine kararı ile vekalet ücretine hükmedildiğini, ayrıca gayri nakdi alacaklar yönünden ikinci kez aleyhe vekalet ücretine hükmedilerek mükerrer olarak vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından kullanılan kredilerin bir kısmının KGF kefaleti ile kullandırılan krediler olduğunu, taksitli krediler için Kredi Garanti Fonu tarafından toplam 446.170,48 TL ödeme yapılmasına rağmen alacaktan bu ödemenin düşülmemesinin haksız olduğunu, tüzel kişilere yapılacak tebligatların elektronik yolla yapılmasının 01/01/2019 tarihinden itibaren zorunlu hale gelmiş olmasına karşın kat ihtarının normal tebligat olarak gönderilmesinin ve bu kat ihtarına dayalı olarak başlatılan takibin usulsüz olduğunu, hatalı bilirkişi raporu ile müvekkili şirket aleyhine verilen kararın yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi kararına karşı davalı Şirket vekilince 04/08/2023 tarihli dilekçe ile istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinaf harçları ile istinaf avansının bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanmasına ilişkin muhtıra davalı Şirket vekiline 17/09/2023 tarihinde tebliğ edilmiş ve Mahkemece kesin süre içerisinde eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle 28/09/2023 tarihli ek karar ile davalı Şirketin istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir. Ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığından Dairemizce istinaf incelemesi davacı banka vekilinin istinafına yönelik olarak yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/8208 (Eski Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/5676) sayılı icra takip dosyası ile; davacı banka tarafından davalılar aleyhine 747.183,05 TL asıl alacak, 490.745,00 TL asıl alacak, 178.533,18 TL teminat mektupları depo talebi , 194.984,07 TL işlemiş faiz, 16.376,61 TL işlemiş faiz, 10.568,03 TL BSMV, 91.818,00 TL işlemiş faiz, 10.756,05 TL işlemiş faiz, 5.128,70 TL BSMV olmak üzere toplam 1.746.092,69 TL alacağın tahsili amacıyla 27/04/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 07/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'a çıkarılan tebligatın iade edildiği, davalı ...'a tebligat çıkarılmadığı, her üç borçlunun da vekili aracılığıyla ve 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 10/05/2021 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, eldeki davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ve 12/05/2022 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Dosya kapsamından; davacı banka ile davalı Şirket arasında 23/02/2017 tarih ve 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ... ve davalı ...'ın ayrı ayrı 2.500.000,00 TL limitle müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, yine davacı banka ile davalı Şirket arasında 23/05/2018 tarih ve 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ... ile davalı ...'ın sözleşmede ayrı ayrı 6.250.000,00 limitle müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, davalı ... ile davalı ...'ın asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, kefaletlerinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583. vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalı asıl borçlu şirket ve davalı kefillere gönderilen 19/03/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile; 2.252.242,40 TL nakit alacağın tahsili, 178.533,18 TL gayri nakit alacağın ve 78.730,00 TL çek sorumluluk bedelinin depo edilmesi talep edilerek borçlulara 24 saat atıfet süresi verilmiştir. Anılan ihtarname davalı Şirkete 26/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kefillere ise bila tebliğ iade olmuştur. Eldeki davada davacı genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağının bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefaleti ile imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, takip tarihi itibariyle davacının davalı kefillere başvuru koşulunun oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarı mahkemece hüküm altına alınan faiz oranının usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı müteselsil kefiller yönünden genel kredi sözleşmesi tarihi ve talep tarihi dikkate alındığında TBK'nun 586. maddesinin uygulanması gerekir. Anılan maddenin 1.fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ve 2016/12120 Esas 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir..." denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi "Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar" düzenlenmesini içermektedir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin “Müşterinin Temerrüdü” başlıklı VI. maddesinde; “...1.1. Belirli bir vadede ödenmesi kararlaştırılan borçlarda; Müşteri, kredi borcunu (taksitlerden herhangi birini)vadesinde, tahakkuk edecek faiz komisyon ve diğer masrafları ve bilimum vergi, resim ve harçları ile birlikte ödememesi halinde herhangi bir ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden mütemerrit olur ve borç muaccel hale gelir. 1.2. Belirli bir vade kararlaştırılmayan kredilerde; borç Banka'nın göndereceği kredi kat ihtarı ile verilen süre içinde ödenmediği takdirde Müşteri yeni bir ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden mütemerrit ve borç muaccel hale gelir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde belirli bir vadeye bağlı borçlarda asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlı olmadığından, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip asıl borçluya gönderilen ihtarın en geç kefile tebliğ tarihi ile aynı gün tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. Belirli bir vade kararlaştırılmamış kredilerde ise asıl borcun muaccel olmasının borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlandığı anlaşılmakla, kefalet borcu için bu süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlayacağından kefile gönderilen hesap kat ihtarnamesinin bila tebliğ olması kefil yönünden borcun muaccel olmaması sonucunu doğuracaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı banka tarafından davalılara çıkarılan kat ihtarnamesi asıl borçlu davalı Şirkete 26/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kefillere çıkarılan tebligatlar ise iade edilmiştir. Takip konusu borçlar ise taksitli kredi ve BCH kredisi ile tazmin edilmiş teminat mektuplarına ilişkin olup, taksitli krediler yönünden borcun belirli bir vadeye bağlı olması nedeniyle davalı kefiller yönünden TBK'nun 586. maddesinde düzenlenen takip koşulu oluşmuştur. Ne var ki, asıl borçlu şirkete kat ihtarnamesinin tebliğ edilmesi ve tanınan sürenin dolması ile asıl borçlu şirket temerrüde düşmüş ise de, asıl borçluya yapılan tebligat ile takip koşulu oluşan davalı kefillerin icra takip tarihinde temerrüde düştüklerinin kabulü gerekir. Buna göre Mahkemece, takip konusu taksitli kredi borcu yönünden genel kredi sözleşmesinde muaccelliyet koşulu öngörülmediği ve kat ihtarnamesinin asıl borçlu davalı şirkete tebliği ile davalı kefiller hakkında takip koşulunun oluştuğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile aksi kabul yerinde olmadığından davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf nedenleri yerinde görülmüştür. Takip konusu BHC kredisi ve tazmin edilmiş teminat mektupları yönünden ise; asıl borcun muaccel olması sözleşmede süre içeren bir bildirimde bulunulması koşuluna bağlandığından TBK'nun 590/3. maddesi uygulanacak olup, hesap kat ihtarı tebliği ile birlikte kefiller yönünden alacak muaccel hale geleceğinden hesap kat ihtarının kefillere tebliğ edilememiş olması alacağın kefil yönünden muaccel olmaması sonucunu doğuracaktır. İİK'nın 68/b-1 maddesinde yer verilen adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde genel kredi sözleşmesinde bildirilen adrese hesap özetinin tebliğine dair çıkarılan tebligatın yapılamayıp iade edilmesi halinde hesap özetinin tebliğ edilmiş sayılacağına ilişkin hüküm asıl borçlu şirket yönünden geçerli olup, borçlu kefiller için bu yönde bir hüküm sevk edilmediğinden genel kredi sözleşmesinin X-Diğer Hükümler başlığı altındaki 4. maddesi hükmü gözetilerek kefillerin adres kayıt sistemindeki son adreslerinin kanuni ikametgah kabul edilerek bu adrese yapılacak tebligatların şahıslarına yapılmış sayılacağı, ikametgahlarını değiştirseler bile Bankaya noter aracılığıyla yazılı olarak bildirmedikleri takdirde bu adrese yapılacak her türlü tebligatın geçerli olduğu, dolayısıyla kredi alacağının muaccel olduğu kabul edilemeyecektir. Takip Konusu BHC kredisi ve tazmin edilmiş teminat mektupları yönünden muacceliyet için süre içeren bildirimin davalı kefillere tebliğ edilmesi gerektiğinden hesap kat ihtarının bila tebliğ olması davalı kefiller yönünden alacağın muaccel hale gelmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece BCH kredi ve tazmin edilmiş teminat mektuplarına ilişkin borcun davalı kefiller yönünden muaccel olmadığı ve takip koşulunun oluşmadığına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin “Muacceliyet ve Temerrüt Halleri İle Uygulanacak Gecikme Faizi” başlıklı 10. maddesinde; “..10.5.Müşteri'nin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini), masraf, komisyon ya da her türlü ad altındaki ücreti ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi veya borcun Sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde; Müşteri, borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren Banka'ca Borçlu Cari Hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taakhüt eder...” düzenlemesine yer verilmiştir. Dairemizce UYAP sistemi üzerinden temin edilip dosyaya kazandırılan TCMB Faiz Oranları Raporu uyarınca temerrüt tarihi olan Nisan 2021 döneminde fiilen uygulan en yüksek faiz oranın % 26.88 olduğu görülmüştür. Buna göre davacı banka tarafından takip konusu alacak için bankaca fiilen uygulanan % 26.88 faiz oranın %50 fazlası olarak hesaplanan % 40.32 oranında temerrüt faizi işletebileceği, buna karşılık icra takibinde % 40 oranında temerrüt faizi işletildiği anlaşılmakla, bilirkişi raporunda taleple bağlılık ilkesi gözetilerek bu oran üzerinden hesaplama yapılmasında ve söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan teminat mektubundan kaynaklanan gayrı nakdi alacağın depo edilmesi kefiller yönünden nakit alacağın dışında bir sorumluluk doğurduğundan bu hususta genel kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekir. Bir başka anlatımla, genel kredi sözleşmesinde müşterinin çekten ve/veya teminat mektubundan kaynaklanan gayrı nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin hüküm, müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefiller hakkında da uygulanacağına yönelik bir atıf hükmü ile kefillerin de gayrı nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacaktır. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde kefilin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi krediden sorumlu bulunduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmadığı anlaşılmakla davalı kefillerin gayri nakdi alacak kalemine yönelik takibe itirazının haklı olduğu gözetilerek gayri nakdi kredi borcu yönünden davalı kefiller hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilince davalı kefiller hakkında davanın reddi ile vekalet ücretine hükmedildiğini, ayrıca gayri nakdi alacaklar yönünden hükmedilen vekalet ücretinin mükerrer olduğu ileri sürülmüş ise de; nakdi krediden kaynaklanan alacağın nispi, gayri nakdi krediden kaynaklanan alacağın ise maktu vekalet ücretine tabi olduğu gözetildiğinde nakdi ve gayri nakdi kredi yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Sonuç olarak Dairemizce takip konusu taksitli kredi borcu yönünden borcun belirli bir vadeye bağlı olması nedeniyle asıl borçlu şirkete yapılan kat ihtarı tebliği ile davalı kefiller hakkında TBK'nun 586. maddesinde düzenlenen takip koşulunun oluştuğu ve ilk derece mahkemesi kararının bu yönü ile yerinde olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Taksitli ticari kredi borcu nedeniyle asıl borçlu şirket kat ihtarının tebliği ve tanınan atıfet süresinin dolması ile takip tarihinden önce temerrüte düşmüş ise de, davalı kefiller takip tarihinden önce temerrüte düşmediğinden işlemiş temerrüt faizinden, temerrüt faizinin BSMV'sinden sorumlu tutulamayacaktır. TTK'nun 7/1. maddesi kefilin temerrüt faizinden sorumlu tutulmasına ilişkin özel hüküm içerdiğinden, TBK'nun 589/2. maddesinde kefilin sorumlu olduğu kalemler arasında temerrüt faizinin gösterilmesi ancak TTK'nun 7/1. maddesi koşulları oluştuğunda uygulanabilecek hükümdür. Buna göre mahkeme hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı kefiller yönünden taksitli ticari kredi borcu nedeniyle taleple bağlılık ilkesi uyarınca asıl alacak ve kat öncesi işlemiş akdi faiz ile kat tarihinden sonra hesaplanan akdi faiz üzerinden belirlenen tutarlar esas alınarak ... ... ... ticari krediler yönünden 589.341,07 TL Asıl Alacak, 149.910,64 TL kat öncesi işlemiş işlemiş akdi faiz, 6.384,53 TL kat sonrası işlemiş akdi faiz ve 7.814,76 BSMV'den sorumlu oldukları kabul edilerek davalı kefiller yönünden toplam 753.451,00 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı kefiller hakkında taksitli ticari krediler yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A) 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih 20022/310 Esas 2023/377 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, B) Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davalı ... Tic. Ltd. Şti. Yönünden; Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2024/8208 (Eski 11. İcra Dairesinin 2021/5676) takip sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının KISMEN İPTALİ ile, I-Nakit Alacaklar Yönünden; a-Davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden takibin ... nolu Ticari Kredilerden Kaynaklanan; 747.107,00 TL Asıl Alacak + 191.784,35 TL İşlemiş Akdi Faiz + 16.376,61 TL İşlemiş Temerrüt Faizi + +10.408,05 TL BSMV olmak üzere toplam 965.676,01 TL tutarları üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 40 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, b-Tazmin Edilmiş Teminat Mektuplarından Kaynaklanan 490.745,00 TL Asıl Alacak + 91.818,00 TL İşlemiş Akdi Faiz + 10.756,05 TL İşlemiş Temerrüt Faizi+ 5.128,70 TL BSMV olmak üzere toplam 598.447,75 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 40 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, c-Fazlaya yönelik taleplerinin REDDİNE, II- Gayri Nakdi Alacak Yönünden; a-Teminat mektupları için toplam 178.533,18-TLsorumluluk bedelinin depo talebinin davalı şirket yönünden KABULÜNE, b-Takibin 178.533,18-TL’nin davacı banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesine imkan verecek şekilde devamına, 2- Davalı ... ve Davalı ... yönünden; Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2024/8208 (Eski Ankara 11. İcra Dairesinin 2021/5676 takip) sayılı dosyasına davalıların vaki itirazlarının KISMEN İPTALİ ile, takibin ... ... ... ticari krediler yönünden 589.341,07 TL asıl alacak, 149.910,64 TL kat öncesi işlemiş işlemiş akdi faiz, 6.384,53 TL kat sonrası işlemiş akdi faiz ve 7.814,76 BSMV olmak üzere toplam 753.451,00 tutarı üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 40 temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, 3)-Hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 1.564.123,76-TL'sinin % 20 oranında hesaplanan 312.824,75 TL icra inkar tazminatının (davalı ... ve davalı ... 150.690,20 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Nakit Alacaklar Yönünden; 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 106.845,29 TL harçtan peşin alınan 21.088,44 TL ile icra takip dosyasına yatırılan ve dava açılışında mahsup edildiği anlaşılan 5.622,88 TL olmak üzere 26.711,32 harcın düşümü ile kalan 80.133,97 TL harcın (davalı ... ve davalı ... 24.756,92 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince hesaplanan takdiren 173.129,30 TL vekalet ücretinin (davalı ... ve davalı ... 119.017,65 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı ... Tic. Ltd. Şti kendini vekille temsil ettirdiğinden; reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.435,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 7-Davalılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden; reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 128.116,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Gayri Nakdi Alacak Yönünden; 7-Gayri nakdi kredi alacağı yönünden 732,00 TL maktu karar harcının davalı ... Tic. Ltd. Şti'den tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Davacı yan yargılamada vekil ile temsil olunduğundan davacı yararına AAÜT uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ... Tic. Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 9-Davalılar ... ve ... yargılamada vekil ile temsil olunduğundan kaldırma gerekçesi ve aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 10-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı toplamı 21.180,64 TL ile icra takip dosyasına yatırılan ve dava açılışında mahsup edildiği anlaşılan 5.622,88 TL olmak üzere 26.803,52 TL harcın istinaf gelenin sıfatı gözetilerek davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 11-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 384,00-TL, bilirkişi ücreti olarak 3.000,00-TL yapılan toplam 3.384,00-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 3.376,58-TL’nin (davalı ... ve davalı ... 1.626,53 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin red/kabul oranına göre 3,51 TL'sinin davacıdan, 1.596,49 TL'sinin (davalı ... ve davalı ... 769,04 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 13-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE,
C)1-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 210,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 209,54 TL'sinin (davalılar ... ve ... 100,93 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Ankara 24. İcra Dairesi'nin 2023/19151 sayılı takip dosyasına davacı tarafından sunulan teminat mektubunun bu aşamada iadesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-