İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/879 E. 2026/602 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/879
- Karar No
- 2026/602
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/879 Esas KARAR NO : 2026/602
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/11/2025 KARAR TARİHİ : 17/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı .. Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'nin sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığını, ... 20. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hesabın kat edilerek ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirket hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde konkordato başvurusunda bulunulduğunu, konkordato talebinin reddedilerek kararın kesinleştiğini, bu nedenle şirket hakkında takip işlemlerinin yürütülmeyeceği ve ödeme emri gönderilmeyeceği yönünde icra dosyasına beyanda bulunulduğunu, davalıların borca, faize, faiz oranına ve takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... büro ve ... arabuluculuk numaralı dosyasında yapılan başvuruda anlaşma sağlanamadığını, takipten sonra borçlu şirket hesabına yapılan tahsilatların TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz ve masraflara mahsubu ile dava tarihi itibariyle güncel alacağın 2.430.618,00 TL olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesinin 6.1. maddesi uyarınca müvekkili banka defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu belirterek, 2.430.618,00 TL alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin %90 temerrüt faizi ile devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalılar, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamış olup HMK'nın 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmışlardır. Davalılar vekilinin icra dosyasına sunduğu 08/10/2024 tarihli itiraz dilekçesinde ise özetle; icra dairesinin yetkili olmadığı, yetkili icra dairesinin ... İcra Daireleri olduğu, talep edildiği kadar borç bulunmadığı, ihtarname ile takip talebindeki rakamların uyuşmadığı, alacağın fahiş hesaplandığı ve vadesinin gelmediği, kefaletin geçerli olmadığı, usulüne uygun temerrüde düşürülmediği, hesap katından önce hesap özetlerinin gönderilmediği ileri sürülerek yetkiye, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER: ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının UYAP'tan eklendiği, ... A.Ş.'ne yazılan yazıya cevap verildiği, sunulan evrakların kasaya alındığı, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ..ve ... esas sayılı dosyalarının istenildiği, dosyaların incelenmesinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ... ŞTİ tarafından konkordato talep edildiği, 30/07/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, 07/07/2025 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek tedbirlerin kaldırıldığı; ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde ... tarafından konkordato talebinde bulunulduğu, 30/07/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, 14/08/2024 tarihinde tedbirlerin kaldırılarak davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, verilen kararın yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, celp olunan ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde davalı ... Şti hakkında ödeme emrinin tebliğ edilmediği, davalı tarafça sunulmuş bir itiraz bulunmadığı görülmüştür Davaya konu takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesine dayalı olarak 4.215.600,49 TL nakdi alacak ile 231.750,00 TL gayrinakdi (25 adet çek yaprağı taahhüt bedeli) alacağın depo edilmek suretiyle tahsili için 23/09/2024 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığı; alacaklı vekilinin icra dosyasına sunduğu beyanında, borçlu ... Ltd. Şti. hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde konkordato davasının devam ettiğini, İİK'nın 294. maddesi uyarınca bu borçlu hakkında takip yürütülmeyeceğini ve ödeme emri tebliğ edilmeyeceğini bildirerek takibin yalnızca davalı ... hakkında devamını talep ettiği; icra müdürlüğünün 24/09/2024 tarihli kararı ile takibin borçlu şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği ve şirkete ödeme emri tebliğ edilmediği; davalı ...'ye ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içinde 08/10/2024 tarihinde yetkiye, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 30/04/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen ara karar ile; davalılar tarafından konkordato talebinde bulunulduğu ve geçici mühlet kararı verildiği, hesabın 31/07/2024 tarihinde kat edildiği, İİK'nın 296/1. maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından ve kefillere başvuru için asıl borcun muaccel olması gerektiğinden, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespiti gerektiği belirtilerek; davacı bankanın hesap kat tarihi itibariyle sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığı ve sözleşmede yer alan, sözleşmenin feshi ile hesabın katını gerektirecek diğer şartların mevcut olup olmadığı hususlarında dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere dosyanın bankacı bilirkişiye tevdiine, HMK'nın 218 ve 278/4. maddeleri uyarınca bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 14/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "1- Davacı banka ile davalı kredi borçlusu (asıl borçlu) ...Ltd. Şti. arasında 24/05/2023 tarihli, 20.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı ...'nin 20.000.000,00 TL kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı kefilin ... tarih ve ... sayılı ... ilanına göre asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkili temsilcisi olduğu, bu nedenle TBK'nın 584. maddesinin son fıkrası uyarınca eş rızasının aranmadığı, dosyada rehin veya ipotek tesisine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığı, 2- Kredi hesabının ... 20. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 31/07/2024 itibariyle kat edilerek 4.169.863,16 TL nakdi alacağın ödenmesinin ve 231.750,00 TL gayrinakdi çek taahhüt bedelinin depo edilmesinin istendiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirkete ve davalı kefile 05/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, verilen bir günlük sürenin bitimiyle 07/08/2024 tarihinde temerrüdün oluştuğu, 3- Davalı asıl borçlu şirket hakkında 30/04/2024 tarihinden itibaren geçici mühlet tedbir kararı verildiği, kredi hesaplarının ise geçici mühlet tarihinden yaklaşık üç ay sonra 31/07/2024 tarihinde kesilip kat edildiği, davacıdan temin edilen ek bilgi ve ekstrelere göre geçici mühlet tarihi öncesi muaccel hale gelen herhangi bir kredinin/alacağın bulunmadığı, 4- Kat tarihindeki asıl alacağın kefalet limitinin altında kaldığı, alacağın muaccel kabul edilmesi halinde takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacağın 3.710.604,52 TL olarak hesaplandığı, takip ile dava tarihi arasında yapılan ödemelerin mahsubu ile en son ödeme tarihi olan 03/02/2025 itibariyle ticari krediler yönünden bakiye asıl alacağın 1.914.023,02 TL olduğu, KMH ve kredi kartı hesaplarına ödeme yapılmadığı, gayrinakdi çek taahhüt bedeli yönünden 07/08/2024 itibariyle bakiye bir alacak kalmadığı, 5- Konkordato davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmiş olması ve huzurdaki davanın bunu takiben açılmış olması nedeniyle konkordato tedbir kararının kefalete etkisinin tartışılmasına gerek bulunmadığı" yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı asıl borçlu şirket yönünden itirazın iptali davasının özel dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davalı kefil yönünden ise asıl borçlu hakkında verilen geçici mühlet kararından sonra yapılan hesap kat işlemi ile asıl borcun muaccel hale gelip gelmediği ve buna bağlı olarak kefil hakkında takip yapılmasının koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davalı ... Şirketi yönünden; İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemede genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. İtirazın iptali davası, icra takibine bağlı ve ona özgü bir dava olup; geçerli olarak başlatılmış bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi, borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi suretiyle takibin durmuş olması ve davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılması bu davanın özel dava şartlarıdır. İtiraz, İİK'nın 62. maddesi uyarınca borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı başvurduğu bir hukuki çaredir; ödeme emri tebliğ edilmemiş bir borçlu yönünden ödeme emrine yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itirazdan söz edilemez. Dava şartları HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilir. Öte yandan İİK'nın 294/1. maddesi uyarınca mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve daha önce başlamış takipler durur. Bu hüküm, İİK'nın 288. maddesi yollamasıyla geçici mühlet süresince de uygulanır. Mühlet süresince konkordato talep eden borçlu aleyhine yapılan takip, kanunun emredici nitelikteki takip yasağına aykırı olup bu borçlu yönünden hukuki sonuç doğurmaz. Somut olayda; davalı şirket hakkında.... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında 30/07/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, icra takibinin ise mühlet devam ederken 23/09/2024 tarihinde başlatıldığı, alacaklı davacı vekilinin bizzat icra dosyasına sunduğu beyanında şirket hakkında devam eden konkordato süreci nedeniyle İİK'nın 294. maddesi uyarınca takip yürütülmeyeceğini ve ödeme emri tebliğ edilmeyeceğini bildirdiği, icra müdürlüğünce 24/09/2024 tarihinde takibin şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği ve davalı şirkete hiçbir aşamada ödeme emri tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda davalı şirket yönünden takip, İİK'nın 294/1. maddesindeki takip yasağına rağmen başlatılmış olup, şirkete usulüne uygun tebliğ edilmiş bir ödeme emri ve bu ödeme emrine karşı yapılmış, takibi durduran geçerli bir itiraz bulunmamaktadır. Borçlu vekilinin icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde şirketin de itiraz eden olarak gösterilmiş olması, şirkete tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmadığından ve şirket yönünden takip zaten icra müdürlüğü kararıyla durdurulmuş olduğundan, itirazın iptali davasına dayanak teşkil edebilecek hukuki nitelikte bir itiraz sayılamaz. Konkordato talebinin sonradan reddedilmiş olması da mühlet sırasında takip yasağına aykırı olarak başlatılan takibi geriye etkili olarak geçerli hale getirmez. Açıklanan nedenlerle, davalı şirket yönünden itirazın iptali davasının özel dava şartları bulunmadığından ve bu noksanlık giderilebilir nitelikte olmadığından, HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince davanın bu davalı yönünden özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... yönünden, davalı kefil hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yapılan konkordato talebi, takip tarihinden önce 14/08/2024 tarihinde dava şartı yokluğundan reddedilip tedbirler kaldırıldığından, takip tarihinde bu davalı yönünden İİK'nın 294. maddesi kapsamında bir takip yasağı bulunmamaktadır. Davalı kefile ödeme emri tebliğ edilmiş ve davalı süresinde itiraz etmiş olmakla, bu davalı yönünden davanın esasına girilmiştir. Her ne kadar davalı kefil icra takibine itirazında icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş ise de, İİK'nın 50. maddesi yollamasıyla uygulanan HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir; TBK'nın 89/1-1. maddesi uyarınca para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Davacı bankanın merkezinin İstanbul'da bulunması ve taraflar arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinin 6.2 maddesinde İstanbul mahkeme/icra dairelerini yetkili kılan bir yetki şartı bulunması karşısında İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi'nin yetkili olduğu anlaşıldığından, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dosyaya sunulan 24/05/2023 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin davalı ... tarafından 20.000.000,00 TL kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşmenin TBK'nın 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarını taşıdığı, davalı kefilin asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle TBK'nın 584. maddesinin son fıkrası uyarınca eş rızasının aranmadığı ve bu itibarla geçerli bir kefalet ilişkisinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak kefalet borcu, asıl borca bağlı (fer'i) bir borç olup kefilin sorumluluğunun doğması ve kefil hakkında takip yapılabilmesi, asıl borcun muaccel hale gelmesine bağlıdır. TBK'nın 586/1. maddesi uyarınca; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş ise alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. TBK'nın 590/1. maddesi uyarınca ise asıl borç muaccel olmadıkça kefil, asıl borçlunun iflası durumunda dahi ifaya zorlanamaz. Buna göre müteselsil kefile başvurulabilmesi için öncelikle asıl borcun muaccel olması gerekmekte olup, asıl borçlu yönünden muaccel hale gelmemiş bir borç için kefil takip edilemez. İİK'nın "Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları" başlıklı 296/1. maddesinde; "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm açık bir fesih ve muacceliyet yasağı niteliğinde olup, geçici mühlet süresince de uygulanır. Kredi ilişkisinin devamı, bir ticari işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi bakımından belirleyici olduğundan, asıl borçlu şirketin taraf olduğu genel kredi sözleşmesi işletme faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerdendir. Somut olayda; asıl borçlu şirket hakkında 30/07/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, davacı bankanın ise hesabı mühlet devam ederken 31/07/2024 tarihinde kat ettiği anlaşılmaktadır. Genel Kredi Sözleşmesinin 4.1. maddesinde kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda banka alacaklarının vade tarihinde muaccel hale geleceği ve borçların vadesinde ödenmemesi halinde müşterinin temerrüde düşeceği düzenlenmiştir. Mahkememizce bu hususun tespiti amacıyla verilen ara karar doğrultusunda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede bilirkişi, davacıdan temin edilen ek bilgi ve ekstrelere göre geçici mühlet tarihi öncesinde muaccel hale gelen herhangi bir kredinin/alacağın bulunmadığını tespit etmiştir. Davacı taraf, geçici mühlet tarihinden önce vadesi gelip ödenmeyen bir taksit veya kredi borcunun ya da sözleşmede öngörülen ve hesabın katını gerektiren başkaca bir fesih sebebinin varlığını ileri sürüp ispatlamadığı gibi, bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde de bu tespite yönelik bir itirazda bulunmamış, itirazlarını faiz oranları ve hesaplama yöntemi ile sınırlı tutmuştur. Bu durumda 31/07/2024 tarihli hesap kat işleminin, vadesinde ödenmeyen bir borca değil münhasıran asıl borçlunun konkordato yoluna başvurmuş olmasına dayandığı ve İİK'nın 296/1. maddesindeki fesih ve muacceliyet yasağına aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Hesap katı bu nedenle hukuki sonuç doğurmadığından asıl borç kat ihtarnamesi ile muaccel hale gelmemiş, asıl borcun muaccel olmadığı takip tarihinde TBK'nın 586. maddesinde aranan koşullar da gerçekleşmemiştir. Asıl borç muaccel olmadan kefil ifaya zorlanamayacağından, davalı kefilin takibe itirazı haklıdır. Bilirkişi raporunda, konkordato talebinin reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ve davanın bundan sonra açılması nedeniyle konkordato tedbir kararının kefalete etkisinin tartışılmasına gerek bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, bu görüşe mahkememizce itibar edilmemiştir. Zira itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haklı olup olmadığı, takibin dayanağını oluşturan alacağın takip tarihi itibariyle var ve muaccel olup olmadığına göre belirlenir; hesap kat işleminin geçerliliği ise kat tarihindeki koşullara göre değerlendirilir. Takibin dayanağını oluşturan hesap kat işlemi, yapıldığı tarihte İİK'nın 296/1. maddesine aykırı olduğundan, konkordato talebinin sonradan feragat nedeniyle reddedilmesi bu işlemi geriye etkili olarak geçerli hale getirmez. Davacı bankanın mühletin sona ermesinden sonra sözleşme hükümlerine uygun yeni bir kat ihtarı ile borcu muaccel kıldığına dair bir iddia ve delil de bulunmamaktadır. Aynı şekilde, bilirkişi raporunda banka kayıtlarına göre borç bakiyelerinin tespit edilmiş olması ve takip sonrasında asıl borçlu tarafından kısmi ödemeler yapılmış olması, taraflar arasındaki kredi ilişkisinin varlığını gösterse de, takip tarihi itibariyle borcun muaccel olmadığı sonucunu değiştirmez. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ...Esas,...Karar sayılı ilamında da; mühlet öncesinde vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından hesap kat tarihinde alacağın muaccel hale gelmediği, bu durumda kefil aleyhine dahi icra takibi başlatılamayacağı ve davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı sonucuna varıldığından, alacağın miktarına ilişkin bilirkişi hesaplamalarına ve davacının faiz oranlarına yönelik itirazlarına itibar edilerek değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Davanın reddine karar verildiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmamış, davalılar tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmediğinden bu konuda ayrıca değerlendirme yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Şirketi yönünden HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın özel dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 20.430,88TL harçtan mahsubu ile bakiye 19.698,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2026
Başkan e-imzalı Üye e-imzalı Üye e-imzalı Katip e-imzalı