Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1271 E. 2026/1590 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1271
- Karar No
- 2026/1590
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1271 KARAR NO : 2026/1590
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2024 NUMARASI : 2024/119 Esas 2024/1004 Karar DAVANIN KONUSU : Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Depo Edilmesi İstemli) BİRLEŞEN İZMİR 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/421 DAVANIN KONUSU : Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Depo Edilmesi İstemli) BAM KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Asıl ve birleşen dosya davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında Kuzey Grubu Birim Fiyat Esaslı Anahtar Teslim Endeks Okuma, Enerji Kesme-Açma, Sayaç Sökme-Takma Hizmet Alımı işi için 07/07/2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme kapsamındaki işin ifasını teminen müvekkili tarafından davalıya .... Bankası A.Ş. ... Şubesi’ne ait 07/07/2015 tarihli 5172....numaralı 740.000,00 TL bedelli ve ... A.Ş. İzmir ... Şubesi’ne ait 30/07/2015 tarihli 9940TM03... numaralı 460.000,00 TL bedelli toplamda 1.200.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektuplarının teslim edildiğini, sözleşmenin amacının ve genel ilkelerin sözleşmenin 3. maddesinde düzenlendiğini, buna göre davalının dağıtım bölgesinde bulunan İzmir ili, Bornova, Kemalpaşa, Karşıyaka, Çiğli, Menemen, Aliağa, Foça, Bergama, Dikili, Kınık ilçelerindeki ....’nin belirleyeceği bölgelerdeki müşteriler/ elektrik kullanıcıları ile ilgili olarak enerji kesme, açma, endeks okuma, sayaç sökme ve takma, bilgi güncelleme gibi sözleşmenin konusunu oluşturan ve .... tarafından verilecek işlerin sözleşmede belirtilen ücret karşılığında yüklenici tarafından kaliteli olarak azami verimlilik esasına göre yapılmasının amaçlandığını, sözleşmenin anahtar teslim eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının yüklenici çalışanlarına ve çalışanların faaliyetlerine ilişkin hiç bir sorumluluğunun bulunmayacağını, sözleşmenin 10. maddesinde teminata ilişkin hükümlerin düzenlendiğini, kesin teminat mektubunun, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak davalı tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra sözleşmeye göre iade edileceğini, 11. maddede ödeme yeri ve şartlarının belirlendiğini, sözleşmenin 31/10/2017 tarihinde normal süresinde sona erdiğini, her ne kadar sözleşme türü eser sözleşmesi olarak tanımlansa da müvekkilinin davalıya hizmet niteliğinde edimde bulunmayı üstlendiğini ve müvekkilinin 5. maddede açıklandığı şekilde “elektrik kullanıcılarının sayaçlara ait endekslerin tespiti, tespit edilen endekslerin GPRS özelliğine sahip endeksöre girilmesi, tedarik şirketleri adına fatura veya bildirim tanzimi ve müşteriye bırakılması, müşterilerin alçak gerilim seviyesinde elektrik enerjilerinin haftanın her günü mevzuata ve .... talimatlarına uygun olarak kesilmesi veya açılması, ölçü devresinin sayaçların ve mühürlerin kontrolleri ve tespiti, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların tespiti, durum kodu konulacak müşterilerin tespiti, abonelere ait kimlik, adres, iletişim, sayaç bilgilerinin, vergi numaralarının, kullanıcı isimlerinin ve benzeri bilgilerin toplanarak güncellenmesi ve ....’ye bildirilmesi ve sisteme girişlerinin sağlanması, verilecek iş programına göre müşteri sayaçlarının sökülmesi ve takılması gibi” işleri müvekkilinin sözleşme kapsamında yerine getirerek teslim ettiğini, sözleşmede kesin teminat mektubunun, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak ... tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra iade edileceğini, hizmetin garantisi olmaması gerekmesine rağmen garanti süresi adı altında kesin hesabın kendilerince onaylandığı tarihten 24 ay geçtikten sonra teminat mektubunun iade edileceği yönünde sözleşmeye hüküm koyduklarını, İş Kanunu’nun 6. maddesinde “İş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan iş veren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda işçinin devreden iş veren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde ve devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesi ile sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf iş yerinin veya iş yerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. Yukarıdaki hükümler iflas dolayısıyla mal varlığının tasfiyesi sonucu iş yerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.” hükmünün bulunduğunu, davalının devralan işveren ile devreden işverenin müteselsil sorumluluk süresi olan iki yıllık süreyi yasayı dolanmak amacıya sözleşmeye teminat mektubunun iadesi şartlarından biri olarak garanti süresi şartı olarak koyduğunu, sözleşmenin teminatın iadesine ilişkin bu hükmünün genel işlem koşulu olduğunu ve hakimin müdahalesi gerektiğini, ortada 6098 sayılı TBK çerçevesinde genel işlem koşullarına aykırılığın bulunduğunu, söz konusu maddenin sözleşmeye yazılmamış sayılması gerektiğini, dürüstlük kuralına aykırılığın söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem kuralı koşullarına tabi bir sözleşme olduğunu, zira bu sözleşmelerin Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme programına alınarak özelleşmiş olan Türkiye’deki tüm özel elektrik şirketlerince tip sözleşme olarak tek taraflı hazırlanıp diğer tarafın kabulüne bir şekilde zorlanan nitelikte bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin maddelerinin yorumlanmasında TBK’nın 23. maddesi gereği sözleşmeyi hazırlayanın aleyhine yorumlanması gerektiğini, müvekkili tarafından 07/07/2015-31/10/2017 tarihleri arasında davalıya verdiği hizmet nedeniyle sözleşme kapsamında davalı şirket bünyesinde çalıştırdığı işçilerden yeni taşeron şirketler tarafından işlerine devam ettirilmeyen ve kıdem tazminatı ödenmesi gereken işçilerin yasal haklarının ödendiğini ve ödenmeye devam edildiğini, yine müvekkilinin 31/10/2017 tarihinde iş yeri SGK kapanış evraklarının verilmesi ile iş yeri dolayısıyla borcu olmadığına ilişkin belgeyi alarak davalıya teslim ettiğini ancak davalının sözleşmenin 10. maddesini gerekçe göstererek teminat mektuplarını iade etmediğini belirterek, sözleşmenin 10. maddesinin sözleşmeye yazılmamış sayılmasına toplam 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının iptali ile müvekkiline iadesine, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda nakde çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında Güney Grubu Birim Fiyat Esaslı Anahtar Teslim Endeks Okuma, Enerji Kesme-Açma, Sayaç Sökme-Takma Hizmet Alımı işi için 07/07/2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme kapsamındaki işin ifasını teminen müvekkili tarafından davalıya ...Bankası A.Ş. .... Şubesi’ne ait 03/07/2015 tarihli 7100047863 numaralı 180.000,00 TL bedelli, .... Bankası A.Ş. ....Şubesi’ne ait 18/07/2015 tarihli 11363783 numaralı 320.000,00 TL bedelli, .... Bankası A.Ş. İzmir ... Şubesi’ne ait 14/07/2015 tarihli 1230504 numaralı 260.000,00 TL bedelli, .... Bank A.Ş. İzmir ....Şubesi’ne ait 29/07/2015 tarihli 9940TM03810 numaralı 900.000,00 TL bedelli ve .... Bank A.Ş. İzmir .... Şubesi’ne ait 30/07/2015 tarihli 9940TM03816 numaralı 140.000,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 1.800.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektuplarının teslim edildiğini, sözleşmenin amacının ve genel ilkelerin sözleşmenin 3. maddesinde düzenlendiğini, buna göre davalının dağıtım bölgesinde bulunan İzmir ili, Konak, Eşrefpaşa, Yenişehir, Buca, Gaziemir, Menderes, Gümüldür, Narlıdere- Güzelbahçe, Çeşme, Urla, Seferihisar, Karaburun, Torbalı, Selçuk, Tire, Bayındır, Ödemiş, Kiraz, Beydağ ilçelerindeki ....’nin belirleyeceği bölgelerdeki müşteriler/ elektrik kullanıcıları ile ilgili olarak enerji kesme, açma, endeks okuma, sayaç sökme ve takma, bilgi güncelleme gibi sözleşmenin konusunu oluşturan ve...tarafından verilecek işlerin sözleşmede belirtilen ücret karşılığında yüklenici tarafından kaliteli olarak azami verimlilik esasına göre yapılmasının amaçlandığını, sözleşmenin anahtar teslim eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının yüklenici çalışanlarına ve çalışanların faaliyetlerine ilişkin hiç bir sorumluluğunun bulunmayacağını, sözleşmenin 10. maddesinde teminata ilişkin hükümlerin düzenlendiğini, kesin teminat mektubunun, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak davalı tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra sözleşmeye göre iade edileceğini, 11. maddede ödeme yeri ve şartlarının belirlendiğini, sözleşmenin 31/10/2017 tarihinde normal süresinde sona erdiğini, her ne kadar sözleşme türü eser sözleşmesi olarak tanımlansa da müvekkilinin davalıya hizmet niteliğinde edimde bulunmayı üstlendiğini ve müvekkilinin 5. maddede açıklandığı şekilde “elektrik kullanıcılarının sayaçlara ait endekslerin tespiti, tespit edilen endekslerin GPRS özelliğine sahip endeksöre girilmesi, tedarik şirketleri adına fatura veya bildirim tanzimi ve müşteriye bırakılması, müşterilerin alçak gerilim seviyesinde elektrik enerjilerinin haftanın her günü mevzuata ve.... talimatlarına uygun olarak kesilmesi veya açılması, ölçü devresinin sayaçların ve mühürlerin kontrolleri ve tespiti, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların tespiti, durum kodu konulacak müşterilerin tespiti, abonelere ait kimlik, adres, iletişim, sayaç bilgilerinin, vergi numaralarının, kullanıcı isimlerinin ve benzeri bilgilerin toplanarak güncellenmesi ve ....’ye bildirilmesi ve sisteme girişlerinin sağlanması, verilecek iş programına göre müşteri sayaçlarının sökülmesi ve takılması gibi” işleri müvekkilinin sözleşme kapsamında yerine getirerek teslim ettiğini, sözleşmede kesin teminat mektubunun, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak .... tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra iade edileceğini, hizmetin garantisi olmaması gerekmesine rağmen garanti süresi adı altında kesin hesabın kendilerince onaylandığı tarihten 24 ay geçtikten sonra teminat mektubunun iade edileceği yönünde sözleşmeye hüküm koyduklarını, İş Kanunu’nun 6. maddesinde “İş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan iş veren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda işçinin devreden iş veren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde ve devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesi ile sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf iş yerinin veya iş yerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. Yukarıdaki hükümler iflas dolayısıyla mal varlığının tasfiyesi sonucu iş yerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.” hükmünün bulunduğunu, davalının devralan işveren ile devreden işverenin müteselsil sorumluluk süresi olan iki yıllık süreyi yasayı dolanmak amacıya sözleşmeye teminat mektubunun iadesi şartlarından biri olarak garanti süresi şartı olarak koyduğunu, sözleşmenin teminatın iadesine ilişkin bu hükmünün genel işlem koşulu olduğunu ve hakimin müdahalesi gerektiğini, ortada 6098 sayılı TBK çerçevesinde genel işlem koşullarına aykırılığın bulunduğunu, söz konusu maddenin sözleşmeye yazılmamış sayılması gerektiğini, dürüstlük kuralına aykırılığın söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem kuralı koşullarına tabi bir sözleşme olduğunu, zira bu sözleşmelerin Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme programına alınarak özelleşmiş olan Türkiye’deki tüm özel elektrik şirketlerince tip sözleşme olarak tek taraflı hazırlanıp diğer tarafın kabulüne bir şekilde zorlanan nitelikte bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin maddelerinin yorumlanmasında TBK’nın 23. maddesi gereği sözleşmeyi hazırlayanın aleyhine yorumlanması gerektiğini, müvekkili tarafından 07/07/2015-31/10/2017 tarihleri arasında davalıya verdiği hizmet nedeniyle sözleşme kapsamında davalı şirket bünyesinde çalıştırdığı işçilerden yeni taşeron şirketler tarafından işlerine devam ettirilmeyen ve kıdem tazminatı ödenmesi gereken işçilerin yasal haklarının ödendiğini ve ödenmeye devam edildiğini, yine müvekkilinin 31/10/2017 tarihinde iş yeri SGK kapanış evraklarının verilmesi ile iş yeri dolayısıyla borcu olmadığına ilişkin belgeyi alarak davalıya teslim ettiğini ancak davalının sözleşmenin 10. maddesini gerekçe göstererek teminat mektuplarını iade etmediğini, bu konuda davalıya Bakırköy 40. Noterliği’nden 23/03/2018 tarihli ve 08555 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, buna rağmen teminat mektuplarının iade edilmediğini belirterek, sözleşmenin 10. maddesindeki şartın genel işlem şartı olduğunun tespiti ile sözleşmeye yazılmamış sayılmasına, toplam 1.800.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının iptali ile müvekkiline iadesine, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda nakde çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap süresinin uzatılması isteğini içeren 28/05/2018 tarihli dilekçesi ile; davacının teminat mektubunun tarafı olmadığını, teminat mektubunu güvence verenin bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyenin ....Bankası A.Ş.-.... Bank A.Ş. olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ayrıca davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden de reddi gerektiğini belirtmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu teminat mektuplarının 07/07/2015 tarihli sözleşme gereğince alındığını, anılan hizmet alım işimin 01/08/2015-31/10/2017 tarihleri arasında davacı tarafından yürütüldüğünü, işin 24 aylık normal süresine ilave olarak 3 aylık süre uzatımı sonunda 31/10/2017 tarihinde sona erdiğini, teminatın iadesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği sözleşmenin 10.3.c maddesinde “Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesinin getirilmesi” koşulunun düzenlendiğini, bugüne kadar SGK tarafından düzenlenen ilişiksizlik belgesi sunulmadığı gibi ilişiksizlik belgesinin verilmesi için SGK tarafından sözleşme ile ilgili bilgi ve belgelerin istendiği yazının da gelmediğini, ayrıca davacı şirket çalışanları tarafından müvekkiline açılmış olan işçi alacak davaları bulunmakta olup bu alacaklardan davacı şirketle birlikte müvekkilinin de sorumluluğunun bulunduğunu, sözleşmenin kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi başlıklı 12.4 maddesinde teminat mektubunun iade edilme koşullarının düzenlendiğini, davacının bu koşulları yerine getirmemesi nedeniyle teminat mektubunun iade edilmediğini, hizmet alım işlerinin İş Mahkemeleri tarafından devirli iş olarak kabul edilmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş yerinin veya bir bölümünün devri başlıklı 6. maddesine göre devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı sorumluluğunun olması ve bu süre içerisinde davacı şirkette çalışmış olan ve başka işverene devredilen işçiler tarafından şirketleri aleyhine alacak davaları açılması, davacı şirketçe işçi haklarının ödenmemesi nedeniyle dava açılma riski ile karşı karşıya kalınması gibi sebeplerden dolayı teminat mektubunun iadesinin yapılmadığını, davacının ihale bitimi nedeniyle doğan ve müvekkili şirket tarafından hak edişlere dahil edilerek ödenen personel kıdem tazminatlarını ve sair işçilik alacaklarını çalışanlara ödemeyerek yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla müvekkiline borcunun kaldığını, davacı tarafça İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/166 Esas sayılı dava dosyasında açılmış olan aynı konulu davada “sözleşme hükümlerinde teminat mektubunun iadesinin sadece SGK’ya çalıştırdıkları kişiler nedeniyle prim borcu kalmamasına değil, davalı idareye karşı borcunun da olmaması şartına bağlandığı, davalı tarafından belirtilen iş mahkemelerinde görülen bir kısım dava dosyalarının getirtildiği, davalının bu davalarda asıl işveren sıfatı ile davalı olduğu, bu hale göre davacının dava tarihi itibariyle davalıya hiçbir borcunun olmadığını ispat edemediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/835 Esas sayılı davanın da savunmalarına dayanak oluşturacak nitelikte olduğunu, bu davanın da reddine karar verildiğini, ayrıca yine İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/135 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu teminat mektuplarının hizmet alımı işi için alınan kesin teminat mektupları olduğunu, alınan hizmet alım işinin 01/08/2015-31/10/2017 tarihleri arasında davacı tarafından yürütüldüğünü, işin kabulünün yapılabilmesi için davacıdan çalışanlar ve özlük haklarına ilişkin bilgi ve belgelerin istendiğini, kıdem tazminatı ödendiğine ilişkin banka dekontları, yıllık izin bordroları ve ibranameler tamamlanmadığı için işin kesin kabulünün yapılmadığını, çalışanlara ait fesih bildirim yazıları, kıdem tazminatı bordro ve dekontları, yıllık ücretli izin bordroları, ibranameler, SGK işten ayrılış bildirgeleri ile SGK ilişiksizlik belgesinin kabul komisyonuna sunulmak üzere müvekkili şirkete iletilmesinin istendiğini ancak ihbar süresi bildirimleri ve SGK işten ayrılış bildirgeleri dışında bir evrak sunulmadığını, davacı şirketin sözleşmenin 12.4 maddesindeki koşulları yerine getirmemesi sebebiyle teminat mektubunun iade edilmediğini, hizmet alım işinin İş Mahkemeleri tarafından devirli iş olarak kabul edilmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş yerinin veya bir bölümünün devri başlıklı 6. maddesine göre devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı sorumluluğunun olması ve bu süre içerisinde davacı şirkette çalışmış olan ve başka işverene devredilen işçiler tarafından şirketleri aleyhine alacak davaları açılması, davacı şirketçe işçi haklarının ödenmemesi nedeniyle dava açılma riski ile karşı karşıya kalınması gibi sebeplerden dolayı teminat mektubunun iadesinin yapılmadığını, davacının ihale bitimi nedeniyle doğan ve müvekkili şirket tarafından hak edişlere dahil edilerek ödenen personel kıdem tazminatlarını ve sair işçilik alacaklarını çalışanlara ödemeyerek yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla müvekkiline borcunun kaldığını, davacı tarafça İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/166 Esas sayılı dava dosyasında açılmış olan aynı konulu davada “sözleşme hükümlerinde teminat mektubunun iadesinin sadece SGK’ya çalıştırdıkları kişiler nedeniyle prim borcu kalmamasına değil, davalı idareye karşı borcunun da olmaması şartına bağlandığı, davalı tarafından belirtilen iş mahkemelerinde görülen bir kısım dava dosyalarının getirtildiği, davalının bu davalarda asıl işveren sıfatı ile davalı olduğu, bu hale göre davacının dava tarihi itibariyle davalıya hiçbir borcunun olmadığını ispat edemediği” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verildiğini, yine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/835 Esas sayılı davanın da savunmalarına dayanak oluşturacak nitelikte olduğunu, bu davanın da reddine karar verildiğini, ayrıca yine İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/135 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiğini, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde “müvekkili ile imzalanan sözleşmenin tip sözleşme olduğunu, sözleşmenin kurulması sırasında müdahalelerin olmadığını, sözleşmenin müzakere edilmediğini” belirttiğini, sözleşmenin belli bir iş için hazırlanmış olan hizmet sunumuna, ödemelere ve taraflar arasında uygulanacak sair hususlara ilişkin hüküm ve koşullar içerdiğini, yüklenici adaylarının sözleşmeyi alıp okuyarak kendileri için ticari fayda görür ise ihaleye girdiklerini, davacının sözleşmede yazılı olan alacaklarını aldığını, ayrıca davacının müvekkili ile imzaladığı tek sözleşmenin dava konusu sözleşme olmadığını, 2002 yılından itibaren davacının müvekkili şirketin 7 ihalesini kazandığını ve 7 dönem hizmet alım işini yürüttüğünü belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. MAHKEMECE: "..., Dava ve birleşen dava; hizmet sözleşmesi nedeniyle verilen teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir. Mahkememizce, özetle; “dava konusu teminatların iade edilebilme koşullarının bulunmadığı” gerekçeleriyle “1-Davanın REDDİNE” ilişkin 17/01/2020 tarihli, 2018/415 Esas ve 2020/43 Karar sayılı karar verilmiştir. Karara karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkememiz kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 11/01/2024 tarihli, 2020/856 Esas ve 2024/139 Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Gerekçesinde; “...Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektuplarının iptali ile iadesi, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda davalıdan tahsiline karar verilmesini istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı taraf davalının sözleşmenin 10. maddesini gerekçe göstererek teminat mektuplarını iade etmediğini belirterek, sözleşmenin 10. maddesinin sözleşmeye yazılmamış sayılmasına, toplam 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının iptali ile müvekkiline iadesine, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda nakde çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 17/01/2020 tarih, 2018/415 esas 2020/43 karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama aşamasında İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2019 tarih 2018/421 esas, 2019/32 karar sayılı ilam ile dosyanın İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dosyası ile birleştirmesine kararı verildiği, bu karar sonrasında 31/01/2019 tarihli müzekkere ve birleştirme kararı ile dava dosyasının İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dosyasına gönderildiği, mahkemece bu dosya yönünden işlem yapılmadığı gibi hüküm de kurulmadığı görülmüştür. HMK'nun 353/1-a-maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği haller düzenlenmiştir. Sözkonusu maddenin (Değişik 22/07/2020-7251/35 md) 6. bendinde; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması da bu hallerden biri olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması, birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2019 tarih 2018/421 esas, 2019/32 karar sayılı dosyası yönünden inceleme yapılarak ayrıca hüküm kurulması gerekmesi nedeniyle HMK'nın 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.” denmiştir. Karar sonrasında birleşen dava yönünden de taraf teşkili sağlanmak ve dilekçeler aşaması tamamlanmak suretiyle değerlendirme yapılmıştır. Taraflar arasında 07/07/2015 tarihli birim fiyat esaslı anahtar teslim endeks okuma, enerji kesme açma ve sökme takma hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında davacı yüklenici tarafından davalı işverene işin ifasını temin etmek amacıyla davanın ve birleşen davanın konusu olan kesin teminat mektupları verilmiştir. Asıl dava kapsamında verilen teminat mektupları; ....Bankası A.Ş. ... Şubesi’ne ait 08/07/2015 tarihli 517219 sayılı 740.000,00 TL bedelli ve ....Bank A.Ş.’ye ait 30/07/2015 tarihli 9940TM03817 numaralı 460.000,00 TL bedelli teminat mektuplarıdır. Birleşen dava kapsamında verilen teminat mektupları ise;....Bankası A.Ş. ... Şubesi’ne ait 03/07/2015 tarihli 7100047863 numaralı 180.000,00 TL bedelli, .... Bankası A.Ş. .... Şubesi’ne ait 18/07/2015 tarihli 11363783 numaralı 320.000,00 TL bedelli, .... Bankası A.Ş. İzmir ...Şubesi’ne ait 14/07/2015 tarihli 1230504 numaralı 260.000,00 TL bedelli, .... Bank A.Ş. İzmir ....Şubesi’ne ait 29/07/2015 tarihli 9940TM03810 numaralı 900.000,00 TL bedelli ve .... Bank A.Ş. İzmir ... Şubesi’ne ait 30/07/2015 tarihli 9940TM03816 numaralı 140.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektuplarıdır. Asıl dava yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlık; “taraflar arasında imzalanan 07/07/2015 tarihli hizmet alım sözleşmesi gereğince davacı tarafından davalıya verilen 460.000,00 TL ve 740.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektuplarının iadesi koşullarının bulunup bulunmadığı” konusundadır. Birleşen dava yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlık; “taraflar arasında imzalanan 07/07/2015 tarihli hizmet alım sözleşmesi gereğince davacı tarafından davalıya verilen ....Bankası A.Ş. .... Şubesi’ne ait 03/07/2015 tarihli 7100047863 numaralı 180.000,00 TL bedelli, ....Bankası A.Ş... Şubesi’ne ait 18/07/2015 tarihli 11363783 numaralı 320.000,00 TL bedelli,.... Bankası A.Ş. İzmir ... Şubesi’ne ait 14/07/2015 tarihli 1230504 numaralı 260.000,00 TL bedelli, ....Bank A.Ş. İzmir ... Şubesi’ne ait 29/07/2015 tarihli 9940TM03810 numaralı 900.000,00 TL bedelli ve ....Bank A.Ş. İzmir ... Şubesi’ne ait 30/07/2015 tarihli 9940TM03816 numaralı 140.000,00 TL bedelli olmak üzere toplamda 1.800.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektuplarının iade edilebilme koşullarının bulunup bulunmadığı” konusundadır. Davalı vekilinin ileri sürdüğü zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının HMK’nın 31. maddesi gereğince gerekçe içermemiş olması, eldeki dava ve birleşen dava yönünden hak düşürücü sürenin olmaması; davanın ve birleşen davanın TBK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açılmış bulunması karşısında reddine karar verilmiştir. Teminat mektubunun iade edilebilme koşulları taraflar arasında düzenlenen 07/07/2005 tarihli sözleşmenin “Kesin Teminat Geri Verilmesi” başlıklı 10.3. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk paragrafında; “Kesin teminat mektubu, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak davalı tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra sözleşmeye göre iade edilecektir.” dendikten sonra alt paragrafında başlıklar halinde teminat mektubunun iadesi için tamamının sağlanması zorunlu kılınan koşullar sayılmıştır. Bu koşullar sözleşmedeki başlıkları ile; “a-Taahhüdün, sözleşme ve eklerine uygun ve eksiksiz olarak yerine getirilmiş olması, b-Yüklenicinin bu işten dolayı....’ye veya aynı ekonomik bütünlük içindeki şirketlerden birisine mevcut veya muhtemel herhangi bir borcunun olmaması, c-Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesinin getirilmesi, d-Yüklenici çalışanlarının tüm haklarının (ücret, kıdem tazminatı, izin ücreti, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, primler gibi) ödendiğine dair banka dekont veya ekstreleri ve ıslak imzalı ibranamelerin getirilmesi), e-Varsa teminat üzerindeki hacizlerin kaldırılması”dır. 07/07/2005 tarihli sözleşme, tarafların özgür iradeleri ile sözleşme serbestisi içerisinde düzenlenmiş ve davacı tarafça imzası inkar edilmeyen bir sözleşmedir. Bu sözleşmede verilmesi kararlaştırılan dava konusu hizmetin tanımı yapılmış, ödeme koşulları belirlenmiş ve yüklenici davacı tarafça verilen teminatlar ile iade koşulları açık bir şekilde düzenlenmiştir. Nitekim; davacı yüklenici tarafından dava konusu hizmetin verildiği, dava konusu iki adet teminat mektubunun işin teminatı olarak davalıya verildiği hususu da uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşmenin 10.3. maddesinde teminatın iade koşulları kararlaştırılmış olmakla birlikte 27. maddesinde yüklenici tarafından aynen uygulanacak olan sözleşmenin ekleri sayılmıştır. Bunlardan birisi de Hizmet İşleri Genel Şartnamesidir. Sözleşmenin eki ve tamamlayıcısı olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. bölümünde “Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel, Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları” ana başlıklı “Çalışanların Özlük Hakları” alt başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında; “Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemede açıkça belirtildiği şekilde yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, ücretlerinin ödenmesinden yüklenici sorumludur. Nitekim; ödenmemiş ücret, izin ve fazla mesai ücretlerinin, ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsili istemiyle üst işveren olan davalı ... .. A.Ş. aleyhine İzmir 8. İş Mahkemesi’nde, 5. İş Mahkemesi’nde, İzmir 6. İş Mahkemesi’nde, İzmir 13. İş Mahkemesi’nde, İzmir 11. İş Mahkemesi’nde, İzmir 5. İş Mahkemesi’nde, İzmir 2. İş Mahkemesi’nde, İzmir 4. İş Mahkemesi’nde, İzmir 8. İş Mahkemesi’nde davalar açılmıştır. Toplanan ve sunulan deliller ile tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan sözleşme, eki şartname ve diğer belgeler ile açılan davalar ve dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 07/07/2005 tarihli sözleşmenin teminatın iade edilebilme koşullarını düzenleyen 10.3. maddesinde teminatın iade edilmesi için "a) Taahhüdün, sözleşme ve eklerine uygun ve eksiksiz olarak yerine getirilmiş olması, b) Yüklenicinin bu işten dolayı ....'ye veya aynı ekonomik bütünlük içerisindeki şirketlerden birisine mevcut veya muhtemel herhangi bir borcunun olmaması, c) Sosyal Güvenlik Kurumundan ilişiksizlik belgesinin getirtilmesi..." hususları koşul olarak düzenlenmiş olup, teminatların da aynı zamanda davacı tarafça, çalışanlarının ve ilgililerin doğmuş ve doğacak her türlü alacaklarının teminat ve garantisi olarak verilmiş bulunması, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi ve 6552 sayılı kanunla değişik 112. maddesi uyarınca işçiye karşı, yükleniciyle birlikte müteselsilen sorumlu olan davalının, aralarındaki sözleşmeyle kararlaştırılan ve ileride doğması muhtemel rücu alacağının teminatı olarak teminat mektubunu tutma hakkının bulunması karşısında; sözleşme gereğince hizmetin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildikten, davacı yüklenicinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığı belirlendikten ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesi getirildikten sonra teminatın iade edilmesi gerekli olup, asıl davada ve birleşen davada davalı aleyhinde, asıl davada ve birleşen davada davacı yükleniciye bağlı olarak çalışan işçilerin açtıkları alacak davalarının bulunması, asıl davada ve birleşen davada davacı yüklenici şirketin personel alacaklarını ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyecek bulunması ve SGK'dan ilişiksizlik belgesinin getirilmemiş olması, bu çerçevede de davalı tarafın gerek asıl davada gerekse birleşen davada teminat mektuplarını iade etmeyerek üzerinde tutmasının sözleşmeye uygun olması karşısında, davanın ve birleşen dava tarihleri itibariyle teminatların iade edilebilme koşullarının bulunmadığı kanaatine ulaşılmış, yerinde görülmeyen davanın ve birleşen davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Asıl davanın REDDİNE, Birleşen davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme heyeti tarafından taleplerinin tamamen anlaşılmadan ve sığ bir inceleme neticesi ve açık olan talepleri görmezden gelinerek haklı davalarının reddedildiğini, oysa ki; gerek asıl davada ve gerekse de birleşen davada, açıkladıkları üzere; davalı şirketin İş Kanunu'nun amir hükmü olan 6. maddesinde “ Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır " hükmünü bertaraf etmek/kanunu dolanmak amacı ile sözleşmeye teminat mektubunun iadesi şartlarından biri olarak garanti süresi şartı olarak koyduğu, sözleşmenin teminatın iadesine ilişkin bu hükmünün genel işlem koşulu olduğu, kanundaki genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelerin emredici nitelikteki olduğu, B.K. 20/1 maddesine göre; “ Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. ” şeklinde olduğu, B.K. 20 maddesinin son fıkrasında “ Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümlerin, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanacağının” hükme bağlandığını, Genel İşlem Koşulları sayılan sözleşme maddelerinin, Sözleşmeye Yazılmamış Sayılmasının kural olduğu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 21., 22. ve 24. maddeleri ile hukuk sistemimize dahil olan yeni kavramlardan biri de yazılmamış sayılma olduğu, Genel İşlem Koşullarının, sözleşmeyi kabul eden tarafa karşı maddede belirtilen şartlar dışında ileri sürülemeyeceği 21. madde hükmü ile ifade edilmiş olup bu maddeye göre “ Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. ” şeklinde düzenlemenin mevcut olduğu, Genel İşlem Şartlarına yönelik korumanın Yeni Borçlar Kanunu öncesinde de Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu gibi temel kanunların emredici hükümlerine dayanmak suretiyle de uygulandığı, 6098 sayılı T.B.K. 25. maddesi ile “ Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağı ” şeklindeki kanun maddesinin hilafında sözleşmelere konulan kayıtların kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğu, yine T.T.K’nun madde 55-1/f (Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak); " Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine, doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” şeklinde düzenlemenin olduğu, ayrıca 4077 sayılı Tüketicin Korunması Hakkındaki Kanun ile sözleşmedeki haksız şartlar sadece tüketiciler açısından göz önüne alınırken, 6098 sayılı T.B.K. ile genel işlem şartlarının uygulama alanı oldukça genişletilerek karşı tarafın tüketici olup olmamasına ve tacir/tüketici ayrımına bakılmaksızın, bu tip sözleşmelerle karşılaşan herkes hukuki koruma kapsamına alındığı, dava konusu sözleşmenin GİK koşullarına tabi bir sözleşme olduğunun tartışmasız olduğu, bu sözleşmelerin Özelleştirme Yüksek Kurulu' nun 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme programına alınarak özelleşmiş olan Türkiye’ deki tüm özel elektrik şirketlerince tip sözleşme olarak tek taraflı olarak hazırlanıp, diğer tarafın kabulüne bir şekilde zorlanan nitelikte bir sözleşme olduğunu ve dolayısı ile sözleşmenin maddelerinin yorumlanmasında T.B.K. 23. maddesi hükmü gereği sözleşmeyi hazırlayanın aleyhine yorumlanması gerektiği ve tüm bu nedenlerle hâkimin sözleşmeye müdahalesi ile sözleşmelerdeki teminatın iadesi maddelerinin genel İşlem Koşulu olduğunu kabulü ile Borçlar Kanunu 25. maddesi gereği bu hükmün sözleşmelere yazılmamış sayılmalarına karar verilmesi ve neticesine göre de konusuz kalacak olan teminatı mektubunun iadesine karar verilmesinin gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, banka teminat mektubunun hükümsüzlüğü ve iadesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2392 esas 2022/1518 karar sayılı emsal ilamında :"Dava, teminat mektubunun iadesi istemine ilişkidir. Eldeki davada taraflar arasındaki ilişkinin, hukuki niteliği “Hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup, kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için teminat, sözleşmenin türüne ilişkin verilmiş olup; yüklenicinin bu sözleşme hükümlerine göre çalıştırdığı işçilere ödemelerini yapmayıp; bu işçilerin açacakları davalar sonucunda davalıdan talep edebileceği bedellerin de bu teminat kapsamında olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda iş sahibi davalı, bu sözleşme kapsamında işçilere ödediği bedelleri teminattan alma hakkına sahip olacaktır. Somut olayda, mahkemece her ne kadar yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun bulunmadığı ve Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verildiği gözetilerek teminatın iadesine karar verilmişse de dava dışı işçilerin davalı aleyhine açtıkları derdest davaların olduğunun anlaşılmasına göre davalının riski altında bulunduğu maddi zararın, talebe konu teminat mektubunun sağladığı güvence kapsamında kaldığı ve henüz teminatın iadesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulü ve istinaf başvurusunun esastan reddi kararı doğru olmamış, istinaf mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür. " şeklinde gerekçe bulunmaktadır. Davacı taraf sözleşmenin 10. maddesindeki hükmün Yeni Borçlar Kanununun 20.-21.-22.-23.-24. ve 25. maddeleri ile Türk Ticaret Kanununun 55. maddesi muvacehesinde genel işlem koşulu kapsamında olduğundan Hakimin sözleşmeye müdahalesi ile bu maddelerin sözleşmeye yazılmamış sayılması talebinde bulunmuş ise de basiretli davranma yükümlülüğünde tacir olan davacının sözleşme maddelerinin içeriğini bilerek imzaladığı, sözleşmedeki düzenlemenin genel işlem koşuluna aykırı olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki konusu aynı olan başka bir uyuşmazlıkla ilgili Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/3505 esas 2023/3448karar sayılı ilamında temyiz itirazlarının reddi ile aynı yönde karar verilmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre teminat mektubunun iadesi hususunun sadece davacının çalıştırdığı işçiler nedeniyle SGK'ya prim borcu kalmamasına değil, davalı idareye karşı borcunun da olmaması şartına bağlanmasına, davalıya karşı asıl işveren sıfatı ile işçilik alacaklarından kaynaklı davaların açılmasından dolayı, davaların sonucuna göre davacıya rücu hakkını kullanabilecek olmasına, sözleşmeye hakim müdahalesi, teminat mektuplarının hükümsüzlüğü ve iadesi koşullarının somut uyuşmazlıkta oluşmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, asıl ve birleşen dosya davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/12/2024 tarih, 2024/119 Esas ve 2024/1004 Karar sayılı kararına Karar sayılı kararına karşı asıl ve birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada istinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada istinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2026