Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1395 E. 2026/1376 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1395
- Karar No
- 2026/1376
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1395 Esas
KARAR NO : 2026/1376
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/05/2024
NUMARASI : 2021/503 E. - 2024/357 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, müvekkili aleyhine ... A.Ş. Side Şubesi’nin ... Çek Numaralı, 17.04.2019 Keşide Tarihli 30.000,00 TL bedelli çeki düzenlenmek suretiyle İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, söz konusu çekin çekten de anlaşılacağı üzere, çekin 27.970,00 TL'lik kısmı karşılıksız çıkmış olup davalı tarafça kötü niyetli bir şekilde çek miktarının tamamı olan 30.000,00 TL üzerinden icra takibe konu edildiğini, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu çekteki imza müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin takibe konu bonodaki imzayı da tanımamakta olduğunu, ayrıca müvekkilin alacaklı konumunda bulunan ...'a hiçbir borcu da bulunmamakta olduğunu, müvekkil alacaklı görünen şahsı tanımadığını, takibe konu çek incelendiğinde, müvekkilin sözde cirosunun altında pek çok ciro bulunmasına rağmen tamamı okunmayacak şekilde karalanarak sadece müvekkilin sözde cirosu bırakıldığını, tabiri caizse karalama kağıdına dönüştürülmüş bir kambiyo senedi ile takip başlatılması, alacaklı tarafın kötü niyetli hareket ettiğinin ispatı olduğunu, müvekkilinin söz konusu çekle hiç bir alakası bulunmayıp müvekkilinden haksız kazanç elde edilmeye çalışılmakta olup, takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmamakta olduğunu, bu konuda sahtelik nedeniyle taraflarınca Cumhuriyet Savcılığına ayrıca suç duyurusunda da bulunulacak olup bilhare dosyaya söz konusu dosya numarası sunulacağını, açıklanan tüm bu nedenlerle müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespit edilmesine, yargılama süresince dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün ... esas sayılı icra takibinin öncelikle teminatsız, mahkemenizce uygun görülmemez ise uygun bulunacak teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, mahkemece aksi kanaatte bulunulması durumunda mahkemenizce uygun görülecek teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine karar verilmesine ve dosyada bulunan mevcut hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesine, haksız ve kötüniyetli olan alacaklı-davalının asıl alacağın %20′ sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10′u oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ve esasa ilişkin itirazlarının bulunduğunu, davalı müvekkilinin yerleşim yeri olan Afyonkarahisar mahkemelerinin yetkili olması dolayısıyla, davanın yetki yönünden usulden reddi gerektiğini, HMK'nın 2. Maddesi uyarınca malvarlığı haklarına ve şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda dava değerine bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu ifade edilmekte olduğunu, bu çerçevede huzurdaki davanın görev yönüyle de usulden reddi gerektiğini, aksi kanaatte olması halinde ticari davalarda zorunlu arabuluculuk yoluna davacı tarafça başvurulmadan işbu dava ikame edildiği için huzurdaki davanın yine usulden reddi gerektiğini, ayrıca dava şartlarından olan harcın ikmal edilmemiş olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, takibe konu çek takas bankasına ibraz edildiğini, bu sebeple "Banka sorumluluk tutarı" adı altında Asıl bankanın ödemekle yükümlü olduğu çek yaprak bedeli banka tarafından ödenmediğini, davacının art niyetli olarak bu hususu kısmi ödeme alındığı şeklinde ki ifadesi gerçek dışı olduğunu, imzaya karşı yapılan itirazın arkasında mahkemeye hiçbir somut delil sunulmadığını, bu nedenle işbu iddianın şu haliyle, öncelikle değerlendirmeye esas alınmaması gerektiğini, davacının, alacaklı müvekkili tanımadığı böyle bir borcun olmadığı beyanlarına ilişkin olarak ise kanunen emre yazılı bir kıymetli evrak olan ''çek''in, asıl borç ilişkisinden bağımsız bir borç doğurması ve kanunda yazılı tüm şekil şartlarını sağlayan muteber bir nitelikte bulunması karşısında, davacının böyle bir borcunun olmadığı yönündeki iddiasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, ayrıca yine ilgili çekin incelenmesi ile keşidecisinin ... .... Ltd Şti. olduğu, lehtarının ise ... olduğu anlaşılmakta olduğunu, davacının müvekkilini işbu borç ilişkisi kapsamında tanıyıp tanımaması bir şeyi değiştirmeyeceği gibi borç ilişkisi için bir mecburiyet de kesbetmemekte olduğunu, zira davacının sorumluluğu yukarıda da açıkladığımız gibi kıymetli evraktan kaynaklanmakta olduğunu, ticari hayatın içinde var olan ve hukuk sistemimizce de tanınmış olan birtakım uygulamalar dolayısıyla, müvekkilimiz alacaklının kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmamakta olduğunu, var olmadığı iddia edilen borcun dayanağı çekin keşidecisi, ... olduğunu, davacı ise çekin keşide edildiği lehtar olduğunu, ilk cironun lehtar tarafından yapıldığı da çek arkasında bulunan imzadan açıkça anlaşılmakta olduğunu, dolayısıyla ortada geçerli bir ciro zinciri de bulunmakta iken, davacının borcunun olmadığı, müvekkilinin haksız kazanç elde etmeye çalıştığı yönündeki iddiaların kabulü mümkün olmadığını, davacı ilaveten müvekkilini sahte ciro tanzim etmekle itham etmekte olduğunu, imzanın söz konusu çekte bulunuyor olması karşısında, ismin yazım şeklinden hareketle ileri sürülen iddialar mesnetsiz olduğunu, huzurdaki dava taraflarınca yapılan takibi sürüncemede bırakmak, müvekkilinin alacağını tahsil etmesini güçleştirmek için borçlu tarafça kötü niyetle ikame edildiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, mahkemce 30.07.2021 tarihinde verilen tedbir kararından rücu edilmesine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz iddialarla ikame edilmiş olan huzurdaki davanın esastan reddine, müvekkilinin zararlarına karşılık olarak, borçlu aleyhine, takip alacağının %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "-Davanın KABULÜ ile, davacının İstanbul 5. İcra Dairesi' nin ... esas sayılı takip dosyası ve bu dosyaya dayanak ... A.Ş Side Şubesi' ne ait ... çek numaralı 17/04/2019 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-İİK 72/5 maddesi gereğince hesaplanan 8.289,24 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Davacının para cezası isteminin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli inceleme yapılmadan eksik ve yetersiz inceleme ile karar verilmiş olduğunu, davacının imzaya itirazı üzerine alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz incelemeye dayandığını, imza incelemesinde kullanılan örneklerin çekin keşide tarihi olan 17/04/2019 tarihinden sonraki dönemlere ait olduğunu, mahkemenin HMK m. 31 kapsamında davayı aydınlatma ödevini yerine getirmediğini, dava dışı ... ... Şirketi ile davacı arasındaki ticari defterlerin incelenmediğini, davacının çek zayi davası açmadığı gerçeğinin çekin ciro edildiğini kanıtladığını, menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçluda olmasına rağmen mahkemenin ispat yükünü hatalı belirlediğini, tek bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, davacının dosyada çeki keşide ettiği halde tamamen kötü niyetle çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia eden soyut ve gerçeğe aykırı beyanlarına dayanılarak müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla hareket ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ... tarafından takip başlatıldığını, dayanak çekte davacı adına bulunan ciro imzasının müvekkiline ait olmadığını, davalı tanımadığını ve borcu bulunmadığını çekin 27.970,00 TL’lik kısmının karşılıksız kalmasına rağmen 30.000,00 TL’nin tamamının takibe konulduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata ve alacağın %10’u oranında para cezasına hükmedilmesini istemiştir.
İstanbul 5. İcra Dairesi' nin ... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından davacı ve keşideci şirket aleyhine takibe geçildiği, takip dayanağı ... A.Ş Side Şubesi' ne ait ... çek numaralı 17/04/2019 keşide tarihli çekin, dava dışı ....Ltd. Şti. tarafından davacı ... lehine 30.000,00 TL bedelle düzenlendiği, davacıdan sonra dava dışı iki kişi tarafından ciro edilerek son hamil davalı ...’a geçtiği, ancak davacıdan sonraki iki ara cironun çizildiği anlaşılmıştır.
ATK Fizik İhtisas Dairesinin 18.04.2024 tarihli raporunda; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönünden yapılan inceleme sonucunda, çekin arka yüzündeki birinci ciro imzası ile ...’ın mevcut karşılaştırma imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne ve davacının takip konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine davacının %10 oranındaki para cezası isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.
İmza incelemesine esas rapor, uzman ATK dairesi tarafından borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asıllarının mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, imzanın davacıya ait olmadığının dayanaklarının gösterildiği, raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak denetime elverişli ATK raporuna göre çekin lehtarı olan davacıya atfen atılmış olan 1.ciro imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği ispat yükü üzerinde olan davalının imzanın geçerli olduğunu ispatlayamadığı menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir.
Bununla birlikte, İİK’nin 72/5. maddesi uyarınca davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için takibin yalnızca haksız olması yeterli olmayıp takip alacaklısının kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir. Somut olayda ise dava konusu çekte davacı adına atılan cirodan sonra yer alan iki cironun çizilmiş olması nedeniyle bu ciroların yazılmamış sayılması, davacı ile davalı arasında çekin doğrudan devrine ilişkin temel fiili bir ilişki bulunduğunu göstermez. Çizilmiş ciroların yazılmamış hükmünde olması, yalnızca şekli ciro zincirinin ve hamilin belirlenmesine ilişkin olup çekin dolaşım sürecinde ara cirantaların bulunmadığı veya davalının çeki doğrudan davacıdan aldığı sonucunu doğurmaz. Dosya kapsamından davalının çeki davacıdan doğrudan devraldığı, davacı adına atılan ciro imzasının sahte olduğunu bildiği ya da bilmesini gerektiren somut bir durumun mevcut olduğu kanıtlanamadığından takibin, davacı yönünden haksız olduğu ancak davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından İİK’nin 72/5. maddesi uyarınca 8.289,24 TL tazminata hükmedilmesi yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kötü niyet tazminatı yönünden kabulüne, diğer istinaf sebeplerinin reddine, kararın HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 tarih, 2021/503 E., 2024/357 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KISMEN KABULÜ ile;
3/a- Davacının, İstanbul 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ile bu dosyaya dayanak ... A.Ş. Side Şubesine ait, ... numaralı, 17.04.2019 keşide tarihli ve 30.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
3/b- Davacının İİK’nin 72/5. maddesine dayalı kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,
3/c- Davacının alacağın %10’u oranında para cezasına hükmedilmesi isteminin REDDİNE,
3/d- Davalının davacı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi isteminin REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30 TL karar harcından peşin alınan 1.078,77 TL'nin mahsubu ile 970,53 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 1.078,77 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 4.775,00 TL ATK fatura ücreti, 377,75 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.299,32 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 435,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.604,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026