Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/960 E. 2026/1252 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/960
Karar No
2026/1252
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2026/960 Esas

KARAR NO: 2026/1252

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/03/2025

NUMARASI: 2022/366 ESAS, 2025/211 KARAR

DAVANIN KONUSU: Mülkiyet (Tespit İstemli)

KARAR TARİHİ: 23/09/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin A.B.D.'de yerleşik bir şahıs olduğunu, yatırım ve kullanım amaçlı olarak bazı alan adlarını (domain name) adına tescil ederek kullanım haklarını aldığını, davalılar ... ve ...'nin müvekkiline ait 39 internet sitesini hukuka aykırı olarak hileli hareketlerle ele geçirmiş olduğunu, şahıslarla yapılan görüşmeler neticesinde dava konusu alan adları haricinde kalan diğer tüm alan adları müvekkiline iade edildiğini, davalıların, davacı kontrolünde olan ve adına tescil edilmiş web sitelerine hukuka aykırı yollarla ele geçirerek üçüncü şahıslara satmaya çalıştığını ileri sürerek dava konusu www...com ve www...com alan adlarının üçüncü kişilere devir ve tescilini engellemeye yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu alan adlarına herhangi bir IP adresi üzerinden erişimin ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, davalılar tarafından kullanılan ve üçüncü kişilere satış ve devir teşebbüsünde bulunulan www...com ve www...com alan adlarının kullanımının, erişiminin ve üçüncü kişilere devir ve tescilinin tedbiren durdurulmasına, müvekkiline ait dava konusu alan adları üzerindeki tüm hakların müvekkiline iadesine alan adlarının müvekkili adına tesciline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalılar davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Alınan bilirkişi raporunda özetle, ....com alan adı için davacı ... Kahveci'nin 12.02.2005-12.02.2008 tarihleri arasında Network Solutions firmasına ödeme yapmış olduğu, ....com alan adı için davacı ... Kahveci'nin 07.02.2007-07.02.2008 tarihleri arasında Network Solutions firmasına ödeme yapmış olduğu, https://....com/ alan adlı sitede yapılan incelemede; Halihazırda yayında olan sitede ....com alan adının GoDaddy tarafından $200,000 fiyatla satışa çıkarılmış olduğu, Siteye ait tescil bilgilerinde; Alan adının GoDaddy.com,LLC firması tarafından kayıt edildiği, Alan adı sahibi kişi bilgileri, .com uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan ICANN organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara VVHOIS sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığı, Alan adının 11.02.1996 tarihinde kayıt ettirildiği ve 12.02.2005 tarihine kadar kayıtlı olduğu , https://....com/ alan adlı sitede yapılan incelemede Halihazırda yayında olan sitede ....com alan adının GoDaddy tarafından satışa çıkarılmış olduğu, Siteye ait tescil bilgilerinde; Alan adının GoDaddy.com,LLC firması tarafından kayıt edildiği, Alan adı sahibi kişi bilgileri, .com uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan ICANN organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara VVHOIS sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığı, Alan adının 06.02.1996 tarihinde kayıt ettirildiği ve 07.02.2024 tarihine kadar kayıtlı olduğu, www...com ve ....com isimli siteye ilişkin Network Solution firmasına ödeme yapılmasının davacıyı karineten bu sitelerin hak sahibi yapabileceği kanaatine ulaşılması ihtimalinde , bir kişinin ilk önce aldığı alan adının başkasının çeşitli yöntemlerle üzerine geçirmesi haksız fiilin özel bir hali olan TTK 54 anlamında haksız rekabet fiiline sebebiyet vereceği kanaati hasıl olmuştur.

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına nazaran dava konusu alan adlarına ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucu ....com alan adı için davacı ... Kahveci'nin 12.02.2005-12.02.2008 tarihleri arasında Network Solutions firmasına ödeme yapmış olduğu, ....com alan adı için davacı ... Kahveci'nin 07.02.2007-07.02.2008 tarihleri arasında Network Solutions firmasına ödeme yapmış olduğu tespiti ile Sitelere ait tescil bilgilerinde Alan adlarının kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı kime ait olduğunun tespiti yapılamamış ise de www...com ve ....com isimli siteye ilişkin Network Solution firmasına ödeme yapılmasının bu sitelerin davacı tarafından kullanılmasına hak kazandığı şeklinde yorumlanarak (alan adlarının hali hazırda başka bir kişi adına kayıtlı olmadığı da dikkate alınarak) dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK'nın 61. maddesinin yollaması ile 9/2-e bendi uyarınca "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması." marka hakkına tecavüz fiilleri arasında sayılmakla davalılar tarafından yapılan eylemin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ( diğer kullanıcılara "Antalya.com alan adının önceden Amerika'da yaşan Mehmet Kahveci'ye ait olduğunu ve alan adının dnkeeper@icrbox.org.il mail adresi üzerine kayıtlı olduğunu ve kendisinin ircbox.org.il alan adını İsrail'den satın altığını ve dnkeeper@rcbox.org.il email adresini kendi adına açtığını ve bu sayede Antalya.com alan adını kendi üzerine geçirdiğini, Bu sebeple Mehmet Kahveci'nin dava açıp Antalya.com alan adını kendisinden geri alabilir mi?" sorusunu sorarak danıştığı tespiti üzerine ve alan adlarının davalı tarafından atılan e mail de davalılar adına kayıtlı olduğunun belirtilerek davanın geri çekilmesi halinde alan adlarının davacıya geri verileceğinin bildirilmesi üzerine) ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu kanaati ile haksız bir yarar sağlama veya itibarına zarar verme ihtimalinin olduğu da gözetilerek açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (tescil talebine yönelik olarak alan adını taşıyan web sitelerinin kullanımına rastlanmadığı ve yapılan incelemede hali hazırda godaddy tarafından satışa çıkarıldığı dikkate alınarak tescil talebi reddedilmiştir)

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davanın KABULÜNE; www...com ve www...com alan adlarının davalılar tarafından izinsiz kullanmak suretiyle tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, alan adının kullanımının ÖNLENMESİNE, ALAN ADINA ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE,

Davacının alan adının davacı tarafa tesciline yönelik talebin REDDİNE,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davacının A.B.D.'de yerleşik olduğunu, yatırım ve kullanım amaçlı olarak bazı alan adlarını adına tescil ederek kullanım haklarını aldığını, Müvekkilinin mülkiyetinde olan 39 adet internet sitesinin davalılar ... ve ... tarafından, davacının e-mail adresi hacklenerek ele geçirildiğini, alan adlarının usulsüzce kendi adlarına kaydedildiğini, Sonrasında yapılan görüşmelerle bir kısım alan adları iade edilse de uyuşmazlık konusu; www...com ve www...com alan adlı internet sitelerinin davalılarca iade edilmediğini, davacının davayı açmadan önce WIPO nezdinde teşekkül eden jenerik alan adları uyuşmazlık çözüm tahkimine başvurduğunu, fakat WIPO tarafından yapılan incelemede "domain grabbing" olarak adlandırılan, alana dı korsanlığı hususunda tahkimin araştırma yetkisi olmadığı için sonuç alınamadığını, bu tür uyuşmazlıkların genel yetkili mahkemeler eliyle çözüldüğünü, mahkemenin davacı ve davalının Türk vatandaşı olması, haksız eylemin de Türkiye'de işlenmesi nedeniyle UDRP kuralları gereği yetkili mahkeme olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilerek dava konusu alan adlarının davalılar tarafından izinsiz kullanılmak suretiyle tecavüz teşkil ettiği tespit edildiğini, Mezkur kararda alan adının kullanımının önlenmesine ve erişimin engellenmesine karar verilse de davacının mülkiyet haklarının zedelenerek ele geçirilen alan adlarının davacı-müvekkili tarafa tesciline yönelik talebinin reddedildiğini, davalı şahısların gerçekleştirdikleri eylemin haksız ve hukuka aykırı olduğunun farkında olduklarını, Türk Hukuk Sitesi internet formunda bu konuyu tartışmaya açarak herhangi bir yaptırım ile karşılaşıp karşılaşmayacaklarına ilişkin sorular sorduklarını, Bunun üzerine davalılara ihtarname gönderildiğini ve e-posta yazışmaları yapıldığını, alan adları davalılar tarafından iade edilmediğini, Bilirkişi rapor içeriğinden haksız bir şekilde ele geçirilen dava konusu alan adlarının satışta olduğu görüldüğünü, Aynı şekilde dosya kapsamında davaya konu alan adlarına dair faturalarda müvekkili ...'nun www...com alan adı için 12.02.2005-12.02.2008 tarihleri www...com alan adı için ise 07.02.2007 - 07.02.2008 tarihleri arasında Network Solutions firmasına ödeme yaptığı sabit olduğunu, Bilirkişi raporunun genel değerlendirilmesi neticesinde belgesiz alan adı tahsisinde "ilk gelen alır" kuralının geçerli olduğunu, mahkeme kararının çelişki yarattığını, dava konusu alan adının, davacının elektronik posta hesabının ele geçirilmesi suretiyle davalı adına tescil edildiğini, bu durumun klasik bir marka veya ticaret unvanı uyuşmazlığından farklı olarak açık bir mülkiyet ihlalini ifade ettiğini, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünün, salt erişimin engellenmesi ile değil, hukuka aykırı şekilde elde edilen alan adının gerçek hak sahibine devrinin sağlanması ile mümkün olduğunu, aksi yöndeki kabul, davalıya hukuka aykırı şekilde elde ettiği alan adı üzerinde fiili hakimiyetini sürdürme imkânı tanıyacak olup, bu durumun hukuk düzeni tarafından korunamayacağını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, internet alan adı üzerindeki hakların davacıya iadesi ismine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından, "1-Davanın KABULÜNE; www...com ve www...com alan adlarının davalılar tarafından izinsiz kullanmak suretiyle tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, alan adının kullanımının ÖNLENMESİNE, ALAN ADINA ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, Davacının alan adının davacı tarafa tesciline yönelik talebin REDDİNE," karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5161 Esas 2020/1660 Karar 18/02/2020 Tarih; "...6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi uyarınca mahkeme, hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde sadece alacak talebinde bulunulmuş olup, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, alacak talebine ilişkin hüküm yanında talep aşımına neden olacak şekilde geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine dair hüküm tesis edilmiştir. Bu durumda, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi kapsamında, dava dilekçesindeki talepler nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken talep aşımına neden olacak şekilde ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitiyle beraber alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir..."

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/1776 Esas 2016/3106 Karar 21/03/2016 Tarih;"...1-Dava, istirdat istemine ilişkindir. Davacı, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'nın kararı gereğince, 700,00 TL dosya masrafının davalıya geri verildiğini ancak, hakem heyeti kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, ödenen 700,00 TL'nin iadesini istemiş olup, mahkemece Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nin ticari kredilere ilişkin karar verme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, Şefaatli Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'nın 28/03/2014 gün, 2014/440 nolu kararının iptaline karar verilmiştir. Oysa, HMK’nın “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1. maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davanın, istirdat davası olarak açıldığı, 700,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunulduğu halde, mahkemece anılan emredici nitelikteki yasa hükmüne aykırı şekilde, talepten farklı olarak, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir..." 6100 sayılı HMK "Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1. Maddesine göre; Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Talepten fazlasına karar veremeyeceği gibi, talep konusu olmayan bir şeye de karar veremez.

1-Davacı tarafından; E-mail adresinin davalılar tarafından ele geçirildiği ve alan adlarının usulsüzce davalılar adlarına kaydedildiği ileri sürülmüş ve dava dilekçesi istem bölümünde aynen ifadeyle; "1-İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜNE, Davalılar tarafından kullanılan ve üçüncü kişilere satış ve devir teşebbüsünde bulunulan www...com ve www...com,alan adlarının kallanımının, erişiminin ve üçüncü kişilere devir ve tescilinin tedbiren durdurulmasına, 2- Davanın kabulü ile müvekkile ait olan dava konusu alan adları üzerindeki tüm hakların müvekkile İADESİNE alan adlarının müvekkil adına tesciline," karar verilmesi talep edilmiştir. Davacı vekili 06.06.2022 tarihli dilekçesinde de, taleplerinin marka hakkına dayalı olmadığına dair yazılı beyanda bulunmuştur.

Bu itibarla, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından marka hakkına dayalı bir iddia ileri sürülmediği gibi, uyuşmazlık konusu alan adları üzerindeki üstün ve öncelik hak iddialarının, marka hakkı olarak ayrıca tescilli olmadığı sürece, markaya ilişkin hakların düzenlendiği mevzuat hükümlerine göre tartışılması da mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 2025/11040 Esas 2015/10526 Karar) Eldeki dava temelde haksız fiil iddiasına dayalı olarak açılmış olup, davacı tarafından taleplerinin marka hakkına dayalı olarak da ileri sürülmediği açık şekilde belirtilmesine karşın, ilk derece mahkemesince HMK 26. Maddesinde düzenlenen taleple bağlılık düzenlemesine aykırı şekilde ve uyuşmazlık sınırları da aşılarak, ileri sürülen eylemi "markaya tecavüz fiili ve buna ilişkin yasal düzenleme" çerçevesinde ele alması kamu düzenine aykırı olduğundan, ilk derece mahkeme kararının re'sen kaldırılması gerekmiştir.

2-Ayrıca, dava dilekçesi sonuç kısmında "alan adları kullanımının ve erişimin engellenmesi talebi" yalnızca ihtiyati tedbir kapsamında talep edilmesine karşın, talep aşımı yapmak suretiyle esas hükümle birlikte "alan adının kullanımının ÖNLENMESİNE, ALAN ADINA ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE," karar verildiği, yine talep olmamasına karşın "alan adlarına tecavüzün tespitine" şeklinde hüküm kurulması kamu düzenine aykırı olduğundan kararın bu nedenlerle de re'sen kaldırılması gerekmiştir.

3-Mahkemece yapılması gereken, temelde haksız fiile dayalı olarak açılan davada, yine haksız fiilin özel bir görünümü olan, haksız rekabet hükümlerine göre uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerekirken, 556 sayılı KHK hükümlerine göre talep aşılarak ve uyuşmazlık dışına da çıkılarak karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık da dikkate alınarak tümüyle kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam edilerek tüm deliller nazara alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma gerekçesine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen KABULÜNE,

2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....03.2025 Tarih ve 2022/... Esas, 2025/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,

4-Karar kaldırma gerekçesine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine,

6- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 280,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.282,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/960, K. 2026/1252, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-960-e-2026-1252-k-f86a39d8b13f