Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/867 E. 2026/1516 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/867
- Karar No
- 2026/1516
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/867 - 2026/1516 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/867 Esas KARAR NO : 2026/1516 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2024 NUMARASI : 2024/17 Esas, 2024/907 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının bu nedenle kaldırılması gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, hüküm tesis etmeye elverişli ve yeterli olmadığını, dava ile ilgili olarak Belediyenin sorumlu olduğunu, husumet yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, idarelerinin ilgili birimi ile yapılan yazışma neticesinde idarelerinin herhangi bir kusuru bulunmadığının belirtildiğini, mahkeme kararının bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, rapordaki davacının kusurunun olmadığı şeklindeki değerlendirme hatalı olduğunu, avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının işbu davayı açmakta yetkisinin olmadığını, ıslaha itiraz ve beyan dilekçelerini tekrar ettiklerini, görev, zamanaşımı, hakdüşürücü süre ve husumet yönünden davanın reddi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davalı ...Genel Müdürlüğü, bir kamu kurumudur ve...Belediyesi’ne bağlıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesine göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı Kanunda, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir. Yukarıda gösterilen kanuni düzenlemenin ek 5. maddesinde "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, istinaf sebeplerine, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle tacirler arası, haksız fiile dayalı eldeki davada, davanın asliye ticaret mahkemesinin görevli olması, iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açılması ve ıslah dilekçesinin sunulması (TBK m.72), uyuşmazlığın davacı ASKİ ve davalı şirket açısından tacirler arası haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla davacının avans faizi talebinin yerinde olduğu gibi, ilk derece mahkemesince dosya kapsamı ile uyumlu ve kanun yolu denetime elverişli bilirkişi raporundaki tutar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; davalıdan alınması gerekli 24.389,40TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.098,00TL harcın mahsubu ile bakiye 18.291,40TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3)İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 23/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2026
Başkan e-imza
Üye e-imza
Üye e-imza
Katip e-imza