Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/765 E. 2026/2475 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/765
Karar No
2026/2475
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/765

KARAR NO:2026/2475

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :19/12/2025

NUMARASI:2023/146 E - 2025/916 K

DAVANIN KONUSU:Tazminat

KARAR TARİHİ:24/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ...'nin 25.08.2016 tarih ve saat 17:19 sıralarında ... Sayılı bina giriş katında bulunan Konfeksiyon Atölyesi önünde gerçekleştirdiği Lögar çalışması esnasında Parke taşlarının müvekkiline ait atölyenin önüne yığdığını,Atölye Girişine Set oluşturduğunu, oluşan set sonucunda yağmur suları ile birlikte atık suların doğrudan atölye içine girerek su basmasına sebeiyet verdiğini ve atölye içindeki müvekkiline ait konfeksiyon ürün ve malzemelerin tekrar kullanımını mümkün kılmayacak şekilde zayi olmasına neden olunduğunu, su baskını sonrasında atölye zemin ve duvarlarında kalıcı olarak rutubet, neme sebep olunduğu ve halen atölyenin pis bir koku yayılmasına neden olduğunu, tamamen davalı idarenin Lögar Çalışması esnasında gerekli tedbir ve önlemleri almadığından müvekkilinin maddi zarara uğramasına sebep olduğunu, işbu zararın davalı idareden tahsili için işbu davanın açıldığı, davalı İdare altyapı çalışmaları esnasında gerekli tedbir ve özeni göstermeyerek müvekkili hizmet kusuru neticesinde maddi zarara uğrattığını, davalı haksız fil neticesinde müvekkilin atölyesinde maddi zarara ve kar kaybına sebebiyet veerdiği zararların davalıdan tahsili gerektiğini, müvekkil tarafından atölyeye alman malzemeler, ... Bankasından 16.11.2015 tarihinde 10.000 TL 19.09.2016 tarihinde 30.000 TL bedelli kredilerle ile temin edildiğini, gerçekleşen su baskını neticesinde satın alınan malzemelerin ve sermayesini kaybederek davalının kusuru ile ödeme güçlüğü içine düştüğünü, su baskını nedeniyle uğranılan maddi zararın ve çalışılamayan günler için mahkum kalınan kar kaybının davalı idareden tanzim edilmesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 1.000 TI. maddi zararın olay tarihinden itiharen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu eylem hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, dava konusu hasar rögar çalışması yapılan alanda biriken yağmur suyu basması sonucunda meydana geldiğinin ifade edildiğini, tazminat isteminin dayandırıldığı eylemin kamu hizmetinin ifasına ilişkin olduğunu, bu nedenle ... aleyhine açılan davanın idare yargı yerinde görülmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığından zamanaşımı yönünden reddine, yüklenicinin kazıların zarar ve kayıpların meydana gelmesini önlemek amacıyla gerekli bütün tedbirleri almak ve yapı denetim görevlileri tarafından kaza, zarar ve kayıp ihtimallerini azaltmak için verilecek talimatlara uymak zorunda olduğunu, ayrıca yüklenici işyerinde kullanılan araç gereç ve makinalarla patlayıcı maddelerin açabileceği kazalardan korunma usullerini ve tedbirlerini çalışanlarına öğretmek zorunda olduğunu hasardan idarenin sorumluluğu tutulamayacağı, davanın yüklenici .... Ştine ihbar olunması talep edildiğini ve davanının husumet yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde, hasarlı olayın yağmur sularından kaynaklandığını, müvekkili ... idaresinin yetki ve sorumluluğunda olan temiz su sale hattı veya kanalizasyon şebekesinde meydana gelen bir arıza nedeniyle hasar olayı vuku bulmadığını, yürürlükte olan ... mevzuatı hükümleri gereği, yağmur sularının verdiği hasarlardan ...'nin sorumluluğu bulunmadığını, Büyükşehir Belediyesi Kanununa göre büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, Cadde ve ana yolların sorumluluk alananı girdiğini, İlçe belediyeleri sorumluluğunda bulunan cadde ve sokaklardaki kanalların yapımı ilçe belediyeleri sorumluluğunda olduğunu, yağmur suyu kanalının kimin tarafından yapıldığının, yağmur suyu kananlının atık su kanalına bağlantısının bulunup bulunmadığının hasarın meydana gelmesinde neyin etkili olduğunun, havanın yağmurlu olup olmadığının yağış miktarının, Zemin ve bodrum kata pompaj sisteminin bulunup, bulunmadığının, zarar gören emtianın usulüne uygun raflara, paletli istifleme yapılıp yapılmadığının , bina girişinde olası yağmur suyu girişi için tedbir alınıp alınmadığını, binanın yapı ruhsalı ve iskan izninin bulunup bulunmadığının tetkiki, imar planı ile yapı ruhsatı ile eklerine uygun yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafınd03/12/2021 tarihli karar ile; davacının zararının miktarını ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce yapılan inceleme sonunda 09/02/2023 tarih ve 2022/869 E- 2023/417 K sayılı kararımızla "Somut olayda; davalı işveren ...'nin yüklenicisi ... Şti tarafından Rögar çalışması esnasında parke taşlarının set oluşturacak şekilde atölye önünde konulması ile yağmur sularının davacı atölyesi içine dolması sonucu oluşan davacının atölyesindeki demirbaş ve malzemelerin zarar gördüğü iddiasıyla maddi zararının tazmini istemiyle eldeki davayı açmış olup, zararının ispatına yönelik delil olarak zarar gören malzemelerin fotoğraflarına dayandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, sunulan fotoğraflardaki hasarın hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu nedenle yapılmış olan tüm giderlerin belgelenmesinin beklenemeyeceği de gözetilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmiş olması, doğru görülmemiştir. " gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "BAM 3. Hukuk Dairesi'nin 09/02/2023 tarihli kaldırma kararına istinaden inşaat, makine ve tekstil bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle davacının hasar gören demirbaş ve malzemelerinin dosyaya sunulu fotoğraflar da değerlendirilerek zarar miktarının belirlenmesi için olay mahallinde keşif yapıldığı, Görsellerde yer alan 13 adet abiye kıyafet değerinin 4.632,77 TL olduğu, ( ... Tekstil ve ... Tekstil faturalarına istinaden görsel içeriklerde; tespit edilebilen bobin halinde Şerit,Metal Şerit Aksesuar, Kurdele, Boncuk/Pul-Payet, Papyon, Parça Halinde Kumaş, Muhtelif Aksesuar tespit edilebildiği, Boncuk ve Pul/Payet malzemeler yönünden görsel içeriklerin miktar/değer tespitine elverişli olmadığı, görsellerde yer alan malzemelerin içinde metre, kilogram ve adet ile satılan malzemeler olduğu, bu bakımdan değerlendirme yapılamadığı) olduğu hususunun tespit ve rapor edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle

1-Asıl ve ıslahla açılan davanın KABULÜ İLE;

-4.632,77-TL nin 25/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiştir.

Karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; dosyaya sunulun fatura içerik ve tutarları,ile müvekkilinin zararının boyutlarının gösterir görsel fotoğraflar ile 10.06.2016 tarihli Kağıthane Belediyesi Temizlik İşçileri Müdürlüğü yazısında"işyerinizin önünde çuvallanmış (30 çuval) halde bulunan bahse konu malzemeler, isteğiniz üzerine ekiplerimiz tarafından alınmıştır." yazısına konu 30 adet çuval içerikleri üzerinden uğranılan zararın boyutu ve uğranılan demirbaş malzemelerin zararı tespit edilebilecekken bu yöndeki tüm taleplerinin sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin, davalı ... tarafından yapılan haksız eylem sonucu zararın ortaya çıktığı ve sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmiş iken bu zarar miktarının tespiti noktasında sunulan belgelere itibar edilmemesinin tam ispat beklenmesi hukuken doğru olmadığını, müvekkilinin, olay tarihinden sonra kullandığı kredi dahi yaşadığı mağduriyetin boyutunu ve miktarını göstermekte olduğunu, maddi zararın somut görsel verilerle ve itfaiye raporu ile sabit olduğunu ve davalının sorumluluğu sabit iken davanın eksik ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; mahkeme hükmünün bilirkişi raporuna dayandırıldığını, bilirkişi raporunda, görsellerde yer alan 13 adet abiye kıyafet değerinin 4.632,77 TL olduğu kanaatine varıldığını, ancak bu abiyelerin fiyatlarını somut bir delile dayandırmadığını, söz konusu olay tarihine göre abiye fiyatlarının fahiş olduğunu,davacı ticari işletme olup, ticari defter tutmak zorunluluğu bulunduğunu, bilirkişice, zayi olan 13 adet abiyenin fiyatını, davacının ticari defterlerinden, yada satış yaptığı şirketlere düzenlemiş olduğu faturalarla hesaplayabileceğini, davacının ticari mal üretimi ve satışı yapmış olduğu, ancak üretmiş olduğu ürünlerin satış fiyatı hakkında herhangi bir bilgi ve belge mahkemeye sunmadığını, davacının olay tarihindeki döneme ait ticari defter ve kayıtlarını dosyaya ibraz edemediğini, ticari defter ve belgelerin dava konusu olayın yaşanması sebebiyle zayi olduğu ileri sürülmüş ise de buna ilişkin herhangi bir zayi nedeniyle iptal davasının açılmadığını,... Belediye Başkanlığının 15.08.2019 tarih, ... sayılı yazısı mahkemeye sunulmuş olup, söz konusu yazıda, dava konusu adresteki işyeri için belediye tarafından herhangi bir işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmediğinin de belirtildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49 ve devamı maddelerinde “Haksız Fiilerden Doğan Borç İlişkileri” üst başlığı altında haksız fiile ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.Anılan Kanun'un “ Sorumluluk” başlıklı 49 uncu maddesi; “ Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkalarına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuku kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”;“ Zararın ve kusurun ispatı” başlıklı 50 inci maddesinde; “ Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.”;“ Tazminatın belirlenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “ Hakim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumundadır. O halde, kişinin malvarlığında veya manevi varlığında ortaya çıkan eksilme olarak tanımlanan “zarar”ın oluşması, ona neden olanın tazminat yükümlülüğünü doğurur.Yükümlü olunan bu tazminat miktarının belirlenmesinde yukarıda açıklanan ilke ve yöntemler uygulanacaktır.Zararın ispatı davacıya düşmekte ise de, hakim gerçek zararın miktarının ispat edilip edilemediğini gözeterek, ispat edilememişse bu zararı kendisi Kanun’da belirtilen koşullarla tespit edecek; ardından da bu zararın giderilebilmesi için tazminat miktarını yine Kanun’da aranan usul ve esaslar çerçevesinde belirleyecektir. Ancak, hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/04/2013 tarihli ve 2012/4-1227 E. - 2013/436 K. sayılı kararı).TBK’nın 50 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabilmesi için; zarar görenin, kesin delil getiremese bile, hakime, zararın varlık ve miktarı hakkında kanaat verecek olgu ve olayları sunmuş olması gerekir. Hakim, bu olgu ve olaylardan, zararın gerçekleşmiş olduğu sonucuna varmalıdır. Böyle bir kanaate sahip olmayan hakim, takdir yetkisini kullanamaz.Zarar görenin, zararın gerçekleşmiş olduğuna ilişkin soyut bir iddiada bulunması veya zararla ilgili zayıf bir ihtimal, ispat için yeterli değildir(Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara: Yetkin Yayıncılık, 2020, s. 822-823 ). (Yargıtay 3. HD : 2022/824 E-2022/6754 K) 25.08.2016 tarihinde ... sayılı binanın giriş katında bulunan Konfeksiyon atölyesini, ...'nin müteahhidinin rögar çalışması sırasında atölye önüne yığmış olduğu parke taşlarından oluşmuş set sonucu yağmur suyu basmış işyerinin önünde ...'ye bağlı şebeke borusunun patladığı ve işyerinin sular altında kaldığı şeklinde olayın meydana geldiğini, olayın meydana gelmesine, 2015 Yılı ... Abone İşleri Avrupa 1. Bölgesi Dai. Bşk. Mesuliyet Sahası İçerisinde Müteferrik Atıksu Ve İçmesuyu Hatlarında Yapım,bakım Ve Onarım İş,-1" ....şti Nin ... Sayılı İş Emrine İstinaden Telsizler Mahallesi Atıcı Sokak Ta Atıksu Kanal Yenileme İmalatı Yaptığı Tespit Edilmiş Olması Nedeniyle Davalı ...'nin ....Şti nin dikkatsiz ve tedbirsizce yaptığı çalışmalar sonucunda meydana geldiği konusunda ihtilaf yoktur.Mahkemesince kaldırma kararı sonrası bilirkişi raporu alınarak kaldırma kararında belirtilen eksiklikler giderilmiş olup davacının maddi zararı tespit edilmiş, fazla ilişkin zarar iddiası ise ispat edilemediği gibi fazlaya ilişkin hakların ıslahla saklı tutulmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Davalıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/765, K. 2026/2475, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-765-e-2026-2475-k-3b6010bec78e