Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/937 E. 2026/1386 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/937
- Karar No
- 2026/1386
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/937 Esas
KARAR NO : 2026/1386
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/02/2026
NUMARASI : 2024/154 E. - 2026/40 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TPMK nezdinde ... nolu "... ..." şeklindeki ibareyi kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili tarafından tescil edilen markanın 06, 35 ve 37. sınıf emtialarda geçerli olarak tescil edildiğini, bunun yanında müvekkilinin yine aynı şekilde "... teknik" ibaresini de ...nolu markayı tescil ettiriğini, davalının ise "..." ibaresini ... başvuru numarası ile tescil ettirdiğini, ayrıca "M ..." ibaresini de 2009/48858 sayı ile tescil ettirdiğini, davalının esas ürün olarak metal kelepçe üretimi ve ticareti ile iştigal halinde olduğunu, ancak TPMK nezdindeki marka başvurularında bu sınıf emtialar için herhangi bir başvuru ve markasının olmadığını, emtia sınıfında metal kelepçelerin de bulunduğu müvekkilinin adına tescilli "..." ve "... ..." ibareli markaların olduğunu, davalı yanın bu eylemleri kendi adına olan internet sitesinde de kullandığını, taraflarınca Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2017/21 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu, alınan bilirkişi raporu neticesinde, "..." ibaresinin davalı tarafından marka gibi kullanıldığı hususunun tespit edildiğini ve davalı yanın söz konusu fiillerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz oluşturduğunu ve müvekkilini maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek, davalı yanın müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin ve "..." ibaresinin marka olarak kullanımının durdurulmasını, müvekkilinin uğradığı zararlar için şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 24/12/2025 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 987.127,36 TL tutarına artırmış ve harcını yatırmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 22/10/1992 tarihinde kurulduğunu, "... ... A.Ş" ticaret unvanını 1995 yılında ilan ve tescil ettirdiğini, müvekkili ile davacı arasında 20 yıla dayanan bir rekabet olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresinin yer aldığı ticaret unvanını 1995 yılından beri kullandığını, ayrıca müvekkiline ait internet sitesinin de bu yıl kurulduğunu, dolayısıyla davacının müvekkilinin "..." ibaresini kullandığından habersiz olduğunun hiçbir şekilde düşünemeyeceğini, bu nedenle zamanaşımı sürelerinin geçirildiğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı bir markasal kullanımının söz konusu olmadığını, karton ambalajlarda, fiyat listelerinde, faturalarda "..." ibaresinin kullanımının tamamen ticaret unvanı kapsamında olduğunu, müvekkili kullanımının davacının markasıyla bir iltibas oluşturmadığını, müvekkilinin dava konusu mallarda tescil ettirdiği markasını kullandığını, markaların benzer olmadığını ve bu nedenle de herhangi bir iltibasa sebebiyet verilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesinin 16/09/2021Tarih, 2018/530 Esas - 2021/187 Karar sayılı kararıyla; "Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiştir.
Dairemizin 30/05/2024 Tarih, 2021/1516 Esas - 2024/1027 Karar sayılı kararıyla; "1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/09/2021 tarih, 2018/530 E. 2021/187 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE," karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, daha önce Daire tarafından verilen kaldırma kararındaki hususların ilk derece mahkemesince yanlış değerlendirildiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme içermesine rağmen markasal kullanımın ve iltibasın varlığını tespit ettiğini, ancak mahkemenin bu rapora aykırı şekilde iltibasın olmadığına karar verdiğini, davalının "..." ibaresini müvekkilinin tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarında markasal bir kullanımla kullandığını, ürün ambalajları, kataloglar, faturalar ve ticari evraklarda bu ibarenin ön plana çıkarıldığını, kullanılan "..." ibaresinin müvekkilinin "... TEKNİK" markasındaki harf biçimi ve renk ile neredeyse birebir aynı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırma oluşturacağını, dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin ve internet Sitesi kayıtlarının mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, davalının bu kullanımı ticaret unvanı kullanımı olarak savunmaya çalıştığını ancak bu savunmanın hukuki dayanağının bulunmadığını, mahkemenin tarafların tescilli markaları arasındaki iltibasa odaklanarak hatalı bir inceleme yürüttüğünü, oysa asıl uyuşmazlığın davalının tescilli olmadığı sınıflarda müvekkilinin markasını kullanması olduğunu, "... TEKNİK" ibaresindeki esas unsurun "..." kelimesi olduğunu ve davalının aynı şekil ve renk kullanımıyla tüketici nezdinde bağlantı kurduğunu, bu durumun marka hakkına tecavüz oluşturduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafın istinaf sebeplerinin maddi gerçeklere ve marka hukukuna aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 1992 yılında kurulduğunu ve 1995 yılında tescil ettirdiği ticaret unvanını 23 yıl boyunca aralıksız kullandığını, davacının 2018 yılına kadar sessiz kalarak dava hakkını kaybettiğini, tarafların markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, '...' ibaresinin ayırt ediciliği düşük ve jenerik bir ifade olduğunu, bilirkişi raporunda da markaların bütünsel olarak farklı olduğunun saptandığını, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, markaya tecavüzün durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece 16.09.2021 tarihli, 2018/530 Esas ve 2021/187 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 30.05.2024 tarihli, 2021/1516 Esas ve 2024/1027 Karar sayılı kararıyla, “...” ibaresinin davalının eskiye dayalı ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturduğu, davalının ürünlerin üzerinde “...” ibaresini marka olarak kullanmadığı ancak ürün ambalajlarında “...” ibaresinin ön planda kullanıldığı gözetilerek, ambalaj üzerindeki kullanımın davalının marka tescili kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi bakımından bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrasında önceki bilirkişi heyetine, davalı markasının tescilli olduğu ürünler dikkate alınarak tesisat alanında uzman sektör bilirkişisi eklenmek suretiyle alınan 16.10.2025 tarihli ek raporda, kutular içerisindeki ürünlerde davalı adına 06. sınıfta tescilli ... sayılı şekil markasının kullanılmasının tescille uyumlu olduğu ve bu kullanımın ambalaj üzerindeki kelime kullanımından ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davalının ... sayılı “...” kelime markasının 20. sınıfta metalden olmayan perçin, çivi, vida, dübel, kablo kıskacı ve kelepçe gibi mallar yönünden tescilli olduğu, tescilin metal dışı mallarla sınırlı bulunduğu, ambalaj üzerindeki kelime kullanımının mahkemece ticaret unvanı kullanımı sayılmaması halinde, kullanımın 20. sınıftaki tescil kapsamında kalmayacağı, metal hırdavatın bulunduğu 06. sınıfta “...” kelime markası tescili bulunmadığı için ambalajdaki “...” kullanımının davalının tescil kapsamı dışında markasal kullanım oluşturacağı kullanımın markasal kabul edilmesi halinde, davalının kullanımının davacının 06. sınıftaki markaları bakımından karıştırılma ihtimali doğuracağı ve tecavüz olarak değerlendirilebileceği, davalının 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151/2-b maddesine dayanan tercihine göre davalının marka hakkına tecavüzden elde ettiği kabul edilebilecek brüt satış kârının 987.126,36 TL olduğu, tazminat miktarının TBK’nın 50 ve 51. maddeleri uyarınca takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Davacı maddi tazminat talebini 987.127,36 TL olarak arttırmıştır.
İlk derece mahkemesince, ambalaj üzerindeki kullanımın, davalının kendi markasının tescil kapsamındaki ürünleri açıklamaya ve 1995 yılında tescil edilen ticaret unvanını bildirmeye yönelik olduğu, davacının marka haklarına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... Teknik .. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ticaret sicil kayıtlarından , davalı ... ... A.Ş. 22.10.1992 tarihinde kurulduğu , unvanının 1995 yılında tescil edildiği , davalının faaliyet alanının metal kelepçe ve ... üretimi ve ticareti olduğu, marka sicil kayıtlarına göre, ... sayılı “... .... Ltd. Şti.+Şekil” ibareli markanın 06, 35 ve 37. sınıflarda 27.11.2001 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ...sayılı “... Teknik+Şekil” ibareli markanın 01, 06, 17, 35 ve 37. sınıflarda 20.06.2007 tarihinde davacı adına tescil edildiği, davalı adına ... sayılı “...” ibareli markanın 11 ve 20. sınıflarda 11.09.2003 tarihinde tescil edildiği, ... sayılı şekil markasının ise 06. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmektedir.
Bakırköy 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/21 Değişik İş sayılı dosyasında davalının işyerinde yapılan tespit sonucunda davacının “...” esas unsurlu markalarını taşıyan ürünlerin davalının işyerinde bulunmadığı buna karşılık ürünlerin konulduğu karton ambalajlarda “... ... A.Ş., ...” ibaresinin kullanıldığı belirlenmiştir.
Bir markaya ait ibarenin bir başkasının ticaret unvanı içerisinde yer alması durumda ticaret unvanının çekirdek unsurunun, mal veya hizmetlerin ticari kaynağını gösterecek ve ortalama tüketici tarafından marka olarak algılanacak şekilde diğer unsurlardan bağımsız veya ön planda kullanılması markasal kullanım oluşturur. Bu nedenle işaretin ambalaj, katalog, v.b ticari belgelerdeki konumu, büyüklüğü, yazım biçimi v.s bakımında tüketicide bıraktığı bütünsel izlenim dikkate alınarak marka algısı yaratacak şekilde kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamına göre, ... ibaresinin davalının eskiye dayalı ticaret ünvanının çekirdek unsurunu teşkil ettiği, davalının ürettiği emtialar üzerinde ''...'' ibaresini marka olarak kullanmadığı, davalının şekil markası yönünden de benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, davalıya ait ürünler üzerinde davacı markalarının kullanılmadığı, davalının kendisi adına tescilli şekil markasının emtialar üzerinde kullanıldığı, davalının , ambalaj kutuların üzerine “... ... A.Ş., ...” ibaresini yazdığı, tespit dosyasında kutuların içinde bulunan ürünlerin metal boru kelepçeleri olduğunun tespit edildiği, ambalajdaki “...” kelimesi bakımından, davalının ... sayılı “...” kelime markasının 20. sınıfta metalden olmayan ... yönünden tescilli olduğu, metal bağlantı elemanlarının bulunduğu 06. sınıfta davalı adına “...” kelime markası tescili bulunmadığı, “...” ibaresinin metal kelepçe emtiasına ait ambalaj kutusu üzerinde davalının ticaret unvanının diğer unsurlarına göre ön planda konumlandırıldığı, bu nedenle kullanımın ticaret unvanı kullanımı sayılamayacağı markasal kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle kullanımın davalının 20. Sınıftaki tescil kapsamı dışında kalacağı ve davacının 06. sınıftaki markalarıyla karıştırılma ihtimali oluşturacağı, bu nedenle davalının kullanımının davacının tescilli marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Davalının eskiye dayalı ticaret unvanı kullanımı ve davacının bu kullanıma uzun süre sessiz kaldığı yönündeki savunma da yerinde görülmemiştir. Nitekim unvanın çekirdek unsurunun sonradan markasal biçimde ve başkasına ait önceki tarihli markanın tescil kapsamındaki mallar üzerinde kullanılması ihlal oluşturmuş olup, davacının davalının ticaret unvanının varlığını bilmesi, tecavüz oluşturan markasal kullanıma sessiz kaldığını göstermediği gibi ihlal oluşturan kullanımın davacı tarafından hangi tarihte öğrenildiği ve buna bağlı olarak sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu ispatlanamamıştır.
Davacı, marka hakkına tecavüz nedeniyle yoksun kaldığı kazancın SMK’nın 151/2-b maddesinde düzenlenen, tecavüz edenin marka hakkına tecavüz yoluyla elde ettiği net kazanç yöntemi ile hesaplanmasını talep etmiştir. Bilirkişi raporunda davalının usulüne uygun tutulan 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterleri incelenerek uyuşmazlık konusu kullanımla bağlantılı brüt satış kârı 987.126,36 TL olarak hesaplanmış ise de, ihlalli ürünlerin satışından elde edilen net kazanç tam olarak tespit edilemediğinden raporda hesaplanan brüt satış karının doğrudan maddi tazminat olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle maddi tazminatın TBK’nın 50 ve 51. maddeleri uyarınca taktir olunması gerektiği anlaşılmakla; ihlalin 2017/21 Değişik İş sayılı dosyasında 17.02.2017 tarihinde tespit edilmiş olması, davanın 27.12.2018 tarihinde açılması dikkate alındığında yaklaşık 1 yıl 10 aylık ihlal süresi, kullanımın kapsamı, ihlalin boyutu birlikte değerlendirildiğinde, maddi tazminatın 50.000,00 TL ve manevi tazminatın 5.000,00 TL olarak takdir edilmesinin somut dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu açıklamalara göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih, 2024/154 E., 2026/40 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KISMEN KABUL, KEMEN REDDİNE,
3/a- Davalının "..." ibaresini 06. Sınıf emtia ambalajında markasal biçimde kullanmak suretiyle, davacıya ait 06. Sınıfta tescilli ... esas unsurlu markalarına tecavüz ettiğinin TESPİTİNE, Marka hakkına tecavüzün ÖNLENMESİNE, KALDIRILMASINA,
3/b- Marka hakkına tecavüz teşkil eden ambalajlara EL KONULMASINA, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE,
3/c- 50.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 27/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3/d- Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL, maddi tazminat yönünden 3.415,50 TL, manevi tazminat yönünden 732,00 TL harcı olmak üzere toplam 4.879,50 TL harcın peşin yatırılan ıslah ve peşin harç olmak üzere 16.943,04 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 12.063,54 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 102,47 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı ve 4.879,50 TL karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 5.023,07 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Davacı tarafça ilk derece mahkemesinde yapılan; 23.000,00 TL bilirkişi ücreti, 450,10 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 23.450,10 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 16.029,33 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, tecavüzün tespiti yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, manevi tazminat yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen maddi tazminat yönünden 50.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, red olunan maddi tazminat yönünden 50.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 340,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.342,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026