Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1245 E. 2026/1448 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1245
Karar No
2026/1448
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1245 Esas

KARAR NO : 2026/1448

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/05/2024

NUMARASI : 2021/405 E. - 2024/103 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 23.02.2015 yılında Antalya’da kurulan, kurulduğu günden bu yana kullandığı ‘’...’’ markaları ile gübre üreticisi olan firmaların ihtiyaç duyduğu teknik maddelerin üretim ve satışı ile piyasada yer aldığını ve yıllar içerisinde sektörde tanınan güçlü firmalardan biri haline geldiğini, Fikri mülkiyet haklarının korunmasına da büyük önem veren müvekkilinin, ‘’... ‘’ markalarını ilk olarak 30.03.2016 tarihinde ve 2016/28654 sayısı ile 01,31,35,40,42 ve 44.sınıfları kapsayacak şekilde ... nezdinde tescil ettirdiğini, aynı zamanda müvekkilinin yine ... nezdinde 01. Sınıfta yer alan malları kapsayan ... marka tescillerine de haiz olduğunu, Müvekkilinin ‘’... ‘’ markalarını kullanarak uzun yıllardır yoğun ve aktif şekilde üretim ve satış faaliyetlerini yürüttüğünü, Türkiye’de tarım sektöründe ‘’... ‘’ markasını maruf ve tanınmış hale getirdiğini, 6769 sayılı SMK m.9 uyarınca dava konusu markaların kullanılmama sebebiyle iptal edilmesi gerektiğini, öncelikle iptali ve sicilden terkini istenen markaların sahibi davalı tarafından müvekkiline karşı, müvekkilinin hem marka hem de tasarım tescillerine konu olan markaların ve ambalajların üzerindeki kullanımlarının tescilli marka ve tasarımlara karşı bir hükümsüzlük talebi olmaksızın marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürülerek dava açıldığını, ilgili davanın Ankara 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/142 Esas sayılı dosya ile görüldüğünü, Müvekkilinin tamamen özgün biçimde yarattığı ve gerçek hak sahibi olduğu aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet iddia edilen marka ve ambalaj tasarımlarının tescillerine uzun yıllardır sahip olduğunu ve bu tescillerini hukuka uygun olarak tescil kapsamında yer alan ürün ve hizmetleri 5 yıldan uzun süredir yoğun şekilde kullandığını, Davalının haksız davasına dayanak olarak gösterdiği 16.04.2004 tescil tarihli 2022/32055 sayılı ve 23.08.2013 tescil tarihli ... sayılı markaları üzerinde tescil tarihlerinden itibaren 5 yıllık süre çerçevesinde SMK madde 9 kapsamında aranan Türkiye’de ciddi ve markasal kullanımının olmadığının tespit edildiğini, bu doğrultuda kullanılmama sebebiyle iptalini talep etmekte hukuki menfaatlerinin olup, huzurdaki davayı açma gerekliliği doğduğunu, Davalıya ait ... nezdindeki tescilli ... sayılı ve 2021/20383 sayılı marka tescillerinin işbu dava sonunda verilecek esas hükmün kesinleştiği tarihe kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, markaların SMK madde 9 uyarınca kullanılmama sebebiyle iptallerini ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkin ettirilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın ve markalarının yaratıcısı ve dolayısıyla bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, sadece 5 yıl değil çok uzun süredir parmak izi olarak da anılan şekil markalarını Yara ürün ambalajlarında, tanıtım broşürlerinde, reklamlarda ve benzeri araçlarda kullandığını, Müvekkilini ...’nın gübre sektöründe ‘’Dünya Gübre Devi’’ olarak anıldığını, parmak izi markaları olarak da anıldığını, markalarının çeşitli yara ürün ambalajlarında çok uzun bir süredir kullandığını, Müvekkillinin davaya konu parmak izi markalarının yaratıcısı olduğunu ve bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Avrupa Birliği için gerçekleştirmiş olduğu tescilin 1997’ye dayandığını, dava dilekçesindeki iddiaların aksine parmak izi markalarını tarım sektöründe maruf ve tanınmış hale getirenin davacı değil müvekkilinin olduğunu, Davacı tarafın işbu davayı açma sebebinin müvekkiline ait parmak izi markalarını taklit etmesi sebebiyle aleyhinde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet konulu dava açılmış olması olduğunu, anılan davanın Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/142 Esas sayısıyla görüldüğünü, anılan dava dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile davacının eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit edildiğini, Müvekkiline ait parmak izi markasını Birleşik Krallık’taki tescilinin de Avrupa Birliği tescili gibi 1997 başvuru tarihli olduğunu ve halen geçerli olduğunu, Yara ürün ambalajlarında parmak izini taşımayan bir ambalaj ile tanıtım veya satışın yapıldığı bir dönemin bulunmadığını, müvekkilinin uluslararası faaliyetlerinin Türkiye’yi de kapsadığını, ...’nın ülkemizdeki distribütörleri sektörün bilinen firmalarının ... Aş. olduğunu, SMK md.9 gereğince markanın ‘’marka sahibinin izni ile kullanılması’’ marka sahibi tarafından kullanım olarak sayıldığını, bu firmaların ve çeşitli gübre bayilerinin gerçekleştirmiş olduğu tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetlerinin ‘’marka sahibi tarafından kullanım’’ a eşit olduğunu, Müvekkilinin üzerinde gerçek hak sahibi olduğu 2022 32055 sayılı şekil markasını ve ... sayılı şekil markasını kapsadığı ürün grupları bakımından dava tarihinden geriye doğru beş yılı da kapsar şekilde en başından bugüne dek SMK’da aranan şartlara uygun şekilde kullanmakta olduğunun tespitini ve davanın reddini talep ve beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mali inceleme sonucunda Davalı’nın Türkiye’ye 29.11.2016-29.11.2021 tarih aralığında 468.185,20 Euro ürün satışı yaptığı, dava dosyasındaki belgelere göre mali açıdan tespit Edildiği, Rapor kapsamındaki sektörel inceleme neticesinde davalının 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasındaki 468.185,20 Euro ürün satışının “ciddi kullanım” olarak kabul edileceği, SMK m. 9/3 açısından herhangi bir yazılı sözleşme veya yine bu kapsamda bir lisans sözleşmesinin varlığının aramadığı; distribütör şirketlerin ülkede ilgili alanlardaki ticaret hacmi, faturaların markanın distribütörü olan ... A.Ş. Ve ... A.Ş. firmalarına düzenlendiği ve bu firmaların internet ve sosyal medya ortamında faturalara konu ürünlerin reklam ve tanıtımını yaptığı, ... A.Ş.’ nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında Yara markalı ürünlerin Damlama Sulama ve saf Gübreler grubunda tanıtımına ilişkin görsellerin olduğu, 29.03.2014 tarih ve 28956 sayılı Resmi gazetede yayımlanan “Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi” yönetmeliği gereği Piyasaya arz edilen kimyevi gübreler için Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nden Yara markalı ürünlerin Tescillerinin yapıldığı; 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasını kapsayan 5 yıllık süreye ilişkin faturalar, yine işbu süre dahilinde distribütörlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davalı markalarının tanıtımının yapıldığına dair deliller, yine süreç kapsamında distribütörlere ait dergilerde yer alan tanıtımlar, ilgili tarih aralığı kapsamında yer alan distribütör internet sitesinde yer alan tüketici yorumları, Bakanlığın ilgili süre içerisinde davalı markasını taşıyan ürünler için verdiği tescil belgeleri, dijital ortama ilgili süre dahilinde yüklenmiş tanıtım video görselleri, her iki distribütöre ait sosyal medya hesaplarında ilgili tarih aralığında davalı markasını taşıyan ürünlere ilişkin dosya kapsamına sunulmuş görseller ve Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/142 Esas sayılı tecavüz davasında alınan kök ve ek rapor içeriklerinin dosyamız kapsamındaki inceleme ile paralellik arz ettiği, her ne kadar son heyet rapor içeriğinde faturaların güvenirliğine yönelik kanaat açıklanmış ise de bu hususun mahkemece takdir edileceği, bilirkişi raporlarının takdiri delil niteliğinde olduğu, 468.185,20 Euro ürün satışına yönelik ülkede gübre sektöründe önde gelen şirketlerin internet sitelerinde davalı şirketin tescilli markasının kullanım alanındaki ürünlerin halen varlığı, bir kısım ürünlerin Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nde tescilli oluşu, ilgili faturaların içeriğinin dava konusu olmaması, davalının marka kullanımına yönelik ispat yükünü yerine getirirken savunmasını tek başına fatura içeriklerine dayandırmaması nedeniyle fatura içeriklerinin diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, markanın, lisans, franchaising, distribütörlük vb sözleşmeleri kapsamında marka sahibinin izni ile üçüncü kişiler tarafından kullanılması da diğer somut veriler dikkate alındığında SMK m. 9 kapsamında ciddi kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği, SMK m.9/3 hükmü ile birlikte davacının açmış olduğu davaya konu davalının marka kullanmama iddialarının yerinde olmadığı, Türkiye’de üçüncü kişiler aracılığıyla marka tesciline uygun kullanımlarının davalı tarafça ispatlandığı, kanaati ile TPMK nezdinde ... sayılı ve 2021/20383 sayılı marka tescillerinin kullanmama nedeniyle iptali talebinin reddine karar" verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Davalının 02.06.2016-02.06.2021 dönemi ... sayılı ve ... sayılı markalarının kullanıldığını ispatlaması gerektiğini, faturaların, fotokopi ya da fotoğraf olarak sunulduğunu, ilgili faturalara dair ticari defter incelemesi yapılmadan bu basit kopyaların huzurdaki dava bakımından delil teşkil ettiğini, diğer belgelerin ise ilgili tarih aralığını kapsamadığını, üzerinde davaya konu markalar yer almadığını veya davalı ile ilişkisi kanıtlanmamış üçüncü kişilerin kullanımlarını içerdiğini, düzenlenen 11.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosyanın kapsamını aşar nitelikte olduğunu, düzenlenen 17.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda faturalar bakımından, ticari defter incelemesinin gerektiği vurgulandığını, bu rapordan önce, mahkemece ticari defter incelemesine karar verilmesine rağmen davalı ilgili ticari defterleri ya da yerinde inceleme talebini sunmayarak yerel mahkemenin 27.10.2022 tarihli ve (3) no.lu ara kararının gereğini yerine getirmediğini ve işbu fatura delillerinden vazgeçmiş sayıldığını ancak bu faturalara dayanarak karar verildiğini, davalıların işbu dosyaya kullanım delili olarak sunduğu faturalar fotokopi veya resimlerden ibaret olup, özellikle günümüz teknolojisinde bunların hepsi bilgisayar aracılığıyla kolaylıkla yaratılabilecek ve düzenlenebilecek görseller olduğunu, ilgili faturaların resmi niteliğinin ispatına dair yükümlülüğün taraflarına ait olmadığını, Davalı şirketin büyüklüğünün ve “dünyanın önde gelen gübre üreticilerinden biri olmasının” somut olayda faturaların gerçekliğine ilişkin hukuki bir dayanak oluşturmadığını,

-Mahkemenin 27.10.2022 tarihli ve (3) no.lu ara kararı ile “Davalı tarafa dava tarihinden geriye yönelik, özellikle 5 yıllık sürece ilişkin ticari defterleri sunması yahut yerinde inceleme talebini bildirebilmesi için bir aylık kesin süre verilmesine, aksi takdirde bu hususta delil sunmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususun ihtarına (ihtarat yapıldı.) karar verildiğini, davalıya ticari defterlerin sunulması için de ayrıca ek süre verildiğini ve sunulmaması halinde bu hususta delil sunumundan vazgeçilmiş sayılacağı bildirildiğini, ancak bu süre içinde davalının herhangi bir fatura aslı ve ticari defter sunmadığını, ayrıca bir yerinde inceleme talebinde de bulunmadığını, Mahkemenin anılan kararı uyarınca verilen süre dolduktan sonra yani 27.11.2023 tarihi itibariyle fatura delillerinden vazgeçmiş sayıldığını, faturaların defterlere uyumlu olup olmadığının incelenmesi gerektiğini,

-Faturalar dışındaki deliller bakımından ise bilirkişi raporunda “Bu delillerin tek başına “ciddi kullanım” olarak kabule yeterli olmadığı; ancak 29.11.2021-29.11.2016 tarih aralığına ilişkin sunulan faturalarla desteklenmesi ile SMK m. 9 kapsamında “ciddi kullanıma” dair kanaate esas alınabileceği görüşünde olduğumuzu belirtmek isteriz.” denilerek bu delillerin kullanımı ispata elverişli olmadığı kanaatine varıldığını,

-Davalının dosyaya sunduğu 29.11.2016-29.11.2021 tarih aralığındaki faturaların SMK 9 uyarınca ciddi kullanımını ispatlamak için yeterli olduğu kanaatine varıldığını ancak tarih aralığını hatalı şekilde belirlendiğini, her ne kadar bu dava 29.11.2021 tarihinde açılmışsa da 21.10.2022 tarihli cevap dilekçemizde işbu davada neticesinde verilecek hükmün 02.06.2021 tarihinden itibaren etkili olacak şekilde tesis edilmesi talep edildiğini, SMK 27/2 hükmünde “(...) talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.” denilmekte olup, iptal kararlarının geriye dönük etkili olarak verilebileceğini,

-SMK madde 26/4 “İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.” hükmünü haiz olup, 29.08.2021- 29.11.2021 tarihleri arasında kalan delillerin bu sebeple de dikkate alınmayacağını, davaya konu marka tescillerinin kullanıldığının ispatlanması gereken tarih aralığı 02.06.2016-02.06.2021 olduğunu, gerekçeli kararda; 29.11.2016-29.11.2021 tarih aralığındaki faturaların dikkate alınması, sayın mahkemenin faturaların yeterliliği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu gösterdiğini,

-Türkiye'nin büyük bir tarım ülkesi olduğu ve gübre tüketiminin de milyonlarca tona ulaştığı düşünüldüğünde 5 yıla ilişkin olarak sunulan 15 adet fatura davaya konu markaların ciddi kullanımını göstermek için yeterli olmadığını, faturalarının nitelik bakımından da SMK 9'a uygun şekilde ciddi kullanımı ispatlamaya elverişli olmadığını

-SMK 9/3 uyarınca yazılı bir distribütörlük sözleşmesi aranmadığı gerekçesiyle, davalının Türkiye distribötürleri olarak belirttiği ... A.Ş.'ye ait fatura ve diğer belgeler değerlendirmeye alındığını ancak salt davalının dilekçedeki beyanına dayanarak, başka hiçbir hukuki delil niteliğindeki belge ile desteklenmeyen bu durumun, bilirkişilerce sanki objektif bir şekilde kanıtlanmış gibi değerlendirilmesi kararın bu dayanağını da hukuka aykırı kıldığını, hükme esas alınan faturaların tümünün ... firmasına kesildiğini, dosyaya sunulan diğer belgeler de dava dışı ... veya ... A.Ş. Firmalarının kullanımlarına ait olduğunu, ancak davalı bu dava dışı firmalar ile aralarındaki hukuki ilişkiyi ispata elverişli hiçbir belge sunamadığını, kararda belirtildiği gibi distribütörlük sözleşmesi yazılı şekle tabii olmasa da, SMK 9/3 bakımında bu ilişkinin davalı tarafından sunulacak somut ve resmi belgelerle ispatlanması gerektiğini, tanzim edilen bilirkişi raporunda; resmi belgeler ile ispatlanamayan bir ticari bağlantının markaların kullanımını gösterdiği konusunda tespit yapmaya elverişli olmadığını,

-bilirkişi raporunda, “5 yıllık süreye ilişkin faturalar, yine işbu süre dahilinde distribütörlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davalı markalarının tanıtımının yapıldığına dair deliller, yine süreç kapsamında distribütörlere ait dergilerde yer alan tanıtımlar, ilgili tarih aralığı kapsamında yer alan distribütör internet sitesinde yer alan tüketici yorumları, Bakanlığın ilgili süre içerisinde davalı markasını taşıyan ürünler için verdiği tescil belgeleri, dijital ortama ilgili süre dahilinde yüklenmiş tanıtım video görselleri, her iki distribütöre ait sosyal medya hesaplarında ilgili tarih aralığında davalı markasını taşıyan ürünlere ilişkin dosya kapsamına sunulmuş görseller ve diğer deliller incelenmiş olup; bu delillerin tek başına “ciddi kullanım” olarak kabule yeterli olmadığı” belirtildiğini, hakimin bilirkişi raporunun aksine karar verebileceği kabul edilse dahi, yerleşik doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ile kabul edildiği üzere hakim, kararının rapor ile çelişen yanlarını detaylı şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğunu,

-Bitkisel Üretim Müdürlüğü'ne dair tescillerde, davaya konu markalar yer almamakta olup, markanın fiilen piyasada kullanıldığını ispatlamaya yönelik işlevi olmadığını, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2021 yıllarına ait video ekran alıntıları: Bu videolar ... Yarımadası, Almanya, Danimarka, Kore ve farklı ülkelerindeki kullanımlarına yönelik olup, Türkiye'ye ilişkin kullanım olmadığını, Davalı firmanın tarihçesine ilişkin birtakım bilgiler ve haberlerde, dava konusu markanın Türkiye'de kullanımını ispatlamaya elverişli olmadığını, Türkçe olmayan kataloglar, Türkiye pazarına hitap etmemekte olduğunu, katalogların tarihlerinin de davaya konu tarih aralığı dışında olduğunu, ürün analiz raporları: sadece ürün içeriklerinin ne olduğu konusunda bilgilendirme içerdiğini, ilgili analiz raporlarının veya bilgilendirmelerin nerede kullanıldığı, tüketicilere ulaşıp ulaşmadığı veya nerede yayınlandığına ilişkin hiçbir bilgi yer almamakta olup, pdf olarak sunulan, üzerinde tarih yer almayan ve ürün içeriklerini belirten belgeler de sonradan hazırlanması mümkün olan belgeler olduğunu, ürün görselleri üzerinde 2013-2014 tarihleri yer almakta olup, davaya konu tarih aralığı dışında kaldığını, ...'ya yönelik ... tarafından hazırlanan 2020 yılı Entegre Raporunun dava konusu markanın Türkiye'de kullanımını ispatlamaya elverişli olmadığını, ... AŞ'ye ait ... hesabından alınan görüntülerin, davaya taraf olmayan ve davalı ile lisans ilişkisi ispatlanmamış ... tarafından paylaşılan bu görseller, işbu davada dikkate alınmaması gerektiğini, ... AŞ'ye ait Şirket Değerlendirmesi: 19.01.2022 tarihli olup, davaya konu tarih aralığı dışında olduğunu, ... AŞ'ye ait Faaliyet Belgesi ve 01.01.2020 - 30.09.2020 Dönemi Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu: Davaya konu markaların kullanımını ispatlamaya yönelik olmayıp ilgili belgeler sadece firma hakkında bilgi vermekte olup, davaya konu markalara ilişkin herhangi bir bilgi ve kullanımı gösterir veri içermediğini, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gübre ürünlerinin satışına ilişkin dava dışı ... AŞ lehine düzenlenen birtakım belgelerin ne davalı ... şirketinin adı ne de dava konu markanın görselleri yer aldığını, bu belgeler ... AŞ ile Bakanlık birimleri arasındaki resmi belgeler olup, kamuya açık olmadığını, yara ürünlerinin çeşitli bayi ve tüketiciler tarafından kullanımını gösteren diğer görselle ilgili görseller bu kullanımların Türkiye'de yer alıp almadığı, ürünlerin ne kadar kullanıldığı veya kullanım alanlarını göstermeye yeterli olmadığını, davalının faturalar dışında sunduğu delillerin de SMK 9 uyarınca dava konusu markaların Türkiye'de, son 5 yıl içinde ve ciddi şekilde kullanımını ispata elverişli olmadığını,

-Davalının sunduğu bazı belgelerde görülen kullanım biçimi ile davaya konu markaların tescilli oldukları görünümler farklı olduğunu, bu sebeple de ilgili belgelerin kullanımı ispatlamasının olanaksız olduğunu, davaya konu markalar ... sayılı "şekil" ve ... sayılı "şekil" markaları olup, davalının delillerinde ise işbu markaların tescilli olduklarından farklı şekilde piyasada kullanıldığını, davalıya ait marka tescilleri “mavi-yeşil-beyaz” ve “siyah-beyaz” renk kombinasyonlarından oluşmakta olup davalı yan markalarını ürünler üzerinde tescillerinden farklı bambaşka renklerde, belirli derece sola döndürülmüş halde ve kesilmiş şekilde kullandığını, davalının tescilli markaları açık yeşil-mavi ve siyah-beyaz iken davalı taraf ürünleri üzerinden markalarını koyu yeşil, lacivert, açık mavi, bordo, sarı, kırmızı, kahverengi gibi renklerde kullanmakta olup bu kullanımlar tescilli markalarından tamamen ayrılmakta ve markaları tescillerinden ayırt edici özelliklerini değiştirecek şekilde farklılaştırmakta olduğunu, SMK madde 9'da aranan markanın ayırt edici niteliği değiştirilmeden kullanımının marka kullanımı kabul edileceğine ilişkin şartların sağlanmadığı ve ... sayılı "Şekil" ve ... sayılı "şekil" markalarının kullanımlarının olmadığını bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada dikkate alınacak olan tarih aralığı, dava tarihi 29/11/2021'den geriye dönük beş yıl, yani 29/11/2016 - 29/11/2021 olduğunu, Davacı, SMK md.27/2 uyarınca iptal talebinin 02/06/2021'den itibaren geçerli olmasını talep etmişse de bu talep, huzurdaki davada dikkate alınacak tarih aralığını değiştirmediğini, SMK md.27/2 marka kullanımının dikkate alınacağı tarih aralığına değil, marka iptal kararının etkili olabileceği tarihe ilişkin olduğunu, SMK md.27/2 uyarınca, marka iptal kararı dava tarihinden itibaren etkilidir, ancak, talep üzerine iptal kararının daha önceki bir tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebileceğini, dosyaya sunulan Tarım Bakanlığı onaylı belgelerin dava dışı firma ile yasal ilişkinin varlığını kanıtladığını, Davalı Müvekkilinin Türkiye'deki marka kullanımlarını Türkiye distribütörleri olan ... A.Ş. ve ... A.Ş. kanalıyla gerçekleştirdiğini, Davalı Müvekkil ile distribütörü ... arasındaki ilişkinin özellikle ...Bakanlığı onaylı ürün etiketleriyle ispatlandığını, ...Bakanlığı'nın onayladığı etiketlere ilişkin ürünler ile ...'nun internet sitesindeki ürün tanıtımları ve ...'ya kesilen faturalar da eşleştirilerek dosyaya sunulduğunu, Davalı ile distribütörü ... A.Ş. arasındaki ilişki öncelikle Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı tescil belgeleri ile ispatlandığını, Davalı Müvekkil ile distribütörleri arasındaki ilişki ayrıca ... ve ...'ın dava konusu ürünlerin reklam ve pazarlamasını yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla da ispatlandığını, Davacının dosyaya sunulan faturaların gerçek olmadığını ileri sürmüşse de Davacı ileri sürdüğü iddiayı ispat edemediğini ve somut olayda faturaların gerçek olmadığını gösteren hiçbir emare bulunmadığını, Dava konusu parmak izi markalarını ilk geliştiren Davalı Müvekkili olduğunu, davacı ve davalı arasında Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2021/142 E. Sayısıyla dava görüldüğünü, davadaki bilirkişi raporu ile Davacının taklit eylemlerinin Müvekkilinin parmak izi markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği tespit edildiğini, Davacı taklit eylemlerini sürdürebilmek için işbu haksız davayı açtığını, sahtelik iddiasında ise iddiayı ileri süren taraf olarak ispat yükü Davacının üzerinde olduğunu. dosyaya sunulan diğer deliller faturaların gerçek olduğunu gösterdiğini, faturaların markanın distribütörü olan ... ve SumiAgro firmalarına düzenlendiği ve bu firmaların internet ve sosyal medya ortamında faturalara konu ürünlerin reklam-tanıtımını yaptığını, Davalı Müvekkilinin Norveç'te yerleşik olduğunu ve bu itibarla ticari defterlerinin yerinde incelenmesinin mümkün olmadığını, ticari merkezinde saklanması ve korunması gereken ticari defterlerinin yurtdışına çıkartılamayacağını, Davalı Müvekkilinin Norveç hukuk kurallarına uygun şekilde tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin Türk maliye kurallarına göre incelenmesinin ne şekilde yapılacağı ve bu defterlerin bir Türk firmasının ticari defterleriyle tıpatıp aynı düzende, aynı formatta olmaması halinde nasıl bir muadiliyet uygulanacağının belirsiz olması gibi gerçekler bulunduğunu, Davacı 27/11/2023 tarihli duruşmadaki (3) numaralı ara karar gereğince Davalı Müvekkilinin fatura deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağını ileri sürmüşse de anılan karar faturalara değil ticari defter incelemesine dair olduğundan bu iddianın da yerinde olmadığını, Davalı Müvekkilinin tüm deliller ışığında ticari defter incelemesine gerek bulunmadığına ilişkin gerekçeli beyanlarını sunmuş olup, bu husus Sayın Mahkemece de kabul edildiğini, davacı, beş yıla ilişkin olarak 15 adet faturanın yeterli olmadığını ileri sürmüşse de dosyaya 16 adet fatura sunulduğunu ve fatura tutarının 468 bin Euro (yaklaşık 16 milyar Türk Lirası) olduğunu, yani faturaların 468 bin Euro (yaklaşık 16 milyar Türk Lirası)'na karşılık gelecek kadar çok miktarda ürüne ilişkin olduğunu, dosyaya sunulan delillerin toplamı ciddi kullanımı ispatladığını, dosyaya hepsi ilgili tarih aralığı kapsamında olmak üzere 468 bin Euro değerinde ürüne ilişkin çok sayıda fatura da sunulduğunu, markanın ciddi kullanımı, markanın internette, sosyal medyada, video paylaşım sitelerindeki reklam-tanıtımına ilişkin delillerle ispatlanabileceğini, dosyaya sunulan hepsi ilgili tarih aralığına ilişkin internet, sosyal medya, video paylaşım siteleri gibi mecralardaki marka reklam ve tanıtımına ilişkin deliller ile bu mecralardaki tüketici yorumlarına ilişkin deliller ciddi kullanımı ispatladığını, somut olayda ciddi kullanımı ispatlayan markanın reklam- tanıtımına ilişkin, markanın distribütörlerinin faaliyetlerine ilişkin, markayı kullanan tüketicilerin yorumlarına ilişkin, markayı taşıyan Bakanlıkça tarihli-onaylı ürün etiket ve ambalajlara ilişkin çok sayıda ve çeşitlilikte delil sunulduğunu, dava konusu markaların ayırt edici özelliklerine zarar verecek şekilde farklılaştırılarak kullanıldığını ileri sürmüşse de markaların ambalajın köşesine yerleştirilmesi ve renklendirilmesi markaların ayırt edici karakterini değiştirmeden kullanımı anlamına geldiğini, Davalı Müvekkile ait dava konusu markaların ayırt edici karakteri "birbirine paralel çizgilerden oluşan sağa eğik parmak izi" imajında bulunduğunu, Davalı Müvekkil markaları ürün ambalajlarının alt köşesine yerleştirerek kullanmakta olup, ambalajlardaki marka ile tescilli marka aynı "birbirine paralel çizgilerden oluşan sağa eğik parmak izi" imajını sergilediğini, Davalı Müvekkil, markalarını yeşil ve siyah olmak üzere iki renk halinde tescil ettirdiğini, ... sayılı marka yeşil renkte ve ... sayılı marka siyah renkte tescil ettirilmiş olmakla birlikte, her iki marka şekil itibariyle aynıdır, yani her iki marka da aynı "parmak izi" şekli olduğunu, Davalı Müvekkilinin, parmak izi markasının tescile konu yeşil ve siyah renklerini filli kullanımda çeşitlendirmiş olup, aynı parmak izi markasını değişik ürün gurupları üzerinde çeşitli renklerde kullandığını, çeşitli renklerde kullanılan "parmak izi" markası şekil itibariyle tescile konu edilen yeşil ve siyah "parmak izi" markasının aynısı olduğunu, Davalı Müvekkilinin değişik ürün grubu ambalajlarında parmak izi şekil markası rengi ile kelime markalarını aynı renkte koordine ettiğini, ambalajlarda parmak izi markası hangi renkte basılmışsa, kelime markası da aynı renkte basıldığını, açıklanan nedenlerle istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalı adına TPMK nezdinde ... sayılı ve ... sayılı marka tescillerinin kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkine istemine ilişkindir.

Davacının "...+şekil" markalarını ilk olarak 30.03.2016 tarihinde ve 2016/28654 sayısı ile 01,31,35,40,42 ve 44.sınıfları kapsayacak şekilde ... nezdinde tescil ettirdiğini, aynı zamanda müvekkilinin yine ... nezdinde 01. Sınıfta yer alan malları kapsayan ... marka tescillerine de haiz olduğu; davalının ... nezdindeki tescilli ... sayılı ve ... sayılı marka tescillerinin olduğu anlaşılmaktadır. Davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde adında tescilli ... Başvuru Numarasıyla, ... Tescil Numarası ile tescilli (01. Sınıf) 17.12.2012 tarihi itibariyle yenilemesi yapılarak koruma altında bulunan parmak izi şekil markası bulunmaktadır. Yine davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde adına tescilli ... Başvuru Numarasıyla, ... Tescil Numarası ile tescilli (01. Sınıf) 21.03.2017 tarihi itibariyle yenilemesi yapılarak koruma altında bulunan aşağıdaki parmak izi şekil markası bulunmaktadır.

Mahkemeye sunulan 04/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı firmanın Türkiye’de distribütörler aracılığı ile satış yaptığını, 2012 yılından bu yana faturaların kesilmiş olduğunu, satışı yapılan ürünlerin ambalajları üzerlerinden dava konusu parmak izi markasının aktif olarak kullanıldığını ,Davacının açmış olduğu davaya konu dayanak madde SMK. Md 9 kullanmama define yönelik iddiaları değerlendirmemiz neticesinde, davalının markayı kullanmama iddiaları yerinde olmadığını, gerek Türkiye’de gerekse Uluslararası boyutta davalının marka tesciline uygun kullanımları söz konusu olup, şekil markanın güçlü markalar olduğunu, markayı ve tasarım başvurusunu ilk gerçekleştiren, ticari faaliyetler, reklamlar, web siteler kesilen faturalar vs. değerlendirildiğinde markayı tanıtan tarafın davalı yan olduğununu, aynı emtia ve sınıfta yer alan (01.sınıf) davacının parmak izi figürlü markasıyla kıyaslanması neticesinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verebileceğini, Davaya konu olan ürünlerin tüketicileri çoğunlukla tarımsal üretim yapan köylü kesimi olmakla birlikte evinde ve bahçesinde hobi olarak bitki veya sebze yetiştiren kişiler de bu ürünlerin tüketicisi durumunda olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verebileceği kanaatinin oluştuğu bildirilmiştir.

Mahkemeye sunulan 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı ... şirketinin dava dosyasındaki faturalara göre ... 468.185,20 Euro satış yaptığını, davaya konu ürün gruplarının, her türlü tarımsal faaliyette bulunan çiftçiler, fidan yetiştiren yetiştiriciler, evinde ve bahçesinde hobi amaçlı bitki,sebze ve çiçek yetiştiren kişiler tarafından kullanılmakta olduğunu ve bu ürünlerin tüketicisi konumunda oldukları, Sınai Mülkiyet Kanunu m. 9 kapsamında “ciddi biçimde kullanılma” şartının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında ele alınması gerekli olan tarih aralığının 29.11.2021-29.11.2016 olduğunu, Davalı’nın esas alınan süre içerisindeki tescilli markalarını kullanımının, hitap ettiği orta düzeyde tüketici nezdinde markayı taşıyan mal ve/veya hizmetin kimden kaynaklandığı algısını değiştirmeyecek türden; diğer bir ifadeyle markanın asli ve ayırt edici unsurunun, farklı renk veya boyutta ya da önemsiz eklemelerle, şekillerle ya da önemsiz eksikliklerle birlikte kullanılması kapsamında “markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması” olarak kabul edilebileceğini, Distribütörlük sözleşmesinin varlığı konusunda Rapor’da da geçtiği üzere dosya kapsamındaki veriler yeterli olup; SMK m. 9/3 açısından herhangi bir yazılı sözleşme veya yine bu kapsamda bir lisans sözleşmesinin varlığının aramadığını; Markanın kullanmama sebebiyle iptali talep edilen hallerde, ciddi şekilde kullanımın olup olmadığı konusunda ispatın kim tarafından yapılması gerektiğinin SMK’da düzenlenmemiş olduğu; ancak SMK m. 25/7 ve SMK m. 19/2 hükümlerinin burada da kıyasen uygulanması gerektiği ve marka sahibinin kullanımı ispatlaması gerektiğini; Dosya kapsamında uyuşmazlık açısından dikkate alınması gereken 29.11.2016-29.11.2021 tarihleri arasını kapsayan 5 yıllık süreye ilişkin faturalar, yine işbu süre 24 dahilinde distribütörlerin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davalı markalarının tanıtımının yapıldığına dair deliller, yine süreç kapsamında distribütörlere ait dergilerde yer alan tanıtımlar, ilgili tarih aralığı kapsamında yer alan distribütör internet sitesinde yer alan tüketici yorumları, Bakanlığın ilgili süre içerisinde davalı markasını taşıyan ürünler için verdiği tescil belgeleri, dijital ortama ilgili süre dahilinde yüklenmiş tanıtım video görselleri, her iki distribütöre ait sosyal medya hesaplarında ilgili tarih aralığında davalı markasını taşıyan ürünlere ilişkin dosya kapsamına sunulmuş görseller ve diğer deliller incelenmiş olup; bu delillerin tek başına “ciddi kullanım” olarak kabule yeterli olmadığı; ancak 29.11.2021-29.11.2016 tarih aralığına ilişkin sunulan faturalarla desteklenmesi ile SMK m. 9 kapsamında “ciddi kullanıma” dair kanaate esas alınabileceği; “Ciddi kullanım” delili olarak sunulmuş olan faturaların defterlerle uyumlu olup olmadığı, fotokopilerin koçanlarında asıllarının bulunup bulunmadığının kontrolünün önemli olduğu, bu gibi delillerin güvenirliğinin detaylı olarak araştırılmasının gerektiğini, işbu dosya kapsamında sunulan ilgili tarih aralığına ait faturaların ispat vasıtası olarak değerlendirilebilmesi için belirtmiş olduğumuz hukuki güvenilirliğin sağlanması açısından daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği kanaatinin oluştuğu bildirilmiştir.

Davacı tarafça sunulu faturaların dava konusu ispata yeterli olmadığı ileri sürülmüş olup, davalı firmanın yurt dışı firması olması nedeniyle ticari defter ve kayıtlar incelenemiyor ise de, HMK’nın 221. maddesi uyarınca mahkemece, sadece davanın taraflarının değil, bunlarla ticari ilişki içerisinde olan 3. Kişilerin ticari defter ve belgelerinin ibrazına da karar verebileceği, Mahkemece, davalının Türkiye distribütörleri olarak gösterdiği ... A.Ş.'yi belirttiği şirketlerin kayıtlarının incelenerek, Davalı'nın Türkiye'de ... vasıtası ile satış yapıp yapmadığının tespit edilerek, sunulu faturaların dava dışı şirket ticari defter ve kayıtlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmakla, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, 2021/405 E. 2024/103 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1245, K. 2026/1448, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1245-e-2026-1448-k-152e334ba467