Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/699 E. 2026/1276 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/699
- Karar No
- 2026/1276
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/699 - 2026/1276 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/699 KARAR NO : 2026/1276 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2026 NUMARASI : 2026/14 E. - 2026/67 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/02/2026 tarih ve 2026/14 E. - 2026/67 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1969 senesinden itibaren sektörde aktif olarak faaliyet gösterdiğini, ... alan adlı sayfa üzerinden marka ve çalışmalarının tanıtımını yaptığını, sektöre “...” markasını ilk tanıtan firma olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında “...” markası ile ilgili hukuki bir sürecin devam ettiğini, müvekkilinin markasının Bakırköy 2. FSHHM 2013/114 E.-2013/34 K. sayılı kararı ile kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu hususa ilişkin olağanüstü kanun yollarına başvuru aşamasında olduklarını, müvekkili şirketin “... ...” markasını 1969 yılından beri kullandığını, markanın müvekkili tarafından piyasaya sürüldüğünü ve tüm ülke çapında herkesçe bilinen, meşhur ve maruf bir marka haline geldiğini, Ankara 2. FSHHM 2015/358 E.-2016/118 K. sayılı kararının itirazlarını destekler nitelikte olduğunu, kararda müvekkili şirketin öteden beri kullandığı markanın başvuru konusu marka ile karıştırılacağına kanaat getirildiğini, müvekkili şirketin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının ilk tescilini 17.05.1979 tarihinde “meyve suları ve gazozlar” emtiasında gerçekleştirdiğini, dava konusu “... ...” ibareli markanın müvekkiline ait markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın ana unsurunun “...” ibaresi olduğunu, başvuru markasının tüketici nezdinde müvekkiline ait seri markalardan biri olarak algılanacağını, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirketin 1979 senesinden beri faaliyet gösterdiği 32. Sınıfı (meyve suları ve gazozlar) kapsadığını, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olacağını ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-11709 sayılı kararının iptaline, davalı şirketin marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, itiraza gerekçe olarak gösterilen 2011/100159 sayılı “...” ibareli markanın, iş bu itirazın incelendiği tarihte 2022-M-2619 sayılı YİDK kararı ile reddedilmiş olduğu tespit edilmiş olduğundan, söz konusu markanın incelemeye esas teşkil etmediğini, davalının “... ...” ibareli başvurusu ile davacının itiraz konusu 2011 100154 sayılı "... ..." ibareli markaları arasında belli düzeyde benzerlik bulunduğu düşünülmekle birlikte, başvuru sahibi adına önceden ve uzun bir süreden tescilli bulunan, halen hüküm ifade eden ve fiilen de kullanılan 2011 84530 sayılı “... E”, 2013 98345 sayılı “...”, 2015 70990 sayılı “..., 2015 70993 sayılı “...”, 2015 71005 sayılı “...”, 2017 56034 sayılı “... ...” ibareli markaların varlığı göz önüne alındığında, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığını, davalının 2013 98345, 2015 70990, 2015 70993, 2015 71005, 2017 56034 sayı ile tescilli önceki tarihli markaları sebebiyle anılan ibare üzerinde müktesep hakka sahip olduğunu, davalı şirketin “... ...” ibareli marka başvurusunda önceki markaların asli unsuru olan “...” ibaresi aynen muhafaza edildiğini, dava konusu markanın davalı şirketin eski markalarının serisi olduğunu, eski markalarla aynı emtia listesini kapsadığını, davalının önceki tarihli markalarının 2016 yılından bu yana tescilli olduğunu, anılan markaların hükümsüzlüğü istemiyle davacı yanca açılmış bir davanın da mevcut olmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı şirketin “...” ibareli markalar yönünden hak sahibi olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, markanın tek gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, davacı şirket adına tescilli olan markanın Bakırköy 2. FSHHM 2013/114 E.-2013/34 K. sayılı karar ile kullanmama nedeniyle iptal edilerek hükümsüz kılındığını, müvekkili şirkete ait “...” ibaresini içeren 300’ü aşkın tescilli marka bulunduğunu, markaların yıllardır aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin “...” markasına yönelik ilk başvurusunun 1983 yılında yapıldığını, müvekkili şirketin “...” ibaresini ticaret unvanı kılavuz unsuru olarak içeren bir şirket olarak 1997 yılında kurulduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi yönünden kazanılmış ve gerçek hak sahipliğinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini hem davacı markası kapsamındaki mallar (ve bunlarla ayırt edilemeyecek derecede benzer mallar) bakımından hem de genel olarak 29, 30, 32 ve 35. sınıflar altındaki mallar yönünden çok ciddi biçimde yıllardır kullandığını, davacının markasının “... ...” olduğunu, markaların bütünleyici unsurları bakımından tamamen farklı olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, markaların ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimali olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkili tarafından davacının 2011/100159 sayılı markasına 2012 yılında “...” ibareli birçok marka ile itiraz edildiğini, davacının en azından 10 yıldır müvekkili markalarından haberdar olduğunu, buna rağmen müvekkiline karşı herhangi bir hükümsüzlük davası açmadığını, davacının itiraza mesnet gösterdiği 2011/100159 sayılı markasının hükümden düştüğünü, YİDK kararının yerinde olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, E. 2003/11-578, K. 2003/703) YİDK kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı şirketin itiraza mesnet gösterdiği 2011/100159 sayılı markanın başvurusu/tescili YİDK karar tarihi itibariyle geçersiz olduğundan, incelemede dikkate alınmadığı, davalıya ait dava konusu markanın başvuru tarihinin 27.01.2021 olduğu, kullanım ispatı talep edilen 2011/100154 sayılı markanın tescil tarihinin ise 23.07.2020 olduğu, dava konusu markanın başvuru tarihinde, davacıya ait 2011/100154 sayılı markanın 5 yılı aşkın süredir tescilli olmadığı, bu gerekçe ile davalının ilgili marka yönünden “kullanmama def’i” ileri süremeyeceği, dava konusu marka başvurusu kapsamında, 32. Sınıfta yer alan emtia bulunduğu, davacıya ait 2011/100154 sayılı markanın ise, hali hazırda 32. Sınıfta yer alan “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.” emtiasında tescilli olduğu, taraf markaları arasında “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.” emtiası bakımından ayniyet oluştuğu, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markasında yer alan mallarla ayniyet taşımayan “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” emtiasının ise, davacı markasında yer alan “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.” emtiası ile benzer/ilişkili olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, davaya konu markanın; “... ...” ibaresini içeren, kapsamında şekil ve renk unsurlarının da yer aldığı karma nitelikte bir marka olduğu, marka vasfı taşıyan unsurun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait marka ise; “... ...” ibaresinden oluştuğu, davacıya ait markanın, bir slogan olup, marka vasfı yaratan kısmının “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının "...” ibaresini benzer şekilde esas unsur olarak içermeleri nedeniyle, markalar arasında görsel benzerlik bulunduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, davalı tarafa ait önceki tarihli markalar incelendiğinde; dava konusu marka başvuru tarihinde, 5 yıldır tescilli oldukları, dolayısıyla hükümsüzlük davası tehdidi altında olmadıkları, önceki tarihli tescilli markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler bakımından fiilen kullanılmasının, eldeki davaya konu marka bakımından müktesep hakkın oluşumuna etki eden şartlardan biri olduğu da dikkate alındığında ve dosyada, davalının önceki tarihli markaları kullandığına dair bilgi/belge bulunmadığı gözetildiğinde, somut olay bakımından, davalı yanın önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, davacı tarafça Türkiye’de kullanıma ilişkin olarak herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı SMK madde 6/3 anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte bir bilgi/belge bulunmadığı, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile; 2022-M-11709 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının iş bu davaya ve hukuka aykırı iddialarına mesnet kılmaya çalıştığı markaların kullanmama nedeniyle iptal edildiğini, davacının aynı gerekçelerle, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/318 e. sayılı dosyası üzerinden ikame etmiş olduğu davanın da davacı tarafın taleplerinin reddi ile neticelendiğini, davacının itiraza konu markası ile müvekkilinin marka başvurusuna konu markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, davacı "..." ibaresi yönünden hak sahibi olmamakla birlikte olsaydı bile müvekkilinin markasının "..." ibaresini ve davacı markasının da "..." ibaresini içerdiğinin unutulmaması gerektiğini, "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, "..." ibaresinin çıkarılmasıyla geriye kalan "..." ve "..." ibareleri arasında açık ve bariz şekilde benzerlik olmadığını, dosyaya sunulan karar ve bilirkişi raporlarından da görüleceği üzere, davacının "..." ibareli markalar yönünden hak sahibi olduğuna ilişkin iddiasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin "..." markası yönünden kazanılmış ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının 2021/13271 sayılı başvurusu ile müktesep hakka dayanak teşkil ettiği tespit edilen 2013 98345, 2015 70990, 2015 70993, 2015 71005, 2017 56034 tescil no’lu markalarının neredeyse birebir aynı olduklarını, “... ...” ibareli marka başvurusunda önceki markaların asli unsuru olan “...” ibaresinin aynen muhafaza edildiğini, davalının eski ve yeni tarihli markalarının aynı/aynı tür hizmetleri kapsadıkları, davalının yeni başvurusunda emtia listesini genişletme yoluna gitmediğini, davalının önceki tarihli markalarının, 2016 yılından bu yana tescilli olup, davalı anılan markaları uzun yıllardır kullandığını, bu tescillerin varlığına rağmen, anılan markaların yok sayılarak müktesep hak teşkil etmeyeceği yolunda hüküm kurulmasının doğru olmadığını, YİDK kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait dava konusu markanın başvuru tarihinin ile kullanım ispatı talep edilen 2011/100154 sayılı markanın tescil tarihi dikkate alındığında davalının ilgili marka yönünden “kullanmama def’i” ileri süremeyeceği, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasında “emtianın aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, davaya konu “... ...” ibareli marka ile davacıya ait “... ...” ibareli marka arasında benzerlik bulunduğu, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, davalı yanın önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten ve davalı ...ndan alınması gereken 732,00'şer TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.