Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/892 E. 2026/915 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/892
Karar No
2026/915
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/892 - Karar No:2026/915 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/892 KARAR NO : 2026/915

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2023 NUMARASI : 2022/498 E-2023/764 K

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVALILAR : 1- 2- VEKİLLERİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2026 Eser Sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; davacı ile davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık arasında 26.04.2021 tarihinde "... Hat Peron İnşaatı Altyapı, Üstyapı Ve Elektrifikasyon İkmal Yapım İşi' sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmenin 3. maddesine göre işin konusunun "Çelik Ağlarla Kaya ve Taş Düşmesine Karşı Şev Koruması" yapılması olduğunu, asıl iş sahibi idarenin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları olup davalı tarafların asıl işin belirtilen kısmının yapılması için müvekkili şirketle taşeronluk sözleşmesi imzaladıklarını, davacı şirketin, karşı taraftan, sözleşmenin üçüncü ekinin "ÖDEME PLANI başlıklı kısmının birinci maddesinde de belirtildiği üzere, 750.000,00 TL avans ödemesi aldığını, yine aynı düzenlemede belirtildiği üzere, bu avansın teminat mektubu karşılığında verildiğini, müvekkili şirketin de aldığı nakit avans karşılığında...Şubesi tarafından verilen 28.04.2021 tarihli, 1931796 sayılı ve 224.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile ... Şubesi tarafından verilen 03.05.2021 tarihli, 100448165 sayılı ve 526.000,00 TL bedelli teminat mektubunu karşı tarafa teslim ettiğini, her iki teminat mektubunun da karşı tarafça nakde çevrildiğini ve müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu kalmadığını, Müvekkilinin söz konusu sözleşme uyarınca üstlendiği edimi yani sözleşme kapsamındaki işleri, mevzuata, sözleşmeye, ilgili teknik şartnamelere, fen ve sanat kurallarına, kalite yönetimi standartlarına, teknik ve idari normlara ve benzerlerine uygun olarak ifa edip karşı tarafa teslim etmiş bulunduğunu, karşı tarafın oluşturduğu adi ortaklıkça müvekkiline teslim edilen 7.860,53 m2 büyüklüğündeki alandaki işe ilişkin tüm işlerin 16.08.2021 tarihinde, yani sözleşmede işin süresi olarak belirlenen altı aylık süre içerisinde tamamlandığını ve eksiksiz biçimde teslim edildiğini, Bunun üzerine, davalı tarafça "1 nolu ve Ocak 2022 dönemine ait "Alt Yüklenici Hakediş Raporu" düzenlendiğini, bu rapora göre, müvekkiline ödenmesi gereken tutarın KDV dahil 399.310,77 TL olarak belirlendiğini, bu tutardan 20.303,94 TL teminat kesintisi ve 24.364.73 TL tevkifat kesintisi yapıldığını, ödenecek tutarın 354.642,10 TL olarak belirlendiğini, şirketin hakedişinden yapılan 20.303,94 TL teminat kesintisinin sözleşme gereği işin bitimiyle müvekkili şirkete iade edilecek olduğu için müvekkili şirket tarafından. 354.642,10 TL olarak belirlenen hakediş bedeline bu tutar da eklenerek 374.946.04 TL bedelli, 07.03.2022 tarihli ve...nolu e-Arşiv fatura düzenlendiğini, karşı tarafça faturaya karşı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21/2. maddesinde öngörülen süre içerisinde veya sonrasında herhangi bir itirazının olmadığını, verilen teminat mektuplarının da kötü niyetli olarak nakde çevrildiğini, davacının sözleşme kapsamında üzerine yüklenen edimi ifa ettiğini, hakediş raporunun inşaat mühendisi ... tarafından düzenlenip imzalandığını, proje müdürü ...ve proje koordinatörü tarafından uygunluk verilip imzalandığını ve merkez ofis tarafından onaylanıp imzalandığını, Sözleşmenin 8.4. maddesinde; "İdare'nin ve/veya Müşavir'in, Sözleşme kapsamındaki işleri kismen veya tamamen kabul etmemesi halinde, Alt Yüklenici'nin ilgili hakedişi onaylanmayacaktır" denilmekte olup, hakediş raporunun karşı tarafça düzenlenip onaylanmasından işin idare tarafından da onaylandığı ve idareden hak edilen bedeli aldıklarının anlaşıldığını, buna rağmen, taşeron olarak söz konusu işi yaptıran davalı tarafın müvekkili şirketin hak ettiği tutarı ödememesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ortada herhangi bir ayıplı veya eksik ifa da olmamasına rağmen davalı tarafça ödeme yapmaktan kaçınıldığını, hakediş raporuna karşı tarafça konulmuş bir ihtirazi kayıt da olmadığını belirterek davanın kabulü ile 374.946,04 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili özetle; davalılar tarafından Sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, ancak davacının uyarılmasına karşın Sözleşme kapsamındaki edimlerine aykırı davrandığını, yükümlülüklerini yerine getirmediğini, işleri sözleşmede belirtilen şekilde ve zamanda tamamlamadığını, davacının Sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve işlerini tamamlamaması sebebiyle 11.04.2022 tarihinde Ankara 53. Noterliğinin 9749 yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, Sözleşmenin 16.3 maddesi gereği, söz konusu sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, eksik ve/veya hatalı işlerin kendisi nam ve hesabına tamamlatılacağının belirtildiğini, 2.) Bu kapsamda,... sözleşmede yer alan yükümlülüklerine aykırı davranması ve yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması nedeni ile Sözleşmenin 16.3 maddesi gereği teminat mektuplarının Ortaklık tarafından nakde çevrildiğini, Ortaklık ve ...arasında düzenlenen Alt Yüklenicilik Sözleşmesinin 3. Maddesi uyarınca, davacının Ana Sözleşme ile üstlenilen işlerin tamamını yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, buna rağmen, Sözleşme kapsamında, 32.794,37 m2 alan yönünden tamamlanması gereken işin sadece 8.400 m2 sinin tamamlanmış olduğunu, Ortaklığın...tarafından yerine getirilmesi gereken edimleri üçüncü kişilere yaptırmış ya da tamamlatmış ve bu sebeple zarara uğramış olduğunu, Sözleşme hükümleri çerçevesinde 6 ayda bitirilmesi gereken edimin halen bitirilmediğini, yaşanan kur farkından ötürü de davalı iş ortaklığının ciddi şekilde zarara uğradığını, davacının Sözleşmenin 17.1 maddesi gereği belirlenmiş olan cezai şartı da ortaklığa ödemediğini, davacının yapması gereken işi tamamlamadığını, sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu kapsamda taraflar arasında imzalanan Sözleşme gereği hakediş bedeline hak kazanmadığını, Sözleşmenin 8.5 maddesi uyarınca, hakedişin işveren tarafından onaylanması, hakedişe ilişkin faturaları kabul etmiş olmasının, ilgili işlerin kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini ve Alt Yüklenicinin ilgili hakedişe ilişkin işlerdeki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, Davacının yükümlülüklerine aykırı davranması neticesinde ortaya çıkan zararları telafi edebilmek için, Sözleşme kurulurken verdiği 750.000,00 TL avans karşılığında almış olduğu teminat mektuplarını nakde çevirdiğin, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı edenle feshedildiğini savunarak davanın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Dosyaya sunulan ve Mahkemece de denetime elverişli görülmekle benimsenen 01/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının teminat mektubu karşılığında nakit 750.000 TL avans aldığı; nakit avans karşılığında 224.000,00 TL ve 526.000,00 TL bedelli teminat mektubunu davalı işverene teslim edildiği, Davalı işveren tarafından 1 nolu ve Ocak 2022 dönemine ait Alt Yüklenici Hakediş Raporu düzenlendiği; buna göre davalı işverenin ödemesi gereken tutarı, KDV dâhil 399.310,77 TL olarak belirlenmekle birlikte; 20.303,94 TL teminat kesintisi ve 24.364.73 TL tevkifat kesintisi yapıldığı; ödenecek tutar net 354.642,10 TL olarak belirlendiği, Asıl işveren TCDD Genel Müdürlüğünün ana sözleşme kapsamındaki işe ait 09.05.2022 tarihli 8 nolu hakedişte yer alan imzalı metrajda; dava konusu palye şevlendirme ve koruma işinin 8.575,130 m2 olarak belirtildiği; Ocak 2022 dönemine ait 1 nolu hakedişte yapılan imalatın 7.860,53 m2 olduğu dikkate alındığında, asıl işverenin Ana Sözleşmeyle yüklenmiş olduğu imalat miktarının tamamının davacı yüklenici tarafından yapılmadığı, bu imalatın eksik mi kaldığı yoksa başka bir alt yüklenici tarafından mı yerine getirildiği; yoksa davacının edimini tam olarak yerine getirmediği hususlarının dosyadaki belgelerden anlaşılamadığı, Davacı tarafından yapılan imalat 7.860,53 m2 olduğu , proje işleri ve 02.03.2022 tarihli tutanakta belirtilen 13.977,60 TL ilave edilerek, toplam hakediş tutarının 338.398,96 TL olarak belirlenebileceği, davacının defter kayıtlarında; 04.05.2021 tarihinde 750.000,00 TL tahsil edilen avans borcundan, düzenlemiş olduğu 07.03.2022 tarih, GIB2022000000006 nolu 374.946,04 TL e-Arşiv Fatura alacağı düşülmek suretiyle 31.12.2022 tarihinde kalan borç bakiyesinin 375.053,96 TL olarak hesaplanabileceği, Davalının defter kayıtlarında; 04.05.2021 tarihinde 750.000,00 TL ödenen avans alacağından, dosya kapsamında dekontları mevcut olan 08.04.2022 tarihli 526.000,00 TL ve 11.04.2022 tarihli 224.000,00 TL tahsilat kayıtları düşülmek suretiyle 31.12.2022 tarihinde defter kayıtlarında davacıya herhangi bir borç/alacak bakiyesinin mevcut olmadığı, Tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini teyit etmediği; bunun ise, davacının teminat mektubu karşılığı olarak yaptığı (08.04.2022 tarihli 526.000,00 TL ve 11.04.2022 tarihli 224.000,00 TL) ödememin davalı kayıtlarında yer aldığı, davacı kayıtlarında yer almama davacının düzenlemiş olduğu 07.03.2022 tarih, GIB2022000000006 nolu 374.946,04 TL e-Arşiv Faturanın ise davacı kayıtlarında yer alması buna karşılık davalı kayıtlarında yer almaması sonucu meydana geldiğinin mütalaa edildiği bu bağlamda, yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya sunulan ve Mahkemece de denetime elverişli görülen bilirkişi raporundaki tespitler benimsenerek hükme esas alınması gerektiği, buna göre davacı taşeronun dava ve sözleşme konusu işi eksiksiz şekilde yaptığını ve teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, bu bağlamda Ocak 2022 tarihine ait hak edişin ve Yapılan İşler Listesinin imzalı olduğu tespit edilmişse de, Sözleşmenin 9.1. maddesi gereği, davacı Alt Yüklenicinin yazılı bildirimde bulunmaması veya İşverenin söz konusu bildirimi onaylamaması halinde, Sözleşme kapsamındaki işlerin tamamlanmış sayılamayacağı, Davacı tarafından davalı yana yazılan 17.03.2022 tarihli yazıda; "26.04.2021 tarihli sözleşmemizdeki işlerimizi yerine getirmiş hakkedişimizi yapmış bulunmaktayız. Firmamızın teminat mektubu karşılığında tarafınızdan aldığı nakit avansın hakkediş kısmı düşülerek geri kalanı nakit olarak iade edecektir. Teminat mektuplarımızın iadesi için gerekli işlemlerin başlatılmasını" şeklinde bildirimde bulunulmuşsa da davalıların söz konusu bildirimi onayladığına dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, asıl işverenden gelen müzekkere cevabı içeriği nazara alındığında Ana Sözleşme kapsamındaki işe ait 09.05.2022 tarihli 8 nolu hakedişte KM:444000-5214-000 palye şevlendirme ve koruma imalatı olarak belirtilen tutarın 8.575,130 m2 olduğu, taraflar arasındaki Ocak 2022 dönemine ait hakedişte yapılan imalatın 7.860,53 m2 olduğu dikkate alındığında, sözleşmenin 3. maddesi gereği İşverenin Ana Sözleşmeyle yüklenmiş olduğu imalat miktarının tamamının davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı, davaya konu faturanın davalı kayıtlarında bulunmadığı ve faturanın gönderildiğinin ispatlanamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde ispat olunamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Gerekçeli karar incelendiğinde davanın reddine karar verilmesine gerekçe olarak müvekkilinin sözleşme konusu işi eksiksiz biçimde yaptığını ve teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme gereğince işverenin yüklenicinin yazılı bildiriminin işveren tarafından onaylanması gerektiği ancak somut olayda müvekkilinin yazılı bildiriminin onaylandığına dair dosyada bir belge olmadığı, asıl işverenden gelen müzekkere cevabına göre toplam imalat tutarının 8.575,130 m2 olduğu ancak taraflar arasındaki Ocak 2022 dönemine ait hak edişte yapılan imalatın 7.860,53 m2 olduğu dikkate alındığında sözleşmenin üçüncü maddesi gereği yüklenilen işin tamamının yapıldığının ispatlanamadığı, davaya konu faturanın davalı kayıtlarında bulunmadığı ve faturanın gönderildiğinin ispatlanamadığı hususlarının gösterildiğini, bu gerekçelerin hiçbirini kabul etmediklerini, bu gerekçelerin hukuka tamamen aykırı olduğunu , Mahkemece 01/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının, eksik, hatalı ve hukuka ve temel mantığa aykırı değerlendirmeler içeren rapor doğrultusunda karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ,müvekkili şirket ile davalı şirketlerin oluşturduğu Maltepe (Ankara) Vergi Dairesine bağlı 474 068 54 62 vergi kimlik numaralı adi ortaklık arasında 26/04/2021 tarihinde "...HAT PERON İNŞAATI ALTYAPI, ÜSTYAPI VE ELEKTRİFİKASYON İKMAL YAPIM İŞİ" başlıklı bir sözleşme akdedildiğini, Sözleşmenin 3. maddesine göre işin konusu "Çelik Ağlarla Kaya ve Taş Düşmesine Karşı Şev Koruması" yapılması olduğunu ,asıl işsahibi idare Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları olduğunu davalı taraflar asıl işin yukarıda belirtilen kısmının yapılması için müvekkili şirketle sözleşme imzaladıklarını ,müvekkilini söz konusu sözleşme uyarınca üstlendiği edimi yani sözleşme kapsamındaki işleri, mevzuata, sözleşmeye, ilgili teknik şartnamelere, fen ve sanat kurallarına, kalite yönetimi standartlarına, teknik ve idari normlara ve benzerlerine uygun olarak ifa ettiğini ve karşı tarafa teslim ettiğini karşı tarafın oluşturduğu adi ortaklıkça müvekkiline teslim edilen alanda yapılan imalat 7.860,53 m2 olarak karşı tarafça ölçüldüğünü , müvekkili şirketin hak edişte bu işte yapılan imalatı 8.400 m2'lik malzeme kullanarak yaptığını hak edişe şerh düşerek belirttiğini , şantiyede kalan yaklaşık 600 m2'lik malzemenin bekletilmekte olduğunu ilettiğini, Hak edişte şantiyede kalan 600 m2 malzeme için ortaklaşa fiyat tespiti yapılıp 1 nolu hak edişe eklendiğini neticeten müvekkili şirketin yüklendiği edime ilişkin tüm işleri 16/08/2021 tarihinde, yani sözleşmede işin süresi olarak belirlenen altı aylık süre içerisinde tamamlandığını ve eksiksiz biçimde teslim edildiğini, 26/10/2021 tarihinde sözleşme süresinin sona erdiğini ve sözleşme uzatımına da gidilmediğini yapılan işe ilişkin birtakım fotoğrafların da işbu istinaf dilekçesi ekinde sunulduğunu ,bunun üzerine, davalı tarafça "1" nolu ve Ocak 2022 dönemine ait "ALT YÜKLENİCİ HAKEDİŞ RAPORU" düzenlendiğini bu rapora göre, müvekkiline ödenmesi gereken tutar KDV dahil 399.310,77 TL olarak belirlendiğini hak ediş raporunda müvekkili şirketin ifa ettiği toplam işlerin tutarı yani alacağının KDV dahil 399.310,77 TL olarak hesaplandığını bu tutardan 20.303,94 TL teminat kesintisi ve 24.364,73 TL tevkifat kesintisi yapıldığını ve ödenecek tutar 354.642,10 TL olarak belirlendiğini ,müvekkili şirketin hak edişinden yapılan 20.303,94 TL teminat kesintisi sözleşme gereği işin bitimiyle müvekkili şirkete iade edilecek olduğu için müvekkili şirket tarafından, 354.642,10 TL olarak belirlenen hak ediş bedeline bu tutar da eklenerek 374.946,04 TL bedelli, 07/03/2022 tarihli ve...nolu e-Arşiv fatura düzenlendiğini, belirtildiği gibi, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında üzerine yüklenen edimi ifa ettiğini ve hak ediş raporu düzenlendiğini, hak ediş raporunun inşaat mühendisi ... tarafından düzenlenip imzalandığını proje müdürü ...ve proje koordinatörü tarafından uygunluk verilip imzalandığını ve merkez ofis tarafından onaylanıp imzalandığını söz konusu kişiler karşı taraf bünyesinde, hak ediş raporunda belirtilen sıfatlarla çalışma yapan, yetkili kişiler olduğunu bu hususun zaten mahkemenin de kabulünde olduğunu ,belirtildiği gibi, müvekkili şirketin hak ediş raporu davalı tarafça düzenlendiğini ve onaylandığını , Sözleşmenin 8.4. maddesinde; "İdare'nin ve/veya Müşavir'in, Sözleşme kapsamındaki işleri kısmen veya tamamen kabul etmemesi halinde, ALT YÜKLENİCİ'nin ilgili hakedişi onaylanmayacaktır." denildiğini hak ediş raporunun karşı tarafça düzenlenip onaylanmasından işin idare tarafından da onaylandığı ve idareden hak edilen bedeli aldıkları anlaşıldığını ,buna rağmen, taşeron olarak söz konusu işi müvekkil şirkete yaptıran davalı tarafın müvekkili şirketin hak ettiği tutarı ödememesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup mahkemenin kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu ,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 477/1. maddesinde; "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder." denildiğini ,davalı tarafça düzenlenen hak ediş raporu da işin açıkça kabul edildiği sonucunu doğurduğunu ortada herhangi bir ayıplı veya eksik ifa da olmamasına rağmen davalı tarafça ödeme yapmaktan kaçınıldığını ,hak ediş raporuna karşı tarafça konulmuş bir ihtirazi kayıt da olmadığını , Mahkemenin sözleşmenin 9.1. maddesine atıf yaparak davalılara yapılan yazılı bildirimin davalılar tarafından onaylandığına dair bir delil bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin abesle iştigal olduğunu ,"Hak ediş" Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre; "Bir üretim veya yapım sırasında hak edilmiş durum veya para; istihkak" anlamlarına geldiğini müvekkili şirketin, kendisine teslim edilen alandaki işe ilişkin üzerine düşen tüm işleri yerine getirdiğini bunun üzerine hak ediş düzenlendiğini ve davalılar yetkilileri tarafından bu hak ediş onaylandığını hak ediş raporuna yetkili kişilerce atılan bu imza müvekkilinin raporda yazan tutarı hak ettiği ve bunun davalılar tarafından da kabul edildiği anlamına geldiğini müvekkili tarafından meydana getirilen eserin, hak ediş raporunun onaylanması suretiyle açıkça onaylanmasını müteakiben 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 477. maddesindeki emredici düzenleme karşısında, sözleşmenin kanunun emredici düzenlemesine aykırı 9.1. maddesine geçerlilik tanınmasının hukuka aykırı olduğunu ,müvekkilin söz konusu sözleşme uyarınca üstlendiği edimi yani sözleşme kapsamındaki işleri, mevzuata, sözleşmeye, ilgili teknik şartnamelere, fen ve sanat kurallarına, kalite yönetimi standartlarına, teknik ve idari normlara ve benzerlerine uygun olarak ifa etmiş ve karşı tarafa teslim etmiş bulunduğunu ,müvekkilinin üstlendiği edime ilişkin tüm işler 16/08/2021 tarihinde, yani sözleşmede işin süresi olarak belirlenen altı aylık süre içerisinde tamamlandığını ve eksiksiz biçimde teslim edildiğini bunun üzerine, davalı tarafça "1" nolu ve Ocak 2022 dönemine ait "ALT YÜKLENİCİ HAKEDİŞ RAPORU" düzenlendiğini bu rapora göre, müvekkiline ödenmesi gereken tutar KDV dahil 399.310,77 TL olarak belirlendiğini, hak ediş raporu incelendiğinde davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanarak onaylandığını görüldüğünü davalı tarafça da bu husus inkâr edilmediği gibi bilirkişi raporunda da; "Ancak Yapılan İşler Listesinin imzalı olduğu, yine hakediş raporunun da imzalı ve onaylı olduğu görülmektedir." şeklinde tespit edildiğini bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu ,müvekkili şirketin, üstlendiği edimi ifa ettikten sonra hak edişi düzenlendiğini ve alacak miktarı hesaplandığını yapılan işler ve hak ediş raporunun davalı tarafça onaylandığını ,sözleşme hükmünün, bu aşamadan sonra müvekkili tarafından tekrar bildirim yapılmasını ve davalı tarafın bir kez daha onayının alınması gerektiğinı gösterecek şekilde yorumlanmasının temel hukuk kurallarına ve hatta temel mantık kurallarına ters olduğunu ,davalı tarafın hak ediş raporunu düzenleyip onaylayarak zaten müvekkili şirketin alacak miktarını kabul ettiğini ve onayladığını ,bu aşamadan sonra bir kez daha davalı tarafın onayının aranması, sözleşme hükümlerinin davalı taraf lehine zorlama bir biçimde yorumlanmasından başka bir anlama gelmediğini, böyle bir yorumu ve bu doğrultuda yapılan tespitleri kesinlikle kabul etmediklerini, kaldı ki bahsi geçen sözleşme hükümünün TBK'nin emredici düzenlemelerine aykırı olduğunu ,ayrıca taraflarınca dosyaya birtakım mail yazışmaları ve Whatsapp kayıtları sunulduğunu , Sunulan yazışmalarda, davalı ortaklık yetkililerince hak edişin düzenlenerek müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkili şirketin buna istinaden dava konusu faturayı keşide ettiğini, bu faturayı davalı ortaklık yetkilisine ilettiklerini ve davalı ortaklık yetkilisinin faturayı muhasebeye ilettiği şeklinde bilgi verdiğinin görüldüğünü ,Fatura keşide edilmesi işleminin karşı tarafın bilgisi dahilinde yapıldığını, dosyaya taraflarınca daha önce sunulmuş bilgi, belge ve deliller ile zaten sabit hale gelmişti. Buna göre, mahkemece faturanın davalı tarafa gönderildiğinin ispatlanamadığının kabulü ve faturanın davalı kayıtlarında yer almamasının müvekkili şirket aleyhine yorumlanmasının isabetsiz olduğunu ,davalı tarafın kötü niyetli bir biçimde, faturayı kayıtlarına işlememesinin müvekkili şirket aleyhine yorumlanmasını hakkaniyete aykırı olup kötü niyetli bir davranışın himaye edilmesi anlamına geldiğini,özetle hak ediş raporu düzenlenmesi ve davalı şirket yetkililerince onaylanması ile davalı taraf eseri açık bir biçimde kabul etmiş olduğunu ,kanunun emredici düzenlemesi bu yönde olup sözleşmenin 9.1. maddesi kanunun emredici düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğunu Mahkeme kararının bu nedenle hukuka aykırı olduğunu ,yapılan imalat miktarının müvekkili şirketin üstlendiği edimin tamamını karşılayıp karşılamadığı yönündeki istinaf sebeplerin gelince, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinden bir kısmın alıntılanması gerektiğini ,Cevap dilekçesinde; "Buna rağmen, ..., Sözleşme kapsamında, 32.194,37 m2 alan yönünden tamamlanması gereken işin sadece 8.400 m2sinin tamamlamış olup; Sözleşme hükümlerine aykırı davranarak eksik ifada bulunmuştur." şeklinde bir iddia mevcut olduğunu ,dosyada mevcut olan davalı şirketler tarafından keşide edilerek müvekkil şirkete gönderilen ve sözleşmenin feshedildiğine ilişkin Ankara 53. Noterliğinin 11/04/2022 tarih ve 9749 yevmiye numaralı ihtarnamesinde de ; "Sözleşme kapsamında teslim edilmesi gereken 32.194,37 m2 alan yönünden tamamlanması gereken işin, sadece 9.000 m2'sinin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir." şeklinde bir ifade geçtiğini ,buna göre, davalı tarafın iddiasının 8.575.130 m2'lik imalat yapılması gerekirken 7.860,53 m2'lik imalat yapıldığı değil, 32.194,37 m2 alan yönünden imalat yapılması gerekirken 9.000 m2'sinin tamamlanmış olduğu yönünde olduğunu , öncelikle davalı tarafın iddiasını ispata yarar tek bir delil dahi mevcut olmadığı gibi sözleşmede de yapılması üstlenilen işin metrekaresini gösterir bir hüküm bulunmadığını burada yalnızca bir somut gerçek olduğunu ,Müvekkili şirketin üzerine düşen edimi ifa ettiğini , üstlendiği metrekare üzerinden imalatı tamamladığını , yapılan işlerin davalı tarafça da onaylanarak hak ediş düzenlendiğini ve bu hak ediş raporunun da onaylandığını müvekkili şirketin onaylanan hak edişine binaen sözleşme hükümlerine uygun olarak fatura keşide ettiğini ancak davalı tarafça müvekkilinin alacağının ödenmediğini ,davalı tarafın, müvekkili şirketin eksik ifada bulunduğunu iddia ediyorsa bunu ispatla mükellef olduğu gibi, kesinlikle eksik ifada bulunulduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, eğer ortada bir eksik ifa varsa bunun işbu dava ile ne gibi bir ilgisi olduğunu açıkçası biz anlayamadıklarını ,davalı tarafın 9.000 m2'lik kısmın tamamlandığını kabul ediyorken bilirkişi raporunda eksik ifa olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmenin gerekçeli kararda da tekrar edilmesini kesinlikle kabul etmediklerini, Mahkeme kararının açıkça hukuka aykırı ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini taraflarca ileri sürülmeyen bir hususta rapor tanzim edilmesi ve bu raporun hükme esas alınmasının isabetsiz olduğunu ,ayrıca davalı tarafın müvekkili şirketin tamamladığını iddia ettiği kısmı ihtarnamede 9.000 m2 olarak belirtiyorken cevap dilekçesinde 8.400 m2 olarak değiştirmesine de dikkat çekmek istediklerini bu çelişkinin davalı tarafın gerçek dışı beyanlarda bulunduğunun, iddiaların aksine müvekkili şirketin üzerine düşen edimi tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğinin ispatı niteliğinde olduğunu , Mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını ve hukuka aykırı şekilde davanın reddedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin bir eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 479/1. maddesinde; "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." denildiğini Müvekkilinin ifa ettiği imalata ilişkin kısmın davalı tarafa teslim edildiğine dair bir ihtilaf olmadığını yapılan işlerin ve hakediş raporunun bizzat davalı taraf yetkililerince düzenlenerek onaylandığını buna göre, davalı tarafın işin bedelini ödeme borcu muaccel olduğunu ödenmesi gerektiğini buna rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığı gibi, müvekkili şirketin alacaklı olduğu bilinmesine rağmen teminat mektupları kötüniyetli olarak ve dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde, hiçbir ön uyarı veya bildirim dahi yapılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden nakde çevrildiğini bilirkişi raporunda eksik ifa ile ilgili tespitlere yer verilmesinin ve mahkemece bu hususun ret gerekçesi yapılmasının somut olaya hiçbir etkisi olmadığını eksik ifa iddialarını kabul etmedikleri gibi bu davanın konusu olmadığını bu davanın konusunu müvekkilinin yaptığı işlerin karşılığı olan bedelin ödenmesi olduğunu varılan sonuçta müvekkilinin binlerce metrekarelik iş yapıp bir lira dahi alamamış durumda olduğunu hukuka aykırı olmasının yanında bu denli hakkaniyetsiz sonuçlar doğuran mezkûr kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Eksik ifa iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, eser sözleşmesine ilişkin TBK hükümleri çerçevesinde, müvekkilinin yapmış olduğu kısma ilişkin bedel kendisine ödenmek zorunda olduklarını ,bu doğrultuda TBK'nın emredici düzenlemelerine aykırılık teşkil eden sözleşme hükümlerinin geçersiz olacağını hatırlatmak istediklerini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 484/1. maddesinde; "İşsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir." denilmekte olup kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, eksik ifa söz konusu ise dahi Ankara 53. Noterliğinin 11/04/2022 tarih ve 9749 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini ileri süren davalı tarafın o ana kadar yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu fesih yapılabilmesi için kanunda öngörülen koşulun bu olduğunu ,davalı şirketin bu koşulu yerine getirmediğini müvekkili şirketin yaptığı işleri onaylayıp hakediş raporunu da düzenleyip onaylamasına rağmen müvekkili şirketin alacağını kötüniyetli bir biçimde ödemediğini davanın haklılığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu ,bu konuda YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNİN 01/02/2023 T, 2021/5748 E VE 2023/360 K SAYILI KARARINDA; "Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu, bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise, iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür. İşin tam ve eksiksiz yapıldığının ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü de iş sahibindedir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilâflarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında sözleşme feshedilmediği ya da taşeron-yüklenici tarafından iş tamamlanmaksızın iş sahası terkedilmedikçe gerçekleştirilen iş ve imalâtların taşeron-yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından yasal, yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanması mümkündür. Eser sözleşmelerinde eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırılan işlerden bir ya da bir kaçının yapılmamasıdır. Ayıplı iş ise, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan ya da olmaması gereken bazı bozukluk ve özellikleri taşıyan eserdir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder.Somut olayda davacı alt yüklenicinin sözleşme uyarınca üstlendiği imalatın kısmen de olsa yerine getirildiği keşif incelemesi, aldırılan bilirkişi raporu ve idare kayıtları ile ispatlanmış olup, işin gecikmesinde davacıdan kaynaklanan bir sebebin varlığı da davalı yanca ispat edilemediğinden davacı aleyhine gecikme cezasına hükmedilmemesi yerinde olmuştur. Hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmede yer alan birim fiyatlar esas alınarak ve işin mimari projesi ile yerindeki ölçümler gözetilerek, idarece davalı yüklenicilerden davacının gerçekleştirdiği imalat nedeniyle kesilen nefaset bedeli de davacı hakedişinden düşülmek suretiyle hesaplama yapılmış olmasına ve davalı yükleniciler tarafından bakiye hakediş alacağının ödendiğinin iddia ve ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre davanın kısmen kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararına karşı davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır." denildiğini, müvekkilini 7.860,53 m2'lik imalatı gerçekleştirdiğini ve bu imalata ilişkin işler davalı tarafça onaylanarak hak ediş raporu düzenlendiğini bunun yanında 600 m2 çelik ağ malzemesinin de müvekkili şirketçe satın alınarak şantiye stok sahasına teslim edildiğini ve buna ilişkin dosyada mevcut 02/03/2022 tarihli tutanak düzenlenerek taraflarca imza altına alındığını müvekkili şirketin kendisine teslim edilen alanda, üstlendiği imalatı harfiyen yerine getirmiş olup bunun ötesinde bir edim üstlendiğini gösterir tek bir delil dahi olmadığını Madem müvekkili tarafından eksik ifa gerçekleştirilmiştir, o halde fazla gelen bu malzeme neden kullandırılmadığını ve eksik imalat tamamlatılmadığını yani 600 m2 çelik ağ malzemesinin müvekkili şirketçe satın alınarak şantiye stok sahasına teslim edilmesi ve karşı tarafça imalatta kullandırılmaması dahi eksik ifanın söz konusun olmadığının ispatı olduğunu hayatın olağan akışına aykırı iddialarını ispat yükü davalı ortaklıkta olduğunu ancak ispat külfetinin yerine getirilemediğini dolayısıyla müvekkili şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen edimi eksiksiz olarak ifa ettiğinin sabit olduğunu , hak ediş bedelinin müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, eksik ifa söz konusu olsa dahi TBK'nın emredici düzenlemeleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği tamamlanan kısma ilişkin bedelin müvekkile ödenmesi gerektiğini bu hususun, temel hukuk kuralları gereği olduğu kadar, temel mantık kuralları çerçevesinde de olması gerekeni ifade ettiğini müvekkilinin yaptığı kısma ilişkin hak ettiği bedelin kendisine ödenmemesi hakkaniyete uygun olmadığını bunun yanında davalı tarafın eksik ifa olduğunu iddia ettiğini ve bunun adi ortaklığı zarara uğrattığını ileri sürüyorsa bu iddia işbu davanın konusunu oluşturmadığını ,bilirkişi raporunun 10. sayfasının son paragrafındaki; "İlave işler ve kesintilerden sonra (Teminat kesintisi(%0,06) 20.303,94 TL, Tevkifat kesinrisi(4/10) 24.364,73 TL) yükleniciye ödenecek net tutarın 354.642,10 TL olduğu; ancak; Davacı yüklenici firma tarafından davalı adi ortaklık adına 07.03.2022 tarihli ve...NOLU 374.946,04 tl'lik fatura düzenlendiği tespit edilmiştir." şeklindeki tespitin de hatalı olduğunu bu sebeple de raporun hükme esas alınmaması gerektiğini ,hak ediş raporunda müvekkili şirketin ifa ettiği toplam işlerin tutarı yani alacağı, KDV dahil 399.310,77 TL olarak hesaplandığını , bu tutardan 20.303,94 TL teminat kesintisi ve 24.364,73 TL tevkifat kesintisi yapıldığını ve ödenecek tutarın 354.642,10 TL olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin hakedişinden yapılan 20.303,94 TL teminat kesintisi sözleşme gereği işin bitimiyle müvekkili şirkete iade edilecek olduğu için müvekkili şirket tarafından, 354.642,10 TL olarak belirlenen hakediş bedeline bu tutar da eklenerek 374.946,04 TL bedelli, 07/03/2022 tarihli ve...nolu e-Arşiv fatura düzenlendiğini ,yukarıda da belirtildiği gibi, müvekkili şirketin hakedişinden yapılan 20.303,94 TL tutarındaki teminat kesintisinin de müvekkili şirketin alacağına dahil olduğunu ,bu nedenle müvekkili şirketin, hakedişte ödenecek tutar olarak belirlenen tutara bu tutarı ekleyerek fatura düzenlemesi hukuka uygun olduğunu ,bunun sebebinin ise sözleşme içeriğinden çıkarılabildiğini şöyle ki; sözleşmenin 7.1. maddesinde; "ALT YÜKLENİCİ'nin, hakediş ödemelerinden kesilecek nakdi teminat miktarları, Sözleşme'nin ekinde yer almaktadır. Nakdi teminatlar, İŞVEREN'in diğer tüm hakları saklı kalmak koşuluyla belirtilen tarihlerde ALT YÜKLENİCİ'ye iade edilecektir." denildiğini ayrıca sözleşmenin ek 4 "TEMİNATLAR" "A. NAKDİ TEMİNATLAR" başlıklarını taşıyan kısmında bulunan "3" ve "4" maddelerinde sırasıyla; "İŞVEREN, ALT YÜKLENİCİ'nin her hakkedişinin % 6'sını, nakdi teminat olarak tutacaktır." ve "İŞVEREN, nakdi teminatların %70'ini, ALT YÜKLENİCİ'nin Geçici Kabul'ünün yapılmasını, diğer % 30'unu, ALT YÜKLENİCİ'nin Kesin Kabulü'nün yapılmasını ve İŞVEREN'in Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan "İlişiksizlik Belgesi" almasını müteakip, 30 gün içerisinde, ALT YÜKLENİCİ'ye iade edecektir." denildiğini ilgili hükümler çerçevesinde, davalı tarafın temerrüde düştüğü ve müvekkili şirkete hak ettiği bedeli ödemekle yükümlü bulunduğu için artık nakdi teminat kesintisini de iade etmek durumunda olduğunu dolayısıyla 20.303,94 TL tutarındaki teminat kesintisinin de müvekkili şirketin alacağına dahil olduğunu bunun yanında asıl işsahibi TCDD Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya müzekkere cevabı ile sunulan evraklar kapsamında, davalı tarafça ileri sürülen, müvekkili şirketin 32.194,37 m2 alan yönünden edim ifasını üstlendiği iddiasının gerçek dışı olduğunun da ortaya çıktığını, zaten sözleşmede de bu iddiaya dayanak olabilecek tek bir hüküm dahi olmadığını Mahkemenin ise asıl işverenden gelen müzekkere cevabına göre toplam imalat tutarının 8.575,130 m2 olduğu ancak taraflar arasındaki Ocak 2022 dönemine ait hak edişte yapılan imalatın 7.860,53 m2 olduğu dikkate alındığında sözleşmenin üçüncü maddesi gereği yüklenilen işin tamamının yapıldığının ispatlanamadığı şeklindeki gerekçeyle, davalı tarafın savunmasının dışına çıkarak cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen bir hususun dikkate alınması suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na açıkça aykırı bir karar verdiğini, davalı tarafın 9.000 m2'lik kısmın tamamlandığını kabul ediyorken bilirkişi raporunda eksik ifa olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmenin gerekçeli kararda da tekrar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu bu noktada mahkemenin, müvekkili şirketin yaptığı imalatın hak edişe göre 7.860,53 m2 olduğu şeklindeki hatalı değerlendirmesine karşı şu hususları tekrar belirtmek istediklerini karşı tarafın oluşturduğu adi ortaklıkça müvekkiline teslim edilen alanda yapılan imalat 7.860,53 m2 olarak karşı tarafça ölçüldüğünü müvekkili şirket hak edişte bu işte yapılan imalatı 8.400 m2'lik malzeme kullanarak yaptığını hak edişe şerh düşerek belirttiğini, şantiyede kalan yaklaşık 600 m2'lik malzemenin bekletilmekte olduğunu ilettiğini hak edişte şantiyede kalan 600 m2 malzeme için ortaklaşa fiyat tespiti yapılıp 1 nolu hak edişe eklendiğini neticeten müvekkili şirket yüklendiği edime ilişkin tüm işleri 16/08/2021 tarihinde, yani sözleşmede işin süresi olarak belirlenen altı aylık süre içerisinde tamamlandığını ve eksiksiz biçimde teslim edildiğini 26/10/2021 tarihinde sözleşme süresi sona erdiğini ve sözleşme uzatımına da gidilmediğini ayrıca müvekkili şirketin, davalı tarafın TCDD'ye ne kadarlık hak ediş yaptığı konusunu bileceğini zira müvekkili şirketin yalnızca taşeron firma olduğunu bilirkişi raporundaki, taraf ticari defter kayıtları arasında fark bulunduğu, bunun sebebinin müvekkili şirketin teminat mektupları karşılığında yaptığı ödeme olan 750.000,00 TL ödemenin müvekkili şirket kayıtlarında yer almaması, buna karşılık dava konusu faturanın ise davalı kayıtlarında yer almaması olarak gösterilerek yapılan; müvekkili şirket defter kayıtlarındaki 750.000,00 TL tahsil edilen avans borcundan, 374.946,04 TL fatura alacağının düşülmesi suretiyle ulaşılan 375.053,96 TL'nin müvekkili şirketin borç bakiyesi olduğu yönündeki tespiti kesinlikle kabul etmediklerini yapılan tespitin emredici hukuk kurallarına ve yasal düzenlemelerine aykırı olduğu gibi temel mantık kurallarına dahi ters düştüğünü, taraflar arasında, ... Şubesi tarafından verilen 03/05/2021 tarihli, 7100448165 sayılı ve 526.000,00 TL bedelli teminat mektubu ve...Şubesi tarafından verilen 28/04/2021 tarihli, 1931796 sayılı ve 224.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davalı tarafça nakde çevrildiği hususunda bir ihtilaf söz konusu olmadığı gibi zaten bu teminat mektuplarını nakde çevrildiğine ilişkin dekontlar ilgili bankalardan celbedilerek dosya arasına alınıp bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini ,ayrıca davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde; "Bunun üzerine, Ortaklık, Sözleşmenin 16.3 maddesi uyarınca, ... yükümlülüklerine aykırı davranması neticesinde ortaya çıkan zararları telafi edebilmek için, Sözleşme kurulurken verdiği 750.000,00 TL avans karşılığında almış olduğu teminat mektuplarını nakde çevirmiştir." şeklinde bir cevap da mevcut olup dolayısıyla davalı tarafın, söz konusu teminat mektuplarının nakde çevrilerek kendilerince tahsil edildiği yönünde bir ikrarları söz konusu olduğunu , 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188/1. maddesinde; "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." denilmekte olup zaten dosyada mevcut dekontlarla davalı tarafça tahsil edildiği ispat olunduğunu teminat mektuplarına ilişkin hususun davalı tarafın ikrarı ile çekişmeli olmaktan çıktığını bu nedenle bilirkişi raporunda müvekkili şirketin 375.053,96 TL borç bakiyesinin mevcut olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu , Mahkemece bu hatalı tespitleri içeren raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu davalı tarafın, "Bunun üzerine, Ortaklık, Sözleşmenin 16.3 maddesi uyarınca, ... yükümlülüklerine aykırı davranması neticesinde ortaya çıkan zararları telafi edebilmek için, Sözleşme kurulurken verdiği 750.000,00 TL avans karşılığında almış olduğu teminat mektuplarını nakde çevirmiştir." şeklindeki cevabına iteminat türlerinden olan avans teminat mektubunun amacını iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almaktır yani avans teminat mektuplarının konusunun, müteahhide veya imalatçıya verilecek avansları bir bankanın garanti etmesi olduğunu cevap dilekçesinde müvekkili şirketin sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle ortaya çıkan zararların tazmini için adı geçen teminat mektuplarının nakde çevrildiği belirtilmekteyse de yukarıda anılan nedenlerle, her iki teminat mektubu da avans teminat mektubu olmaları nedeniyle bu amaçla tazmin edilemez olduğunu çünkü avans teminat mektuplarının davalı tarafın bahsettiği -aslında hiç var olmayan- zararların tazminini garanti etmediğini , iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti ettiğini bu hususun bilirkişi raporunda dikkate alınmadığı gibi mahkemece de gözden kaçırıldığını , bilirkişi raporuna bu yöndeki itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini avans teminat mektuplarının nakde çevrilmesi yoluyla yapılan ödemenin müvekkili şirketin ticari kayıtlarına yansıtılmamasının işbu davada müvekkili şirket aleyhine yorumlanmasının hatalı olduğunu zira yukarıda da belirtildiği gibi davalı tarafın bu teminat mektuplarını, aslında garanti etmedikleri ve hiçbir şekilde var olmayan bir zararın tazmini için nakde çevirdiğini öncelikle mahkeme kararınn bilirkişi raporunun tekrarı niteliğinde olup bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınması gerektiğini çünkü mevcut raporun eksik ve hatalı inceleme ve değerlendirmeler içeren, denetime elverişsiz ve hükme esas alınmaması gereken bir rapor olduğunu bilirkişi raporunun müvekkili şirket tarafından yapılan imalatı, verilen emeği göz ardı eden; dava ile ilgisi olmayan muhasebesel detaylarla, evrak kayıtlarıyla ilgili durumlarla gereksiz şekilde fazla ilgilenip yapılan işi yok sayan; sözleşmeyi kanunun emredici hükümlerine aykırı bir biçimde davalı taraf lehine, zorlama bir biçimde yorumlayan; hukuka ve mantığa aykırı, taraflı değerlendirmeler içeren bir rapor olduğunu bu raporu hükme esas alan mahkeme kararı da aynı sebeplerle hukuka ve mantığa aykırı olduğunu bu yönler gözetilmeden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı iş ortağı yükleniciler ile dava dışı TCDD arasındaki ... Hat Peron İnşaatı Altyapı, Üstyapı ve Elektrifikasyon İkmal Yapım İşi kapsamında davalıların üstlendiği çelik ağlarla kaya ve taş düşmesine karşı sev koruması işinin davacıya taşere edildiği, 26.04.2021 sözleşmeye dayalı düzenlendiği anlaşılan davacı tarafça daha fazla imalat yaptığı buna ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuğunu belirterek Ocak 2022 tarihli 1 nolu hakediş nedeniyle bu hakedişe dayalı faturadan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Taraf beyanları ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde davaya konu sözleşme kapsamında davacıya 750.000,00 TL avans ödemesinin yapıldığı, bu avans ödemesine karşılık davacı tarafça 28.04.2021 tarihli 224.000,00 TL ve 03.05.2022 tarihli 526.000,00 TL bedelli avans teminat mektubunun davalılara verildiği, davacı tarafça sözleşme kapsamında yapılan işlere ilişkin davaya konu 1 nolu hakedişin davalılar tarafından düzenlendiği, hakedişte kısmi düzeltmeler yapıldığı, davacı tarafça imzalanan bu hakedişe dayanarak talepte bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından Ankara 53.Noterliği'nin 11/04/2022 tarih ve 9749 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği, davacı tarafından davalıya verilen avans teminat mektuplarının nakde çevrildiği hususları ihitlafsızdır. Mahkemece alınan 11.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri ve kayıtlarının incelenmesi sonucu taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından 750.000,00 TL avansın davacıya verildiği, davacı tarafından bu avans karşılığı davalılara 750.000,00 TL tutarlı 2 adet avans mektubu verildiği ve davalı tarafça avans teminat mektuplarının paraya çevrilmesi sonucu hesabın kapatıldığı, bunun dışında davalılara tarafından ödemenin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Tüm bu tespit ve açıklamalar kapsamında, mahkemesince davacı talebinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen ve dosyaya sunulan 1 nolu hakediş kapsamında alacak istemine ilişkin olduğu kabul edilerek taraflar arasındaki sözleşme, düzenlenen hakediş, hakedişe dayanak belgeler ,hakedeşi tutanağında yapılan düzeltmeler yine davaya konu hakediş tarihi itibariyle davalılar ile dava dışı iş sahibi arasında düzenlenen hakediş ve dayanak belgeler de getirtilerek, tarafların iddia, beyan ve delilleri kapsamında değerlendirilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşmenin fesihle sona erdiği de anlaşılmakla davacının davaya konu 1 nolu hakedişten dolayı alacağının bulunup bulunmadığı yönünde davacının itirazları da dikkate alınarak ek rapor alınmak suretiyle davanın sonuçlandırılması gerekirken davadaki talep ve uygun olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/10/2023 tarih ve 2022/498 E-2023/764 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 11/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/892, K. 2026/915, T. 11.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-892-e-2026-915-k-31da4b76c545