Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/333 E. 2026/738 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/333
Karar No
2026/738
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/333 - Karar No: 2026/738 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/333 KARAR NO : 2026/738

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2023 NUMARASI : 2021/711 E- 2023/781 K

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ...- DAVALI : VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ...- DAVANIN KONUSU : Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin maliki bulunduğu...de kayıtlı bulunan arsa üzerine davalı yüklenici tarafından sözleşme doğrultusunda yapılacak inşaat karşılığında sözleşmede belirtilen koşullar ve saptanan miktardaki taşınmazın davalı yükleniciye satışının vaadedildiğini, sözleşme ile teknik şartname ve mahal listesinde inşaatın davalı tarafça ne şekilde yapılacağına ilişkin yükümlülüklere yer verildiğini ancak davalı tarafça yapılan inşaatın sözleşmeye, teknik şartnameye ve mahal listesine uygun olarak yapılmadığını, inşaatta bloklar arasında araç ve yaya yolu olarak kullanılan yola, su gideri, ızgara yada mazgal yapılmamasından dolayı alanda su birikmesi yaşandığını, iş merkezinin ana elektrik trafosu ve belediyeye ait ana elektrik trafosu arasında asfalt altından çekilmiş elektrik kablosunun standartlara uygun olmadan çekilmesi nedeniyle belediye araçlarının kazı esnasında elektrik kablosunu koparmış olup, yaşanan mağduriyetin giderilmesi adına yer altı kablo hattının standart hale getirilmesi gerektiğini, dükkanlar içinde bulunan ve baca işlevi olarak kullanılan baca hatlarına açılan havalandırma pencerelerinden içeriye gelen duman ve koku sıkıntısının giderilmesi gerektiğini, baca ve havalandırma hatlarının standartlarına uygun yapılmamış olduğunun görüldüğünü, yönetim odası olarak yapılan yerin alt katında bulunan su deposunun gider tahliye kanalının bulunmamasından dolayı ana su borusunun hava basıncından kaynaklı patlaması sonucu tüm depo ve yönetim katının su altında kaldığını, her dükkana ait dış kapı girişinde bulunan doğalgaz tesisat girişinin standarda uygun olmamasından dolayı belediyeden doğalgaz abonelik işlemlerinin yapılamadığını, mağduriyetin giderilmesi için yeniden dışa dönük kanalların açılması ve standarda uygun hale getirilmesi gerektiğini, TBK'nın 112.maddesinde "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." düzenlemesinin yer aldığını, davalı tarafça yapılan inşaatın sözleşmeye, teknik şartnameye ve mahal listesine uygun yapılmadığından, davalının müvekkili şirketin zararını karşılamakla yükümlü olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; talebini 28.459,79 TL arttırarak toplam 29.459,79 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı tarafın eseri teslim alırken herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmadığını, TBK'nın 477/2.maddesinde, iş sahibinin, gizli ayıplar dışında gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır denildiğini, davacının eksik ve ayıba ilişkin iddialarını genişletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, müvekkilinin müteahhidi olduğunu ve davaya konu taşınmazın 13.12.2019 tarihli teslim tutanağından da anlaşılacağı üzere, eksiksiz, teknik şartnameye ve mahal listesine uygun şekilde iskanı alınarak teslim edildiğini, aradan geçen iki senelik süre sonrası taşınmazın ayıplı teslim edildiği iddiasını kabul etmediklerini, davacı şirketin tacir olup, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, 6098 sayılı TBK'nın 474.mevzuat hükümleri gözetildiğinde müvekkilince teslim edilirken herhangi bir ayıbı bulunmayan, sözleşmeye, teknik şartnameye ve mahal listesine uygun olarak yapılarak teslim edilen taşınmazın, teslim tarihinden uzunca bir süre geçtikten sonra ayıplı olduğunun iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi iddia edilen eksikliklerden kaynaklı hasarlarla ilgili olarak müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, mevzuat hükmünün çok açık olup eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde dahi gecikmeksizin durumun taraflarına bildirilmesi gerekirken bildirim yapılmamasının kabul edilemez olduğunu, taşınmazın tesliminden sonra davacı tarafça ve kiracılar tarafından mimari projede bir çok değişiklik yapıldığını, taşınmazın teslim edildiği şekilde muhafaza edilmediğini, eserde bozulmalara neden olabilecek bir çok değişiklik yapıldığının bilinen bir gerçek olduğunu, hal böyle iken sorumluluğun taraflarına ait olduğunun iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bina ve yapı eserlerinin, başlangıçta sağlam, güvenli, teknik koşullara ve planlara uygun yapılmış olsalar ve her türlü donanıma sahip bulunsalar bile, zamanla yıpranacak, aşınacak, gerek kullanım sonucu, gerekse doğal etkilerle sağlamlıklarını yitireceklerini, bu nedenlerle düzenli olarak bakımlarının yapılmasının; eskiyen, aşınan, yıpranan, çürüyen bölümlerinin onarılması veya yenilenmesi gerekeceğini, bakım, onarım, önlem alma, özen gösterme ödevinin malike ait olup, söz konusu özenin gösterilmemesi nedeniyle meydana gelen hasar var ise bundan müvekkilininin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 6098 sayılı (yeni) TBK'nın 69.maddesi 1.fıkrasında “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.”, 2.fıkrasında “İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar” eklemesinin yapıldığını, intifa ve oturma hakkı sahiplerinin de geniş yetkilere dayanarak binayı fiilen ellerinde bulundurdukları göz önünde tutularak, bakım eksikliğinden doğan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarının uygun görüldüğünü, bir bina, yapı, tesis ve benzerlerinin bir zarara neden olmaları durumunda, malikin ve onunla birlikte irtifa ve oturma hakkı sahiplerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için

“a) Bir bina veya yapı eseri ya da toprağa bağlı tesis bulunmalıdır. b) Sorumluluğa yol açan bina veya yapı, sorumlu tutulmak istenen kişinin mülkiyetinde olmalıdır. (İntifa hakkı veya oturma hakkı sahipleri olsa dahi, malik bunlarla birlikte ortaklaşa sorumlu tutulabilmelidir.) (6098/TBK.m.69/f.2) c) Bina veya yapının yapımındaki bozukluktan veya bakımındaki özen eksikliğinden bir zarar doğmuş olmalıdır. d) Üçüncü kişi zarara uğramış olmalıdır. e) Zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı” bulunmalıdır. f) Nedensellik bağı, mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru sonucu kesilmemiş olmalıdır.” koşullarının oluşması gerektiğini, davacının bloklar arasında araç ve yaya olarak kullanılan yola su gideri, ızgara ya da mazgal yapılmaması iddiasına ilişkin; mevcut projelerde, bloklar arasına ızgara yapılmasına ilişkin bir kayıt olmadığı gibi mahal listesi ve teknik şartnamede de öngörülen bir husus bulunmadığını, davacı tarafça taşınmazın söz konusu bölümlerindeki iş yerlerinin araç tamir, bakım işi yapacak olması, sık sık araç giriş çıkışının olacağı belirtilerek, mazgalların yıpranacağı, yerinden çıkabileceği veya tıkanabileceğinin öngörüldüğünü, mevcut projelerin bu şekilde yapılmasının talep edildiği halde iş bu davada ızgara yapılmadığından bahisle su biriktiği iddiasının yerinde olmadığını, oto sanayi sitesinde bulunan taşınmazda ızgara, mazgal vb yapılması halinde yağ değişimi gibi araç bakımına ilişkin işlemlerde dahi değişen yağların mazgala dökülebileceğinin davacı tarafça belirtildiğini ve özellikle böyle bir işlem yapılmaması istenilmişken iş bu davada aksini iddia etmenin iyi niyetli olmadığını, davacının bu iddiasının açık ayıba ilişkin olup aradan geçen süre ve herhangi bir ihbarda bulunulmaması hususu gözetildiğinde talebin reddi gerektiğini, iş merkezinin ana elektrik trafosu ve belediyeye ait ana elektrik trafosu arasında asfalt altından çekilmiş elektrik kablosunun standartlara uygun olarak çekilmediği iddiasına ilişkin; elektrik bağlantıları, asfalt yol kablo çekim bedellerinin müvekkili şirketçe ödenmiş olup, ...tarafından çekildiğini, belediyenin kazı esnasında yolda bulunan kabloyu koparmasının/patlatmasının sorumluluğunun taraflarına ait olmayıp, kazı sonucu meydana gelen hasara ilişkin uyuşmazlığın belediye ve ... arasında olduğunu, müvekkil şirketin eksik ya da ayıp olarak belirtilen hususla bir bağlantısı ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin bütün imalatlarını standartlara uygun olarak ve olması gerektiği gibi yaptığını, bu husustan dahi müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışılmasının anlaşılamadığını, söz konusu kazı sonrası kablolarının kopmasına ilişkin müvekkili şirkete bir bildirimde bulunulmadığı gibi söz konusu hasarın ne zaman meydana geldiğine dair dava dilekçesinde de herhangi bir bilgi bulunmadığını, baca ve havalandırma hatlarının standartlara uygun yapılmadığı iddiasına ilişkin; taşınmazdaki işyerlerinin içinde bulunan bacaların müvekkili şirketçe projesine uygun şekilde yapıldığını ve teslim edildiğini, teslim sonrasında işyerlerinde malikler ya da kiracılar tarafından bir çok tadilat yapıldığını, bir çoğunda bacanın ya tamamen söküldüğünü ya da yer değiştirildiğini, müvekkilince teslim edildikten sonra yapılan tadilat ve değişikliklerden müvekkili şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketçe mimari projeye, teknik şartname ve mahal listesine uygun olarak yapılan yapıda bazı bağımsız bölümlerde alanı genişletmek adına bacanın kaldırıldığı ya da kapatıldığının da bir gerçek olduğunu, yine davacı tarafından müvekkiline herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, su deposunda gider tahliye kanalı bulunmadığı, bu nedenle hasar meydana geldiği iddiasına ilişkin; yönetim odasının alt katında bulunan su deposunun müvekkili şirketçe projeye uygun yapılarak teslim edildiğini, yönetim odasında ve su deposunda bulunması gereken cihazların eksiksiz olarak teslim edildiğini, kullanıma ve temizliğe dayalı cihaz arızasına ilişkin sorumluluğun müvekkili şirkete ait olmadığını, yönetimin kullanımından kaynaklı arızaların sorumluluğunun yönetime ait olduğunu, zira boru patlaması söz konusu olmadığı gibi pislik tutucu kapağın kullanımdan kaynaklı tıkanması, temizlik için çıkarılması ve yerine düzgün takılmaması sonucu söz konusu kapağın yerinden çıktığını, su baskınının bu nedenle yaşandığını, yine bu hususa ilişkin davacı tarafça bir bildirimde bulunulmadığı gibi ortak alana ilişkin olan söz konusu olayla ilgili olarak site yönetimi tarafından da müvekkiline bildirimde bulunulmadığını, davacının ortak alanlara ilişkin dahi site yönetimi yerine geçerek talepte bulunmakta olup söz konusu taleplerin hukuki olmadığını, doğalgaz tesisat girişinin standarda uygun olmadığı iddiasına ilişkin; doğalgaz sayaç yerlerinin müvekkili şirketçe ...ın onay verdiği yerlere yapıldığını, gerekli onayların alındığını, proje tasdiklerinin yapıldığını, bu şekilde de yer tesliminin gerçekleştirildiğini, teslimden sonra bacalarda yapılan değişikliklerde olduğu gibi işyerlerinin kullanıcıları tarafından ön cephelere yapılan kepenkler nedeniyle tesisat girişinin kepenk gerisinde kalması nedeniyle doğalgaz abonelik işlemlerinin yapılamadığını, iddiaların aksine teslim anında tesisat girişinin standartlara uygun yapıldığını ve onay alındığını, sorunun proje ya da müvekkili şirket tarafından yapılan imalattan kaynaklanmamakta olup doğalgaz dağıtım şirketinin de kepenklerin kaldırılması ya da yerlerinin değiştirilmesi gerektiğini belirttiğini, söz konusu talebin de hukuki dayanağı bulunmadığını, bu iddianın da açık ayıba yönelik olup herhangi bir bildirimde bulunulmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davalı yüklenici tarafından inşa edilerek, davacı arsa sahibine teslimi gerçekleştirilen ve kullanıma açılan...Merkezinde, eksik ve kusurlu işlere ilişkin olarak açılan işbu davada yapılan yargılama sonucu bilgi ve belgelere dayalı olarak tespit edilebilen davalı yüklenicinin sorumlu olduğu hususların, davacının dosyaya sunmuş olduğu fotoğraflar ve CD içerisindeki videodan, kablo kanalının standart olarak yapılmamış olduğu, kablo kanalının standart olarak yeniden yapılması için 2021 yılı piyasa fiyatları ile 8.440,50 TL iş bedeli ve 1.519,29 TL KDV olmak üzere toplam 9.959,79 TL hesaplandığı, baca ve havalandırma hatlarının standartlara uygun olmadığı iddiası ile ilgili olarak, davacının havalandırma bacalarının standartlara uygun olmadığı iddiasının doğru olmadığı, sorunun havalandırma bacalarının yanlış kullanımından kaynaklandığının belirlendiği, yönetim odası olarak yapılan yerin alt katında bulunan su deposunun bulunduğu bölgeye pis su çukuru yapılması, bu çukurdaki suyu tahliye edecek 2 adet dalgıç pompanın yerleştirilmesinin onaylı Su Sıhhi Tesisat Uygulama Projelerinde yer almasına rağmen yapılmamasından ötürü, davacı yanca yapılan bu imalatlara ait 2021 yılı fiyatlarıyla toplam 19.500 TL’lik (KDV dahil) hesaplama yapıldığı, davalı yanca imalatı tamamlanan doğalgaz tesisat girişinin standarda aykırı olmadığı, davacının revizyon sağladığı sayaç muhafaza kapakları için davalı yandan herhangi bir alacak talebinin yerinde olmadığı, yağmur suyu rögarlarının yeterli olup olmadığı hususunda bilirkişi ön raporu ile talep edilen teknik hesaplamaların her iki tarafça dosyaya sunulmadığından yağmur suyu toplama kanalı için bilirkişiler tarafından herhangi bir değerlendirme yapılamadığı hususlarının tespit edilmiş olması karşısında, davacının dava konusu yaptığı eksik ve ayıplı işlere ilişkin olarak bilirkişilerce tespiti yapılan kablo kanalının standart olarak yapılmamış olmasından kaynaklanan toplam 9.959,79 TL zarar ile su deposunun bulunduğu bölgeye pis su çukuru yapılması, bu çukurdaki suyu tahliye edecek 2 adet dalgıç pompanın yerleştirilmesinin onaylı Su Sıhhi Tesisat Uygulama Projelerinde yer almasına rağmen yapılmamasından ötürü hesaplanan 19.500 TL zarar olmak üzere toplam 29.459,79 TL'yi davacının yüklenici davalıdan talep etme hakkının bulunduğu, davacının diğer eksik ve ayıplı imalatlara ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı, söz konusu hususların gizli ayıplı imalat ile eksik iş kapsamında olması nedeniyle hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçmemiş olduğu, davacının davadan önce davalıya eksik ve ayıplı imalatları sözleşmeye ve eklerine uygun hale getirmesi için gerekli ihtarda bulunduğu, davalı yüklenicinin uygun şekilde imal etmediği toplam 29.459,79 TL olarak hesaplanan eksik ve ayıplı imalat bedelini davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının, bina yönetimi olmayıp, kat maliklerini temsil etmediğini, müvekkili şirketin de hakkı olan ortak alanlara ilişkin davacı lehine hüküm verilmesinin doğru olmadığını, öncelikle, burada önemli olan hususun, kabul etmemekle birlikte var ise eksikliklerin bedelinin tamamının davacı tarafından talep edilemeyeceğini, zira tüm kat maliklerine kendi hisseleri oranında ödeme yapılması gerektiğini, müvekkili hissesine düşen taşınmazlar için dahi ortak alandaki eksikliklere ilişkin bedelin davacıya ödenmesinin hatalı olacağını, davacı tarafın iş merkezinin ortak alanları ile ilgili yapılan masrafları talep etme hakkının bulunmadığını, iş yerinde bir çok malik olup, davacı tarafça taşınmaz tamamen kendisine ait gibi ana taşınmazın ortak alanları ile ilgili eksiklikleri davacı tarafa verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ortak alanlara ilişkin dahi site yönetimi yerine geçerek talepte bulunduğunu ve mahkemenin kabul kararının hatalı olduğunu, yine eksikliklere ilişkin hususları kabul etmekle birlikte, dava tarihi itibariyle davacının maliki olduğu taşınmaz sayısının, ana taşınmazda bulunan tüm taşınmazlara oranına göre hüküm verilmesi yerine tamamının davacıya verilmesi hukuka aykırı olup, başka kat maliklerinin de aynı konu ile ilgili dava açması durumunda, her birine ayrı ayrı ödeme yapılacağını, davanın ortak alanlarla ilgili olmakla reddi gerektiğini, davacının tacir olup, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, eserin tesliminden 2 yıl geçtikten sonra ayıp ve eksik işler bulunduğunu iddia etmiş ise de, taleplerine ilişkin olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinin (c) bendinde “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenleme bulunduğunu, yine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223.maddesinin ilgili fıkrasında “(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” düzenlemesine yer verildiğini, davacının eseri teslim alırken herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmadığını, TBK 477/2 maddesine göre, iş sahibinin, gizli ayıplar dışında gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılacağını, müvekkilinin müteahhidi olduğu davaya konu taşınmazın, cevap dilekçesi ekinde sunulan 13.12.2019 tarihli teslim tutanağından da anlaşılacağı üzere, eksiksiz, teknik şartnameye ve mahal listesine uygun şekilde iskanı alınarak teslim edildiğini, aradan geçen iki senelik süre sonrası taşınmazın ayıplı teslim edildiği iddiasının kabul edilmesinin hatalı olup, gerekli muayene ve denetimin, tacir olan maliklerce yapılarak teslim alındığını, tTeslim tutanağının 6.maddesinde "Arsa sahibi (davacı) yetkilileri 13.12.2019 tarihinde tüm kontrolleri yapmış, tüm imalatların 14.12.2017 tarihinde imzalanmış olan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine ve ilgili tüm yasal mevzuatlar ve imar yasalarına uygun olarak yapıldığını, kullanıma hazır ve teslime uygun olduğunu doğrulamışlardır" denilerek taşınmazın ihtirazi kayıtsız teslim alındığını, davacının teslim alırken teknik bir ekiple tüm kontrolleri yapmış olup, aradan geçen iki senelik süre sonrası eksik ve ayıp işlerin olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kaldı ki davacının iddiaları gözle görülebilir ve ilk muayene ile anlaşılabilecek nitelikte olup, gizli ayıp kabul edilemeyeceğini, TBK'nın 474.maddesinde “İş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.” hükmünün, 477.maddesinde ise "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.
 İş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.” hükmünün mevcut olduğunu, söz konusu mevzuat hükümleri gözetildiğinde müvekkilince teslim edilirken herhangi bir ayıbı bulunmayan, sözleşmeye, teknik şartnameye ve mahal listesine uygun olarak yapılarak teslim edilen taşınmazın, teslim tarihinden uzunca bir süre geçtikten sonra ayıplı olduğunun iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi iddia edilen eksikliklerden kaynaklı hasarlarla ilgili olarak da müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, mevzuat hükmünün açık olup, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde dahi gecikilmeksizin durumun müvekkiline bildirilmesi gerekirken, bildirim yapılmamasının kabul edilemeyeceğini, taşınmazın tesliminden sonra davacı tarafça ve kiracılar tarafından mimari projede bir çok değişiklik yapıldığını, taşınmazın teslim edildiği şekilde muhafaza edilmediğini, eserde bozulmalara neden olabilecek bir çok değişiklik yapıldığını, böyle iken sorumluluğun müvekkilinde olduğunun kabul edilerek davacı lehine karar verilmesinin hatalı olduğunu, elektrik bağlantı hattının işletme ve bakım sorumluluğunun ... ...’ta olduğunu, mahkemenin hükme esas alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar davacı tarafça sunulan görüntüye dayalı olarak bağlantının usulüne uygun çekilmediği sonucuna ulaşmış ise de, söz konusu bağlantı elektrik mühendisi tarafından projelendirilmekte ve ... ... tarafından onaylandıktan sonra, ... ... görevlilerinin nezaretinde çekildiğini, zira her halükarda onay ... tarafından yapılmakta olup, işletme ve bakım sorumluluğunun tamamen ... şirketine geçtiğini, müvekkilinin inşa ettiği binanın 150 metre uzağında, müvekkilinin taşınmazı teslim etmesinden yıllar sonra yapılan kazı nedeniyle hattın zarar görmesinde müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dosyada mevcut proje ve ... ...'ın onayına ilişkin yazı gözetildiğinde bilirkişinin davacının sunduğu video ve fotoğraflardan ulaştığı sonucun hatalı olup, kabul edilemeyeceğini, su deposunda gider tahliye kanalı bulunmadığı, bu nedenle hasar meydana geldiği idiasına ilişkin ise, yönetim odasının alt katında bulunan su deposunun müvekkili şirketçe projeye uygun yapılarak yönetim odasında ve su deposunda bulunması gereken cihazların eksiksiz olarak teslim edildiğini, kullanıma ve temizliğe dayalı cihaz arızasına ilişkin sorumluluğun müvekkili şirkete ait olmadığını, yönetimin kullanımından kaynaklı arızaların sorumluluğunun yönetime ait olduğunu, boru patlaması söz konusu olmadığı gibi pislik tutucu kapağın kullanımdan kaynaklı tıkanmasının, temizlik için çıkarılmasının ve yerine düzgün takılmamasının sonucu söz konusu kapağın yerinden çıktığını ve su baskını yaşandığını, hükme esas alınan bilirkişi heyetince her ne kadar su deposuna tahliye sisteminin sonradan yapılması ile ilgili maliyetin müvekkili yanca karşılanmasının gerektiği belirtilmiş ise de, mevcutta bir tahliye pompası olduğu hususu gözetilmemiş olup, mahkemece de bu hususun da gözden kaçırıldığını, mevcutta çalışan ve uygulanan bir pompa olmasına rağmen 2 adet üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle teslime dair tutulan tutanağın 7.bendinde "Arsa sahibi, derhal ihbar yükümlülüğünü gerektiren açık ayıplar, kullanım ile ortaya çıkabilecek gizli ayıplar ve eksik işlerin varlığı halinde bu eksik ve ayıpların giderilmesini genel hükümlere göre yükleniciden talep etme hakkını saklı tutmaktadır" düzenlemesinin bulunduğunun, yine, sözleşmenin 18.maddesinde "Yapılacak binadaki eksik ve kusurlu işlerden dolayı yüklenici sorumludur. Arsa sahibine ait olan bağımsız bölümler ve binanın tüm ortak yerlerinde, işin teslimi veya kabulünden sonra çıkacak eksik ve kusurlu işler, bunlar hemen ihbar edilmemiş olsa bile, ihbar şartı olmaksızın yüklenici bunları bedelsiz olarak tamamlayacak veya düzeltecektir" hususunun kararlaştırıldığının anlaşılmasına, davada talep edilip hüküm altına alınan ...'a ait ana trafodan iş merkezine gelen besleme kablosundaki ayıbın tüm iş merkezi yönünden giderilmesi gerektiğinin, bu nedenle tüm giderim bedeline hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.012,39 TL istinaf karar harcından peşin alınan 503,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.509,29 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/333, K. 2026/738, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-333-e-2026-738-k-c0a720a82a7d