İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1024 E. 2026/895 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1024
- Karar No
- 2026/895
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1024 Esas KARAR NO : 2026/895
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 18/01/2022 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacının dava dilekçesinden özetle; davalı şirketin ön ödemeli konut satış sözleşmeleri uyarınca konut satışı gerçekleştirmek suretiyle ticari faaliyet gösteren bir inşaat şirketi olduğunu, ... Ticaret Sicili'nin .... sicil sayısında kayıtlı bulunan davalı şirketin kuruluştaki unvanının ... Şirketi olduğunu, şirket ortaklık yapısının tamamen değişmesi sonrasında, 25.07.2013 tarihinde bu günkü “... Şirketi” unvanına kavuştuğunu, davalı şirketin, tapuda ..., ..., 738 ada, 4 parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilecek ... isimli proje kapsamında şahsı ile 07.09.2011 tarihli “Gayrimenkul Satışına İlişkin Sözleşme” imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirketin, peşin ödenecek 75.000 TL satış bedeli karşılığında geliştirmiş olacağı konut projesinde inşa edeceği brüt 110m2 alanlı 341 daireyi tarafına sattığını, bu daireyi anahtar teslimi olarak vermeyi ve dairenin kat mülkiyetli tapusunu tarafına devretmeyi taahhüt ettiğini, davacının 75.000 TL. satış bedelini davalıya banka kanalıyla ödediğini, bu bedelin davalı şirkete ödenmiş olduğu banka kayıtları ile sabit olacağını, satıcı firma projede kat irtifakı tesis ettiğini, Noterde İlk alıcılar grubuna tahsisli A-B-C-D bloklara dair kura çekimleri, 27.02.2018 tarihinde yapıldığını, ... 53. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı kura tutanağı uyarınca hak sahibi olan tüm ön ödemeli alıcılar grubunun daireleri belirlenmiş ve noterce kayıt altına alındığını, bu kurada davacıya ..., ..., 1398 ada, 2 parsel üzerinde kayıtlı D blok 9 nolu dairenin çıktığını, işbu daire üzerindeki mülkiyeti talep hakkı sahibi olduğunu, davalı şirketin yazılı müracaatı üzerine düzenlenen resmi noter tutanağı uyarınca da teyit edildiğini, ancak bugüne kadar bu dairenin tarafına devrinin yapılmadığını, davalı firmanın ağır bir finansal kriz içinde olduğunu, inşaat yapımının durduğunu, binaların kaba inşaat halinde olduğunu, Yargıtay kararları gereğince, yapsatçı veya müteahhit olan davalının binayı tamamlayamaması da daire tapusu çıkmış ise ve tapu iptali ve tescili olanağı var ise tescil talebinin dinlenmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmenin aynısı olan başka bir sözleşmede ... 1. Tüketici Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davalı şirketin aynı parselde A blok 154 numaralı dairesinin davacı adına tesciline karar verildiğini, tapu iptali ve tescil imkanı yok ise ... ili ... ilçesi ... mah. 1398 Ada, 2 parsel üzerinde bulunan brüt 110 m2, 3+1 odalı bir dairenin rayiç satış bedelinin rayiç satış bedelinin bilirkişi marifetiyle hesaplanılarak tarafına tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, tapuda ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1398 ada, 2 parsel üzerinde kayıtlı D blok 9 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini, bu talebin olanaksız görülmesi halinde ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1398 ada, 2 parsel sayılı arsada bulunan BRÜT 110 Metrekare, 3+1 odalı bir dairenin rayiç satış bedelinin bilirkişi marifetiyle hesaplanarak tarafına tazminat olarak ödenmesini, dava sonuna kadar devir ve 3. kişilere tescilin önlenmesi için ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 1398 ada, 2 parsel üzerinde kayıtlı D blok 9 nolu bağımsız bölüm üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; sıra cetveline kayıt kabul talebine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: ... 1.İcra Dairesi'ne ... Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacıya ait taşınmaz tapu kaydı celp edilerek delil olarak incelenmiştir. 3-Mahkememizce davacının iddiasına konu taşınmazın rayiç değerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi heyeti tarafından Mahkememize bilirkişi kök raporu sunulmuştur. 4-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Dava; sıra cetveline yönelik alacak kayıt kabul davası niteliğindedir. Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı müflis şirketin yap satçı nitelikte projeden satış mahiyetinde davaya konu taşınmazları davacıya anahtar teslim olarak satış ve devirini vaat ettiğini, bunun üzerine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kurulduğunu ancak taşınmazın tapusunun devredilmediğini öncelikle aynen ifası ile tapu iptal ve tescile mümkün değilse taşınmaz bedelinin tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. ... 5. Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda kararın istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı ile kararın şu gerekçelerle kaldırıldığı anlaşılmaktadır: "Bu durumda somut olayda, mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirmektir. " Somut olayda; davacının tapu iptali ve tescil ile bedel talepli dava açtığı, dava konusu taşınmazın davalı ... A.Ş adına kayıtlı olduğu, davalı şirket hakkında kesinleşen mahkeme ilamı ile 24/11/2021 tarihi itibarıyla iflas kararı verildiği, davacının davasını iflas kararından sonra 18/01/2022 tarihinde açtığı, davanın davalı .... A.Ş yönünden kayıt kabul davası olduğu, bu haliyle yukarıdaki ilkeler ışığı altında görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla;" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı sonrasında tüketici Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilerek dosyanın Mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından delil dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan; adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde; taşınmazın 75.000,00-TL bedel karşılığında davalı müflis şirket tarafından davacıya davaya konu bağımsız bölümün satışının vaat edildiği ve satış bedelinin davacı tarafından banka eft yolu ile ödendiği davacı tarafından sunulan dekontlardan bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmış ancak ilgili taşınmaz davacıya devredilmeden müflis şirketin iflas ettiği ve satış vaadi sözleşmesinin davalı müflis tarafından yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafından delil olarak sunulan belgeler incelendiğinde; davacı ve davalı müflis arasında iflas tarihinden önce düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği, davacının davaya konu taşınmaz için satış bedelini müflis şirkete ödediğinin banka dekontları ile anlaşılmakla davacının taraflar arasındaki düzenleme şeklindeki yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki üzerine düşen bedel ödeme edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Davanın iflas tarihinden sonra açılması ve aynen ifanın müflis ya da iflas idaresi tarafından gerçekleştirilmemesi karşısında 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının alacağının para alacağına çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı müflis iflas idaresi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin noterde düzenlenmediği adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Buna karşılık davalı müflis şirketin davaya konu satış vaadi sözleşmesinde yapsatçı müteahhit konumunda bulunduğu ve proje sahibi anlaşılmakta olup, davalı ile davacı arasındaki davalı tarafından inşa edilen taşınmazdaki bağımsız bölüme yönelik taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin temlik sözleşmesi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve 6098 sayılı Kanun'un temlike yönelik hükümleri gereğince yazılı olmasının yeterli olduğu kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Borçlar Kanununun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul, 2010, s.426). Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir." Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ...E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Öte yandan yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde Borçlar Kanunu'nun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Davacı, ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: " Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 10/06/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ...E.,... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 22/05/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir." Bu bağlamda her ne kadar davalı iflas idaresi vekili taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uyulmaması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de davalı müflisin yapsatçı müteahhit konumu ve davacıya satılan bağımsız bölüm bakımından proje sahibi olduğu gözetildiğinde davalı iflas idaresi vekilinin geçersizliğe yönelik itirazına itibar edilmemiştir. Yine davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davalı müflis tarafından taşınmazın tamamlanarak davacıya teslim edilmediği bu suretle zamanaşımının işlemeye başlamadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazına da itibar edilmemiştir. Davacı tarafından müflis şirkete karşı sözleşmede üstlenilen edimin yerine getirdiği, davacının müflis şirkete karşı borcunun olmadığı ve tüm satış bedelinin müflis şirkete ödendiği sabit olup, müflis şirket tarafından taşınmazların tamamlanarak davacıya tapusunun devredilmediği ve tapunun müflis şirket adına kayıtlı olduğu, sözleşme kapsamında davacı bedel ödeme edimini yerine getirmiş ise de müflis şirketin davaya konu taşınmazları tamamlayarak tapusunu devir borcunu yerine getirmediği anlaşılmıştır. Buna karşılık taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri kapsamında bedel ödeme borcunun davacı tarafından yerine getirildiği ve satış bedelinin müflis şirkete ödendiği, davacının borcunun olmadığı sabit olup, davalı müflis şirket tarafından ise üstlenilen borcun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından tapu iptal ve tescil ile aynen ifa talep edilmiş ise de bu talebin iflas müdürlüğü tarafından kabul edilmediği ve aynen ifanın yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmenin iflas tarihinden önce fesih ya da dönme ile de sonuçlandırılmadığı gibi davalının edimi yönünden imkansızlık nedeniyle borcun sona ermesinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflis ile davacı arasındaki sözleşmede davalı müflisin edimi olan taşınmazın tapu kaydının davacıya devrine yönelik müflisin borcunun muadil kıymette paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere davacı ve müflis arasındaki ilişkinin bu niteliği ve müflis tarafından tapu devir borcunun yerine getirilmemesi hususu akde aykırılık niteliğinde olup, davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi ve 125. Maddesi gereğince müspet zarar talep edilebilecektir. Davacının müspet zararı ise iflas tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki piyasa rayiç değeridir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından ...Esas ... Karar sayılı kararında şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme İcra ve İflas Kanunun 235/1 maddesine göre iflas kararını veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre Ticaret Mahkemeleridir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... E.,...K. Sayılı kararı ile önceki kararın da aynı yönde şu gerekçelerle kaldırıldığı anlaşılmaktadır: "Bu durumda somut olayda, mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirmektir. " Somut olayda; davacının tapu iptali ve tescil ile bedel talepli dava açtığı, dava konusu taşınmazın davalı ...A.Ş adına kayıtlı olduğu, davalı şirket hakkında kesinleşen mahkeme ilamı ile 24/11/2021 tarihi itibarıyla iflas kararı verildiği, davacının davasını iflas kararından sonra 18/01/2022 tarihinde açtığı, davanın davalı ... A.Ş yönünden kayıt kabul davası olduğu, bu haliyle yukarıdaki ilkeler ışığı altında görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla;" ... 5. Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sırasında... Esas sayılı dosyasında Mahkemece 20.10.2023 tarihinde yapılan keşif neticesinde müflis tarafından davacıya satışı vaat edilen taşınmazların inşaatı tamamlanmış bir halde piyasa rayiçlerine göre iflas tarihi itibariyle değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu davacı ile müflis arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre davacıya satışı vaat edilen bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle tamamlanmış haldeki piyasa rayiç değerinin 419.000,00-TL olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından Mahkemece yapılan keşif neticesinde düzenlenen 04.12.2023 tarihli raporda davaya konu satış vaadi sözleşmesindeki taşınmazın projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 419.000,00-TL olduğunun uzman bilirkişiler tarafından tespit edildiği, raporun gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve teknik ve fenni tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla müflise karşı borcunu ifa eden davacı tarafından talep edilebilecek zararın müspet zarar kapsamında iflas tarihi itibariyle davacının müflisten olan alacağının taşınmazın inşaatının tamamlanmış haldeki iflas tarihindeki rayiç değerine göre paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının müflisin sıra cetveline kaydını talep edebileceği alacak miktarının taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın tamamlanmış bir haldeki piyasa rayiçlerine göre iflas tarihindeki değeri olan 419.000,00-TL olacağı anlaşılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Bu durumda mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirilmek suretiyle davayı kayıt kabul davası olarak neticelendirmektir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından ... Esas ... Karar sayılı kararı da taşınmazların iflas tarihindeki rayiç değerine göre hesaplanacak tazminat bedelinin sıra cetveline kayıt kabulüne karar verilmesi gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir: "Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme İcra ve İflas Kanunun 235/1 maddesine göre iflas kararını veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre Ticaret Mahkemeleridir." Sonuç olarak müflisin iflas idaresi tarafından davacının aynen ifaya yönelik tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmediği anlaşılmakla davacının tapu devrine yönelik alacağının 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi çerçevesinde paraya çevrilmesi gerektiği ve davacı tarafından ancak akdi ilişki kapsamında taşınmazın tamamlanmış haldeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç değerini müspet zarar kapsamında talep edebileceği anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiş, müflisin borcu niteliğindeki devri gereken taşınmazın iflas tarihi itibariyle inşaatı tamamlanmış haldeki piyasa değeri olarak tespit edilen toplam 419.000,00-TL davacı alacağının (davacının mirasçıları yönünden miras payları oranında) iflas tasfiye işlemleri ... 1. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında yürütülen ... Şirketi'nin sıra cetveline 4. Sıradan kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin REDDİNE, 2-Davacının terditli tazminat talebinin KABULÜNE, Buna göre; 419.000,00-TL miras bırakan davacı ...'in alacağının mirasçılarının miras payları oranında (davacılar... 1/4, ... 1/4, ... 1/4 ve ... 1/4 olmak üzere (... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... E., ...K. Sayılı kararına göre) her mirasçı için 1/4 oranında) iflas tasfiye işlemleri ... 1. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında yürütülen ... Şirketi'nin Sıra cetveline 4. Sıradan KAYIT VE KABULÜNE, 3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 732,00 TL Harcın peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 732,00 TL peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 500,00 TL Keşif araç gideri, 1.912,35 TL keşif harcı ve 1.089,55 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.501,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/10/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.