İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1055 E. 2026/725 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1055
- Karar No
- 2026/725
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1055 Esas KARAR NO : 2026/725
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 13/01/2022 KARAR TARİHİ : 14/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... şirketi arasında 05.01.2014 tarihli ... Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile ... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 383 Ada, 2 Parsel üzerinde inşa edilecek proje üzerinde G Blok 1. Giriş 12. Kat 72 numaralı bağımsız bölümün müvekkili tarafından 504.306,00 TL bedel karşılığında satın alındığını, ödemeleri tamamlamasına müteakip taşınmazın teslim edildiğini, ancak taşınmazın tapu kaydının Müflis ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına olduğunu, bilahare tapu üzerinde farklı firmalara ait ipotekler olduğunu beyan ederek dava konusu taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteklerin terkinine, Davalı müflis şirket ...AŞ adına kayıtlı olan taşınmaz tapu kaydının iptali ile ipotekten ve bütün takyidatlardan ari bir şekilde müvekkil adına tesciline, Davalı banka tarafından rehinin paraya çevrilmesi yoluyla yapılacak takiplerde taşınmazların satışının istenmesi durumunda, ileride telafisi güç ve imkânsız zararların doğmaması için tedbiren satışın durdurulmasına ve son olarak yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Diğer davalı ... A.Ş. tarafından müvekkil bankadan kredi kullanıldığını ve kullanılan kredi karşılığında teminat olarak ... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 383 Ada, 2 Parsel üzerindeki G Blok 1. Giriş 12. Kat 72 numaralı bağımsız bölümün gösterildiği, müvekkil banka ile davacı arasında hiçbir bağın bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki hak sahipliğinin ancak tapu tescili ile olabileceğini dolayısı ile Davacının davaya dayanak olarak sunduğu diğer davalı ile imzaladığı satış sözleşmesinin mülkiyet hakkı doğurmayacağını, tapu kayıtlarına bakıldığında ipoteğin tesis edildiği tarihte söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir şerh veya kısıtlama olmadığını, buna dayanarak diğer davalıya kredi kullandırıldığını, davacı tarafın malik sayılamayacağını, dolayısı ile dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir tasarrufunun da bulunmaması gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin hukuki olmadığını, davacı tarafın kendi sorumluluklarını yerine getirmedi belirterek, usule ilişkin itirazların, görev, harç eksikliği gibi itirazlarla birlikte değerlendirilerek davanın usul yönünden reddedilmesine, bu talebin kabul görmemesi durumunda yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddedilmesine son olarak yargılama masrafları ve ücreti vekâletin Davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari kredi sözleşmeleri gereğince davalı bankanın ipotekleri fek etme yükümlülüğünün doğmadığını, davacı tarafın dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan takyidatlar kabul edilerek devir alındığını, ipoteğin tesisi sırasında davalı bankanın taşınmazın davacıya satıldığını bilmediğini, dava konusu bağımsız bölümün davacıya haricen devredilmesi nedeni ile ipoteğin tesisinde tespitinin mümkün olmadığı, diğer davalının davalı bankadan kredi kullanması nedeni ile davaya konu taşınmaza dair ekspertiz yaptırılmasının beklenmesinin bankacılık mevzuatı bakımından yerinde olmadığı, davacının adi yazılı satış vaadi sözleşmesinde doğan taleplerini yalnızca davalı ...' ya karşı ileri sürebileceği, 30.09.1988 tarihli YİBGK kararı gereğince de ipoteğin fekkinin talep edilemeyeceğini belirterek, yukarıda açıklanan sebepler ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından; ... 11. Tüketici Mahkemesi nezdinde açılan dava ile; Müflis... Tic. A.Ş. Adına kayıtlı dava konusu ... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 383 Ada, 2 Parsel üzerinde inşa edilecek proje üzerinde G Blok 1. Giriş 12. Kat 72 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının tüm takyidatlardan ari şekilde davacı adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, ... 11. Tüketici Mahkemesi'nin yaptığı yargılama sonucunda vermiş olduğu ... Esas ... Karar sayılı kararının İstinafı sonrasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar sayılı kararı sonrasında ... 11. Tüketici Mahkemesinin... Esas...Karar sayılı kararı üzerine görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememizin esasına kaydının yapıldığı anlaşıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ...Karar sayılı kararı şu şekildedir: "Somut olayda;davacının iflas eden şirkete yönelik talebini iflas masasına yöneltmesi talebin kabul edilmemesi halinde Ticaret mahkemesine dava açması gerektiği yasayla düzenlenmiştir.Dava konusu, iflas masasına giren bir taşınmazın üzerindeki sınırlı ayni hakkın kaldırılması işlemi olup ipotek kalktığında iflas masasındaki alacaklıların lehine olacaktır. Zira varlığını devam ettirmesi halin de iflas masasındaki değeri düşecektir. Dava davalı ...Aş nin iflasından sonra 13/01/2022 tarihinde açıldığı sabittir. Açılan dava kayıt kabul davası niteliğin de olduğundan mahkemece görevli Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin... Esas ... K. Sayılı kararı gereğince davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. Mahkememizce 15.04.2026 tarihli tensip zaptı ara kararı ile davacı vekiline iflas masasına başvuruda bulunmak ve alacağını kayıt ettirmek için süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından sıra cetveline kayıt başvurusunda bulunulduğuna dair Mahkememiz dosyasına evrak sunulmamış ise de davanın açıldığı ve iflas idaresinin taraf olduğu ve temsil edildiği gözetilerek davacı tarafından kayıt kabul başvurusu yapılmamış ise de tapu iptal ve tescil talebi ve terditli talep gözetilerek çoğun içinde az da vardır ilkesi ve davacının talebi ile davalı iflas müdürlüğü ve iflas vekilinin dosyaya dahil olduğu anlaşılmakla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin... Esas ... K. Sayılı kararı doğrultusunda davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan müflis ile davacı arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noterde resmi düzenleme şeklinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede taraflarca kararlaştırılan bedelin 504.306,00-TL olduğu, davacı tarafından sözleşme kapsamında müflis şirkete 504.306,00-TL'nin ödendiğinin müflis şirket tarafından imzalı ve kaşeli 01.03.2021 tarihli yazılı belge ile sabittir. Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde; taşınmazın 504.306,00-TL bedel karşılığında davalı müflis şirket tarafından davacıya davaya konu bağımsız bölümün satışının vaat edildiği ve satış bedelinin davacı tarafından müflise ödendiği ancak ilgili taşınmaz davacıya devredilmeden müflis şirketin iflas ettiği ve satış vaadi sözleşmesinin davalı müflis tarafından yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafından delil olarak sunulan belgeler incelendiğinde; davalı müflis şirket tarafından kaşeli ve imzalı olarak iflas tarihinden önce düzenlenen satış sözleşmesinde ve diğer evraklarda davacının satış bedelini müflis şirkete peşin olarak ödediğinin müflisten sadır yazılı belge ile belirtildiği anlaşılmakla davacının taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki üzerine düşen bedel ödeme edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin... Esas ... K. Sayılı Sayılı kararı gereğince davanın kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiğinin belirtilmesi ve aynen ifanın müflis ya da iflas idaresi tarafından gerçekleştirilmemesi karşısında 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının alacağının para alacağına çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından müflis şirkete karşı sözleşmede üstlenilen edimin yerine getirdiği, davacının müflis şirkete karşı borcunun olmadığı ve tüm satış bedelinin müflis şirkete ödendiği sabit olup, müflis şirket tarafından taşınmazın tamamlanarak davacıya tapusunun devredilmediği sözleşme kapsamında davacı bedel ödeme edimini yerine getirmiş ise de müflis şirketin taşınmazı tamamlayarak tapusunu davacıya devir borcunu yerine getirmediği anlaşılmıştır. Davalı müflis iflas idaresi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin noterde düzenlenmediği adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Buna karşılık davalı müflis şirketin davaya konu satış vaadi sözleşmesinde yapsatçı müteahhit konumunda bulunduğu ve proje sahibi anlaşılmakta olup, davalı ile davacı arasındaki davalı tarafından inşa edilen taşınmazdaki bağımsız bölüme yönelik taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin temlik sözleşmesi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve 6098 sayılı Kanun'un temlike yönelik hükümleri gereğince yazılı olmasının yeterli olduğu kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ... E.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Borçlar Kanununun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul, 2010, s.426). Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir." Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Öte yandan yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde Borçlar Kanunu'nun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Davacı, ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ...E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: " Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 10/06/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ...E.,... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 22/05/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir." Bu bağlamda her ne kadar davalı iflas idaresi vekili taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uyulmaması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de davalı müflisin yapsatçı müteahhit konumu ve davacıya satılan bağımsız bölüm bakımından proje sahibi olduğu gözetildiğinde davalı iflas idaresi vekilinin geçersizliğe yönelik itirazına itibar edilmemiştir. Buna karşılık taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında bedel ödeme borcunun davacı tarafından yerine getirildiği ve satış bedelinin müflis şirkete ödendiği, davacının borcunun olmadığı müflisten sadır yazılı belge ile sabit olup, davalı müflis şirket tarafından ise üstlenilen borcun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından tapu iptal ve tescil ile aynen ifa talep edilmiş ise de bu talebin iflas müdürlüğü tarafından kabul edilmediği ve aynen ifanın yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmenin iflas tarihinden önce fesih ya da dönme ile de sonuçlandırılmadığı gibi davalının edimi yönünden imkansızlık nedeniyle borcun sona ermesinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflis ile davacı arasındaki sözleşmede davalı müflisin edimi olan taşınmazın tapu kaydının davacıya devrine yönelik müflisin borcunun muadil kıymette paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere davacı ve müflis arasındaki ilişkinin bu niteliği ve müflis tarafından tapu devir borcunun yerine getirilmemesi hususu akde aykırılık niteliğinde olup, davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi ve 125. Maddesi gereğince müspet zarar talep edilebilecektir. Davacının müspet zararı ise iflas tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki piyasa rayiç değeridir. ... 11. Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sırasında ...Esas sayılı dosyasında Mahkemece yapılan keşif neticesinde müflis tarafından davacıya satışı vaat edilen taşınmazın inşaatı tamamlanmış bir halde piyasa rayiçlerine göre iflas tarihi itibariyle değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki 08.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu davacı ile müflis arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre davacıya satışı vaat edilen bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle tamamlanmış haldeki piyasa rayiç değerinin 700.000,00-TL olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından Mahkemece yapılan keşif neticesinde düzenlenen 08.01.2024 tarihli raporda davaya konu satış vaadi sözleşmesindeki taşınmazın projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç derinin 700.000,00-TL olduğunun uzman bilirkişiler tarafından tespit edildiği, raporun gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve teknik ve fenni tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, taşınmazın halen müflis şirket adına kayıtlı olduğu ve borcunu ifa eden davacıya devirinin imkansızlık içermediği gibi tapu iptal ve tescil koşullarının bulunduğu anlaşılmakla davacı tarafından talep edilebilecek zararın müspet zarar kapsamında iflas tarihi itibariyle davacının müflisten olan alacağının taşınmazın inşaatının tamamlanmış haldeki iflas tarihindeki rayiç değerine göre paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının müflisin sıra cetveline kaydını talep edebileceği alacak miktarının taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın tamamlanmış bir haldeki piyasa rayiçlerine göre iflas tarihindeki değeri olan 700.000,00-TL olacağı anlaşılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Bu durumda mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirilmek suretiyle davayı kayıt kabul davası olarak neticelendirmektir." Sonuç olarak davacının tapu iptal ve tescile yönelik talebinin reddi ile davacının taşınmazın iflas tarihindeki tamamlanmış biçimdeki piyasa rayiç değeri olan müspet zarara yönelik tazminat alacağının 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi çerçevesinde paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiş, çoğun için de az da vardır ilkesi çerçevesinde müflisin borcu niteliğindeki devri gereken taşınmazın iflas tarihi itibariyle inşaatı tamamlanmış haldeki piyasa değeri olarak tespit edilen toplam 700.000,00-TL davacı alacağının iflas tasfiye işlemleri ... 1. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen müflis ...Tic. A.Ş. 'nin sıra cetveline davacı alacağı olarak sıra cetveline 4. Sıradan kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dava açılırken diğer davalılar ...ve ... T.A.Ş.'ye de ipotek hakkı sebebiyle dava açılmış ve taraf olarak gösterilmiş ise de gelişen yargılama sürecinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı gereğince davanın kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında diğer davalılar ... ve ... T.A.Ş'nin sıra cetveline yönelik kayıt kabul davasında taraf sıfatının olmayacağı anlaşılmakla bu davalılar yönünden davanın usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının davalılar hakkında kötü niyetle dava açmadığı ve dava açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmakla diğer davalılar ... ve ... T.A.Ş. Yönünden 6100 sayılı Kanun'un 331. Maddesi gereğince vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin REDDİNE, 2-Davacının terditli talebinin KABULÜNE, Buna göre; 700.000,00-TL davacı alacağının iflas tasfiye işlemleri ... 1. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında yürütülen Müflis ... Tic. A.Ş. Sıra cetveline 4. Sıradan KAYIT VE KABULÜNE, 3-Diğer davalılar yönünden davanın usulden REDDİNE, 4-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 732,00 TL peşin harç, 732,00 TL başvurma harcı ve 1.912,35 TL keşif harcının davalı müflisten tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı müflisten alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı ... ŞİRKETİ ve ... lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Davacı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.520,00 TL keşif araç ücreti ve 1.510,70 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.030,70 TL yargılama giderinin davalı müflisten alınarak davacıya verilmesine, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/09/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.