İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1037 E. 2026/722 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1037
- Karar No
- 2026/722
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1037 Esas KARAR NO : 2026/722
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 31/03/2026 KARAR TARİHİ : 14/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; iflas idaresinin müvekkil alacağının tamamının reddedildiğine dair 03.11.2025 tarihli Birinci Alacaklar Sıra Cetveli kararının karışıklık nedeniyle 27.03.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilin Müflis ...Tic. A. Ş. tarafından 2009 yılında inşaatına başlanan ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, 1539 Ada, 2 Parsel'de yer alan ...projesindeki A5 Blok, 79 numaralı bağımsız bölümü 24/11/2009 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, tüm ödemelerin tamamlanmasıyla Kat irtifak tapusunun müvekkil adına tescil edildiğini, müflis şirketin Temmuz 2012 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiği bağımsız bölümü inşaatı %50-55 seviyesinde bırakarak teslim etmediğini, ... 11. Tüketici Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasında alınan 11.08.2025 tarihli bilirkişi raporu ile 120 metrekarelik daireye isabet eden inşaat tamamlama maliyetinin 2.076.732-TL olarak tespit edildiğini, müflis şirket yetkilisinin 2022 yılında inşaat alanındaki yapı malzemelerini sökerek şantiye dışına çıkarması nedeniyle ... 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ...E. sayılı dosya ile kovuşturma başlatıldığını, müflis şirket tarafından hazırlatılan rapora göre eksiltilen yapı malzemelerinden müvekkilin bağımsız bölümüne isabet eden bedelin 223.584,18-TL olduğunu, müflis şirketin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı ile iflas ettiğini ve ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile tasfiyesine başlandığını, iflas masasına yapılan alacak kaydı taleplerinin yargılama gerektirdiği gerekçesiyle reddedildiğini, oysa iflas memurunun kararında da alacağın varlığının ve miktarının bilirkişi raporları ile sabit olduğunun belirtildiğini, müflisin iflası ile yapma borcunun para borcuna dönüştüğünü, İİK m. 235/3 gereğince alacağın masaya kaydedilmesinin zorunlu olduğunu belirterek öncelikle 2.076.732-TL alacağın, kabul edilmemesi halinde terditli olarak 223.584,18-TL alacağın faiziyle birlikte sıra cetveline kayıt ve kabulüne, İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca ikinci alacaklar toplantısına katılma hususunda ara karar tesisine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ,... K. sayılı kararıyla iflasına karar verildiğini, iflas kararının 12.11.2025 tarihinde kesinleştiğini, iflas tasfiye işlemlerinin ... 1. İcra Dairesinin...sayılı dosyasından yürütüldüğünü, ilk alacaklılar toplantısının 13.08.2025 tarihinde gerçekleştirildiğini, ikinci alacaklılar toplantısının henüz yapılmadığını, 15.12.2025 tarihli kesinleşme şerhinin eklendiğini, davanın İİK m. 235 hükmü gereğince açılan sıra cetveline itiraz davası olduğunu, İİK m. 235/1 uyarınca davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, ... 1. İcra Dairesinden davacının alacak kayıt başvurusu sırasında İİK m. 223/3 uyarınca avans verip vermediğinin, avans verilmişse tebliğ tarihinin, verilmemişse ilan tarihlerinin sorulmasını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının tespiti halinde usulden reddini, davacının 19.04.2011 tarihli sözleşmeye dayalı alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, iflas idaresinin alacak kaydı talebini yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddettiğini, İİK m. 226 uyarınca iflas idaresinin masanın menfaatini korumakla yükümlü olduğunu, adi tasfiye usulünün benimsendiğini, İİK m. 230 uyarınca alacakların tetkik edildiğini, davacının 2.076.732-TL tutarındaki inşaat tamamlanmama zararı ve 223.584,18-TL tutarındaki yapı malzemesi alacağı iddialarının hiçbir temele dayanmadığını, müflis kayıtlarında bu borçlara rastlanmadığını, taleplerin yargılamayı gerektirdiğini, ... 11. Tüketici Mahkemesi'nin ...D. İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun müflisin gıyabında hazırlandığı için adil yargılanma hakkını zedelediğini, HMK m. 403 uyarınca delil tespitinin karşı tarafa tebligat yapılmadan yapılamayacağını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... E. -... K. ve 19.06.2000 tarihli kararı uyarınca delil tespitinin usulsüz olduğunu, taşınmazın yerinde durması nedeniyle olağanüstü şartların oluşmadığını, inşaat gecikmelerinin ... Belediyesi ve ... tarafından imar planlarının iptali ve inşaatların durdurulması nedeniyle yaşandığını, ...ve ... projelerinin bu süreçten etkilendiğini, 30.03.2012 tarihinde inşaatların durdurulduğunu, 17.09.2012 tarihinde iflas erteleme başvurusu yapıldığını, 17.05.2010 tarihinde ...projesinin ... adına verildiğini, 05.05.2010 tarihli imar planına göre projelendirildiğini,... tarafından açılan davalar neticesinde imar planlarının iptal edildiğini, Danıştay 6. Dairesinin ... E. -...K. ve 27.09.2010 tarihli kararı ile iptalin onandığını, 27.01.2011 tarihinde yeni projeye başlandığını, 21.10.2011 tarihli yazı ile inşaatların durdurulduğunu, 12.03.2012 tarihli yazılarla yapı tatil tutanağı düzenlendiğini, 05.04.2012 tarihli yazı ile ruhsat başvurusunun istendiğini, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 09.10.2012 tarihli 10.07.2012 onaylı raporunda proje iptalinin mücbir sebep olarak değerlendirildiğini, 26/09/2016 tarihinde ... 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin... kararı ile şirketin ... kayyımlığına devredildiğini, ... döneminde projelerin tamamlanmadığını, ... 9. İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı davasında ve ... E. ,... K. ve 20/06/2023 tarihli kararında ... döneminin mücbir sebep sayıldığını, 07.12.2012 tarihli ruhsatın uzatılmadığını, 14.09.2022 tarihli karar ile kayyımlığın kaldırıldığını, 09.11.2022 tarihinde süre uzatım talebinde bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle davacının alacak talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; sıra cetveline kayıt kabul talebine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: ... 1.İcra Dairesi'ne ... Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacıya ait taşınmaz tapu kaydı celp edilerek delil olarak incelenmiştir. ... 30.Asliye Ceza Mahkemesi'ne ... 11. Tüketici Mahkemesi'ne müzekkereler yazılmış, dava dosyaları UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiştir. 3-Mahkememizce davacının iddiasına konu taşınmazdaki eksik inşaat ve imalat bedellerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 04/08/2026 tarihinde rapor sunulmuştur. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Dava; sıra cetveline yönelik alacak kayıt kabul davası niteliğindedir. Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı müflis şirketin yap satçı nitelikte projeden satış mahiyetinde davaya konu taşınmazları davacıya anahtar teslim olarak satış ve devirini vaat ettiğini, bunun üzerine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kurulduğunu, müflis şirkete satış bedelinin ödendiğini, müflis şirket tarafından anahtar teslim olarak taşınmazların satış ve devrinin taahhüt edilmesine rağmen yalnızca tapudaki bağımsız bölüm mülkiyetinin inşaatın belirli bir aşamaya gelmesi üzerine devredildiğini ve fakat müflis şirket tarafından ilgili taşınmaz inşaatının anahtar teslim olarak tamamlanmadığını ve süreç içerisinde satıcı şirketin iflas ettiğini, taşınmaz inşaatının yarım kaldığını davacıya müflis şirket tarafından vaat edilen anahtar teslim olarak taşınmazın eksiklerinin tamamlanma bedelinin sıra cetveline kayıt edilmesinin asli talep olarak talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı müflis şirket tarafından davacıya proje üzerinden anahtar teslim olarak satılan taşınmaz yönünden taşınmaz mülkiyeti davacıya devredilmiş ise de taşınmazın inşaatının anahtar teslim olarak bitirilerek davacıya teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim müflis şirket tarafından davacının taşınmazı anahtar teslim olarak çekincesiz biçimde teslim aldığına dair dosya kapsamına herhangi bir delil sunulmamıştır. Taşınmazın yalnızca mülkiyetinin teslim edilmesi taraflar arasındaki projeden anahtar teslim olarak satılan taşınmazların davacıya eksiksiz olarak teslim edildiğini ispatlayamayacağı anlaşılmaktadır. Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesini düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." Borcun taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak aynen ifa edildiğini ispat yükü müflis şirket üzerinde olup, bu yönde müflis şirket tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilindiği üzere 2004 sayılı Kanun'un 195. Maddesi gereğince iflas sonucunda müflisin tüm borçları muaccel hale gelmekte olup, yine aynı kanunun 198. Maddesi gereğince müflisin para borcu niteliğinde olmayan borçları para borcuna eş kıymete çevrilerek müflis borcu olarak sıra cetveline kaydedilmektedir. Bu bağlamda davacıya projeden anahtar teslim olarak taşınmaz satış ve devrini taahhüt eden müflis şirketin yalnızca mülkiyetini devrettiği taşınmazları anahtar teslim hale getirmek yönünden davacıya yönelik borcunun müflis tarafından gereği gibi ifa edilmediği bu yönden müflis şirketin davacıya karşı borçlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve projeden satışa göre davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği, borçlu şirketin iflası neticesinde tüm borcunun muaccel hale geldiği ve müflisin anahtar teslim olarak satış ve devrini vaat ettiği ve davacıya karşı borçlandığı taşınmazın yalnızca tapu üzerinden devrinin müflis şirketin "anahtar teslim" şekli yönelik davacıya olan borcunu ortadan kaldırmayacağı, davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği ancak borçlu şirketin iflası neticesinde 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflisin anahtar teslim şekline yönelik borcunun para alacağına çevrilerek davacı adına sıra cetveline alacak olarak kaydı gerektiği anlaşılmaktadır. Anahtar teslim olarak kararlaştırılan bir taşınmaz satışında, mülkiyetin tapuda devredilmiş olması inşaatın tamamlanmadığı gerçeğini ve buna bağlı hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz. Bu durum hukukumuzda kural olarak sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi kapsamında "eksik iş" hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşmedeki "anahtar teslim" olgusu, taşınmazın sadece tapuda devrini değil, yapının fen ve sanat kurallarına uygun, tamamen bitmiş ve yapı kullanma izni (iskân) alınmış şekilde fiilen teslimini kapsar. Yargıtay ve doktrine göre, inşaat tamamen bitirilmeden ve özellikle anahtar teslim sözleşmelerde iskân ruhsatı alınmadan mülkiyet devredilse dahi, hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez. Mülkiyetin devredilmiş olması inşaatın bittiği anlamına gelmez. İnşaat tamamen bitirilmedikçe, mülkiyet devredilse dahi hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez. Davacıya projeden anahtar teslim olarak satış yapan müteahhüt konumundaki müflis şirket yönünden inşaatın tamamlanmaması bir "ayıp" (nitelik kusuru) değil, "eksik iş" (nicelik/ifa eksikliği) niteliğindedir. İnşaatın anahtar teslim olarak müflis şirket tarafından tamamlanmamış olması ve iflasın borçları muaccel kılması neticesinde müflis şirketin davacıya karşı taşınmazın anlaşmaya uygun teslimi hususunda temerrüt halinde olduğu açıktır. Davalı müflis vekili tarafından davacının alacağının zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de davalı müflis şirket tarafından davacıya hiçbir zaman usulüne uygun olarak taşınmazın teslim edilmediği bu nedenle teslim ile başlayacak olan zamanaşımının işlemeye başlamadığı anlaşılmakla bu yöndeki zamanaşımı iddiasına itibar edilmemiştir. Yukarıda yer verilen 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel tazminat hükmü niteliğindedir. Bu madde uyarınca; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Özetle tapuda taşınmaza yönelik mülkiyetin davacı tarafından devralınmış olması müflis yüklenicinin davacıya karşı inşaatı proje ve fenne uygun olarak anahtar teslim biçimde bitirme ve davacıya teslim etme borcunu ortadan kaldırmaz. İnşaatın tamamlanmaması TBK 112 uyarınca borca aykırılık teşkil eder ve bu nedenle davacıya projeden anahtar teslim olarak satılan bağımsız bölümlere yönelik olarak taşınmazın fenne ve projeye uygun anahtar teslim hale getirilebilmesi yönünden davacı bakımından uğranılan zarara ilişkin eksik iş bedeli müspet zarar kapsamında müflisten alacak olarak talep edilebilecektir. Bu kapsamda Mahkememizce davacıya ait taşınmaz yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın mevcut durumu ile projede davacıya vaat edilen projeye uygun anahtar teslim biçiminde davacıya teslimine yönelik taşınmazdaki inşaat eksikliklerinin tespiti, taşınmazın inşaatının projeye göre tamamlanma oranı ve alacağın muaccel hale geldiği ve müflis tarafından taşınmazın anahtar teslim olarak tamamlanarak davacıya teslim edilemeyeceği anlaşılan iflas tarihi itibariyle davacının sıra cetveline kaydını talep edebileceği eksik iş bedellerinin tespiti için bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davaya konu müflis tarafından inşa edilen sitenin tamamı, siteye ilişkin onay alan projeler ve mevcut inşaatın projeye uygunluğu, projeye göre davacıya taahhüt edilen inşaatın hali ve iflas tarihi itibariyle eksik işlerin ve eksik işlere yönelik imalat ve inşaat bedellerinin tespiti ve sitenin bütününün gözetilerek eksikliklerin tespiti hususunda bilirkişiler tarafından gerekli değerlendirmeleri yapıldığı, davacıya ait taşınmazın ve taşınmazların bulundukları blokların inşaat ve tamamlanma seviyelerinin farkları ve bloklara göre eksik bırakılan inşaat ve imalat bedelleri taşınmazlar tek tek incelenmek suretiyle tespit edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunun bütün halinde fenne, projeye uygun, piyasa rayiçlerine ve iflas tarihindeki durum ve koşullara uygun olduğu, taşınmazların ayrı ayrı bloklara göre ve öznel olarak eksiklikleri ve eksikliklere göre tamamlanma oranlarının mühendislik ilkelerine ve proje durumuna göre usul ve yasaya uygun, Yargıtay içtihatlarına göre gerekçeli ve denetime elverişli olarak tespit edildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuş olup, her blok ve taşınmaz için tamamlama oranları ve bedellerin ayrı ayrı tespiti gerektiği iddia edilerek rapora itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporunda davacıya ait taşınmazın ve diğer taşınmaz bloklarının hepsinin ayrı ayrı değerlendirildiği ve bloklar ile tamamlanma oranlarının farklılığının ayrı ayrı değerlendirilerek her taşınmaza özgü eksik işlerin taşınmazın mevcut tamamlanma oranlarına göre ayrı ayrı değerlendirilerek gerekçelendirildiği ve eksik iş bedellerinin tespit edildiği anlaşılmakla yerinde olmayan itiraza itibar edilmemiştir. Müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz olarak taşınmazın tespit edilen tamamlanma oranlarının daha yüksek olması gerektiği iddia edilmiş ise de dosya içerisindeki delil tespiti raporu ve Mahkememizce alınan bilirkişi raporu karşılaştırıldığında Mahkememizce alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin usul ve yasaya uygun gerekçeli ve mühendislik ilkelerine uygun olduğu, dava öncesinde alınan tespit raporunda taşınmazların tek tek gezilerek eksik işlerin ayrıştırılmadığı buna karşılık Mahkememizce alınan raporda taşınmazların tek tek gezilerek blok ve inşaat durumuna göre tamamlanma oranlarının inşaatın mevcut durumuna göre ayrıştırıldığı dolayısıyla söz konusu delil tespitindeki tamamlanma oranlarının değil tek tek taşınmazlara ve bloklara göre özgülenmiş Mahkememiz dosyasındaki raporun taşınmazın mevcut durumu ve tamamlanma oranlarına uygun olduğu, iflas idaresi tarafından tamamlanma oranının daha yüksek olarak tespit edilmesi gerektiğine yönelik itiraz ve iddialarının herhangi bir somut delile dayanmadığı gibi teknik veriler ile tespit edilmiş bilirkişi raporuna karşı soyut beyandan ibaret tamamlanma oranının daha yüksek olması gerektiğine yönelik herhangi bir teknik gerekçe içermeyen müflis vekilinin itirazına itibar edilmemiştir. Kaldı ki Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda taşınmaz projesi ile mevcut durum ve taşınmaz ile bloklara göre eksik işler ve eksik iş bedelleri tespit edilmiş olup, taşınmazın bütün halde inşasının gerekmesi karşısında bu bütün haldeki inşaata göre mevcut piyasa rayiçleri ve ekonomik veriler doğrultusunda taşınmazın çok katlı site projesi olması karşısında klasik bina inşaatlarına yönelik Bakanlık verileri dışında piyasa rayiçlerine göre yapılan eksik iş ve tamamlama bedeli oranı tespitinin usul ve yasaya uygun gerekçeli olduğu, iflas idaresinin bedelin fahiş ve yüksek belirlendiğine yönelik iddiasının herhangi bir somut delile ve piyasa verisine dayanmadığı anlaşılmakla soyut beyandan ibaret itirazına itibar edilmemiştir. Kaldı ki 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesine göre iflas idaresinin müflis yerine taraf olarak sözleşmeye girme ve aynen ifayı yerine getirme hakkı da bulunmakta olup, alınan rapordan daha düşük maliyetler ile iflas idaresi tarafından sözleşmenin aynen ifasının mümkün olması halinde borcun aynen ifasının da iflas masası tarafından yerine getirilmesinin mümkün olduğu, buna karşılık iflas idaresi tarafından bu yönde daha düşük maliyet ile aynen ifayı yerine getirme hususunda bir anlaşma yapıldığına yönelik somut bir delil veya verinin sunulmaması gözetildiğinde maliyetlerin daha düşük olduğu ve aynen ifanın bu suretle masa menfaatine yönelik olduğu bakımından da bir tespitin yapılmadığı, belirlenen bedellerden daha düşük maliyet ile aynen ifanın yapılabilmesi halinde iflas masası tarafından bu yola gidilmesinin mümkün olması karşısında bilirkişi raporuna müflis yönünden itiraza bu bakımdan da itibar edilmemiştir. İflas idaresi bilirkişi raporuna itirazında taşınmazın atıl kalması sebebiyle oluşan yağmur suyu hasarları, hırsızlık vakaları veya doğal aşınmaların eksik imalat kapsamında değerlendirilemeyeceğini, yapılmış olan ancak zamanla yıpranan bir imalatın bedelini, imalat hiç yapılmamış gibi eksik iş kalemine eklenmesinin mümkün olmadığını, zamanla oluşan yıpranmaları, dış etkenlere bağlı tahribatları ve çalınan malzemeleri (müflis şirkete atfedilemeyecek ve kusursuz sorumluluk ilkesiyle dahi bağdaşmayan zararları) sanki imalat hiç yapılmamış gibi değerlendirilerek inşaat seviyesinin düşürülmesinin mümkün olmadığını, mülkiyetin davacıda olduğu bir aşamada, taşınmazın zamanla uğradığı değer kaybı ve muhafaza edilmemesinden kaynaklı tahribat "tamamlama maliyeti" adı altında masaya rücu edilemeyeceğini belirtmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere müflisin davacıya yönelik borcu taşınmazı anahtar teslim olarak proje ve fenne uygun biçimde inşa ederek sözleşmeye uygun şekilde teslim etmek ile yükümlü olması ve yalnızca tapu mülkiyetinin devrinin müflisin teslim borcunu yerine getirme olarak müflisi borçtan kurtarmayacağı, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere müflis tarafından davacıya usulüne uygun bir teslim yapılmaması karşısında müflisin taşınmazın yıpranması, hırsızlık nedeniyle uğranan zararlar, atıl kalması nedeniyle ve yağmur suyu hasarları ile doğal aşınmalardan sorumlu olmayacağı iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporuna yönelik bu itiraza itibar edilmemiştir. Son olarak müflis iflas idaresi vekili tarafından taşınmazın müflis şirketten kaynaklanmayan mücbir sebep kapsamındaki dava süreçleri, idare süreçleri nedeniyle davacıya teslim edilemediği bu süreçlerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve müflisin kusursuz olarak kabul edilmesi bu suretle zarardan sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de; müflisin öne sürdüğü süreçlerin mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı gibi müflisin davacıya olan borcunun kısmi ifa imkansızlığı ya da tam imkansızlık olarak değerlendirilemeyeceği aynen ifanın halen mümkün olduğu dolayısıyla mücbir sebepten kaynaklı imkansızlık sebebiyle borcun sona ermediği gibi ilgili durumların sonradan ortaya çıkan ifa güçlüğü olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafından müflis şirkete para borcunun tamamen ödenerek ifa edilmesi kapsamında inşaatın devam ettiği süreç ile inşaatın yarım bırakılması, taraflar arasındaki ilk sözleşmelerdeki teslim tarihine göre dahi müflis tarafından sözleşmenin tamamen ifa edilmediği, iddia edilen yasal süreçler ve idari süreçlerin normal taahhüt edilen teslim tarihinden çok sonra ortaya çıktığı, müflis şirketin ilk sözleşme tarihi ve sonrasındaki yıllara sari yaklaşık 10-12 yıllık tutumu ve projeye uygun ifaya yönelik tutumu bir arada değerlendirildiğinde bu tutumun basiretli tacir yükümlülüğü ile bağdaşmadığı gibi mücbir sebep olarak da kabul edilemeyeceği bu suretle müflis şirketin kusursuz olduğu ve mücbir sebepten kaynaklandığına yönelik itirazlara itibar edilmemiştir. Sonuç olarak Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun ve davaya konu taşınmaz ile taşınmazların bulundukları blokların inşaat tamamlanma durumu, inşaattaki eksik işler, taşınmaz projesi, iflas tarihi itibariyle müflis tarafından davacıya fenne ve projeye uygun bir ifanın ve teslimin gerçekleştirilmiş olmadığının açık olması, müflis şirketin proje ve fenne uygun olarak taşınmazı anahtar teslim inşa ederek davacıya teslim etmediği, bilirkişi tarafından taşınmazların tek tek incelenerek projedeki eksikleri ve iflas tarihi itibariyle tamamlanma bedellerini iflas tarihindeki piyasa rayiçlerine uygun olarak tespit etmeleri, raporun gerekçeli, denetime elverişli ve yerleşik içtihatlar ile piyasa rayiçlerine uygun olması karşısında bütün halde değerlendirilmesi neticesinde hükme esas alınması gerektiği, müflis şirketin taşınmazları eksik inşa ettiği, eksikliklerden taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütler gereği müflisin sorumlu olduğu, müflis tarafından kusursuzluğun ispatlanamadığı bu suretle eksik inşaat ve imalat bedellerinden davacıya karşı sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacının sıra cetveline kayıt talebi, dava tarihi ve karar tarihi itibariyle tapu kayıtlarına göre taşınmaz maliki olduğu, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı (tebliğ tarihi 01.04.2026, dava tarihi 31.03.2026), davacı tarafından işbu davada asıl talep olarak davacının sıra cetveline kaydını talep ettiği dairesine isabet eden eksik imalat ve inşaat bedeli yönünden 2.076.732,00-TL alacağının kaydı için talepte bulunduğu, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun 113. Sayfasında davacının taşınmazında yapılan inceleme neticesinde müflisin temerrüde düştüğü ve alacağın muaccel olduğu kabul edilen iflas tarihinde davacının dairesine özgü eksik inşaat ve imalat bedelinin 2.663.248,00TL olduğunun tespit edildiği, davacının eksik imalat bedeline ilişkin alacak kayıt talebinin sıra cetvelinde tamamen reddedildiği anlaşılmakla davacının davasının tamamlama bedeli alacağı yönünden kabulü ile taleple bağlılık ilkesi ve dava değeri gözetilerek 2.076.732,00-TL'nin davacı alacağı olarak iflas tasfiye işlemleri ... 1. İcra Dairesi'nin...E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen ...A.Ş.'nin sıra cetveline 4. Sıradan kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davanın KABULÜNE, - Davaya konu 2.076.732,00-TL tamamlama bedeli alacağının ... 1. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflis ... A.Ş.'nin iflas masasına davacı alacağı olarak 4. sıradan KAYIT VE KABULÜNE, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL Peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı 20.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 380,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 21.844,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/09/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.