Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/654 E. 2026/1002 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/654
- Karar No
- 2026/1002
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/654 Esas
KARAR NO: 2026/1002
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 01/04/2026 (Ara Karar)
NUMARASI: 2026/13 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacılar Vekili İstanbul 3. Fshhm'nin 2025/168 D.iş Sayılı Dosyasında Vermiş Olduğu İhtiyati Tedbir Talepli Dilekçesinde Özetle: Müvekkilinin ticari faaliyetlerine 1946 yılında İtalya’da başladığını, kısa sürede dünya çapında en büyük çikolata ve şekerleme üreticilerinden biri olduğunu, ürünlerinin tüm
dünyada neredeyse bütün ülkelerde dağıtılmakta, satılmakta ve beğeniyle tüketilmekte olduğunu, müvekkiline ait ...markalarının ve bu markaları taşıyan ürünlerin de ülkemizde çok iyi tanınmakta olduğunu ve beğenilerek satın alındığını, bir diğer müvekkili ... .... A.Ş.’nin (... Türkiye) ise 1985 yılında İstanbul’da kurulan bir şirket olduğunu, ... şirketler grubunun Türkiye’deki iştiraklerinden biri olduğunu, ... Türkiye’nin ...markalı ürünlerin Türkiye’de ticaretini yapma konusunda yetkili olduğunu, ...markalı çikolatalı pralinlerin ...müvekkili tarafından uzun yıllar önce ihdas edildiğini, piyasaya sürüldüğünü, dünya çapında birçok ülkede müvekkilinin yoğun tanıtım ve pazarlama faaliyetleri sonucunda marka ve ürün olarak yüksek bir tanınırlığa ulaştığını, ... ...’in dünya çapında yaklaşık 40 yıldır, Türkiye’de ise yaklaşık ... yılından bu yana tüketici ile buluştuğunu ve beğenilerek tüketildiğini, ...ürün aile serisinin özgün ve son derece ayırt edici bir ambalaj kompozisyonu içerisinde piyasaya sunulduğunu, her bir üründe bu özgün ambalaj unsurlarının kullanıldığını, ...ürün ailesi içerisinde yer alan ürünlerin kendine özgü ayırt edici parlak ve altın rengi ambalaj ile pralin ürünlerinde yuvarlak ürün formu ile ve her bir pralin ürünü için bu ... rengi ambalajla kaplandığını, altta özgün ...yapıda tasarlanmış kahverengi alt tutma kabı ile birlikte satışa sunulduğunu, ilgili pralin ürünlerin yuvacıklı yapıya sahip olduğunu, yine ... ...’in özgün altın sarısı ambalaj özelliklerini yansıtan şeffaf plastik kaplı kutular içerisinde çeşitli formlarda dizili olarak tüketicilerle buluşturulduğunu, müvekkilinin söz konusu ambalaj kompozisyonlarının ülkemizde aynı zamanda tescilli marka olarak da koruma altında olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde ..., ..., ..., ...tescil no.lu markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin yaratmış olduğu özgün ambalaj kompozisyonlarının uzun yıllardır marka tescillerine sahip olduğunu, ilgili ambalaj kompozisyonu üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait www.....com.tr uzantılı internet sitesinde ...markalı ürünlere dair tanıtımların Türkiye’de çok uzun yıllardır gerçekleştirildiğini, ilgili internet sitesi bakımından arşiv kayıtlarının 2009 tarihine dek geriye uzandığını, 22 Eylül 2020 tarihinde ...ürünlerinin sergilendiği örnek ekran görüntüsünün de yer aldığını, bu ürünlere özgülenmiş https://www.../tr/tr/ internet sitesi üzerinden de uzun yıllardır özgün ambalaja sahip işbu ürünlerin reklam ve tanıtım faaliyetlerinin gerçekleştirilmekte
olduğunu, bu internet sitesi bakımından da internet arşiv kayıtlarının 2021 yılına dek geriye uzandığını, 14 Kasım 2021 tarihli ekran görüntüsünün dosyaya sunulduğunu, https://www....hesabı üzerinden gerçekleştirilen paylaşımların 2018 yılına dek geriye gittiğini, ... arama motoruna ...yazıldığında ... saniyede yaklaşık ...sonuç bulunduğunu, hepsinin müvekkilinin ...markalı ürünlerinin tanıtımına ve satışına ilişkin olduğunu, ... isimli forumda da müvekkilinin ...markası hakkında pek çok tüketici yorumu bulunduğunu, bu yorumların 2001 yılından günümüze kadar devam ettiğini, müvekkilinin özgün ambalaja sahip ...markasını, çok uzun yıllardır tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yoğun yatırım ve tanıtım faaliyetleriyle yüksek bir bilinirliğe ulaştırdığını, ilgili ürünlerin özgün ambalajının da bu yoğun kullanımlar neticesinde doğrudan doğruya müvekkili ve faaliyetleriyle ilişkilendirilir hale geldiğini, söz konusu ambalaj kompozisyonlarının aynı zamanda müvekkili adına marka olarak da korunması nedeniyle bunlar üzerindeki tüm hakların münhasıran müvekkiline ait olduğunu, ...markalarının veya benzerlerinin, bunlara ilişkin tasarım ve ticari sunumların müvekkilinin izni ve bilgisi olmaksızın kullanılmasının mümkün olmadığını, yapılan araştırmalar sonucunda ..., ... ve... ibareli ürünlerin üretim ve satışının ... A.Ş. tarafından yapıldığının, ilgili ürünlerin hem ülkemizde hem de yurt dışında satış ve tanıtımının gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini,
tedbir konusu ... ve...markalı ürünlerin yurt dışında tespit edilerek fişle satın alındığını, ... ve... markalı ürünlerin bizzat ...’ın ürün kataloğunda da yer aldığını, hem ürünlerin üzerinde bulunan üretici bilgisinde hem de ...’ın internet sitesinden temin edilen ürün kataloğunda bu ürünlerin ... tarafından üretilerek satışa sunulduğunun ve ihraç edildiğinin tartışmasız olduğunu, ..., ... ve ... ibareli ürün ambalajları yönünden hiçbir teknik zorunluluk bulunmadığını, söz konusu çikolata/gofret ürünlerinde tasarımcının sınırsız bir seçenek özgürlüğünün olduğunu, ticari sunum, form ve genel görünüm olarak müvekkilinin ...markaları ve bu markaları taşıyan ürünleri ile iltibas yaratacak derede benzer olduğunu, bu haliyle müvekkili aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının açık olduğunu, müvekkilinin işbu tedbir talebine dayanak teşkil eden markalarının kapsamında halihazırda 30. sınıftaki “Pastacılık ve şekerlemeler; bisküviler; dolgulu gofretler; kaplamalı gofretler; pralinler; çikolata ve çikolata bazlı ürünler; tatlılar [şekerlemeler]” yer aldığını, tedbir konusu ürünlerin de çikolata kaplı dolgulu gofret/çikolata cinsinden olduğunu, tedbir konusu edilen mallar ile müvekkilinin markaları kapsamında yer alan mallar arasında ayniyet bulunduğunu, ... tarafından üretilerek piyasaya sürülen ..., ... ve... ibareli ürün ambalajlarının müvekkilinin özgün surette yaratmış olduğu ...markaları ile iltibas yarattığını, yaratılan iltibas sebebiyle tüketicilerin zihninde tedbir talebine konu ürünlerin müvekkilinin tescilli ve tanınmış ...markaları ve ürünleri ile ilişkilendirilmesinin veya müvekkili ile karşı taraf arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğunun ya da müvekkilinin bu ürünlerin kullanımına izin verdiği yönünde yanlış bir algı oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, taraflar arasında ...’ın müvekkiline ait marka ve ürün ambalajlarını kopyalamak suretiyle yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabet nedeniyle pek çok uyuşmazlık yaşandığını, ...’ın bu fiillerinin kötü niyetli olduğunu göstermek adına bu uyuşmazlıklardan bazılarına dilekçelerinde yer verdiklerini, açıklamaları ve sunulan emsal kararlar çerçevesinde müvekkilinin tescilli ve tanınmış markalarına benzerlik yaratan tedbir konusu ambalaj kullanımlarının müvekkili aleyhine 6769 sayılı SMK uyarınca marka tecavüzü yarattığının kabul edilmesi gerektiğini, ...’ın tacir olmak suretiyle basiretli hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu, müvekkili ile uzun yıllardır yaşadığı çeşitli hukuki ihtilaflar da dikkate alındığında hala müvekkiline ait marka ve ürün ambalajları ile iltibas derecesinde benzer ürün ambalajları kullanmak suretiyle giriştiği ticari faaliyetlerin dürüst ticaret ilkelerine aykırı olduğunu, yaratılan benzerliklerle marka tecavüzüne ek olarak haksız rekabete de sebebiyet verildiğini, ilgili ürünlerin çikolata/gofret türünde olmasından dolayı çocuklar dahil herkes tarafından kolaylıkla satın alınabilir olduğunu, bu nedenle tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin oldukça düşük olacağını, bunun da iltibas ve haksız rekabetin oluşmasını kaçınılmaz hale getireceğini, ...’ın müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olarak basiretli şekilde davranması ve ürünlerinin müvekkilinin ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri alması gerektiğini ancak bunun aksine müvekkilinin ürünleri ile iltibas yaratacak surette ürün ambalajlarını kopyalayarak ilgili ambalajları birebir aynı ürünlerde kullanmakta olduğunu, ...’ın müvekkiline ait ... markalarını ve ürün ambalajlarını bilmediğini iddia edebilecek bir konumda da olmadığını, kötü niyetinin açık olduğunu ileri sürerek, aleyhine tedbir talep edilenin ..., ... ve... ibareli ürünlere ilişkin olarak, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın, sunulan delilleri kapsamında dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını, bilirkişi raporunu takiben aleyhinde tedbir talep edilenin bariz kötü niyeti dikkate alınarak, takdiren teminatsız olarak veya teminat mukabilinde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın, ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu cümleden olmak üzere; müvekkilinin ...markaları ve ambalaj kompozisyonları ile karıştırılacak derecede benzer olan ..., ... ve... ibareli ürünlerin aleyhinde tedbir talep edilen tarafından tüm kullanımlarının önlenmesini, söz konusu ürünlerin ve ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde veya yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesini, tedbir kararının bir örneğinin Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne de gönderilmesine, tedbir talebine konu ürünlerin ve ürün ambalajlarının, aleyhinde tedbir talep edilene ait internet sitesi ve sosyal medya hesapları da dahil olmak üzere internet üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesini, söz konusu ürünlerin ve/veya bu ürünlere ait ambalajların görselini havi kompozisyonların gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, her türlü mal ve ürün, hizmet, tabela, ambalaj, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş, katalog ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kâğıt, fatura ve sair her türlü ticari evrak üzerinde kullanım da dâhil olmak üzere Türkiye’de ve yurtdışında tüm kullanımlarının önlenmesini ve bulundukları yerlerden toplatılarak emin bir yerde muhafaza altına alınmasını talep etmiştir.
İstanbul 3. Fshhm'nin 2025/168 D.iş Sayılı Dosyasında Verilen 07/01/2026 Tarihli Ara Kararı İle; "1-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 2.000.000,00-TL (İkimilyontürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜ ile,
2-Teminat yatırıldığında tedbir isteyen adına tescilli "... ..." markaları ve ambalaj kompozisyonları ile karıştırılacak derecede benzer olan "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin aleyhinde tedbir talep edilen tarafından tüm kullanımlarının tedbiren önlenmesine,
3-Tedbir talebine konu "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin ve ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde veya yurt dışında satışa sunulmasının tedbiren önlenmesine,
4- Tedbir kararının bir örneğinin Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
5-Tedbir talebine konu "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin ve ürün ambalajlarının, aleyhinde tedbir talep edilen tarafa ait internet sitesi ve sosyal medya hesapları da dahil olmak üzere, internet üzerindeki tüm kullanımlarının tedbiren önlenmesine,
6-Tedbir talebine konu "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin ve bu ürünlere ait ambalaj kompozisyonları ihtiva eden ürün, tabela, reklam, broşür, afiş, kartvizit ve sair her türlü tanıtım malzemesinin el konularak toplatılmasına ve yediemine teslim edilmesine( bu aşamada infaza ilişkin masrafların talep eden üzerinde bırakılmasına, bilahare açılacak esas davada yapılan masrafların haksız olandan tahsiline), ticari evrak, sipariş formu ve faturaların 3.kişilerin haklarının korunması bakımından muhafaza işlemi dışında tutulmasına,
7-Tedbir talebine konu ürünlerin, bu ürünlere ait ambalajların görselini havi kompozisyonlarını, gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, hür türlü mal ve ürün, hizmet, tabela, ambalaj, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş, katalog ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıt, fatura ve sair her türlü ticari evrak üzerinde kullanım da dahil olmak üzere Türkiye'de ve yurt dışında tüm kullanımlarının tedbiren önlenmesine,
8-Tedbir kararının infazında aksama olmaması adına marka hakkına tecavüzün mevcudiyeti ve tecavüz konusu ürünlerin tespitini ihtiva eden 08/12/2025 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,
9-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 1 hafta içinde teminat yatırılmadığı takdirde ya da teminat yatırılsa bile aynı süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına,
10-Tedbir kararlarının infazı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince işbu tedbirin İstanbul İcra Dairesi aracı kılınarak İNFAZINA,
11-HMK 398 md uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimsenin bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağı hususunun ihtarına,
12- İşbu ihtiyati tedbir kararının talep halinde taraflara tebliğine,
Dair tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren bir haftalık süre içinde itiraz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi." şeklinde karar verilmiştir.
Davalı Vekili 09/02/2026 Tarihli İtiraz Dilekçesinde Özetle; ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilmesini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, yeniden ve usulünce tüm deliller toplandıktan sonra ehil bir bilirkişi kurulundan rapor aldırılmasını talep ettiğini, haksız kanuna ve dosya kapsamına, tescil belgelerine açıkça aykırı olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkemece aksi kanaatte olunur ise davacının dosyaya sunduğu 2.000.000-TL veya daha yüksek rakamda tespit edilecek teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbirin kaldırılmasını veya değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 01/04/2026 Tarihli 2026/13 E. Sayılı Ara Kararı İle; Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının ve ters teminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davalı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;
-İST.3.FSHHM'ne daha önce dilekçe ve eklerini, vekaletnamelerini dosyaya sunduklarını, marka tescil belgeleri ve mahkeme kararlarını dosyaya ibraz ettiklerini, ihtiyati tedbir kararında taraflarının vekil olarak dahi karar başlığına yazılmadan yokluklarında karar verildiğini,
-müvekkili şirket ile davacı/talep eden şirket arasında daha önce yargılaması yapılmış olan davalar nedeni ile talep eden tarafın müvekkilinin markalarını bildiği halde üstelik de Yargıtay kararları ile müvekkilinin bu türlü ambalajlar ile kullanım hakkının sabit olduğunu bildiği halde Mahkemeyi yanıltıldığını,
-bilirkişi raporuna itirazları konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan ve üstelik de dosya içerisine sunmuş oldukları tescil belgeleri, kesinleşmiş mahkeme kararları getirtilip incelenmeden, sadece yaklaşık ispat kuralı gerekçe gösterilmek sureti ile gerekçesiz (şekli gerekçeli) şekilde itirazlarının reddedildiğini,
-taraflar arasında daha önce görülen İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2013/99 Esas Ve Karaman Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2015/499 Esas Sayılı Dosyaları ile Ankara 1.Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/150 Esas sayılı dosyalarındaki mahkeme kararları ile bu kararları onayan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarına göre müvekkilinin tescilli markalarını, tescilli tasarımlarını kullanma hakları sabit olduğunu, tescilli markaların kullanımı herhangi birinin markasına tecavüz, iltibas, karıştırılma riski oluşturmayacağı gibi, tescilli markaların kullanılmasının da engellenemeyeceğini, tescil belgelerine ve özellikle de iç ürünün renkli tescil belgesine göre müvekkilinin ... ... ve... markalarını kullanım haklarının engellenemeyeceğini,
-bilirkişi raporunda | diye bir markadan bahsedilmiş ise de ... ... markası ile müvekkilinin bir ilgisi bulunmadığını, bu markanın yurtdışında, Rusya'da başka bir firma adına tescilli bir marka olduğunu, talep edenin böyle bir talebini Rusya'ya ilgili şirkete yöneltmesi gerekli olduğunu, ... markasının Rusya Cumhuriyetindeki tescil belgesi sunulduğunu,
-ürünlerin üzerinde beyaz yuvarlak etiket olmadığını, müvekkili şirketin 5 yıldan uzun bir süredir bu tür etiketleri kullanmadığını, internet sitesinden nasıl bulunduğu satışının olup olmadığı belli olmayan görseller üzerinden iltibas/benzerlik araştırması ve kararı verilemeyeceğini, alimünyum ambalajlar ...'lardan beridir tüm dünyada çikolata sarım ambalajı olarak kullanıldığını, bu sarım tekniği konusunda karşı taraf talep edenin bir tekel hakkı olmadığı gibi aynı zamanda da ... ... ve... ürünlerinin dış ambalajının kağıt olduğu, mika kutu veya plastik olmadığı, tamamen farklı dizayn ve tasarımda olduğu da gözetildiğinde karşı taraf talep edenin marka ve ürünleri ile benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,
-Müvekkili şirketin tanınmış olduğunu, Müvekkili şirketin ürettiği bütün ürünlerin markaları 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde tescilli olduğunu, bütün ürünlerin ambalajları ve dizaynları da 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde tescilli bulunduğunu, 118999 nolu ... markası da aynı zamanda 6769 Sayılı SMK. (Mülga:556 sayı KHK.nin 7/i maddesi) gereğince Türk Patent Enstitüsü tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, ... ..., ... markaları da TPE.nezdinde 2001/01949, 2012 ve 2016/65938 no.lu ve yine Rusya Cumhuriyetinde 2024/716743 nolu tescil belgeleri ile koruma altında olduğunu, davacı tarafın bu markalar tescil edilen herhangi bir itirazda bulunmadığını, tescilli markaların ayırtedici niteliklerini değiştirmeden farklı unsurlar ile kullanılması yasa gereği mümkün olduğundan, ekte sundukları markaların ayırtedici özelliği değiştirilmeden farklı unsurlar ile kullanılması neticesinde tüm kullanımların tescilli marka gibi kullanım olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Müvekkilinin ürünlerinin tamamının markalarının tescilli olduğunu, bu markaları ve ambalajları tamamen kendine özgü olup, herhangi bir başkaca firmanın marka ve ambalajlarına da benzemediğini,
-Renklerin tescil edilemeyeceği, renklerin herkesin kullanımına ait olduğu ve renklerin iltibasa mahal veremeyeceğinin mevzuat ve yargı kararları ile kesinlik kazandığını, ... ..., markaları ile ... ... VE... markaları hiçbir şekilde birbirlerine benzememekte aralarında en küçük bir çağrışım dahi bulunmamakta olduğunu, ... ... markası müvekkilinin özgün bir markası olup, aynı marka müvekkilinin çeşitli diğer ürünlerinde de kullanılan tanınmış bir marka olduğunu, ... ... ile ...markalarının renkleri örneklerde de görüldüğü gibi birbirlerine benzemediğini, markalar ve tasarımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde hiçbir zaman birbirine benzemediğini, keza aralarında herhangi bir renk kombinasyonu da olmadığını, aralarında renk ve pantone, şekil ve dizayn farkları çok açık şekilde görüldüğünü, Davacının tasarımlarında ise resimler, renkler ve şekiller kullanıldığı alanlar da tamamen birbirinden farklı bulunduğunu, Müvekkili tasarımında bulunan renkler ve şekiller, davacı tasarımında olmadığını, sundukları muadil ve dava dışı başkaca yerli ve yabancı firmalara ait ürün örneklerinden de anlaşıldığı gibi, bu tür ürünlerin (sütlü çikolata kaplı fındıklı küre) iç ambalajlarından çok iç ve dış ambalajları ve etiketleri bir bütün olarak tüketici nezdinde görüldüğünü, iç ambalajların sarım ve paketlemesi ise bu tür ürünlerinin genel karakteristik özellikleri ve yapılabildikleri makinenin bir gereği olup tekniğin gerektirdiği bir zorunluluktan kaynaklandığını, ürünlerin kullanıldıkları dış kutular ise (Mika veya Karton Kutular ise) tamamen birbirinden farklı olup, müvekkilinin dizaynı ve tasarımı yine kendisine ait ve tescilli olduğunu, ürünlerin iç ambalajının da davacı bir buluşu veya tasarımı olmadığını, bu iç ambalajın da birbirine hiçbir şekil ve şart altında benzemediğini,
-müvekkili şirketin ... ... ve... markalı ürününü imal etmek için yukarıda belirtilen makine ve sisteme milyonlarca euroluk yatırım yaptığını, davacının iddiasının aksine müvekkili şirketin ...markasının, ambalajından faydalanmaya ve/veya onun pazarından faydalanmaya ihtiyacı olmadığını, müvekkili şirketin zaten bu ürüne yüzbinlerce ytl.lik reklam/tanıtım masrafı yaptığını, başkasının emtiasından iş mahsullerinden haksız yararlanmak isteyenin bu emeği harcamayacağını, kelime, şekil, renk unsurlarından oluşan markaların değerlendirilmesinde bunların ayrı ayrı değil bir bütün olarak bıraktıkları intibanın araştırılması gerektiğini,
-dosyaya sunulu raporda, iltibas incelemesinin “ambalaj formu"na indirgendiğini, piyasadaki ayırt edici ana unsurlar ve tüketici algısının metodolojik olarak tartışılmadığını, Bilirkişi raporu; tespit İsteyenin ... numaralı ambalaj markasına atıfla "gold küre form, dalgalı yüzey, etiket alanı, taban unsuru” gibi şekli unsurlar üzerinden iltibas değerlendirmesi yaptığını, raporda, “...” tanınmış markasının tüketici nezdinde yarattığı kaynak gösterme fonksiyonu ile “... / ...” ibarelerinin bütünsel algıdaki yeri; tüketici kitlesinin dikkat düzeyi ve satın alma anındaki ayırt edici unsurlar yönünden ölçülebilir/somut bir değerlendirme yapılmadığını, raporun bilişim incelemesi kısmında; .... arama motoru sonuçları, sosyal medya paylaşımları ve çeşitli internet sayfalarına atıf yapılmıştır. Ancak bu içeriklerin: tespit anındaki tam URL,- erişim tarihi-saat bilgisi,- içeriğin daha sonra değiştirilip değiştirilemeyeceği,- içerik sahibinin kimliği ve doğrulanması,- aynı ürünün farklı görselleri/serileri olup olmadığı,- Türkiye pazarı ile bağlantısı (yurt — dışı kaynaklar/yorumlar — dahil) bakımından yeterli teknik standardizasyonla rapora işlenmediğini, ek raporla; dayanak internet verilerinin doğrulanması, ekran görüntülerinin .....gibi teknik doğrulama araçlarıyla rapora eklenmesi ve mümkünse yerinde inceleme ile fiziksel örneklerin kapsamlı karşılaştırması yapılması gerektiğini,
-Müvekkili markalarının tescil durumu dikkate alınmadan “çağrışım/kötüniyet” iması yapıldığını, Müvekkiline ait markalar: ... ... ve... markaları Türkiye'de tescilli olup, ... markası Rusya Federasyonu'nda tescilli olduğunu, raporun bazı bölümlerinde "... ibaresinin ... markasına benzerliği gibi değerlendirmeler, markaların bağımsız tescil ve kullanım geçmişi, ayırt edici karakteri ve ilgili pazarlardaki konumlandırması dikkate alınmadan, sonuç doğurucu biçimde yazıldığını, marka tescili tek başına her uyuşmazlığı bitirmemekle birlikte; “kötüniyet/iltibas” gibi ağır sonuçlara varırken, markanın tescil süreci, sınıf kapsamı, kullanım biçimi, baskın unsuru ve tüketici algısı birlikte değerlendirilmesi gerektiğini,
-Tespit isteyenin iddiası “ambalaj markası” ağırlıklı iken; ambalajın fonksiyonel / alışılagelmiş unsurlarına ilişkin ayrıştırma yapılmadığını, çikolata ve gofret ürünlerinde .... renk, ... form, ... ambalaj çikolata görseli, hediye/pralin konsepti gibi unsurlar sektörde yaygın olarak görülebilen unsurlar olduğunu, Bilirkişi raporunda, ...'ya ait olduğu belirtilen ambalaj markasının ayırt edici çekirdek unsurlarının neler olduğu; buna karşılık piyasada olağan/fonksiyonel sayılabilecek unsurların hangileri olduğu ayrıştırılmadığını, Raporda “tüm kullanımlar iltibas doğurur” şeklindeki sonuç, her ürün varyantı ve her pazar için genellenemeyeceğini, raporun, farklı ürünlerin (..., ..., ...) farklı pazarlardaki (Türkiye içi / yurt dışı) sunumlarını bir arada değerlendirerek geniş bir “tüm kullanımlar iltibas doğurur” sonucuna vardığını tedbir sonucuna doğrudan etki edebilecek bu tür bir tespit; ürün bazında (gramaj, kutu tipi, logo büyüklüğü, ön yüz kompozisyonu), pazar bazında (Türkiye pazarı / ihracat pazarı), satış kanalı bazında (market rafı / online satış / toptan) ayrıştırılarak yapılması gerektiğini, rapor, genelleyici nitelikte olup delil tespiti amacına uygun bir netlikte olmadığını, ????
-Davacı taraf,ın müvekkilinin tescilli markalarıyla iltibas oluşturacak veya haksız şekilde marka hakkını ihlal edecek bir kullanım iddiasında bulunduğunu, bilirkişi raporunda ise yalnızca ürünlerin belirli şekil unsurları ve renk kombinasyonları değerlendirildiğini, ancak markaların tescil durumu, ambalajların sektörde yaygın teknik şekil ve işlevleri, piyasadaki çok sayıdaki benzer tasarım seçenekleri ayrıntılı incelenmediğini, Davacının iddia ettiği şekilde, yalnızca renk, şekil veya sunum yoluyla marka iltibası oluşabilmesi için ambalaj tasarımının ayırt edici bir marka olarak sicilde tescil edilmesi, ya da söz konusu unsurun tescilli markanın esas ve baskın unsuru olması gerekli olduğunu, ... ... ve... ürün ambalajları ...'ın tescilli markalarını esaslı unsur olarak taşımakta, ürünün ön ve yan yüzlerinde domimant şekilde “...”, “...”, “...” ibareleri yer almakta, iç ambalaj-da teknik zorunluluklar gereği folyo ve karton kutu uygulamaları sektör genelinde yaygın olduğunu, iddia edildiğinin aksine, ambalaj veya ürün formunda kullanılan altın renk, yuvarlak form ve pralin şekli gibi semboller, hem Türk mevzuatında hem de uluslararası uygulamada teknik zorunluluk veya sektör alışkanlığı olarak değerlendirildiğini, dosyada yer alan bazı bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, ticari sunum (trade dress) ve ambalaj kombinasyonunda esas unsurun markanın bütünsel olarak ayırt edici ve baskın unsur olup olmayacağı olduğu, farklı logolar, ibareler ve ayırt edici grafik unsurlar bulunuyorsa, karıştırılma ihtimalinin ve haksız rekabetin oluşmayacağının altı çizildiğini, gerek ... ... gerekse... markalarının tescilli ve fiilen kullanılan ibareler olduğu açık olduğundan, ambalaj ve sunumun da sektörel alışkanlıklara uygun biçimde dizayn edildiğini,
-...markasının kullanımıyla ilgili olduğu iddia edilen mallar bakımından müvekkilince yapılan kullanımlar meşru, kendi tescilli markalarına dayalı olup, ambalaj ve ürün kombinasyonu bakımından sektörde bilinen uygulamalara uygun olduğunu, bilirkişi raporunun, teknik ve usul açısından tartışmalı olduğu, eksik değerlendirme ve yanlış varsayımlar içerdiği, marka tescili ve marka kullanımı şartlarını göz ardı ettiğini, yeniden bilirkişi raporu alınması veya Mevcut raporun dosyada esas alınmaması gerektiğinden tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle; “...”, “...” ve “...” ibareli ürünlerin üretim ve satışının ... A.Ş. (“...”) tarafından yapıldığını, ilgili ürünlerin hem ülkemizde hem de yurt dışında satış ve tanıtımının gerçekleştirildiğini, dosyaya sunulu Bilirkişi raporunda, sunulan ürün numunelerine ve kataloğa ek olarak, tedbir taleplerine konu “...”, “...” ve “...” ibareli mütecaviz ürünlerin kullanımını gösteren internet siteleri ve sosyal medya hesapları ile müvekkillerinin önceye giden kullanımlarını gösterir çevrimiçi kayıtlara da yer verildiğini, tedbir taleplerine konu “...”, “...” ve “...” ibareli ürünler ile müvekkillerinin “... ...” markaları ve ürünleri karşılaştırmalı olarak detaylı surette ele alındığını, “delil tespiti” HMK md. 400 ve devamında düzenlendiğini, HMK md. 403 uyarınca, talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabileceğini, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın delil tespitine karar verilmiş olması ve bilirkişi raporu alınması usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı yanın “...” markası ile ilgisinin bulunmadığına yönelik iddiasının fiili durumla hiçbir şekilde örtüşmediğini, “...” markalı ürün numunesinden ve ürün görselinden de açıkça görüleceği üzere, dava konusu diğer ürünlerin yanı sıra, “...” markalı ürünlerin üzerinde de üretici olarak davalı şirket yer aldığını, söz konusu ürünleri Türkiye'de üreten davalı şirketin, bu markanın .... başka bir firma adına tescilli olduğunu iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacağını, davanın konusu davalının ürünler üzerinde kullandığı “...” ve “...” kelime markalarının benzerliği olmadığını ve bu markaların müvekkilinin “... ...” kelime markaları ile benzer olduğu yönünde bir iddiaları da bulunmadığını, davanın konusu temel olarak, davaya konu ürün ambalajlarının müvekkilinin tescilli markaları, ambalaj kompozisyonları ve ticari sunumları ile iltibasa neden olacak düzeyde benzer olması sonucunda yaratılan marka tecavüzü ve haksız rekabet olduğunu, davalının ürünlerin iç ambalajının teknik zorunluluktan kaynaklandığı yönündeki iddiasının tamamen soyut olduğunu, ... Grubu'nun en ikonik markalarından biri olan ... ..., 1982 yılında İtalya'nın Alba kasabasında doğduğunu, ülkemizde de yüksek bir tanınmışlığa sahip olduğunu, ilgili ürünlerin özgün ambalajı da doğrudan doğruya müvekkili ile ilişkilendirildiğini, ...marka ve ürünlerine yaratılan iltibas nedeniyle müvekkili ve davalı ... arasında geçmişte de pek çok uyuşmazlık yaşandığını ve ...'ın ilgili kullanımlarının marka tecavüzü ve haksız rekabete neden olduğu kesinleşmiş mahkeme kararları ile tespit edildiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren, uzun yıllardır müvekkili ile pek çok uyuşmazlık yaşamış olan ve önceki benzer kullanımlarının da Müvekkilinin haklarını ihlal ettiği açıkça tespit edilmiş olan davalı yanın, tekrar müvekkilinin ...marka ve ürünlerine iltibas yaratmakta olan kullanımlara başlamış olması, doğrudan doğruya davalının kötüniyetine işaret etmekte olduğunu, davaya konu “...”, “...” ve “...” ibareli ürün ambalajlarının, hiçbir teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen, ticari sunum, form ve genel görünüm olarak müvekkilinin “... ...” markaları ve bu markaları taşıyan ürünleri ile iltibas yaratacak derede benzer olduğunu, işbu davanın konusu dava konusu ürünlerde yer alan kelimesel unsurların (..., ...) müvekkilinin ...markası ile olan benzerliği olmadığını, Davalının kullandığı...markası müvekkilinin ... markasına benzer olmakla birlikte, esasen dava konusu tüm ürün ambalajları; müvekkilinin tekli ürün ambalajına ilişkin tescilinin ayniyet derecesinde benzeri olan tekli ürün formlarını, her bir pralin ürünü altın rengi ambalajla kaplanmış ve altta dalgalı tırtıklı yapıda tasarlanmış kahverengi alt tutma kabına kadar kopyalayarak, birebir aynı form ve renk kombinasyonunda olacak şekilde içerdiğini, bu ürün kutularında yer alan ve tekli ürünlerin içerisine oturtulduğu yuvacıklı iç bölme de altın sarısı renginde olup kutular içerisinden ürünlerin görünmesini sağlayan benzer bir şeffaf bölme içerdiğini, ürün kutularının üstünde müvekkilinin tescilli markasında olduğu gibi, ürün şekline de yer verildiğini, çikolata sektöründe sayısız kombinasyon ve tasarım özgürlüğü bulunmakta olup bu unsurların hiçbirinin teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını, markalarının iltibas tehlikesini bertaraf etmediği, zira benzerliğin; işletmesel bağlantılandırmayı da tesis ettiği yani tespit isteyenle ve markası ile arada bir ekonomik-ticari bağlantı bulunduğu izleniminin doğmasına da neden olduğunu, Davalı yan her ne kadar ürünlerinde beyaz yuvarlak etiket olmadığını iddia etmekte ise de, taraflara ait ürünler arasındaki tek benzerlik beyaz yuvarlak etiket kullanımı olmadığı gibi, dava dosyasına sunulan delilleri kapsamında davalının bu iddiasının da fiili durumla örtüşmediğini, davalı yanın söz konusu marka tescillerinin işbu davaya konu ürün ambalajları ile ilgisinin olmadığı ve davalıya herhangi bir şekilde kazanılmış hak sağlamayacağını, Müvekkilinin öncelikli tescilleri ve gerçek hak sahipliği de dikkate alındığında, davalının huzurdaki davada böyle bir savunma yapamayacağını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/99 E. sayılı dosyasında da müvekkili lehine karar verildiğini, davalının dava konusu edilen ...benzeri ... ve ... markalarında, marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığı tespit edilmiş, bu karar müvekkilleri ehine kesinleştiğini, davalı yanın başta ...markaları ve ürün ambalajları olmak üzere, müvekkili mülkiyet hakları ve ticari sunumlarını kopyalama faaliyetlerine uzun yıllar önce başladığı, alınan tüm yargı kararlarına rağmen bu faaliyetlerine çeşitli şekillerde devam ettiği ve günümüzde de dava konusu ürünlerle mütecaviz fiillerini tekrar ettiğini, alınan bilirkişi raporu ve yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak tedbir ifade edildiğini, istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Tedbir isteyenin adına tescilli ...,2002/18254, 2002/20949 ve 2003/10605 sayılı "...ŞEKİL" markaları bulunduğu anlaşılmıştır. 2002/20610 kod numaralı ...+şekil ibareli markanın başvuru tarihinin 15/08/2002; tescil tarihinin 04/08/2006 olduğu ve 30 sınıftaki malları kapsadığı anlaşılmıştır.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 Sayılı HMK’nın 389/1. Maddesinde ise, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca 6100 Sayılı HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, davalı tarafça her ne kadar tasarım hakkına tecavüz edilmediği, markaların farklı olduğu ileri sürülmüş ise de, tedbirin konusunun davalının ürünler üzerinde kullandığı “...” ve “...” kelime markalarının benzerliği olmadığı, davaya konu ürün ve ürün ambalajlarının tedbir talep edenin tescilli markaları, ambalaj kompozisyonları ve ticari sunumları ile iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğu iddiasının öne sürüldüğü, aleyhine tedbir istenen tarafça ürünlerin iç ambalajının teknik zorunluluktan kaynaklandığı ileri sürülmüş ise de, taraflar arasında daha önce dava konusu olan YDİK kararının iptali davasında, ürünlerin iç ambalajının teknik zorunluluktan kaynaklanmadığına ilişkin tespit bulunduğu, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2025/168 D.İş sayılı dosyasında alınan 08.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda da, tedbir isteyenin ... sayılı markasının uzun yıllara dayalı tescili ve kullanımı ile bilinir olduğuna ilişkin tespitin bulunduğu, delillerin aksinin ispatının yargılama gerektirmesi sebebiyle tarafların iddia ve savunmalarıyla mevcut delil durumuna göre somut olayda yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, verilen teminatın yeterli olduğu ancak tedbirin kapsımı konusunda davalının... markalı benzer olmayan başka ürünler de bulunduğundan, davacının ..., ..., ..., 2022/161467 sayılı şekil markaları ile benzerlik teşkil eden ürünler yönünden tedbir verilmesi gerekirken, tüm ürünler yönünden tedbir verilmesinin yerinde bulunmadığı anlaşılmış ayrıca Davalının kullandığı ... markası yönünden internet sitesinde ve tabelada kullanım bulunmadığından bu konuda da tedbirin kaldırılması gerektiği anlaşılmakla, aleyhine tedbir kararı verilen tarafça ileri sürülen istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/04/2026 tarih, 2026/13 E. Sayılı Ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 2.000.000,00 TL (İkimilyontürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla Kısmen KABULÜ ile,
-Teminat yatırıldığında tedbir isteyen adına tescilli ..., ..., ..., ....... sayılı şekil "... ..." markaları ve ambalaj kompozisyonları ile karıştırılacak derecede benzer olan "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin aleyhinde tedbir talep edilen tarafından tüm kullanımlarının tedbiren önlenmesine,
-Tedbir talebine konu "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin ve ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde veya yurt dışında satışa sunulmasının tedbiren önlenmesine,
-Tedbir kararının bir örneğinin Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
-Tedbir talebine konu "..." ve "..." ibareli ürünlerin ve ürün ambalajlarının, aleyhinde tedbir talep edilen tarafa ait internet sitesi ve sosyal medya hesapları da dahil olmak üzere, internet üzerindeki tüm kullanımlarının tedbiren önlenmesine,
-Tedbir talebine konu "..." ve "..." ibareli ürünlerin ve bu ürünlere ait ambalaj kompozisyonları ihtiva eden ürün, tabela, reklam, broşür, afiş, kartvizit ve sair her türlü tanıtım malzemesinin el konularak toplatılmasına ve yediemine teslim edilmesine( bu aşamada infaza ilişkin masrafların talep eden üzerinde bırakılmasına, bilahare açılacak esas davada yapılan masrafların haksız olandan tahsiline), ticari evrak, sipariş formu ve faturaların 3.kişilerin haklarının korunması bakımından muhafaza işlemi dışında tutulmasına,
-Tedbir talebine konu ürünlerin, bu ürünlere ait ambalajların görselini havi kompozisyonlarını, gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, hür türlü mal ve ürün, hizmet, tabela, ambalaj, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş, katalog ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıt, fatura ve sair her türlü ticari evrak üzerinde kullanım da dahil olmak üzere Türkiye'de ve yurt dışında tüm kullanımlarının tedbiren önlenmesine,
-Tedbir kararının infazında aksama olmaması adına marka hakkına tecavüzün mevcudiyeti ve tecavüz konusu ürünlerin tespitini ihtiva eden 08/12/2025 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,
-Teminatın davacı tarafça teminat yatırıldığı anlaşılmakla başkaca teminat alınmasına yer olmadığına,
-Tedbir kararlarının infazı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince işbu tedbirin İstanbul İcra Dairesi aracı kılınarak İNFAZINA,
-HMK 398 md uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimsenin bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağı hususunun ihtarına,
- İhtiyati tedbire ilişkin karar uygulamasının ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde tedbirin uygulanması için başvurulması aksi halde tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının ihtarına,
-Kararın infazında bir marka uzmanı bilirkişinin de hazır bulundurulmasına,
-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 1 hafta içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına,
4-İstinaf talebi kabul edildiğinden talep eden tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5-İstinaf yargılaması için talep eden tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcını ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026