İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/386 E. 2026/669 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/386
Karar No
2026/669
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2021/386 Esas KARAR NO :2026/669

DAVA :Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :03/06/2021 KARAR TARİHİ :22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 30.09.2020 tarihinde ... imzalandığını, toplam proje bedelinin 420.000,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşme uyarınca proje bedelinin belirli fazların tamamlanmasına göre ödeneceğinin kararlaştırıldığını, fazların tamamlanma tarihlerinin 12.12.2020, 13.03.2021, 15.05.2021 ve 10.07.2021 olarak planlandığını, ancak pandemi koşulları, ekipteki personellerin hastalıkları, ... depremi ve davalı tarafın sözleşme dışı ek talepleri nedeniyle takvimde sarkmalar meydana geldiğini, buna rağmen müvekkil şirketin sözleşme gereğini yerine getirerek faz-1'i teslim ettiğini, davalı tarafın ... 62. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sözleşme bedelinin %20'si olan 84.000,00 TL tutarındaki avans ödemesinin ve faz-1 teslimi ile hak edilen %25'lik 105.000,00 TL tutarındaki kısmın ödenmediğini, ayrıca sözleşme dışı yapılan çalışmaların bedellerinin de tahsil edilemediğini, davalı tarafın 05 Şubat 2021 tarihli ihtarnamesi ile verilen sürenin ardından tarafların karşılıklı mailleşmeleri ile yeni bir süre belirlendiğini, müvekkil şirketin 15.02.2021,16.02.2021 ve 19 Şubat 2021 tarihlerinde yaptığı bildirimlerle çalışmaları paylaştığını, davalı tarafın 05.03.2021 tarihli maili ile 8 Mart 2021 tarihine kadar ek süre verdiğini, müvekkil şirketin projeyi bu tarihte teslim ettiğini, davalının teslimi kabul etmesine rağmen haksız fesih yoluna gittiğini, müvekkil şirketin yaklaşık 5 ay boyunca emek harcayarak projeyi tamamladığını, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını belirterek şimdilik 25.000 TL'nin hak ediş tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 30.09.2020 tarihinde ...'nin imzalandığını, davalı tarafın sözleşme kapsamındaki yazılım geliştirme ve teknik koordinasyon edimlerini üstlendiğini, sözleşmenin eser ve hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının proje takvimine göre 1. fazı 12.12.2020 tarihinde bitiremeyerek 86 gün geciktiğini, davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davalının ... 10. Ticaret Mahkemesi’nin ...E. sayılı dosyası ile haksız fesih iddiasıyla dava açtığını, sözleşmenin 10. maddesi uyarınca 86 günlük gecikme için 86.000,00 TL cezai şartın ödenmesi gerektiğini, tarafların damga vergisini eşit ödeme yükümlülüğüne rağmen davalının ödemediği 1.990,80 TL'nin tahsilinin gerektiğini, davalının önerisiyle kiralanan ancak kullanılamayan sunucular nedeniyle 17.480,89 TL maddi zararın oluştuğunu, davacının ticari itibarının sarsılması ve rakipler karşısında zor durumda kalması nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, 2021/14863 sayılı arabuluculuk tutanağının mevcut olduğunu, davalar arasında bağlantı bulunması sebebiyle HMK 166. maddesi uyarınca ... Asliye 10. Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosya ile birleştirme kararı verilmesini, toplam 105.471,69 TL maddi tazminatın avans faiziyle, 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30.09.2020 tarihinde imzalanan ...kapsamında davacının üstlendiği edimleri süresinde yerine getirmediğini, faz 1 aşamasının 12.12.2020 tarihinde bitirilmesi gerekirken 86 iş günü gecikme yaşandığını, davacının öne sürdüğü pandemi ve deprem gibi mazeretlerin sözleşmenin 15. maddesi uyarınca mücbir sebep sayılmadığını, davacının işin niteliğine uygun personel tahsis etme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, 4 Şubat 2021 ile 5 Mart 2021 tarihleri arasındaki yazışmalardan davacının iş süreçlerinde başarısız olduğunun anlaşıldığını, davacının 8 Mart 2021 tarihinde teslim ettiğini iddia ettiği ürünün sözleşmede tanımlanan kullanıcı kabul testlerini geçemediğini ve canlıya alınmaya hazır olmadığını, sözleşmenin 10. maddesi uyarınca kesin kabulün gerçekleşmediğini, davacının avans ödemesi için gerekli olan süresiz ve kesin avans teminat mektubunu sunmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün doğmadığını, davacının sözleşmeye aykırı gecikmeleri nedeniyle TBK’nın 473. maddesi ve sözleşmenin 16. maddesi uyarınca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının talep ettiği ücretlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı arasında 30.09.2020 tarihinde... imzalandığını, toplam proje bedelinin 420.000 TL olarak belirlendiğini, süreç içerisinde pandemi koşulları, personel hastalıkları ve ... depremi gibi mücbir sebepler ile davacının sözleşme dışı ek talepleri nedeniyle proje takviminde davacının onayıyla sarkmalar meydana geldiğini, davacı tarafın faz-1'in teslim edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... 62. Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile verilen 10 iş günü sürenin ardından davacı tarafın 05.03.2021 tarihli maili ile 8 Mart 2021 tarihine kadar yeni bir süre tanıdığını, müvekkil şirketin bu süre içerisinde edimini yerine getirerek projeyi teslim ettiğini, buna rağmen davacının sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı şekilde feshettiğini, sözleşme kapsamında müvekkile hiçbir ödeme yapılmadığını, bu nedenle cezai şart taleplerinin haksız olduğunu, damga vergisi ve server kiralama bedellerine ilişkin taleplerin de hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek haksız açılan davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... Vergi Dairesine, yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesap Uzmanına tevdi edildiği ve düzenlenen 24/06/2022 tarihli raporda özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu 471 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin sona erme şartlarının öncelikle kendi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, teknik inceleme neticesinde mobil uygulama geliştirmelerinin ileri seviyede olmasına rağmen faz kapsamındaki tüm özelliklerin hatalardan arındırılmadığı, uygulamanın içerik görüntüleme bakımından henüz test aşamasında bulunduğu, davalının sözleşme hükümleri uyarınca bildirimde bulunduğu hususunun dikkate alındığı, tüm bu veriler ışığında feshin haklı bir nedene dayandığının değerlendirilebileceği ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesap Uzmanına tevdi edildiği ve düzenlenen 10/01/2023 tarihli raporda özetle; karşı davaya konu olan proje kapsamında ... yönlendirmesiyle kiralanan sunucu ücretlerinin... tarafından talep edildiği, kök raporda bu donanımların başka amaçlarla kullanılıp kullanılmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle takdirin mahkemeye bırakıldığı, davalı ve karşı davacı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde ise sunucuların tamamen dava konusu projeye ilişkin olarak ... A. Ş firmasından 08/12/2020 tarihinde kiralanıp 15/03/2021 tarihinde kullanıma kapatıldığının mail kayıtlarıyla belgelendiği, sunulan bu yeni kayıtlar ışığında söz konusu sunucuların proje sonrasında kullanılmadığının değerlendirilebileceği, ancak bu süreçte başka amaçlara yönelik kullanımın olup olmadığının netleştirilmesi için hizmet alınan firmadan hareket raporu istenebileceği, bu husustaki nihai değerlendirme yetkisinin ise Sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatine varmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Mali Müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen 29/04/2024 tarihli raporda özetle; asıl davanın kabulü halinde davacı ve birleşen davada davalı şirketin alacağının 420.000,00 TL sözleşme bedelinin %20 peşin kısmı ile Faz-1'in tamamlanmasıyla hak kazanılacak %25'lik kısım dahil toplam %45'i olan 189.000,00 TL tutarına ulaşacağı, teknik değerlendirmeler kapsamında kök ve ek rapordaki görüşlerin geçerliliğini koruduğu, feshin ölçülü olup olmadığına dair takdirin mahkemeye ait olduğu, birleşen davada sunulan mail kayıtlarına göre sunucuların proje dışında kullanılmadığının değerlendirilebileceği, ancak başka amaçlarla kullanılıp kullanılmadığının ... A.Ş. firmasından istenecek log kayıtları ile netleşebileceği, dosya kapsamında sunucu kullanımına dair log kaydı bulunmadığından heyetçe ek değerlendirme yapılamadığı ve bu hususların 29.04.2024 itibarıyla mahkemenin takdirine sunulduğu kanaatine varmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Mali Müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen 19/09/2025 tarihli raporda özetle; asıl davada davalı tarafça gerçekleştirilen feshin haklı olup olmadığının değerlendirildiği, feshin haksız bulunması halinde davacı ve birleşen davada davalı taraftan herhangi bir talepte bulunulamayacağı, feshin haklı kabul edilmesi durumunda ise cezai şart taleplerinin incelendiği, birinci fazın bitiş tarihinin 12.12.2020 olarak kabulü halinde 86 günlük gecikme nedeniyle günlük 1.000,00 TL üzerinden toplam 86.000,00 TL tutarında cezai şart talep edilebileceği, ancak birinci fazın bitişine ilişkin 08.03.2021 tarihine kadar süre verildiğinin kabulü halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, taraflarca eşit ödenmesi gereken damga vergisinin 3.981,60 TL olduğu ve tamamının davalı ve birleşen davada davacı tarafından ödendiği dikkate alındığında 1.990,80 TL tutarının davacı ve birleşen davada davalı taraftan istenebileceği, ayrıca canlıya geçilemediği için atıl kalan serverların kiralanması için ödenen 17.480,89 TL tutarının davalı ve birleşen davada davacı tarafından talep edilebileceği, tüm bilgi ve belgelerin incelenerek 6100 sayılı HMK'nın 266/c. 2 hükmü uyarınca hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesap Uzmanına tevdi edildiği ve düzenlenen 13/04/2026 tarihli raporda özetle; dosyada 24.06.2022,10.01.2023, 29.04.2024 ve 19.09.2025 tarihlerinde düzenlenen raporların incelendiği, davalı taraf adresinde iki kez yerinde ve bir kez online inceleme yapıldığı, dosyaya yeni bir teknik delil sunulmadığı, taraflar arasında Faz-1 için belirlenen 12.12.2020 teslim tarihinde ifanın gerçekleşmemesiyle yüklenicinin ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğü, 05.03.2021 tarihli e-posta ile 08.03.2021 tarihine kadar verilen sürenin ek süre niteliğinde olduğu ve temerrüt tarihini değiştirmediği, cezai şart talep hakkının devam ettiği, günlük 1.000,00 TL olarak belirlenen cezai şartın fahiş olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, sunucu giderleri ile proje arasındaki illiyet bağının kesin olarak ispatlanamadığı, damga vergisinin yarısının talep edilebileceği ancak ödemenin tek taraflı yapılmasının etkisinin mahkemece takdir edileceği, Faz-1 kapsamında %80 ilerleme sağlansa da ortaya çıkan ürünün çalışır ve sözleşmeye uygun olmadığı, bu nedenle tamamlanmış eser sayılamayacağı, yüklenicinin kısmi ifaya dayanarak bedel talep edemeyeceği, aksi yönde bir kanaat oluşması halinde ise yalnızca sağlanan fayda oranında bedel değerlendirmesi yapılabileceği, sözleşmenin feshi bakımından iş sahibinin haklı olduğu ve yüklenicinin temerrüdü nedeniyle seçimlik hakların kullanılma koşullarının oluştuğu kanaatine varmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Asıl davanın eser sözleşmesinden kaynaklı hakediş alacağına ilişkin olduğu, birleşen davanın ise yine eser sözleşmesinin gereklerinin sözleşmeye uygun olarak ifa edilmediği gerekçesi ile cezai şart, ödenmesi gereken damga vergisi alacağı, canlıya geçilmemesi nedeni ile satın alınan serverler nedeni ile uğranılan zarar ile birlikte manevi tazminat alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından asıl davacı birleşen davalı şirket ile davalı birleşen davacı şirket arasında 30.09.2020 tarihinde ...imzalandığı, toplam proje bedelinin 420.000,00 TL olarak belirlendiği, sözleşme uyarınca proje bedelinin belirli fazların tamamlanmasına göre ödeneceğinin kararlaştırıldığı, fazların tamamlanma tarihlerinin 12.12.2020, 13.03.2021, 15.05.2021 ve 10.07.2021 olarak planlandığı anlaşılmıştır. Eser sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme olup, yüklenicinin temerrüde düşmesi halinde iş sahibine tanınan seçimlik haklar TBK m. 123-125 hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda iş sahibi, temerrüt halinde seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir. Yüklenicinin temerrüdü, onun aynen ifa borcunu ortadan kaldırmaz. Yüklenici hâlen eseri tamamlayıp teslim etmekle yükümlü olup iş sahibi de aynen ifayı talep edebilir. Bunun yanında, temerrüt yüklenicinin kusurundan kaynaklanıyorsa, iş sahibi aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı ve sözleşmede kararlaştırılmışsa cezai şart talep edebilir. Bu nedenle temerrüdün ilk ve asli sonucu, aynen ifa ve buna bağlı gecikme zararlarının talep edilebilmesidir ve bu hakların kullanımında ayrıca ek süre verilmesi zorunlu değildir. Bununla birlikte iş sahibi aynen ifadan vazgeçerek TBK m. 125 kapsamında müspet zararının tazminini talep edebileceği gibi, sözleşmeden dönerek menfi zararının giderilmesini de isteyebilir. Müspet zarar, borç gereği gibi ifa edilseydi alacaklının ulaşacağı malvarlığı durumu ile mevcut durum arasındaki farkı ifade ederken; menfi zarar, sözleşmeye güvenilerek yapılan masrafları ve daha elverişli bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılmasından doğan zararları kapsar. Ancak bu iki zarar türü birlikte talep edilemez. Eser sözleşmelerinde ayıp olması halinde sorumluluk; Türk Borçlar Kanunu'nun 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Eser sözleşmesi çerçevesinde bir ayıbın mevcut olması halinde; iş sahibinin seçimlik hakları gündeme gelebilecektir. Bu haklar TBK'nın 475.maddesinde düzenlenmiş olup, eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1.Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 2-Eseri Alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz." Görüldüğü üzere; eser sözleşmesi kapsamında bir ayıp söz konusu olduğunda, ortada bir ifa bulunmaktadır ancak ifanın ayıplı olması söz konusudur. Kanun koyucu tarafından ayıplı ifanın varlığı durumunda iş sahibine yukarıda yer alan madde kapsamında seçimlik haklar tanınmıştır. Aliud ifa sözleşmede kararlaştırılan ve borçlanılan edimden tamamen farklı bir şeyin ifa edilmesi halinde meydana gelmektedir. Aliud ifada ise borçlanılan edime uygun olmayan bir edim söz konusudur. Bu sebeple ayıplı ifa ile aliudun sınırının dikkatli çizilmesi gerekmektedir. Örneğin taraflar spor salonu inşası konusunda anlaşmışsa ve yüklenici tarafından güzellik salonu inşa edilip teslim edilmişse....söz konusu olacaktır. Aliud ifa olarak kabul edilmemesi nedeniyle, borçlanılan edimden başka bir edim ifa edilmesi halinde ayıplı ifa durumunun söz konusu olması mümkün değildir. Böyle bir durumda yüklenici hiçbir şey teslim etmemiş gibi değerlendirilecektir. Örneğin; yüklenici mevcut bir binayı yıkıp yerine yenisini yapmayı taahhüt etmesi, buna rağmen mevcut binayı yıkmaksızın onararak iş sahibine teslim etmesi durumunda aliud ifada bulunmuş olacaktır. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi,... E... K.sayılı 14/02/2018 tarihli kararı ile borçlanılandan farklı bir şeyin teslim edilmesi halinde ayıplı teslimin söz konusu olacağını ifade etmiştir: "Davalının davacıya sipariş ettiği malların niteliği açıkça belirtilmiş olup, davacının davalıya bu mallar dışında başka mallar teslim ettiği anlaşılmaktadır. Buradaki teslim aliud teslimdir." Aliudun söz konusu olduğu durumlarda ortada var olan bir ifa olmadığı için iş sahibi ayıba karşı tefekkül hükümlerine değil, sözleşmenin ifa edilmemesine ilişkin hükümlere dayanacaktır. Türk Borçlar Kanunu'nun 112.maddesi ve devamı hükümlerine başvurulması, söz konusu olacaktır. Yapma ve yapmama borçları bakımından iş sahibinin sahip olduğu haklar kanunun 113.maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir; "2.Yapma ve yapmama borçlarında; MADDE 113- Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir, her türlü giderim isteme hakkı saklıdır. Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür. Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir." ... söz konusu olduğu durumlarda iş sahibi on yıllık genel zamanaşımı süresince ifayı talep etme hakkında sahip olacaktır. Bununla birlikte, iş sahibi ortada ayıplı bir ifa bulunmaması nedeniyle eseri muayene ve ihbar külfeti olmaksızın işbu hakları kullanabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E.... K.sayılı...sayılı kararı aynen; "Yüzölçümünde noksanlığın fahiş boyutlara ulaştığı ve uygulamada zaman zaman karşılaşılan üç odalı yerine iki odalı daire teslimi gibi hallerde ise "değişik eser"in (aliud) varlığı söz konusudur. Kuşkusuz bu durumlarda da borcun ifasına dair genel hükümlere başvurulabilinecektir. Dosya tarafların iddia ve beyanları ile birlikte, aralarında akdettikleri eser sözleşmesi uyarınca edimlerini yerine getirip getirmedikleri, edimlerini yerine getirirken temerrüde düşüp düşmedikleri, edimlerin ayıplı olarak ifa edilip edilmediği hususlarında rapor tanzim edilmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun, denetime elverişli bilirkişi raporu ile taraflar arasında Faz-1 bakımından belirli vadeli bir teslim tarihi (12.12.2020) kararlaştırıldığı, bu tarihte ifanın gerçekleşmemesi ile birlikte yüklenicinin ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğü, 05.03.2021 tarihli e-posta ile 08.03.2021 tarihine kadar tanınan sürenin TBK m.123 anlamında ek süre niteliğinde olduğu, temerrüt tarihini değiştirmediği ve cezai şart dahil hakları ortadan kaldırmadığı, bu nedenle temerrüt ve gecikme başlangıcının 12.12.2020 tarihi olarak esas alınması gerektiği, Ek süre verilmesinin, iddia edildiği üzere yeni bir vade tesis ettiği veya önceki gecikmeyi ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamayacağı; aksine alacaklının tüm haklarını saklı tutarak borçluya son bir ifa imkânı tanıdığı, bu nedenle cezai şart talep hakkının devam ettiği ancak günlük 1.000,00 TL olarak belirlenen cezai şartın somut olayın özelliklerine göre fahiş olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesinin Sayın Mahkeme'nin yetkisi dahilinde bulunduğu, sunucu giderlerine ilişkin olarak bu giderlerin tamamen davalı tarafın bağımsız ihtiyacından kaynaklandığının kesin biçimde ispatlanamadığı, aksine proje süreci ile bağlantılı olduğuna dair emareler bulunduğu; buna karşılık sunucuların münhasıran proje kapsamında kullanıldığının da teknik verilerle ortaya konulamadığı, bu nedenle gider ile proje arasındaki illiyet bağının kesin ve tereddütsüz şekilde ispatlanamadığı, damga vergisi bakımından; 488 sayılı Kanun uyarınca imza eden tarafların mükellef olduğu, somut olayda ödenen toplam damga vergisinin yarısının karşı taraftan talep edilebileceği yönündeki değerlendirmenin hukuken mümkün olduğu, ancak ödemenin tek taraflı yapılmış olmasının talep hakkına etkisinin somut olayın özelliklerine göre Sayın Mahkemece takdir edilmesi gerektiği, teknik bilirkişi tespitlerine göre Faz-1 kapsamında yaklaşık %80 oranında ilerleme sağlanmış ise de, ortaya çıkan ürünün çalışır, sözleşmeye uygun ve teslim edilebilir nitelikte olmadığı; bu nedenle söz konusu ilerlemenin hukuken “tamamlanmış eser” olarak kabul edilemeyeceği ve yüklenicinin temerrüdünün gerçekleştiği yapılan işin iş sahibine bağımsız, kullanılabilir ve ekonomik bir fayda sağlamadığı sistemin beklenen işlevi yerine getirmediği ve ekonomik değer üretmediği anlaşıldığından, yüklenicinin kısmi ifaya dayanarak bir bedel talep etme imkânının somut olay bakımından bulunmadığı ancak aksi yönde bir teknik kanaat oluşması halinde, yalnızca sağlanan fayda oranında sınırlı bir bedelin denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde değerlendirilebileceği, bu çerçevede, sözleşmenin feshi bakımından iş sahibinin sözleşme hukuku bakımından haklı olduğu, yüklenicinin temerrüdü karşısında TBK m.123-125 kapsamında seçimlik hakların kullanılma koşullarının oluştuğunun değerlendirildiği tespit edilmiştir. Dosyada taraf beyanları, sözleşme, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; yukarıda da açıklandığı üzere asıl davacı birleşen davalı şirket ile davalı birleşen davacı şirket arasında 30.09.2020 tarihinde ... ve... Sözleşmesi imzalandığı, toplam proje bedelinin 420.000,00 TL olarak belirlendiği, sözleşme uyarınca proje bedelinin belirli fazların tamamlanmasına göre ödeneceğinin kararlaştırıldığı, fazların tamamlanma tarihlerinin 12.12.2020, 13.03.2021, 15.05.2021 ve 10.07.2021 olarak planlandığı, ancak teknik bilirkişi tespitlerine göre Faz-1 kapsamında yaklaşık % 80 oranında ilerleme sağlanmış ise de, ortaya çıkan ürünün çalışır, sözleşmeye uygun ve teslim edilebilir nitelikte olmadığı; bu nedenle söz konusu ilerlemenin hukuken “tamamlanmış eser” olarak kabul edilemeyeceği ve yüklenicinin temerrüdünün gerçekleştiği yapılan işin iş sahibine bağımsız, kullanılabilir ve ekonomik bir fayda sağlamadığı sistemin beklenen işlevi yerine getirmediği ve ekonomik değer üretmediği, dolayısı ile davacı birleşen davalı tarafın sözleşme kapsamında edimlerini yerine getiremediği, 12.12.2020 tarihi itibari ile ifanın gerçekleşmemesi ile birlikte yüklenicinin ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğü, 05.03.2021 tarihli e-posta ile 08.03.2021 tarihine kadar tanınan sürenin TBK m.123 anlamında ek süre niteliğinde olduğu, temerrüt tarihini değiştirmediği ve cezai şart dahil hakları ortadan kaldırmadığı, sözleşmenin feshi bakımından iş sahibinin sözleşme hukuku bakımından haklı olduğu, yüklenicinin temerrüdü karşısında TBK m.123-125 kapsamında seçimlik hakların kullanılma koşullarının oluştuğu, bu bağlamda davacı birleşen davalı tarafın sözleşme kapsamında edimini ifa etmediği, yapılan kısmın ise bu hal ile davalı birleşen davacı tarafın ihtiyaçlarını karşılamadığı, bu nedenle denkleştirici adalet ilkesi kapsamında ifa edilen kısım yönünden herhangi bir talep bulunamayacağı anlaşıldığından, asıl dava yönünden davanın reddine; Birleşen dava yönünden ise; davalı tarafın edimlerini süresinde yerine getirmediği ve temerrüde düştüğü, dolayısı ile birleşen davacı tarafın davalıdan cezai şart alacağı talebinde bulunabileceği, dosya kapsamına uygun 29.04.2024 tarihli bilirkişi raporu ve 13.04.2026 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafın 86 günlük gecikme nedeni ile 86.000,00 TL cezai şart alacağı hesaplandığı, yine 29.04.2024 tarihli raporla, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, bu miktardaki cezai şartın davalı tarafın ekonomik olarak mahvına neden olmayacağının tespit edildiği, yine sözleşmede damga vergisinin taraflarca yarı oranında karşılanacağının belirtildiği halde, 1.990,80 TL nin davalı tarafça ödenmediği ve davacı tarafça karşılandığı, dolayısı ile birleşen davacı tarafın davalıdan sözleşme kapsamında ödediği damga vergisi yönünden, bu miktar kadar alacaklı olduğu, yine davalının serverların alınmasını önermesi üzerine bunların davacı tarafça kiralandığı, ancak canlıya geçilemediği için bu serverların kullanılamadığı, bu nedenle davacı tarafın kiralanan bu serverlera ödenen bedel nedeni ile ayrıca 17.480,89 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından; birleşen dava yönünden 86.000,00 TL cezai şart, 1.990,80 TL damga vergisi ve 17.480,89 TL olmak üzere toplam 105.471,69 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine, Yine birleşen davacı taraf, her ne kadar manevi tazminat talep etmiş ise de, sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmemesi nedeni ile şirketin manevi şahsiyetinin zarara uğradığına ilişkin dosyada somut bir delil bulunmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dava yönünden davanın REDDİNE 2-Birleşen dava yönünden; A-86.000,00 TL cezai şart, 1.990,80 TL damga vergisi ve 17.480,89 TL olmak üzere toplam 105.471,69 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine, B-Manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3-Asıl davada alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 426,94 TL harçtan mahsubu ile eksik alınan 305,06 TL harcın davacı ...ŞİRKETİ'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Asıl davada davalılar ... ŞİRKETİ ve... ŞİRKETİ davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ... ŞİRKETİ'den alınarak davalılara verilmesine, 5-Birleşen davada hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.415,50 TL karar ve ilam harcından 2.655,07 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 760,43 TL karar harcının davalı ... ŞİRKETİ'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Birleşen maddi tazminat davasında davacı... ŞİRKETİ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...ŞİRKETİ'den tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Birleşen manevi tazminat davasında davalı ...ŞİRKETİ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ... ŞİRKETİ'den alınarak davalıya verilmesine, 8-Asıl davada davacı ... ŞİRKETİ'nin yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-Birleşen davada davacı ... ŞİRKETİ tarafından yatırılan 2.714,37 TL harcın davalı ...ŞİRKETİ'den tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Birleşen davada davacı ... ŞİRKETİ tarafından yatırılan 3,00 TL yargılama giderinin davalı ...ŞİRKETİ'den tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 12-Asıl davada arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davacı ... ŞİRKETİ'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 13-Birleşen davada arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalı ... ŞİRKETİ'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, asıl davacı birleşen davalı vekili ile davalı birleşen davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 22/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/386, K. 2026/669, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-386-e-2026-669-k-1460f90ee83d