İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1676 E. 2026/699 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1676
- Karar No
- 2026/699
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2026/1676 Esas KARAR NO :2026/699
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâlet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :25/09/2026 KARAR TARİHİ :29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâlet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. ve ... K. sayılı kararlarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamıyla kaldırılarak müvekkil şirketin borca itiraz davasının reddedildiğini, asıl alacağın yüzde yirmisi oranında tazminat ile 12.000,00 TL vekâlet ücretinin müvekkilden alınarak davalı ... A.Ş. 'ye verilmesine hükmedildiğini, bu ilamın ... 1. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra edildiğini, müvekkil şirketin dosya borcunun tamamını, ilam ve icra vekâlet ücretleri ile stopaj dâhil eksiksiz biçimde ödediğini, .... 1. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı...A.Ş. vekili...Lehine lehine 12.000,00 TL ilam vekâlet ücreti ile 94.451,13 TL icra vekâlet ücreti tahakkuk ettirildiğini, bu tutarların tamamının müvekkil şirketçe ödendiğini, ödemelerin 14.08.2025 ve 25.08.2025 tarihlerinde ihtirazi kayıtla yapıldığını, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca vekâlet ücreti üzerinden yapılması gereken yüzde yirmi oranındaki gelir vergisi stopajının brüt tutar üzerinden hesaplanarak müvekkil şirket tarafından üstlenilip vergi dairesine yatırıldığını, davalı tarafın kanunen kendi üzerinde kalması gereken vergi yükünden kurtulduğunu, müvekkil şirketin aynı vekâlet ücretini fiilen iki kez ödemiş olduğunu, davalı tarafın serbest meslek makbuzu düzenlemediğini ve 17.741,86 TL tutarındaki stopajı müvekkile iade etmediğini, bu durumun Türk Borçlar Kanunu anlamında sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini, ... 19. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalı... tarafından 30.09.2025 tarihinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, arabuluculuk aşamasında da sonuç alınamadığını belirterek ... 19. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 17.741,86 TL asıl alacak ile ticari temerrüt faizi ve ferileri üzerinden devamına, alacak likit olduğundan davalı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davanın, İtirazın İptali davası olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından itirazın iptali davasına konu takibin dayanağının, mahkeme ve icra dosyalarından doğan karşı vekâlet ücretlerinin davacı şirketçe gelir vergisi tevkifatı yapılmaksızın tam olarak ödenmesi ve tevkifatın ayrıca davacı tarafından üstlenilmesi nedeniyle fazladan ödenen 17.741,86 TL stopaj tutarının iadesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür Dosya kapsamından, davacının, davalı aleyhine, mahkeme ve icra dosyalarından doğan karşı vekâlet ücretlerinin, davacı şirketçe gelir vergisi tevkifatı yapılmaksızın tam olarak ödenmesi ve tevkifatın ayrıca davacı tarafından üstlenilmesi nedeniyle, fazladan ödenen 17.741,86 TL stopaj tutarının iadesine ilişkin ... 19. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine, itirazın iptaline yönelik olarak iş bu davanın ikame edildiği, dava dilekçesi içeriğinden, davalının avukat olduğunun anlaşıldığı, avukatlık hizmetinin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, esasen izah edildiği üzere dava konusu takibin dayanağının da, vekalet ücreti nedeni ile fazladan ödenen stopaj ücretinin iadesine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi açıklandığı üzere davalının tacir de olmadığı anlaşıldığından; Mahkememizin görevsizliğine, görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. Maddesi uyarınca bu görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-Dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 5-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılmış, başka mahkeme tarafından mahkememize gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili istinaf dairesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır