Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/800 E. 2026/1143 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/800
- Karar No
- 2026/1143
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/800 Esas 2026/1143 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/800 KARAR NO : 2026/1143
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/02/2026 NUMARASI : 2025/385 Esas 2026/173 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Rücu) DAVA TARİHİ : 21/05/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2026
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın göreve ilişkin dava şartı yönünden usulden reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plakalı aracın kasko poliçesiyle ...A.Ş. tarafından sigortalandığını, kaza sebebiyle araçta meydana gelen hasarın sigorta eksperi tarafından KDV dahil 631.080,00 TL olarak tespit edildiğini, zararın poliçe kapsamında ...A.Ş. tarafından karşılanması gerektiğini, zarara ilişkin olarak şimdilik 50.000,00 TL hasar bedeli tazminatı talep ettiklerini, sigorta eksperine 6.885,00 TL ekspertiz ücreti ödendiğini belirterek 50.000,00 TL hasar bedeli tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davada tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, aracın uğradığı zararın eksper raporuyla tespit edildiğini ve davacıya rapor doğrultusunda ödeme yapılarak zararın giderildiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun yalnızca gerçek zararı karşılamak olup davacının gerçek zararının karşılandığını, davacı tarafça araçta oluştuğu iddia edilen bakiye zararın ispatlanması gerektiğini, davacının bakiye zararı olduğu iddiasını ispatlayamadığını, tespit edilen parça bedelleri ve işçilik ücretlerinin fahiş olduğunu, raporlar arası çelişkileri giderir yeni rapor aldırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, 10/09/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıya ait aracın kaza yapması üzerine davalı kasko şirketinden hasar bedeli talebine ilişkin olduğu, öncelikle göreve ilişkin değerlendirme yapılması gerektiği, uyaptan ve sigorta poliçesindeki bilgilere göre davacı aracının hususi araç ve davacının da tacir olmadığı, bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekmekle görüleceği üzere kaza yapan aracın hususi ve davacının tüketici olduğu dikkate alınarak tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gerekçeleriyle; "HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli tüketici mahkemesine gönderilmesine," dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda aracın rent a car olarak kullanıldığı, yine kasko poliçesinin genişletilmiş filo rent a car kaskosu olduğu gözetilmeksizin ve buna ilişkin delillerin toplanmaksızın hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı yan, ... plakalı aracının 10/09/2024 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle hasara uğradığını ileri sürerek hasar bedelinin şimdilik 50.000,00-TL'sinin faiziyle davalıdan tahsili istemiyle elde ki davayı açmış, Davalı sigorta şirketi; kasko poliçesi kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalının tüm hasarının giderildiğini, başkaca sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, Mahkemece; davacı aracının hususi araç olmadığı gibi davacının da tacir olmayıp tüketici olduğu, somut olayda tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine ilişkin yazılı olduğu üzere karar verilmiştir. Kasko Poliçesinin incelenmesinde; ... model, ... marka, ... model ... plakalı aracın 15/02/2024-15/02/2025 dönemlerini kapsar şekilde kasko poliçesinin düzenlendiği, araç kullanım tarzının ise ....olduğu görülmüştür. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" olarak tanımlanmıştır. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin, TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanun'un 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanun'un 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca ise sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Kanun'un 5/3 bendinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkemenin görevli olması da HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup anılan Kanun'un 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında somut olaya gelindiğinde, davacının tacir olduğu anlaşılmaktadır. Davacının tüketici sıfatına sahip olup olmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir. Bir başka anlatımla davacının tüketici olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken (6502 sayılı yasanın 73/1 ve 83/2 sayılı maddeleri) davacının tüketici sıfatına sahip olmaması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesi olacaktır. Davacı yan, dava dilekçesinde açıkça araç kiralama faaliyeti ile iştigal ettiğini belirtmiştir. Davaya dayanak yapılan kasko sigorta poliçesinin de rent a car kasko sigorta poliçesi olduğu, poliçede sigortalı aracın kullanım tipinin rent a car olarak belirtildiği, KABİS kayıtlarının ibraz edildiği görülmüştür. Kasko sigorta poliçesi ile dava dilekçesinde yer alan ibarelerden davacının tüketici olmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin sigorta ilişkisi olduğu, davacının ticari ve meslek amaçlı hareket ettiğinden tüketici sıfatına haiz olmadığı, iş bu tazminat davasının TTK'da düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle TTK 4/1-a maddesi gereğince mutlak ticari dava olması gözetildiğinde ticaret mahkemesinin görevi alanında kaldığı gözetilerek işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, tarafların delilleri toplanıp iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/02/2026 tarih 2025/385 Esas 2026/173 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.3. maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -