İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1356 E. 2026/100 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1356
- Karar No
- 2026/100
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1356 Esas KARAR NO : 2026/100
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/01/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı icra dosyası ile haksız ve hukuka aykırı olarak ilamsız icra takibine girişildiğini, İİK m. 72'ye göre icra takibine karşı menfi tespit davasını ikame etme zarureti doğduğunu, Kayseri ilinde, 19/10/2025 tarihinde maddi hasarlı kazaya karıştığını, karşı tarafla anlaşmalı tutanak tutulduktan sonra yola devam ettiklerini, kazayı öğrenen işvereni ...'ın kendisini yanına çağırdıktan sonra kendisine küfür ve tehditler savurduğunu, kendisinden 25.000,00-TL nakit istediğini, aracın sigortasının kazanın hasarını karşılayacağını söylediğini ve parayı vermeyi reddettiğini, davalının kendisini darp ederek ıssız bir yere götürdüğünü ve burada cebren senet imzalattırdığını, 25.000,00 TL miktarında açılan takipteki takip dayanağı senedin tahrif edildiğini, senedin başına 2 rakamı eklenerek miktar 225.000,00-TL'ye çıkarıldığını, imzası dışındaki tarih dahil tüm kalemler senede sonradan eklen diğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturmanın devam ettiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas Sayılı dosyasının öncelikle teminatsız, aksi halde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir ile durdurulmasına, mevzuata aykırı düzenlenen senedin geçersizliğine ve usul ve yasaya uygun olarak açılan davanın kabulüne, haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile davalı aleyhine % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ... tarafından açılan davanın usul şartlarını taşımadığını, Türk Ticaret Kanunu uyarınca bononun mutlak ticari senet niteliğinde bulunduğunu, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğunu, davacının arabuluculuk sürecini işletmeden dava açtığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas: 2022/8500, Karar: 2023/1197, K. Tarihi: 02.05.2023 sayılı kararın da bu yönde olduğunu, huzurdaki davada ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, ancak dosyaya ispata yarar bir delil sunamadığını, öncelikle arabulucuya başvurulmadan açılan davanın dava şartı noksanlığından usulden reddedilmesi gerektiğini, taleplerinin uygun görülmemesi halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde kötüniyetli olan davacının İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4 maddesi uyarınca alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava ....İcra dairesinin 2025/... esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının Tespiti istemine ilişkindir. Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkonusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler”(HMK115.md.). Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada Mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca "arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi" gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle; TTK.'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi, HMK'nun 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca, huzurdaki davada, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-DAVANIN ARABULUCULUK DAVA ŞARTI YERİNE GETİRİLMEDİĞİNDEN USULDEN REDDİNE 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine, 5-Karar tarihinde alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 4.269,38 TL harçtan mahsubu ile 3.357,38 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair, davacı vekili ile davalı veklinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22/09/2026
Katip ... E-imzalı
Hakim ... E-imzalı