Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1577 E. 2026/1841 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1577
- Karar No
- 2026/1841
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1577
KARAR NO: 2026/1841
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2026
ESAS NO: 2023/959
KARAR NO: 2026/292
DAVANIN KONUSU: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 01/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili ... Limited Şirketi'nin ... ... Bölgesi ... Cadde No: ... adresinde kayıtlı bulunan işyerinde faaliyet göstermekte iken yeni adresine taşınmak için nakliye hizmeti almak amacıyla ... Limited Şirketiyle anlaştığını, davalı şirketin taşıma işlemi sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, davalı şirketin taşıma parkuru sürecini baştan sona kadar özenle takip etmesi, gerekli önlemleri alması gerekirken, davalı şirkete ait bir makinenin düzensiz çalışması sonucu müvekkilinin malının zarar gördüğünü, haliyle davaya konu olayda haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davalının, müvekkili şirketin zararını gidermesi gerekirken haksız fiil sorumluluğundan ve özen sorumluluğundan kaçtığını, bu sebeple; mevcut zarar ticari bir işin görülmesi sonucu meydana geldiğinden temerrüt faizi olarak %15,75 faizi ile birlikte müvekkilinin zararının giderilmesi gerektiğini, aynı zamanda davalı şirketin kusursuz sorumluluk türlerinden olan özen yükümlülüğüne de aykırı hareket ettiğini, özen yükümlülüğünün kusursuz sorumluluk hallerinden biri olduğunu, davalı şirket kusurunun olmadığını iddia etse bile müvekkilinin uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davalı şirketin kusurlu davranışından dolayı müvekkili şirketin malvarlığının zarara uğradığını, müvekkili şirkete ait makinenin kullanılamaz hale geldiğini, müvekkili şirketin bu makineyi kullanamamasından dolayı ticari faaliyetine devam edemediğini, ticari ilişkilerinin olduğu alıcı şirketlere karşı mal kaybı olduğunu ve ticari ilişkilerinin de zarara uğradığını, müvekkili şirketin yalnızca şirket bünyesindeki bir makinenin kullanılamaz hale gelmesinden zarara uğramadığını, aynı zamanda bu makineye bağlı olarak ticari hayatında da maddi zarara uğradığını belirterek haksız fiil sonucu müvekkilinin yoksun kaldığı karın da yargılama sürecinde bilirkişilerce tespit edilmesinden sonra davalı sirket tarafından ticari temerrüt faiziyle birlikte karşılanması gerektiğini belirterek öncelikle ihtiyati haciz talebimizin kabulü ile davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, müvekkil açısından ileride telafisi güç ve imkânsız hak kayıplarına yol açmasının engellenmesi maksadı ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/251 Esas sayılı dosyasıyla tespit olunan ve bilirkişi raporunda belirtilen; %20 KDV hariç 37.176,37 Dolar tutarında olmak üzere ihtiyaten haczine, müvekkilin ... Limited Şirketine ait vinçlerin kusuru nedeniyle uğradığı maddi zararın; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla yargılama sürecinde bilirkişilerce tam olarak tespit edilecek değerden sonra kendilerince arttırılmak üzere şimdilik belirsiz alacak olan 10.000,00 TL maddi tazminatın, haksız fiilin mevdana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin ... Dikişleme Tezgâhınını, davalının haksız fiili sonucu kullanamadığı dönemde; müvekkilin ticari hayatta diğer şirketlere karşı mal teslimi hususunda temerrüde düşmesi ve ticari faaliyeti esnasında kar kaybı yaşaması sebebiyle, yargılama sürecinde bilirkişilerce tam olarak tespit edilecek değerden sonra tarafımızca artırılmak üzere şimdilik belirsiz alacak olan 100 TL kar kaybının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/251 D. İş Sayılı dosyasında harcanan 6.674,85 TL tutarındaki yargılama giderinin, delil tespiti talebi tarihi olan 24.07.2023'ten itibaren işleyecek ticari birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili firmanın olayın oluşunda kusurunun olmadığını, Müvekkil firma taşımacılık sektöründe uzun yıllardan beri yer aldığını, çalışanlar ve makine parkının bu tür bir taşıma işlemini tekniğin gereklerine uygun olarak yapabilecek donanıma sahip olduklarını, olay sırasında tutulan tutanağın eksik ve hatalı düzenlendiğini, bu tutanaktaki aleyhe tespitleri kabul etmediklerini, somut olarak belirtmek gerekirse ... tezgah üzerinde yer alan ve sabit olduğunun müvekkiline bildirilen parçanın hareket ettiğini, bu hareket sonrasında dengenin bozulması ile birlikte kazanın oluştuğunu, kaza sonrası çekilen fotoğraflar incelendiğinde müvekkili tarafından tüm uygulamaların yerinde ve doğru yapıldığının anlaşılacağını, müvekkiline ait taşıyıcı sistemlerin bu ağırlığı rahatlıkla kaldırma yeterliliğine sahip olduğunu, yükleme taşıma ve indirme işlemlerinin davacı firma yetkilileri ile birlikte yürütülmüş davacı firma yetkilileri her aşamada denetleme ve destek sağladıklarını, taşıması yapılan tezgahın taşıma noktalarının sabit olduğunu, başka bir noktadan taşınabilmeleri olanağı olmadığını, davacı firma yetkililerinin yönlendirmeleri doğrultusunda da çalışmanın tamamlandığını, kazanın gerçekleşme nedeninin taşınan ... tezgahın hareketli parçasının davacı firma yetkilileri tarafından sabitlenmemiş olması nedeniyle meydana geldiğini belirterek işbu huzurdaki dava açılmadan önce davacı tarafından tek taraflı olarak yaptırılan tespiti de kabul etmediklerini ayrıca davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Ciro kaybı, ciroyu elde etmek için katlanılan gider ve maliyete dair değerlendirmede; Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK mad.83, HMK mad.176) (Prof.Dr. ... , Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001,s 3965). Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. (Prof.Dr. ... , Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534.) Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK'nun 26.09.2011 tarih, 2011/1-364 E.- 2011/453 K.sayılı ilamı) Bu durumda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de yeni dava konusu, önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Dolayısıyla ıslahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Açıklanan gerekçeler ile davacı dava dilekçesinde yer almayan enflasyon farkı istemini ıslah ile eklemek suretiyle dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmeye çalıştığından ve ilgili talebe kanun cevaz vermediğinden ıslah istemi reddedilmiş ve geçersiz bir ıslah olarak değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, ıslah işlemi geçersiz olup, hiç yapılmamış sayılacağından, ıslah ile artırılan tutar dava değerine dahil olmamıştır. Bu halde, gerek vekalet ücretinin belirlenmesi gerekse de taraflarca yapılan yargılama giderlerinin paylaştırılması açısından, ıslah ile artırılan tutarın dikkate alınmadan hüküm sonucu tesis edilmesi gereklidir. (Benzer mahiyette Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2018/7348 E. 2018/22253 K. Sayılı ilamı bulunmaktadır.) Anılan kıstaslar çerçevesinde yargılama gideri hesaplanmıştır. Davacının davasının kısmen kabulü ile;
1-1.045.210,11-TL hasar bedeli ve 82.045,82-TL Kar kaybı olmak üzere, toplam 1.127.255,93-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa TTK'nun 1530 maddesinde düzenlenen ticari temerrüt faizini geçmemek kaydı ile ticari avans faizi uygulanmasına,
2-Davacının fazlaya ilişkin hasar bedeli taleplerinin REDDİNE,
3-Davacının ciro kaybının ve ciroyu elde etmek için katlanılan gider ve maliyetine ilişkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacının 1 nolu bendde düzenlenen tazminata kaza tarihinden itibaren TTK'nun 1530 maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi uygulanması talebinin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... LTD ŞTİ vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle BAM 6. Hukuk Dairesinin 2023/2162 esas ve 2023/1962 karar sayılı ilamınız dikkate alınarak bu kararın incelenmesi gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde dava dilekçesinin 10. Sayfasında yer alan 2 numaralı bentte sonuç ve istem bölümünde 10.000,00 Türk Lirası maddi tazminat istenildiği görüleceğini, ıslah dilekçesinde ise yabancı para istemleri ortaya atılmış ve harç tamamlandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.06.2025 T., 2024/305 E. ve 2025/368 K sayılı ilamındaki açıklamalar ışığında Türk Parası cinsinden istenilen dava konusu ıslah ile yabancı para borcuna dönüştürülemeyeceğini, ıslah ile yapılan yabancı para istemi mahkemece kabul görmemiş ancak bu kez de taleple bağlılık sınırı aşılarak kısmen kabul edilen davada Türk lirasına hükmedildiğini, bu dosya içerisinde davacı tarafça istenilen ihtiyati haciz kararının yerel mahkeme tarafından kısmen kabulüne ilişkin yapılan itirazı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2023/2162 - 2023/1962 sayılı kararında taleple bağlılık ilkesini göz önüne alarak sadece 10.000 TL yönünden devam edileceğini karara bağladığını, bu hüküm bu dava yönünden bağlayıcı olduğunu, yani bu davada talep 10.000 TL olduğunu, ihtiyati haciz ile istenilen bu tutar da müvekkil tarafından ihtirazi kayıt ile ödendiğini, ancak ödeme tutarı gerekçeli kararda gösterilmeden tamamı üzerinden hüküm kurulduğunu, ödeme belgesi dosya içerisinde olduğunu, ayrıca ıslah dilekçesinde tek tek sayılarak, harcı yatırılan diğer alacak istemleri yönünden de karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğunu, bu görüş de yerinde olmadığını, red kararı verilmesi gerektiğini, ıslah ile davacı taraf yeni alacak istemlerinde bulunmuş olup bu talepler yönünden de harcı yatırdığını, ıslah tam ıslah olup redde mahkum olduğunu, dosyada bulunan ve dosya konusu makinenin hasarlanması sonrası ... Ltd. Şti. tarafından yapılan Hasar Tespit Tutanağı dikkate alındığını ve bu tutanaktaki tüm tespitler doğru kabul edilerek yeni bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bilirkişiler ticari defter ve kayıtları incelerken bu makinenin hasar bedeli olarak davacı firma tarafından kimlere kaç lira ödeme yapıldığını tespit olanakları varken bunu yapmadıklarını, bize göre somut zarar olasılıklara dayanan ve sektörde yeterliliği bilinmeyen yargı kararlarına esas alınıp alınmayacağı belirsiz teklifler sunan ve davacı firma ile yakınlığı olması kuvvetli olasılıkta bulunan tarafsızlığı tartışmalı ... Ltd. Şti'nin tutanağına bırakılmayacak kadar önemli olduğunu, bilirkişi raporu netlik içermediğini, karara esas alınan teknik bilirkişi raporu hatalı incelemeler yaptığını, mali müşavir bilirkişiden ek rapor alınarak davacının ticari defterlerinde somut ödeme kaleminin tespiti en doğru yöntem olacağını, davacı tamiri yapan firmaya ne kadar ödeme yaptığını, davacı taraf ödediği rakamı isteyebilecekken somut zarar ortada iken farazi hesaplamalar ile oluşan değer üzerinden davasını yürüttüğünü, hasar giderimi için tamircilere ödediği faturaları sunması gerekirken bu yoldan ısrarla kaçındığını, çünkü hasarı çok daha ucuza tamir ettirdiğini, davacının yaptığı ödeme miktarı da zararın doğrudan doğruya net miktarını göstereceğini, yaklaşık sonuçlar aramaya da gerek kalmayacağını, bilirkişilerin ek raporda sundukları tespit ve değerlendirmeler rapora ilişkin ilk itirazlarımızı karşılamamakta ve yeni çelişkiler doğurmakta olup tarafımızca kabul edilmediğini, firma sahibinin makinenin nasıl taşınacağını bilemeyeceği yönünde görüş bildirerek hataya düştüklerini, taşıma sırasında kırılan mapalarının da davacı firma tarafından satın alındığı bilirkişi raporu ile sabittir. Bu yöndeki davacı beyanları da bu rapordaki tespit doğrultusunda çürüdüğünü, taşıma mapalarının kime ait olduğu ve kazanın oluşumundaki önemi yok sayıldığını, firma yetkilileri tarafından Sabitlenmeyen cihazın hareket etmiş olması göz ardı edildiğini, müvekkil firmanın kusurlu sayılması dosya içerisindeki somut delillere ve tanık beyanları ile sabit olan hususlara aykırılık oluşturduğunu, taleple bağlılık ilkesi çiğnendiğini, davacı tarafın gerekçeli kararda hükmedilen tutarı her hangi bir dilekçesinde istemesi söz konusu olmadığını, ıslah dilekçesi ile döviz kurunu değiştirdiğini ve Amerikan Doları ve AVRO üzerinden talepte bulunduğunu, mahkeme ise bu ıslah dilekçesinin içeriğini yok sayarak Türk Lirası üzerinden hüküm kurduğunu, hükmedilen Türk Lirası tutar davacının hiç bir dilekçesinde yer almadığını, dava dilekçesi, ıslah dilekçesi ve gerekçeli karar birbirleri ile açıkça çeliştiğini, tüm bu çelişkiler birlikte değerlendirildiğinde verilen hukuka aykırı kararın HMK ile örtüşmediğini, işbu kararın kaldırılarak itirazlarımız doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Hasar bedeli, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin delil tespiti dosyası ve yargılama aşamasında alınan uzman bilirkişi raporlarıyla, piyasa rayiçlerine uygun olarak belirlendiğini, davacı her ne kadar maliyet hesaplamalarında tüm giderlerin dikkate alınmadığını iddia etse de belirlenen maliyetlerde herhangi bir eksiklik bulunmadığını, kâr kaybı ise, makinenin makul onarım süresi olan 30 gün esas alınarak hesaplandığını, bu hesaplama, müvekkil şirketin resmi ticari defterleri, vergi kayıtları ve geçmiş dönem ciroları incelenerek, zorunlu giderler düşüldükten sonra elde edilecek net kazanç üzerinden yapıldığını, mahkemenin zarar ve kâr kaybı belirlemesi tamamen somut verilere dayandığını, bu husus tüm dosya kapsamı ile de sabit olduğunu, haksız istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında zarar talebine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesi kapsamında ispatlanan zarar üzerinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/03/2026 tarih ve 2023/959 E - 2026/292 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 77.002,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 19.250,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 57.752,14 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/10/2026