İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1400 E. 2026/802 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1400
Karar No
2026/802
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1400 Esas KARAR NO : 2026/802

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2026 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının ... ticari unvanı altında ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkilinden aldığı otomotiv sektörü ürünlerinden kaynaklanan ticari alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece İcra Müdürlüğü nezdinde 2025/... E. sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması sebebiyle zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, takibe konu borcun ticari fatura alacağından kaynaklandığını, davalının müvekkiline asıl alacak olarak 51.526,30 TL borçlu olduğunu, söz konusu alacak miktarının tarafların ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, davalının faturaları ticari defterlerine işlediğini ve Bs Formları Vasıtasıyla Bağlı Bulunduğu Vergi Dairesi bildirimlerinde bulunduğunu, davalının vergi dairesi kayıtlarındaki BA-BS formlarının celbinin gerektiğini, tarafların tacir olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi uyarınca hesaplanan 17.330 TL işlemiş faizin de takip talebinde yer aldığını, davalının asıl alacak ve faiz alacağına yönelik itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tensip tutanağının tebliği üzerine 21.4.2026 tarihinde davadan haberdar olduğunu, daha önceki tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilin davacıya takip tutarı kadar borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin teslim edilen müşteri çek ve senetleri ile kapatıldığını, bu durumun ticari defterlerle sabit olduğunu, takip talebi ekinde yasal olarak bulunması gereken fatura suretlerinin yer almadığını, bu nedenle geçerli bir takip bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : .. İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine giriştiği ... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle borca, geçmiş gün faizine, faiz oranına ve talep edilen faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 51.526,30 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 07/08/2026 havale tarihli raporunda; Dosya kapsamında verilen görev çerçevesinde tarafların beyanları, icra takip dosyası, deliller ve davacı tarafın ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, takdirin Sayın Mahkemenizin görev alanına ait olduğu bir kez daha işaret edilmek suretiyle, dava konusunun, davacının davalı ile ticari ilişkisinden doğan 51.526,30 TL asıl alacak, 17.330,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.856,30 TL tutarındaki alacağın tahsili amacı ile yürüttüğü takibe davalı firma tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı firma ... ... ... İnş. Otom. Paz. San ve Tic. Ltd. Şti davalı ... ile ticari işlemlerine ilişkin yevmiye defterine kayıt işlemleri bilirkişi raporunun 4.3 kısmında belirtildiği gibi olduğunu, davacı firmanın ticari defter kayıtları ile dava dosyasına ibraz etmiş olduğu cari hesap ekstresine göre, davalı ...’nın davacı firmaya 51.526,30 TL borcunun göründüğü, Sayın Mahkemece belirlenen inceleme gün ve saatinde davalı tarafın (...) ticari defterleri ibraz edilmediğinden ayrıca dava dosyasının tetkikinde yerinde inceleme talebininde bulunmadığı anlaşıldığından davalının ticari defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, davacı alacağının sayın mahkemece kabul edilmesi halinde, işlemiş faiz hesaplanabilmesi için 6102 sayılı Borçlar Kanununun 117/2 maddesi gereği taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme olması ya da borçlu adına ihtarname tebliğ edilmek suretiyle borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekmekte olduğunu, Sonuç; dava dosyasının tetkikinde, taraflar arasında bu konu da düzenlenen herhangi bir sözleşmeye ile borçlu adına düzenlenip tebliğ edilen bir ihtarnameye rastlanılmadığı, icra inkar tazminatı konusunda değerlendirmenin tamamen yüce mahkemenizin uhdesinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir, İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu içeriğine göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı)

İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 51.526,30 TL alacaklı olduğu anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği sonuç ve kanaati ile davanın ispat edilen ana para bedeli olan 51.526,30 TL yönüyle davanın kısmen kabulüne, davalı usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden ve tedarik sözleşmesi bulunmadığından faiz talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin 51.526,30 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 10.305,26 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 3.519,76 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 831,62 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.688,14 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvurma harcı, 831,62 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.563,62 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 18.260,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 13.664,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 17.330,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul red oranı üzerinden takdirden 3.442,00 TL'sinin davalıdan, bakiye 1.158,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1400, K. 2026/802, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1400-e-2026-802-k-9e3eb6ccc114