İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/428 E. 2026/709 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/428
- Karar No
- 2026/709
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/428 Esas KARAR NO : 2026/709
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 23/06/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunmakta olup bu ilişkide müvekkil satıcı, davalı ise alıcı konumunda olduğunu, dilekçe ekinde de ibraz edilen icra takibine müstenit 4 adet irsaliyeli e-fatura ve cari hesap ekstresinden kaynaklanmakta olduğunu, müvekkili, takip konusu irsaliyeli e-faturaları, ticari faaliyeti kapsamında davalı firmaya sattığı ve teslim ettiği ürünlere ilişkin olarak düzenlediğini, fatura konusu ürünler davalıya teslim edildiği, alacağın varlığı ve miktarı bakımından taraflar arasında hiçbir ihtilaf olmadığını, taraflar arasındaki ticari münasebet kapsamında müvekkili, üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalı, müvekkilin iyi niyetli tüm çağrılarına rağmen fatura bedellerini ödemediğini, davalının kötü niyetli bu tutumu nedeniyle müvekkilin, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. S A V U N M A / Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği, ancak süresinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. G E R E K Ç E / Dava; Taraflar arası ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde;Taraflar arası ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla davacı alacaklı tarafından davalı borçludan 10.587,81 TL 4 adet fatura asıl alacağı 8.378,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.966,54-TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, ödeme emrinin 24/04/2025 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından süresi içerisinde 28/04/2025 tarihli dilekçe ile ödeme emrine itiraz edildiği ve takibin davalı borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 23/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; incelemeye konu 4 adet faturanın tamamının ticari fatura senaryosu ile düzenlendiği, ilk 3 faturanın (..., ..., ....) üzerinde "Sevk İrsaliyesi Yerine Geçer" şerhinin bulunduğu, dolayısıyla bu belgelerin hem fatura hem irsaliye hükmünde yasal düzenlemeye uygun olduğu, 24.05.2023 tarihli son faturada ise malın fiili sevki için ayrıca ... numaralı sevk irsaliyesinin düzenlendiği ve fatura üzerine dercedildiği, bu durum, fiili mal tesliminin hukuken gerçekleştiğine dair karine teşkil edebileceği, yukarıda yapılan tespitler ışığında; taraflar arasındaki ticari teslimlerin e-fatura ve irsaliye mevzuatına uygun olarak belgelendirildiği, faturaların ticari senaryoda kesinleştiği ve inceleme tarihi itibarıyla davacı/davalı cari hesabının 10.587,81 TL matrah/bakiye ile satıcı lehine alacak bakiyesi verdiği, ocak ayı içerisinde alıcı adına sırasıyla; o 03.01.2023 tarihinde ... nolu fatura ile 1.493,03-TL, o 03.01.2023 tarihinde ... nolu fatura ile 991,95-TL, o 18.01.2023 tarihinde ... nolu fatura ile 2.435,90-TL tutarlarında "Toptan Satış Faturası" düzenlendiği, bu faturalarla birlikte kümülatif borç bakiyesi 5.990,55-TL'ye ulaştığı, 20.03.2023 tarihinde ... fiş numaralı gelen havale açıklaması ile alıcı firmadan 5.990,55-TL tutarında banka ödemesi intikal ettiğini, yapılan bu ödeme, o tarihe kadar biriken borç tutarının kuruşu kuruşuna kapatılmasını sağlamış ve cari hesabı tamamen sıfırlamıştır, hesabın sıfırlanmasının ardından satıcı firma tarafından alıcı adına 4 adet yeni fatura daha düzenlendiği, 24.03.2023 tarihli ... nolu fatura ile 2.383,40-TL, 04.05.2023 tarihli ... nolu fatura ile 1.338,28-TL, 05.05.2023 tarihli ... nolu fatura ile 1.048,76-TL, 24.05.2023 tarihli ... nolu fatura ile 5.817,37-TL, 20.03.2023 tarihindeki sıfırlamadan sonra düzenlenen bu son 4 faturanın toplamı neticesinde, cari hesap 31.12.2023 dönem sonu itibarıyla 10.587,81-TL borç bakiyesi verdiği, tarafların 20.03.2023 tarihi öncesine dayanan geçmiş dönem açılış borcu ve Ocak 2023 faturalarından kaynaklı tüm borç-alacak ilişkisini, alıcı tarafından banka kanalıyla yapılan 5.990,55 TL'lik nokta atışı havale ödemesi ile tamamen tasfiye ettikleri ve hesabı sıfırladıkları, bu sıfırlama işleminden sonra, 24.03.2023 ile 24.05.2023 tarihleri arasında satıcı tarafından düzenlenen 4 adet Toptan Satış Faturası karşılığında alıcı firmanın yeni bir borç stoğu altına girdiği, söz konusu 4 adet faturanın borç kayıtları toplamı olan 10.587,81-TL'nin alıcı tarafından ödenmediği ve ekstre kapanış tarihi itibarıyla cari hesabın bu tutar kadar satıcı lehine borç bakiyesi verdiği, netice itibarıyla; sunulan cari hesap ekstresi kayıtlarına göre davacının/satıcının, davalıdan alıcıdan 10.587,81-TL tutarında alacağının olduğu, yapılan hesaplamalar neticesinde; toplam 10.587,81-TL tutarındaki ana para borcuna, dönemler itibarıyla uygulanan kademeli faiz neticesinde 7.617,57-TL temerrüt faizi tahakkuk etmiştir. Ana para ve faiz toplamı borç miktarı 18.205,38 TL olarak hesaplandığı, ticari fatura senaryosu ile gönderilen 4 adet e-faturaya karşı, TTK m. 21/2 uyarınca 8 günlük yasal süre içinde GİB Portalı üzerinden yapılmış bir ret ihbarı veya noter, kep, iadeli taahhütlü mektup vasıtasıyla gönderilmiş bir itiraz dokümanı sunulmadığını, dava konusu 4 adet faturadan kaynaklanan borca karşılık banka kanalıyla veya nakden ödeme yapıldığını gösterir makbuz, banka dekontu ya da kasa kaydı ibraz edilmediğini, davalı firmanın kendi muhasebe sisteminde davacı adına tuttuğu muavin cari hesap kayıtları paylaşılmadığını, HMK m. 222 uyarınca defterlerin delil vasfının tayini için zorunlu olan yevmiye, defteri kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdik bilgileri sunulmadığını, davalı tarafın incelemeye herhangi bir evrak sunmadığı, dosyada da cevap dilekçesinin görülemediği, davacı tarafın, 2023 yılına ilişkin defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, cari hesap ekstresi kayıtlarına göre davacının/satıcının, davalıdan/alıcıdan 10.587,81-TL tutarında alacağının olduğu, toplam 10.587,81-TL tutarındaki ana para borcuna, dönemler itibarıyla uygulanan kademeli faiz neticesinde 7.617,57-TL temerrüt faizi hesaplandığı sonuç ve kanaatine varılmış olduğu bildirilmiştir. İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava konusu ... 24. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasının ile, Taraflar arası ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla davacı alacaklı tarafından davalı borçludan 10.587,81 TL 4 adet fatura asıl alacağı 8.378,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.966,54-TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, ödeme emrinin 24/04/2025 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından süresi içerisinde 28/04/2025 tarihli dilekçe ile ödeme emrine itiraz edildiği ve takibin davalı borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilince dava dilekçesi ile, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya düzenlenen faturalardan doğan alacağın ödenmemesi üzerine ... 24. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, faturaların konusu malların davalıya verildiği ancak davalı tarafından fatura bellerinin ödenmediği, davalının icra takibine itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğu belirtilerek, dava konusu icra takibine davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı tarafça davaya cevap verilmemiş, icra takibine itirazlarında davacı tarafa borcunun olmadığı savunularak icra takibindeki borca ve ferilerine itiraz edilmiştir. Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır; İ.İ.K.'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının, itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde açılacağı, itiraz tarihi, arabuluculukta geçen süre ve dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiş, taraflarca bildirilen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, maddi hesap hatalarının mahkememizce giderilebileceği anlaşılmakla, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere raporun dosya kapsamında karar vermeye uygun bulunmuştur. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre somut olayın değerlendirilmesinde; Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında mal alım satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya mal satışı yapıldığı ve satışa ilişkin olarak dava ve takip konusu 24.03.2023 tarihli, ... fatura numaralı 2.383,40 TL tutarlı, 04.05.2023 tarihli, ... fatura numaralı 1.338,28 TL tutarlı, 05.05.2023 tarihli, ... fatura numaralı 1.048,76 TL tutarlı ve 24.05.2023 tarihli, ... fatura numaralı 5.817,37 TL tutarlı faturaların düzenlendiği; Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının mahkememize ve bilirkişi incelemesine sunulmayarak ibrazdan kaçınıldığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından düzenlenen dava ve takip konusu faturaların tamamının davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, bildirim sınırını geçen 3 faturanın her iki tarafça BA-BS formları ile ilgili vergi dairelerine beyan edildiği, davalı tarafça yasal süresi içerisinde faturalara itiraz edildiğine, faturaların iade edildiğine dair bir belge delil bulunmadığı; Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibrazdan kaçınılmakla, usulüne uygun tutulan davacı ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilebileceği, davacın kendi kayıtlarına göre davalıdan dava ve takip konusu faturalar toplamı olan 10.587,81 TL kadar alacağının bulunduğu, davalı tarafça bu bedelin ödendiğine dair bir belge delil sunulmadığı; Davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, dava konusu ettiği alacağın varlığı ve miktarını ispatladığı, davacın tarafın davalı taraftan, dava ve takip konusu faturalardan dolayı toplam 10.587,81 TL alacağının bulunduğu, bu miktarın takip konusu asıl alacak miktarı kadar olduğu, tarafların tacir olduğu, 10.587,81 TL asıl alacağa 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca yıllık % 11,75 ve değişen oranlarda avans faizi talep edilebileceği; Dava konusu ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında, takip tarihi itibarı ile, davacının davalıdan, 4 Adet Faturadan Kaynaklanan 10.587,81 TL asıl alacak, 8.311,97 TL işlemiş faiz olmak üzere TOPLAM 18.899,78 TL alacak ve 10.587,81 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca işleyecek değişen oranlarda avans faizi talep edebileceği, davacının bu toplam miktar yönüyle icra takibinde ve iş bu davasında haklı olduğu, fazlaya dair isteminin yerinde olmadığı, davalı tarafın tespit edilen bu alacak yönüyle bir ödeme iddiası ve ispatının olmadığı, bu kapsamda tespit edilen bu alacak miktarı bakımından icra takibine itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, dava ve takip konusu alacağın mal satışından kaynaklı likit fatura alacağı olduğu ve davalının da itirazlarında haksız olduğu anlaşılmakla, hükmolunan 18.899,78 TL TL alacağın %20'si oranında davacı tarafın lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Davalı borçlunun, dava konusu ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının, 4 Adet Faturadan Kaynaklanan 10.587,81 TL asıl alacak, 8.311,97 TL işlemiş faiz olmak üzere TOPLAM 18.899,78 TL alacak yönünden İPTALİNE, Takibin 18.899,78 TL toplam alacak miktarı üzerinden ve 10.587,81-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca işleyecek değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, Fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Hükmolunan 18.899,78-TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 3.779,95 TL icra inkar tazminatının davalı borçlulardan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 1.291,04-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 675,64-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından peşinen karşılanan, 615,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 615,40-TL başvurma harcı, 736,00-TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.311,44-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 11.271,63 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlasının kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 18.899,78 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddolunan dava değeri üzerinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 66,76 TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin, 16,19 TL'sinin davacıdan, 4.583,80 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, miktar yönünden KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.29/09/2026
Katip ¸
Hakim ¸