Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2069 E. 2026/2143 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2069
- Karar No
- 2026/2143
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2069
KARAR NO:2026/2143
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :12/05/2026
NUMARASI:2025/613 E - 2026/392 K
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:02/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında mevcut sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı şirketten, şirket için hatlar alındığını, 2023 Şubat ayında gerekli anlaşmalar sağlandığını, müvekkili ile davalı arasında ki sözleşme imzalanırken taraflar %86 indirim oranında anlaştıklarını, sözleşme tarihi 08.02.2025 tarihinde dolmakta ve faturaların da üzerinde taahhüt bitişi 23.02.2025 tarihi olarak yer aldığını, sözleşme tarihi aslında 23.02.2023 tarihi olup taraflarında bu tarihin esas alınması gerektiği davalı şirkete de bildirildiğini, dava şirket ise sözleşme gereği tarihin 08.02.2023 olacağını fakat akabinde fazla alınan bedele ilişkin yansıtma faturası düzenleneceğini belirttiklerini, bu hususun mail yazışmaları ile de sabit olduğunu, müvekkili şirket harici yaptığı görüşmelerde sözleşme tarihi ile faturada yer alan taahhüt tarihi operatör değişiklik tarihi- arasında ki ücretlendirmenin ilk anlaşmanın yapıldığı ve uzun yıllardır süre gelen ve sözleşmenin bir gereği olarak indirim bedeli olan %86'lık indirimli fiyat üzerinden talep ettiğini, müvekkili şirketin halihazırda taahhüttün başlangıcında sorunlar yaşadıklarını, ... tarafından geçici vaatler ile çözümler üretilmeye çalışıldığını, her defasında müvekkili şirketin mağduriyetinin giderileceği iletildiğini, bugüne kadar şikayetler neticelendirilmediğini, sonuç olarak işbu davayı açma gereği hasıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereğince ...'na ek olarak imzalanan ... İndirim ek sözleşmesinde işbu ek sözleşmenin 1. Maddesinde İşbu Ek, yürürlük tarihinden itibaren 24 (08.02.2023-08.02.2025) (yirmidört) ay süre ile geçerli olduğu denildiğini, aynı sözleşmede müvekkilinin tercih etmiş olduğu indirim bedeli Hat Başına %86 indirim olarak ve tüm hatlara tanımlandığını, taraflar arasındaki e-mail yazışmalarında da görüleceği üzere ödemelerle ilgili olarak davalı yan çalışanı ... tarafından gönderilen 08.02.2023 tarihli mailde, "Hukuk birimimize de sorduğumda bu konuda sözleşmeye bir ekleme yapılamayacağını fakat firmaya fatura sonrası iade faturası düzenlenerek çıkan liste fiyatlı faturanın farkının iade edilebileceğini bildirdiler." "... kaynaklı yaşanan bir hata olması durumunda bir sonraki ay faturanıza kredi girişi yapılarak ilgili tutar düşülecektir." denildiğini, mailden de görüleceği üzere davalı yan tarafından %86'lık indirim uygulanarak çıkacak bedelin alınacağı ve indirimsiz kalan ücretten düşülerek iade edileceği aslında kabul edildiğini, taraflar arasında ki sözleşme hükümleri ile e-mail yazışmalarında da görüldüğü üzere % 86 indirim uygulanması ve indirimsiz bedelden bu bedelin alınarak kalan bedelin iadesi hususunda taraflar mutabık kaldığını, davalı tarafından 10.03.2025 tarihli ... numaralı 122.872,01 TL'lik fatura tanzim edildiğini, davalı ile yapılan anlaşmanın şartları hatırlatılarak yapmış oldukları tüm itirazlara rağmen davalı yan tarafından işbu bedel talep edildiğini, müvekkili tarafından 122.872,01 TL'lik bedel ihtirazi kayıt ile ödendiğini, fatura haksız olarak keşide edildiğini, dava konusu fatura incelendiğinde fatura taahhüt bitiş tarihinin 23.02.2025 olduğu hususun açıkça belirtildiğini, akabinde ise kesilen faturanın sözleşme kapsamında kalmadığı iddiasıyla müvekkile fahiş bedelli bir fatura tanzim edildiğini, davalı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmeye aykırı olduğu dolayısıyla müvekkile, sözleşmeye ve kullandığı paketlere uygun olarak ücretlendirme yapılmadığı ortada olduğunu, davalı tarafın tacir olduğunu, Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sıfatını haiz bir tüzel kişilik olarak basiretli bir şekilde davranması yükümlülüğü altında olduğunu, bir takım dayanaksız iddialar ile müvekkile tanımlanan indirimi yok sayarak haksız olarak maddi menfaat elde etmeye çalışmakta olduğunu, bu hususun TBK gereğince sebepsiz zenginleşme kapsamında olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesinde aşağıdaki düzenleme yer almaktadır; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.”sebepsiz zenginleşmenin kurallarına göre, alan aldığını faiziyle birlikte hemen geri vermekle yükümlü olduğunu, bugüne kadar geçen süre içerisinde davalı şirket tarafından anlaşmanın şartlarına göre %86 indirim uygulandığını, 13 günlük kullanım için indirimsiz bedel olan 122.872,01 TL talep edildiğini, müvekkili söz konusu şirket tarafından mağdur durumda bırakıldığını, faturaya dayalı olarak ödediği meblağ kendisine haksız ve hukuka aykırı bir biçimde iade edilmekten imtina edildiğini, anlaşma gereği 122.872,01 TL üzerinden %86'lık bir indirim uygulanması gerekmekte olup müvekkil tarafından kesilen iade faturasını da davalı yan reddettiğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için davanın açılması zaruriyeti doğduğunu, müvekkili davalı tarafla yapmış olduğu sözleşme sebebiyle davalıya sözleşme içeriğindeki miktarı ödemesiyle davalı sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin bu oranda zararı doğduğunu, davalıya ve sözleşmeye güven ile ödenen fazla 105.669,929 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kaldığını, davanın kabulünü, davalıya ödenen fazla bedel olan 105.669 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile taraflarına iadesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacıya tahakkuk ettirilen faturalarda herhangi bir hata veya yanlışlık bulunmadığını, davacı şirketin faturalarının kampanyası kapsamında yaptığı kullanımlar, alınan hizmet paketleri, tahsil edilen vergi yükümlülüklerden kaynakladığı görüleceğini, davacı şirket şirket, faturaların haksız keşide edildiğini iddia etse de söz konusu fatura davacının kampanya kapsamındaki kullanımlarına ilişkin olduğunu, davacı şirkete, sözleşmeye ve kullandığı paketlere uygun olarak ücretlendirme yapıldığını, davacıya bu nedenle iade edilmesi gereken bir bedel bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı taraf tacir olup mevzuatımızın tacirlere ilişkin hükümlerine tabi olduğunu, her tacir ticaretine ilişkin iş ve işlemlerde basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğunu, 6102 sayılı Yasanın 21/3 maddesi uyarınca bir faturayı tebliğ alan tacirin fatura içeriğine ilişkin itirazını 8 gün içerisinde yapmasını gerektiğini, aksi halde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını düzenlendiğini, davada davacı tahakkuk ettirilen faturaları herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemesi ve Kanuni düzenleme karşısında davacının fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiği açık olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacının süresinde faturalara itiraz etmemesi karşısında davacının korunmaya değer herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, davacı taraf tacir sıfatına haiz olduğundan, basiretli bir iş insanı gibi hareket etmeli ve imzaladığı sözleşmeler ve taahhütler ile bağlı kalarak hareket etmelisinin gerektiğini, davacı taraf ticaret şirketi olup 6102 sayılı TTK. 18. Maddesine göre tacir sıfatına haiz olduğunu, aynı maddenin ikinci fıkrası ise “(2)Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” şeklinde olduğunu, gerek mevzuatta gerek Yüksek Mahkeme içtihatlarında şirketlerin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği külfeti üzerinde durulduğunu, zira bu sıfat ticari yaşamdaki profesyonellik ile tacirin tüketici olmadığı/olamayacağı yönündeki Yüksek Mahkeme kararlarının temel dayanağı olduğunu, davacı taraf Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sıfatını haiz bir tüzel kişilik olarak, basiretli bir şekilde davranma yükümlülüğü altında olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğünde olan davacının, bir takım haklar elde ettiği ve yükümlülükler altına girdiği ve ne anlama geldiğini bilerek imzaladığı bir taahhüdünün hükümlerini bir kenara koyarak adeta bunları görmezden gelerek bir takım dayanaksız iddialar ile iş bu davayı açması anlaşılır gibi olmadığını, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; " kabul" kararı verilmiştir.Söz konusu kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş ise de, 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunununda Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair 6763 sayılı yasa ile, HMK 341. madde 2. fıkrasında "Miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir" şeklinde yapılan yasa değişikliği 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava tarihi itibarıyla, kesinlik sınırı ise 40.000,00TL 'dir.Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından istinaf edilen davanın değeri 105.669,00 TL olup, hükmedilen miktar 38.626,77 TL olup dava tarihinde davalı yönünden miktar itibarıyla karar kesindir. Bu itibarla, istinaf konusu kararın HMK 341. ve 346. maddelerine göre kesin olması sebebiyle, davalı istinaf dilekçesinin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı istinaf dilekçesinin, HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca karar kesinlik sınırı altında kaldığından reddine,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/09/2026