Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/6097 E. 2026/6989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6097
- Karar No
- 2026/6989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/592 E., 2024/383 K. DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı
Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Birleşen davalar yönünden temyiz dilekçesinin incelemesinde; Bölge Adliye Mahkemeleri, 5325 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığı'nın 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir.
Dosyanın incelenmesinde; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.09.2016 ve Dairemizin 06.06.2022 tarihli bozma kararlarında sadece asıl dava yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, asıl davaya yönelik yapılan bozma işleminden sonra 19.09.20 22... .03.2024 tarihlerinde açılan birleşen davaların işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen davalar yönünden bir bozma kararı olmadığı, birleşen davalar yönünden 20.07.2016 tarihinden sonra ilk defa nihai karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı-davalı erkek vekilinin temyizi üzerine birleşen dava dosyaları Dairemize gelmiş ise de, birleşen davalar hakkında 20.07.2016 tarihinden sonra 04.06.2024 tarihinde ilk defa nihai karar verildiğinden Mahkemece birleşen davalar yönünden verilen kararlar istinaf incelemesine tabi olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerektiğinden, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere birleşen davalar yönünden dosyanın Mahkemesine geri çevirilmesine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesine gelince; a. 6100 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesi uyarınca, hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ayrıca, aynı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da, hükmün sonuç kısmında her bir talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı ve taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; somut olayda, Mahkemece asıl ve davaı-davacı kadının açtığı birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. O halde, Mahkemece asıl dava yönünden incelenecek açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde denetime elverişli bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
b. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye usuli müktesep hak veya usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usule ilişkin kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan Mahkeme, bununla bağlıdır.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usule ilişkin kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usule ilişkin kazanılmış hak gerçekleşebilir (Prof. Dr...., Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak), Dr. A, ... Üniversitesi... Yayınları, No ..., 1974, s. 395 vd.). Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; ne var ki, Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, 06.06.2022 tarihli bozma ilamında tasfiye konusu taşınmazın çıplak mülkiyet değerinin sadece Vergi Usul Kanunu'ndaki vergilendirmeye esas olan çıplak mülkiyet değerinin belirleme yöntemine göre taşınmazın çıplak mülkiyet değerinin belirlenmesinin hatalı olduğu belirtilmesine rağmen, Mahkemece bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda yine taşınmazın çıplak mülkiyet değerinin sadece Vergi Usul Kanunu'ndaki vergilendirmeye esas olan çıplak mülkiyet değerinin belirleme yöntemine görebelirlendiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, 06.06.2022 tarihli bozma ilamında belirtildiği şekilde, taşınmazın çıplak mülkiyetinin tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Birleşen Davalar Yönünden Birleşen davalar yönünden istinaf incelemesi yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVİRİLMESİNE,
B. Asıl Dava Yönünden Davacı-davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan (2.a.) ve (2.b.) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA; bozma sebeplerine göre, davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde asıl dava yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.