İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/25 E. 2026/715 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/25
Karar No
2026/715
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/25 Esas KARAR NO : 2026/715

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ :10/01/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;16.08.2023 tarihinde davalı tarafından gerçekleştirilen çalışma sırasında müvekkil şirkete ait elektrik dağıtım altyapısında hasar meydana geldiğini, söz konusu hasarın giderilmesi için 11.830,30 TL masraf yapıldığını, anılan bedelin davalı tarafından ödenmemesi üzerine ....icra müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itiraz ederek takibini durdurduğunu ileri sürmüştür. Davalının itirazının haksız olduğunu belirten davacı vekili, itirazın iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizine ve hükmolunacak tutarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil idare tarafından 16.08.2023 tarihinde, ...adresinde yapılan çalışma sırasında davacı şirketin enerji dağıtım alt yapısına haksız fiille zarar verildiğini belirterek, davacı şirketin hasar gören alt yapısının onarımı için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedelleri kapsayan 13.313,94 - TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi ve talep edilmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, altyapı kazı çalışmaları esnasında davacı şirketin altyapısına verilen hasarın onarım bedelinin tahsili istemi ile başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; 16.08.2023 tarihinde ... adresinde davalı tarafından yapıldığı beyan edilen çalışma esnasında davacı şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verilmiş olması sebebiyle davacı tarafından karşılanan söz konusu hasarın onarım bedelinin davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine 11.830,30 TL hasar onarım bedeli ve 1.483,64 TL işlemiş avans faiz olmak üzere toplam 13.313,94 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere davalı/borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Davalı vekilinin idari yargının görevli olduğundan bahisle yargı yoluna yönelik yapmış olduğu itirazı öncelikli olarak incelendiğinde; mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2023/338 Esas, 2024/3845 Karar Sayılı, 31/10/2024 Tarihli "Dava; Haksız fiile dayalı zararın tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı ... Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, ... Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir. Davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları)." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda adli yargı yolunun görevli olması sebebiyle yapılan itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçluların süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Davalılar vekilleri tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de olayın meydana geldiği 16.08.2023 tarihi ile icra takibine geçilen 04/01/2024 tarihi ve işbu davanın açılış tarihi olan 10/01/2025 tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla işbu itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının husumete yönelik itirazları bakımından yapılan incelemede; mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Asliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/89 Esas, 2022/1720 Karar Sayılı, 20/06/2022 Tarihli "Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Davalılar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalı ... kendi görev kapsamı içinde kalan işi diğer davalıya ihale etmiş olup işin sözleşme ve mevzuata uygun yapılıp yapılmadığının denetim, hakkı, yetkisi ve sorumluluğu iş sahibi olan ...'dedir. Meydana gelen zarardan davalı ...'nin işin denetim sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalılar arasında akdedilen sözleşmeye göre tüm sorumluluğun yükleniciye bırakılması sözleşmenin nispiliği uyarınca sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi konumundaki davacıya karşı ileri sürülemez. TBK m 61 uyarınca birden çok kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bu çerçevede davalı ...'nin husumet itirazı yerinde değildir. Dosya kapsamından; dava konusu yerde davalı ...'nin sözleşme kapsamında inşaat işi yaptırdığı, davaya konu hasarların meydana geldiği tarihler, hasarların mahiyeti, ve yeri dikkate alındığında davalılar arasında akdedilen sözleşme tarihi ve sözleşmeye göre yapılacak kazı sahası içerisinde kaldığı, hasarın ancak kazı ile meydana gelebileceği , söz konusu tarih aralığında davalıların hasar meydana gelen sahada kazı çalışması yaptıkları, davalılar dışında başkaları tarafından kazı çalışması yapıldığının ileri sürülmediği anlaşılmakla dava konusu edilen hasarın davalılar tarafından meydana getirildiği anlaşılmıştır. Yer altından geçen boru hattının zarar görmemesi için dosya kapsamına göre davacıya atfı kabil kusur bulunmadığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun usulüne uygun ve denetime elverişli olduğu, davacı kurumun özel hukuk tüzel kişisi olduğu, zararın davacı telekom işçileri tarafından giderilmediği, hasarın başka firmaya bedeli mukabilinde yaptırıldığı anlaşılmakla hasar bedelinin gerçek zarar dikkate alınarak yapılan hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmıştır. TBK M. 90 uyarınca ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Haksız fiile dayalı zararlarda borç haksız fiil tarihinde muaccel olup haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalı ... TTK m 16/1 uyarınca tacir olup, davacı tacirin ticari faaliyetine konu zararına avans faizi uygulanmasında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da dikkate alındığında dosyaya celp edilmiş olan evraklarda İBB tarafından davalıya altyapı çalışması için izin verilmiş olduğundan davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Yargılama esnasında celp edilmiş olan belgeler ve taraflarca sunulan beyan ve deliller bir bütün olarak incelenmek suretiyle alınan bilirkişi kök ve ek raporunda özetle; Dosya kapsamında yer alan ... Hasar Tespit Tutanağı, olayın 21.08.2023 tarihinde Beşiktaş, Dikilitaş Mahallesi, ...Sokak No:.. adresinde gerçekleştiğini ve 3x120+70 mm2 NYY yeraltı kablosunun kazı çalışması sırasında zarar gördüğünü belirtmektedir. Tutanakta, hasarın ... adına yapılan altyapı kazısı sırasında kepçe ile gerçekleştirildiği açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, kazı alanına ilişkin ... ruhsatı, kroki ve kazı fotoğrafları da dosyaya sunulmuştur. ... tarafından, 16.08.2023 - 26.08.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 620815 sayılı ... altyapı kazı ruhsatı alınmıştır. Ruhsatta, tüm ilgili altyapı kurumlarının teknik görüşleri (... Belediyesi) yer almakta olup, ... tarafından “çalışmaya başlamadan önce işletme müdürlüğümüze bildirilmesi kaydıyla” ruhsata uygunluk verildiği belirtilmiştir. Ancak dosya kapsamında yapılan incelemede, ...'ın bu şerhine istinaden önceden bildirim yapıldığına dair herhangi bir yazılı belge, bildirim kaydı veya tutanak bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan fotoğraflar ve hasar tespit tutanağı incelendiğinde, zarar gören kablonun yüzeyde bulunmadığı, yer altında gömülü olduğu, ancak üzerinde uyarı bandı veya ilave bir koruyucu yapı bulunup bulunmadığının açıkça tespit edilemediği anlaşılmaktadır. ... tarafından düzenlenen 17.10.2023 tarihli yazıda, zarar gören kablonun onarımı için toplam 11.830,30 TL (KDV dahil) bedelin tahakkuk ettirildiği, kesintisiz enerji temini için acil müdahalede bulunulduğu belirtilmiştir. Bu bedelin hesaplanmasında, kullanılan malzeme, işçilik ve enerji kesintisi gibi faktörlerin dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından bu bedele açık bir itiraz yapılmamıştır. Ayrıca başka bir teknik bilirkişi tarafından hesaplanan karşıt bir bedel veya fahişlik iddiası da mevcut değildir. Bu durumda, 11.830,30 TL'nin teknik açıdan makul bir onarım bedeli olduğu kanaatine varılmıştır. Hasar, ...'ye ait altyapı kazısı sırasında meydana gelmiş, sorumluluk konusu da kazı ruhsatı ve kurum görüşleri çerçevesinde şekillenmiştir. ...'a önceden bilgilendirme yapılmamış olması, sorumluluğun davalı idarede yoğunlaştığını göstermektedir. Ancak davacının tesisin koruma ve uyarı standartlarını tam olarak yerine getirip getirmediği kesin belgelerle ortaya konamadığından, davacıya da teknik açıdan sınırlı düzeyde müterafik kusur atfedilebileceği yönünde teknik kanaat oluşmuştur. Bu kapsamda; takdir yetkisi sayın mahkemeye ait olmak üzere, bedelin tamamı yerine yaklaşık %20-30 oranında bir müterafik kusur indirimi uygulanabileceği ve kalan tutar üzerinden talepte bulunulmasının teknik olarak uygun olacağı Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Dosyaya ibraz edilmiş olan harcama kalemlerine ilişkin aşağıdaki tablo detaylı olarak incelendiğinde; ¸ Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamında "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas- 2015/12692 karar sayılı başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği," belirtilmiş olup güncel tarihli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/2006 Esas, 2023/1349 Karar Sayılı, 26/04/2023 Tarihli ilamı da dikkate alındığında işbu kapsamda eldeki davada davacının davalıdan talep edebileceği alacak kalemlerinin Malzeme bedeli : 933,29 TL ve bu bedelin KDV'si (%20) olan : 186,66 TL olmak üzere toplam 1.119,95 TL olduğu, meydana gelen olayda davalının kazı yaparken dikkatsiz çalıştığı ve gereken tedbirleri almadığı anlaşıldığından davalının kusurlu olduğu kanaatine varılmakla davacının davalıdan talep edebileceği 1.119,95 TL hasar onarım bedeline haksız fiil tarihinden itibaren tarafların tacir olmaları sebebiyle avans faizi işletilebileceği, bu kapsamda mahkememizce yapılan hesaplamada haksız fiil tarihi olan 16.08.2023 tarihi ile takip tarihi olan 04/01/2024 tarihi arasında geçen 4 ay 19 günlük sürede 141,81 TL faiz işleyebileceği, bu hali ile toplam takip çıktısının 1.261,76 TL olması gerektiği kanaatine varılmakla bu bedele ilişkin davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiş, yapılan hesaplamaya ilişkin tablonun bir sureti dosyanın içerisine bırakılmıştır. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda, talep edilen tazminat miktarının haksız fiilden kaynaklandığı, likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 1.119,95 TL asıl alacak, takip öncesi 141,81 TL işlemiş (değişen oranlarda avans faizi) faiz olmak üzere toplam 1.261,76 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faiz işletilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,

3-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90 -TL (başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 720,00 -TL, bilirkişi ücret olarak alınan 5.000,00 -TL olmak üzere toplam: 6.422,90 TL yargılama giderinin %9,48 kabul red oranı üzerinden hesaplanan 608,89 -TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.261,76-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT m.13/3 hükmü uyarınca hesap ve takdir olunan 1.261,76-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin %9,48 kabul red oranı üzerinden hesaplanan 341,28-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, kalan 3.258,72-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/25, K. 2026/715, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-25-e-2026-715-k-b60ee89669cf