İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1006 E. 2026/250 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1006
- Karar No
- 2026/250
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/1006 Esas KARAR NO : 2026/250
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... . VEKİLİ : .... DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 03/04/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 03/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı banka ile dava dışı banka müşterisi ... arasında imzalanan kredi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, müvekkilinin ise 34.500-TL ile sınırlı olmak üzere kefil gösterilmek istenildiğini, müvekkilinin 04.04.2014 tarihinde davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza atmak durumunda kaldığını, davalı banka tarafından kullandırılan kredi taksitleri, asıl borçlu ... tarafından ödenmeyince, bütün hesapların kat edilmiş ve müvekkiline sürekli kefalet tutarının ödenmesi ile ilgili ihtarnameler gönderildiğini, müvekkilinin ise kendi halinde ve kredi sicilinin bozulmasını istemediğinden, imkanları dahilinde kısım kısım davalı bankaya ödemeler yaptığını, müvekkilinin sunulan dekontlardan görüleceği üzere davalı bankaya kefalet sözleşmesinden kaynaklı olarak toplamda 32.850-TL ödeme yaptığını ve aynı zamanda banka tarafından noter kanalı ile gönderilen bütün ihtarname giderlerini de davalı bankaya yatırmak zorunda kaldığını, bu ödemelerin tamamının davalı banka nezdinde kayıtlı olduğunu, davalı banka ile müvekkili arasında akdedilen söz konusu kefalet sözlemesi Türk Borçlar Kanunu'nda belirtilen şekil şartına ve eş rızasına aykırı yapıldığından geçersiz olduğunu, müvekkiline bu kredi sözleşmesini imzalarken gerekli bilgilendirmeler yapılmadığını, müvekkilinin ne tür bir yükümlülük altına gireceği hususunda da yazılı şekilde onay alınmadığını ve kefaletin süresinin de belirtilmediğini, geçersiz bir sebebe dayanılarak yapılan ödemelerin ise davalı bankanın sebepsiz bir nedene dayalı zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, taraflarınca ödenen tutarların iadesi için önce 11.10.2019 tarihinde....sayılı dosyası ile dava açılmış ise de uzun süre sonunda görevsizlik kararı verildiğini ,... Sayılı dosyası ile 30.12.2021 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 1.000-TL üzerinden dava açıldığını, ancak yerel mahkeme tarafından açılan davanın hakkın kötüye kullanılmasından dolayı reddine karar verildiğini, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığını, yapılan incelemede ... Sayılı ilamı ile istinaf talebini kabul edilerek yerel mahkemenin kararı kaldırıldığını, ilk dava açıldığını henüz bilirkişi raporuna itiraz süresi dolmadan ve ıslah yapılamadan ilk derece mahkemesi tarafından red kararı verildiğini, taleplerinin 1.000-TL olarak kaldığını, taleple bağlılık ilkesi gereği .... tarafından 1.000-TL üzerinden hüküm kurulduğunu ve bakiye kısım için dava açılabileceğini, .... mahkemesi kararında temyiz kanun yolu açık olduğunu, davalı banka tarafından temyiz kanun yoluna başvuru yapıldığını, ancak söz konusu başvuru da .... Sayılı ilamı ile red edilerek davalı banka nezdindeki haklı alacaklarının hukuken kesinleştiğini, bununla birlikte tamamen davalı bankadan kaynaklı müvekkilinin uğramış olduğu mağduriyetin giderilmesi ve haksız yapılan ödemelerin iadesi için ticari dava şartı olan Arabuluculuk Kanun yoluna başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, sonuç bularak, haklılıklarının ispat olduğunu, davalı banka ile olan geçersiz kefalet sözleşmesine dayalı yapılan ödemelerin ilk ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi dava açma zaruriyeti doğduğunu belirterek, davalı banka ile dava dışı .... arasında imzalanan kredi sözleşmesine dayalı düzenlenen geçersiz kefalet sözleşmesinden kaynaklı yapılan bütün ödemelerin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 31.850-TL'sinin davalı bankaya yapılan ilk ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; davalı banka ile imzalanan kredi sözleşmesinde yer alan kefaletin geçersiz olduğundan bahisle kredi borçlarına karşılık yapılan ödemelerin iadesi istemine ilişkindir. Davacı tarafça aynı hukuki nedene dayalı olarak 30/12/2021 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL talepli olarak dava açıldığı, Mahkemece 10/10/2022 tarihinde, hakkın kötüye kullanılması gerekçesiyle davanın reddine dair karar verildiği, karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine .... sayılı kararında "Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, 29/06/2022 tarihli bilirkişi raporu ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. Davacı yanca, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinin müteselsil kefil kısmında imzası bulunmasına rağmen sözleşmede eş rızası yer almadığından kefaletin geçersiz olduğu ve davalı yanca kredi borcunun ödenmesi için gönderilen ihtarnameler nedeniyle kredi sicilinin bozulmaması için yaptığı ödemelerin iadesi istemiyle eldeki dava açılmış olup, davalı yanca kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu ve ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ödeme yapıldığından davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kefaletin geçersiz olup olmadığı, davacının kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeleri davalıdan geri isteyip istemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan.... ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin 16/03/2010 tarihinde kurulduğu, kurucu ortaklarının .... 5 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, davalının şirketin ortağı veya yetkilisi olmadığı görülmüştür. Dosyada mevcut genel kredi sözleşmelerinin incelenmesinde; davalı banka ile dava dışı .... arasında 04/04/2014 tarihli 30.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, 17/04/2014, 29/01/2015 ve 02/04/2015 tarihli limit artışları ile birlikte sözleşme tutarının 500.000,00 TL olduğu, davacının sözleşmeyi 04/04/02014 tarihinde 34.500,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmede eş rızasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının nüfus kaydının incelenmesinde; kefalet tarihinde davacının evli olduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın "Eş Rızası" başlıklı 584/1.maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunmadıkça yasal olmayan ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasına kefil olan olabilir, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır" hükmü düzenlenmiştir. Aynı maddeye 28/03/2013 tarihli 6455 sayılı yasanın 77.maddesi ile eklenen 3.fıkrasında ise "ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz", hükmü eklenmiştir. Buna göre eşin kefalet akdine vereceği rızada kefalet akdi gibi yazılı olmalı, sorumlu olunacak azami miktar ve tarihi de içermelidir. Rızanın kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç sözleşmenin kurulması sırasında alınması gerekir. Sözleşme kurulduktan sonra diğer eş tarafından sözleşmeye icazet verilmesi imkanı tanınmamıştır. İsviçre Federal Mahkeme kararlarında istikrarla belirtildiği üzere şekil noksanı ile sözleşmenin butlanını ileri süren taraf hakkını kötüye kullanmış olmaz. Butlanı ileri süren tarafın böyle bir ithamdan kurtulabilmesi, sözleşmeyi yerine getirmeden kaçınmada korunmaya değre bir menfaati bulunduğunu ispata bağlı değildir. Aksine somut olayda butlanı ileri sürme hakkının kullanılmasını dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını butlanın ileri sürülmesine kabul etmeyen diğer tarafın ispatlaması gerekir. Hakkın kötüye kullanılmasından söz edebilmek için şekil noksanı ile sakatlanmış bir muamalenin muteberliğine taraflardan birinin itirazda bulunması yeterli değildir; ayrıca özel durumlar sebebi ile onun itirazının dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı görünmesi gerekir. .... Kanunun aradığı geçerlilik şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesi başlı başına kötüniyet olarak kabul edilemez. Ancak her somut olayın ayrı ayrı irdelenmesi gerekir. Bir hakkın kullanılması bu hakkın gayesine (amacına) aykırı düştüğü taktirde açıkça kötüye kullanma mevcuttur. Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere davacının dava konusu genel kredi sözleşmesinde davacının kefaleti yönünden eş rızasının bulunmadığı, dolayısıyla kefaletinin kanunun aradığı yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğu anlaşılmakta olup, dosyadaki bilgilere göre kredinin açılmasının salt davacı kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı, anılan kefalet taahhütü olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullandırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğu ispatlanamamıştır Bu durumda davacı kefilin şekil noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmak vasfında olduğu davalı bankaca açıkça ortaya konulamadığından kefaletin geçersizliğinin kabul gerektiğinden ilk derece mahkemesince hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerekmiş, dosyada mevcut ödeme dekontlarından davacının, davalı yanca gönderilen 19/01/2017, 23/03/2017, 16/06/2017, 17/02/2017, 17/05/2018, 22/12/2016 ve 05/06/2018 tarihli ihtarnameler nedeniyle 14/02/2017 - 19/03/2018 tarihleri arasında toplam 32.850,00 TL ödemeyi cebri icra tehdidi altında yaptığı, hal böyle olunca geçersiz kefalete dayalı olarak yapılan ödemelerin ihtirazi kayıtla yapılmamasının iadelerinin istenemeyeceği sonucunu doğurmayacağı anlaşılmakla ödenen 32.850,00 TL'yi talep edebileceği ancak HMK'nun 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi ve davacının ihtarname masraflarına ilişkin olarak açılacak ek davada değerlendirme yapılabileceği gözetilerek davanın kabulüne ve kabul edilen miktar ve uyuşmazlığın niteliği de gözetilerek ilk ödeme tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar vermek gerekmiştir (.... Karar sayılı emsal ilamı)." hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, taraflar arasındaki aynı sözleşmeye dayalı olarak açılanda dava neticesinde verilen kararda açıklandığı üzere, davacının dava konusu genel kredi sözleşmesinde davacının kefaleti yönünden eş rızasının bulunmadığı, dolayısıyla kefaletinin kanunun aradığı yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğu, dosyada mevcut ödeme dekontlarından davacının 14/02/2017 - 19/03/2018 tarihleri arasında toplam 32.850,00 TL ödemeyi cebri icra tehdidi altında yaptığı, hal böyle olunca geçersiz kefalete dayalı olarak yapılan ödemelerin ihtirazi kayıtla yapılmamasının iadelerinin istenemeyeceği sonucunu doğurmayacağı, .... sayılı kararında davacı tarafça yapılan bu ödemelerden, taleple bağlılık ilkesi gereği, ilk ödeme tarihi olan 14/12/2017 tarihindeki 1.000,00 TL'lik kısmın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile 31.850,00 TL'nin, 3.110,00 TL'sinin 14/12/2017 tarihinden itibaren, 3.500,00 TL'sinin 15/01/2018 tarihinden itibaren, 4.335,00 TL'sinin 16/01/2018 tarihinden itibaren, 4.200,00 TL'sinin 19/01/2018 tarihinden itibaren, 7.830,00 TL'sinin 16/02/2018 tarihinden itibaren, 4.200,00 TL'sinin 19/02/2018 tarihinden itibaren, 4.675,00 TL'sinin 19/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile 31.850,00 TL'nin, - 3.110,00 TL'sinin 14/12/2017 tarihinden itibaren, - 3.500,00 TL'sinin 15/01/2018 tarihinden itibaren, - 4.335,00 TL'sinin 16/01/2018 tarihinden itibaren, - 4.200,00 TL'sinin 19/01/2018 tarihinden itibaren, - 7.830,00 TL'sinin 16/02/2018 tarihinden itibaren, - 4.200,00 TL'sinin 19/02/2018 tarihinden itibaren, - 4.675,00 TL'sinin 19/03/2018 tarihinden itibaren, İşleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından başta peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı ile 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan 252,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davacı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. Maddesi uyarınca kabul edilen 31.850,00 TL üzerinden takdir edilen 31.850,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.