Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1775 E. 2026/30 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1775
- Karar No
- 2026/30
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1775 - 2026/30 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1775 KARAR NO : 2026/30
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/189 E., 2026/143 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 22/09/2026 YAZIM TARİHİ : 22/09/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalı kurum arasında 31/10/ 2011 tarihli ...RES Üretim Tesisi için, Res Katkı Payı Sözleşmesi imzalandığını, daha sonra sözleşmenin 08/07/2022 tarihinde revize edildiğini, yine tüm hak ve yükümlülüklerin aynen devamına ilişkin imzalanan bu Res Katkı Payı Sözleşmesi kapsamında, davacı tarafından müvekkiline gönderilen 2024 yılı Res Katkı Payı tutarına ilişkin 20.01.2025 tarihli ...numaralı ve 92.446.714.32 TL'lik faturanın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak 89.667.431,73 TL'lik kısmının fazladan istendiği belirterek; iş bu RES katkı faturasının KDV dahil 89.667.451,73 TL'lik kısmından müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Dava konusu uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu, faturaların, teklifname, yönetmelik ve sözleşmeye ile eklerine ve ilgili yasal mevzuata uygun olması nedeniyle fazla bir hesap ve fatura miktarı olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "......Yarışma Yönetmeliği ile buna uygun olarak yapılan yarışma/ihale neticesinde, davacı tarafından verilen teklif mektubu ile taahhütnameye göre, boş kısmı doldurularak imzalan matbu olarak düzenlenmiş Res Katkı Payı Anlaşması birlikte nazara alındığında; teklif mektubu ve taahhütname ile sözleşmenin bir bütün oluşturduğu ve bunların, res katkı payı hesabına ilişkin hükümleri, özellikle sözleşmenin 3.maddesinde yer alana;"Toplam RES Katkı Payı Tutarı " hesabına ilişkin formüldeki " kr" nin açılama kısmında,"Şirket tarafından ...'a kilowatsaat (kWh) başına ödenmesi taahhüt edilen kuruş" ifadesine yer verildiği, bu şekilde teklifnamede davacı şirket tarafından taahhüt edilen, "kilowatsaat (kWh) başına 3.18 kuruş teklifin ... teklif yılından ödemeye esas üretim yılına kadar TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından Ocak ayında açıklanan yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranında güncelleştirerek ödenmesi" ifadesinin, sözleşmeye de aktarılmasıyla, bu hususta aralarında çelişki bulunmadığı, daha açık bir ifadeyle, teklif birim fiyatın güncellenerek uygulanması gerektiği amaç edinilmemiş olması halinde, formüldeki " kr" açıklama kısmına doğrudan "3.18 " rakamının yazılması gerektiği halde, bu şekilde bir yazımın yer almadığı gibi aksine "Şirket tarafından ...'a kilowatsaat (kWh) başına ödenmesi taahhüt edilen kuruş" ifadesi yazılarak güncellenmiş halinin uygulanması kastedildiği, anlaşılmaktadır. Ayrıca sözleşme ile teklifname arasında fark bulunduğu kabul edilse dahi, yukarıda yazılı yasal düzenleme gereğince önceliğin sözleşme eki/temeli sayılan teklif mektubunda olacağının ( HGK 18.02.2021 tarih ve 2017/(13)3-655 E., 2021/101K.sayılı kararı ) kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında res katkı payı hesabında, teklif birim fiyatı, teklif birim fiyatının verildiği 2012 yılından, ücrete esas 2023-2024-2025 yılına kadar TÜFE oranları üzerinde güncellenerek uygulanması gerektiği ve bilirkişinin güncellenmiş bu birim fiyat üzerinde yaptığı hesaplamada, davalının düzenlediği res katkı payı bedeli faturalarının, sözleşme ile eklerine uygun olduğu ve fazla bir miktarı içermediği belirtilmiştir. Yine davacının, yarışmaya teklif mektubunda yazılı şekilde teklif ettiği miktar üzerinde katıldığı ve diğer rakiplerinden daha uygun fiyat verdiği için teklifinin kabulü ile sözleşmenin imzalandığı, ancak ücret ödeme aşamasında, yarışma yönetmeliği ekindeki matbu olarak hazırlanmış sözleşme, teklif mektubu ve buna uygun yapılan hesaplamaya dayalı faturaya karşı, sözleşme hükümü yerine teklif mektubu nazara alınarak, teklif birim fiyatı güncellenerek hesaba alınması nedeniyle fazla miktarda res katkı payı hesabı yapıldığını ileri sürülerek itiraz etmesi, 4721 Sayılı TMK nun 2. maddesinde ifade edilen ve 6102 saylı TTK' nun 1.maddesi atıfyla ticari davalarda da uygulama yeri bulan, "herkesin haklarını kullanırken ve borçların yerine getirirken iyi niyetli /dürüst davarması gerektiği", ilkesine de aykırı olduğunda nazara alınarak itirazına itibar edilmemiştir. Yukarıda açılanan nedenlerle, davacının faturaya itirazının ve bu kapsamda faturanın dava konusu edilen miktarı yönünden borçlu olmadığına yönelik menfi tespit isteminin reddine ....." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Sözleşme öncesi teklif mektubunun ehsap yönünden hükümsüz olduğu, aynı taraflar arasındaki aynı sözleşme yönünden müvekkili lehine kesinleşmiş Yargıtay içtihadı bulunduğu, sözleşmenin özel hukuka tabi olduğu, kümülatif TÜFE yönteminin dikkate alınması gerektiği, yerel mahkeme kararında bulunan muhalefet görüşünün de taleplerini doğruladığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, RES Katkı Payı alacağına ilişkin fatura nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespiti taleplidir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki akdedilmiş sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşmenin hazırlanması aşamasında taraflarca ortaya konulan icap (öneri) ve kabuller sözleşmenin imzalanarak bağlayıcı hale gelmesinden sonra bir dayanak oluşturmaz. Bu suretle davacının teklif mektubunun RES katkı payı hesabında dikkate alınması hukuken mümkün değildir. Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; taraflar arasında 08/07/2022 tarihinde RES katkı payı anlaşmasının imzalandığı, RES katkı payı bedelinin ödenmesi ile ilgili sözleşmede davacı tarafından yapılan öneriden farklı bir öneriyi dikkate alarak sözleşme yaptıkları, sözleşmenin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulduğu, sözleşmenin devlet ihale kanunu hükümlerine tabi olmadığı, RES katkı payı tutarının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplanması gerektiği, sözleşme hükmünün, emredici hükümlere aykırı olmadığı, tarafların sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, davacı şirket tarafından verilen teklif mektubunda TÜFE oranında güncelleştirilerek ödeneceği belirtilmiş ise de, sözleşmenin 3. maddesinde bu hususa yer verilmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 19/01/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda; teklif edilen RES Katkı Payının TEKLİF YILINDAN İTİBAREN TÜFE ile kümülatif güncellenerek hesaplama yapılması gerektiği açıklama ve iradenin net bir şekilde teklif mektubu kayıtları ile düzenlendiği ve Yarışma Yönetmeliği eki Teklif Formunun yasal düzenlemeyle aynı yönde olduğu, RES Katkı Payı = kr x E x TÜFE = (3,18/100) x 164.109.574,00 x %44,38 =2.316.052,16 TL %20 KDV dahil RES Katkı payı = 2.779.262,59 TL olarak hesaplandığı, bu durumda davalı tarafından fazla hesaplanan RES katkı payının 92.446.714,32 - 2.779.262,59 = 89.667.451,73 TL olduğu, davalı tarafın teklif fiyatının azalmasına veya güncelleme olmaksızın hesaplamaya ilişkin muvafakatinin bulunmadığı, alternatifli olarak yapılan (kr*E*TÜFE formülüne göre yapılan) hesaplama neticesinde davacının 20.01.2025 tarihli fatura için 89.667.451,73-TL yönünden davalıya borçlu olmadığı yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, anılan yasal düzenlemeler doğrultusunda, hüküm vermeye ve denetime elverişli 19.01.2026 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda gösterilen hesaplama dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK 353/(1)-b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın kabulü yönünden yeniden esas hakkında karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK 353/1.b.2 madde gereğince, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2026 tarih, 2025/189 E., 2026/143 K. sayılı kararını kaldırarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, "1-Davanın kabulü ile; davacının davalıya 89.667.451,73 TL borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 6.125.183,62 TL harçtan peşin alınan 1.531.295,91 TL'nın mahsubu ile bakiye 4.593.887,71 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına hesaplanan takdiren 1.952.674,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarfedilen toplam 41.702,50 TL yargılama gideri ile 615,40 TL başvuru harcı, 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı toplamı 44.319,50 TL ile 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, " 3-)Davacı tarafından peşin yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 4-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
5-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.22/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip