Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5967 E. 2026/3084 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5967
- Karar No
- 2026/3084
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2697 Esas, 2024/885 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/43 E., 2023/82 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin .... ili, .... ilçesi, ........ Mahallesi, 20 93... parsel sayılı taşınmaz malikleriyle anlaşarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, sözleşmeyle toprak sahiplerine arazilerini bu sözleşme karşılığında getirme edimi yüklenirken, müvekkili şirkete taşınmaz üzerinde 2 blok apartman yapma ve A blokta 25, B blokta 23 olmak üzere toplam 48 bağımsız bölüm inşa ederek bunların taksimini yapma, A blokta ve B blokta toplam 20 daireyi toprak sahiplerine teslim etme, kalan 28 daireyi ise inşaat karşılığı toprak sahiplerinden teslim alma edimini yüklendiğini, A blokta inşa edilecek 2-3-5-7-12-15-16-17-18-19-21- ... no.lu bağımsız bölümler ve B blokta inşa edilecek 2-4-5-7-11-16-17-18-19- ... nolu bağımsız bölümlerin müteahhit şirkete bırakılacağı, diğer dairelerin ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinde belirtildiği gibi toprak sahiplerine belirtilen şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, 22.08.2016 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ... ..., anılan yerdeki inşaatı yürütmesi için aynı zamanda akrabası olan ve güvendiği davalı ... ve dava dışı ................'ı ... 2. Noterliği'nin ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile, birlikte vekil olarak tayin ettiğini, bu vekillerin aynı zamanda inşaat işlemlerinin doğrudan başında durduğunu ve tüm süreci idare ettiklerini, müvekkili şirketin tapusu dava dışı üçüncü şahıslar ve davalı ... adına tescilli taşınmazı, ilgililer ile 14.06.2017 tarihinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayarak aldığını, inşaat bitiminde müvekkili şirket tarafından arsa maliklerine sözleşmede belirtilen bağımsız bölümlerin teslim edildiğini, müvekkili şirkete kalacağı kararlaştırılan bağımsız bölümlerin satış işlemleri ile de şirket vekili davalı ...'ın ilgilendiğini, ancak verilen vekalet ile imza yetkisi bulunan davalı ...'ın bu yetkiyi kötüye kullandığını, sadakat ve özen yükümlülüğünü alenen ihlal ettiğini, davalı ...'ın hiç bir bağımsız bölümü şirket üzerine almadığını, hatta bu bağımsız bölümleri birinci derece akrabaları olan dava dışı ... ..., ... ... ile davalı ... üzerlerine ivazsız şekilde alarak ve buradan haricen satışını yaparak haksız kazanç elde ettiğini, B blokta bulunan 21 no.lu bağımsız bölümün halen ... üzerine kayıtlı olduğunu, A blokta 3 numaralı bağımsız bölüm ise kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre müvekkilinin hakkı iken, toprak sahiplerinden davalı ... adına kaydedildiğini, vekilin gerek vekalet görevini kötüye kullanarak, gerek vekalet görevini ihmal ederek şirketin üzerine geçmesi gereken iki taşınmazı geçirmediğini, bu husus şirket yetkilileri tarafından fark edildiğinde 25.01.2022 tarihinde noterde düzenlenen azilname ile azledildiğini, davalıların birinci dereceden yakın akraba olmaları sebebiyle tescilin yolsuz olduğunu bildiklerini ileri sürerek davalılar ... ile ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile taşınmazların müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; asıl davadaki iddiaları tekrar ederek, bağımsız bölümlerden B blok 2 no.lu bağımsız bölümün davalı ..., 4 no.lu bağımsız bölümün davalı şirket, 18 no.lu bağımsız bölümün davalı ... adına tescil edildiğini, vekil ve toprak sahiplerinin, gerek vekâlet görevini kötüye kullanarak, gerekse vekâlet görevini ihmal ederek, müvekkili şirketin üzerine geçmesi gereken üç taşınmazı ivazsız şekilde üçüncü kişilerin üzerine geçirdiğini, vekil davalı ...'ın kanundan doğan sorumluluğunu ihlal ettiğini, bu husus şirket yetkilileri tarafından fark edildiğinde vekilin azledildiğini ileri sürerek davalılar ..., ... ile ... ... ... İnş. ve İnş. Mlz. Ltd. Şti adına kayıtlı dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile taşınmazların müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ..., ... ve dahili davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın aile şirketinin ...'da birçok noktada arsa karşılığı inşaat yaptığını, davacı şirketin ise devletten ihale alıp taşeronluk yaptığını, ihaleye giren şirketlerin devlet ihalelerini rahat bir şekilde alabilmesi için birçok iş bitirme belgesi ibraz etmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisi olan İsmail Yıldırım'ın müvekkilinin hala çocuğu olduğunu, borca batık olması ve devlet tarafından açılan ihalelerde ihale almada zorlanması sebebiyle davacı şirketin iş bitirme belgesi alabilmesi için kendisine destek olmak amacıyla, tüm sermaye ve yapım maliyetlerinin müvekkili ve aile şirketleri tarafından karşılandığını, taşınmaz üzerindeki binanın yüklenicisi olarak davacı şirketin belirlendiğini, müvekkili ve aile şirketinin taşınmaz üzerindeki binanın yapımı ile ilgili arsa sahiplerinin her biriyle 25.08.2015 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yaptığını, arsanın davacının yararına iş bitirme belgesi alabilmesi için kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davacı adına yapıldığını, davaya konu arsada yapılacak olan binanın anahtar teslim tüm inşaatını, giderlerini, finansmanını, mal sahiplerine karşı olan tüm sorumluluklarının müvekkilinin aile şirketine ait olduğunu; kat karşılığı yapılmış olan sözleşmede müteahhit firmaya kalan bütün bağımsız bölümlerin müvekkilinin aile şirketine ya da gösterdiği kişilere yapılacağına ilişkin 22.06.2016 tarihli protokol bulunduğunu, davacı şirket yüklenici olarak göründüğünden inşaat yapım sürecinde inşaatta çalışanların SGK'sı davacı şirket üzerinden zorunlu olarak gösterilmişse de, inşaat yapım sürecindeki tüm personellerin SGK primlerinin müvekkili tarafından ödendiğini, protokol nedeniyle davacının davaya konu inşaata ilişkin bağımsız bölümlerden hak talep edemeyeceğini, davacı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname ile müvekkiline sadece inşaatı takip etme vekâleti verildiğini, vekaletname ile tapu devir yetkisi verilmediğini, tapuların hiçbirini müvekkilinin devretmediğini, davaya ilişkin tüm tapuların usulüne uygun olarak devredildiğini, muvazaalı işlem bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... ... ... İnş. ve İnş. Malz. Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı iş karşılığı aldığını, müvekkilinin ilk önce davacı şirket ile ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 20 93... parseldeki inşaatın çatısının yapımı için anlaştığını, daha sonra müteahhit firma değişikliği olduğunun bildirildiğini, yeni müteahhit firma olan ... ... İnş. Ltd. Şti. ile 10.03.2018 tarihinde iş karşılığı daire satım sözleşmesi yaptıklarını, şirketlerin adreslerinin aynı olması ve ortaklarının fiili birlikteliklerinin bulunması sebebiyle müteahhit firmanın değişmesinde ve yeni firmayla yeni bir sözleşme yapılmasında sakınca bulmadıklarını, müvekkiline tapunun 13.03.2018 tarihinde verildiğini ve üzerine iş bitimine kadar ipotek tesis edildiğini, iş bitimiyle beraber taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkin edildiğini, müvekkilinin davacı şirket ile ... ... İnş. Ltd. Şti. arasındaki iç ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu ve kazanımının korunması gerektiğini, davacı şirketin vekâletnameyi 14.06.2017 tarihinde verdiğini, azil tarihi ise 25.01.2022 olduğundan davacı iddiasının samimi ve inandırıcı olmadığını, davacı şirketin dört yıl boyunca vekilin vekâlet ilişkisini kötüye kullandığını fark edememesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, müvekkiline taşınmazı temlik eden kişinin davalı ... olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... birleşen davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafından istihdam edilen ve yetkilendirilen kişi tarafından şahsına satıldığını, bu şahıs ile dava konusu taşınmazın alımı dışında bir ilgisinin olmadığını, davacı şirket yetkililerini tanımadığını, tarafına yapılan temlik işlemini davalı ...'ın yapmadığını, vekil olarak resmi senedi imza eden şahsın da davacı firmanın vekili olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacı adı geçen şahsı bizzat kendisi yetkilendirdiğine göre o şahsın fiil ve hareketlerinden herhangi bir zararı olmuş ise bu sonucun tek sorumlusunun da kendisi olduğunu, şahsına yapılan temlik sonucu dava konusu taşınmazın bedelinin eksiksiz ve tam olarak vekil olarak satışı yapan kişiye ödendiğini, ödemenin tapuda yapılan resmi akit ile sabit olduğunu, kabul anlamında olmamak üzere bir an için davacının vekilinden satış bedelini tahsil etmediği varsayıldığında bu defa basiretli bir tacir gibi üç sene boyunca satış bedelini neden vekilinden talep etmediğinin kabul edilebilir bir açıklaması olamayacağını, vekil ile sözleşme yapmış olmasının iddia edildiği gibi kötüniyetli olduğunu göstermeyeceğini, iyiniyetli ve vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmeyen kişiler ile vekil arasında yapılan tasarruflar ve kazandırıcı işlemlerin vekil edeni bağladığını, vekâlet görevi kötüye kullanılsa dahi bu hususun vekil ile vekâlet veren arasında bir iç sorun olduğunu, vekil ile sözleşme yapan kişi sıfatıyla kazandığı haklarına etkili olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ...; birleşen davaya cevap vermemiş, herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar bir kısım davalılar zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de dava, vekâlet ilişkisinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olup, tapudaki devir tarihleri itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147. maddesi gereğince beş yıllık süre içerisinde açıldığı ancak satış işlemlerinde davacı şirket vekili ...'ın vekaleten satış işlemi yapmadığı, şirket vekili olan ...'ın vekâletin kötüye kullandığına ilişkin iddianın ispatı için öncelikle bu vekalet ilişkisine dayalı olarak tapuda devir ve temlikleri yapmış olması gerekirken tapuda devir ve temlik işlemlerinde ...'ın imzasının bulunmadığı, vekâleten davacı şirketi temsil etmediği, arsa sahibinin vekili olarak kat irtifakı tesisinde hazır olduğu, dolayısıyla vekalet ilişkisinin tapudaki işlemler sırasında kullanılmadığı, davacı şirketin vekili olarak hareket etmediği, bu nedenle vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, dava konusu taşınmazların davacı şirket adına tapuya hiç kaydedilmediği, taşınmazların dava dışı arsa sahipleri adına tapuya tescilli iken davalılara satış suretiyle devredildiği, davacının eldeki davayı davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak ve ihmal ederek asıl ve birleşen dosyalarda dava konusu yapılan taşınmazları davalılara devrettiğini iddia ederek açtığı ancak davalı ... tarafından vekaletname kullanılmak suretiyle tapuda yapılmış bir işlem bulunmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesine aykırılık iddiasıyla davalı ... aleyhine açılan bir dava bulunmayıp, bu davalı yönünden de vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanıldığı, davacının davalı ...'ın vekalet görevini gereği gibi yerine getirmeyerek, daireleri şirket adına tescil ettirmesi gerekirken bu sorumluluğunu ihmal edip davacıyı zarara uğrattığı ileri sürülmüş ise de; dava dilekçesinde, vekil olan davalıdan tazminat talebinde bulunulmadığı, hal böyle olunca eldeki davanın dinlenilebilme imkanının olmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava; vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davada verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.