Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2014 E. 2026/1111 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2014
Karar No
2026/1111
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2014 KARAR NO : 2026/1111

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/07/2018 (Dava) - 02/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/145 Esas - 2023/405 Karar DAVA : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 11/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2023 tarihli 2023/145 Esas ve 2023/405 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen 21.12.2009 tarihli protokol ile, müvekkilinin ... Şti.'ndeki tüm hisselerini ...'a devri konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin anlaşmaya uygun olarak tüm hisselerini ortaklar kurulunun 21.12.2009 tarih ve 2009/8 sayılı kararı ile davalıya devrettiğini, davalının payın devri karşılında davacıya 10.000,00 TL si pay devri sırasında kalan 440.000,00 TL'si ise 44 adet 10.000,00'er TL'lik senetler halinde ödediğini, ancak sözleşme gereği yapması gereken davacıya ait konut kredileri, kredi kartları ve kredili mevduat hesabı borçlarını ödemediğini, davalının ödemesi gereken 447.742,12 TL'yi müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, davalının protokoldeki edimleri yerine getirmesi için ihtarname gönderildiğini, ancak davalının bugüne kadar ödeme yapmadığını, davacının alacaklı olduğu 447.742,12 TL tutarın tahsili için davalı hakkında İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1536 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek 447.742,12-TL alacağın 09.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin ortağı olduğu ... . Şti.'ndeki tüm hisselerini 21/12/2009 tarihli 2009/08 sayılı ortaklar kurulu kararı uyarınca ve İzmir 20. Noterliği'nin 21/12/2009 tarihli 25214 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, hisse devir bedelinin davacıya tamamen ödendiğini, hisse devir sözleşmesinden yaklaşık 9 yıl süre geçtikten sonra bir kısım hisse devir bedeli ödenmediği iddiası ile iş bu alacak davası açıldığını ve noter onaylı hisse devir sözleşmesinden hiç bahsedilmediğini, limited şirket ortakları arasındaki sözleşmeden kaynaklanan davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını ve zamanaşımına uğradığını, 21/12/2009 tarihli protokol ve ayni tarihli protokolün ekidir belgelerindeki müvekkiline ait olmadığını, payın devri veya devir vaadinin yazılı şekilde ve imzasının noterce tasdik edilmiş olması gerektiğini, noterce tasdik edilmedikçe hüküm ifade etmeyeceğini, dayanılan protokol belgesinin hisse devri hususu olduğunun ihtarname ile sabit olduğunu, protokolün noterce tasdik ettirilmediğini, protokolde müvekkiline yükletilen borçların yeterli açıklıkta bulunmadığını, belirsiz ifadeler taşıdığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının Sasalı'daki taşınmazını müvekkiline devretmesi edimini yerine getirmediğini, hem ikinci maddede yazılı taşınmazın satış bedelini kendisi tahsil ettiğini, hem de birinci maddedeki borçların ödetilmesini istediğinden davacının sebepsiz kazanç, haksız menfaat elde etmiş olacağını, talep edilen ve 21/12/2009 tarihli protokolün birinci maddesindeki alacaklar hesaplanıp davacı tarafa ödenmesine karar verilecek olursa protokolün ikinci maddesine yazılan ve Sasalı'daki taşınmazın davacı tarafça elden çıkarılmış olması dikkate alınarak iş bu davanın karar tarihine en yakın tarihteki taşınmaz rayiç değerinin belirlenerek müvekkiline ödenmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Taraflar arasında düzenlenen 21.12.2009 tarihli protokol ile davacı, dava dışı ... Şti.'ndeki tüm hisselerini aktif ve pasifi ile birlikte davalıya devir ettiği, devir işleminin yasal prosedüre göre tescil ve ilan edildiği, ortaklık payının devrine ilişkin kararlaştırılan 450.000,00-TL bedelin ... tarafından davacıya ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Protokol ile davalı ... tarafından ödenmesi kararlaştırılan davacı ...'in protokol tarihi itibariyle bankalara olan doğmuş ve doğacak tüm kredi borçları toplamı 669.377,34-TL, davacı tarafından keşide edilen İzmir 20. Noterliği'nin 09.07.2010 tarih 11982 Y.s. ihtarnamesine rağmen davalı tarafından ödenmemiştir. Kendisine ait banka borçlarını ödeyen davacı, açtığı bu dava ile, protokol hükmünü yerine getirmeyen davalıdan, ödediği kendi banka borçlarının tahsilini talep etmektedir. Protokolde her iki tarafa da karşılıklı edim yüklenmiş, davacının protokol tarihinde 669.377,34-TL olan banka borçlarının, davalı tarafından ödenmesi karşılığında, davacıya ait protokol tarihinde 650.000,00-TL değerinde olan İzmir ili, Çiğli İlçesi, ... Mahallesi, ... parselde kayıtlı dubleks mesken niteliğinde bağımsız bölümün davalıya devri kararlaştırılmıştır. Protokol tarihinde davacıya ait taşınmazın 650.000,00 TL olan değeri ile davacının banka borçları kıyaslandığında, her iki değerin yaklaşık başa baş olmasının yanı sıra, davacının dava konusu banka borçlarının davalı tarafından ödenmesi karşılığı olarak davacıya ait taşınmazın davalıya devri kararlaştırılmakla, anlaşma kapsamında her iki edim yani banka borcu miktarı ile taşınmazın değeri karşılıklı ve eş değerde kabul edilmiştir. Davalı davacıya ait davaya konu banka borçlarını ödeme edimini yerine getirmemiş ise de, davacıya ait taşınmaz davacı tarafından 30.07.2010 tarihinde 3. şahsa satılarak devredilmekle, davacının taşınmazı davalıya devir edimini yerine getirmesinin hukuken ve fiilen imkansız hale geldiği, bu nedenle davacının hukuken korunması gereken bir hakkının bulunmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davanın reddine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ...'ın 21.12.2009 tarihli "protokol" ile müvekkili ...'in ....Şirketindeki tüm hisselerini ...'a devri konusunda anlaştıklarını, anlaşmaya göre davalı ...'ın protokol ekinde belirtilen bankalardaki müvekkiline ait konut kredileri, kredi kartları ve kredili mevduat hesabı borçlarını ödeyeceğini, bunlara ek olarak ortaklık payının devri karşılığında müvekkili ...'e, 10.000 TL'si pay devri sırasında kalan 440.000 TL'si 44 adet 10.000'er TL'lik senetler halinde 450.000 TL ödeyeceğini, davalının protokolde belirtildiği gibi 450.000 TL yi senet vererek ödediğini ancak diğer edimlerini yerine getirmediğini, davalının ifanın imkansızlığını ileri sürmediğini evin değeriyle takas mahsup istediğini, hisse devri sözleşmesine göre müvekkilinin edimi .... Şirketindeki hiselerini davalı ...'a devretmek olup devrederek edimini yerine getirdiğini, dava dayanağı 21.12.2009 tarihli "PROTOKOL" ün 2. maddesine göre "...,halihazırda adına kayıtlı bulunan Sasalı'da kain taşınmazı,iş bu protokol hükümlerinin ... tarafından yerine getirilmesini müteakip,...'a devredecek,bu devir nedeniyle doğacak tüm masraflar ...'a ait olacaktır." Sasalı'da kayıtlı taşınmazın davalı ... tarafından 2008 yılı Şubat ayında satın alındığını, ev satın alınırken kredi almak ihtiyacı doğduğunu,davalı kendi üzerinde fazla kredi göstermek istemediğinden müvekkiline krediyi adına kullanmayı teklif ettiğini ve müvekkilinin kabul etmesi üzerine 22.2.2008 tarihinde müvekkilinin.... Şubesi TR... numaralı hesabına bağlı olarak 01408-BK-000000000019 kredi referans numarasıyla 451.250 TL kredi alındığını, davalı ... ve hakim ortağı olduğu dava dışı ...Şirketi'nin konut kredisi sözleşmesini "müşterek borçlu-müteselsil kefil" olarak imzaladığını, kredinin müvekkili adına alınması nedeniyle taşınmazın tapusunun müvekkili adına çıktığını ancak taşınmazın Mahkemenin kabul ettiği gibi müvekkiline ait olmadığını, protokol maddesinin müvekkilinin yerine getirmesi gereken bir edim değil, davacı müvekkili ile davalı arasındaki başka bir anlaşma gereği (inançlı işlem) "müvekkilince davalıya devredilecek bir taşınmazın" devrini davalının protokolle kararlaştırılan edimlerinin yerine getirilmesinin teminatı olarak edimlerin ifası koşuluna bağlanması olduğunu, mahkemenin kabulü gibi taşınmazın devri bir edim olduğu takdirde davalının ödemesi kararlaştırılan borçlardan taşınmazın değeri indirilerek kalan borç ödenmesi gereken borç olarak kararlaştırılması gerektiğini, davalının takas mahsup talebine ve taşınmaz devrinin alacakların teminatı olmasına göre ifa imkansızlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının iki taraflı sözleşmede birlikte ifa ilkesi gereği takas mahsup talebinde bulunduğunu, edimlerini yerine getirmeyen davalının alacağı muaccel olmadığından takas mahsup talep etme hakkı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek koşuluyla,müvekkilinin üzerine kayıtlı taşınmazı saklama ödevi bulunduğu kabul edilse bile davalı taşınmazın kredi borcunu ödemediğini, müvekkilininin 16.000 TL kredi taksitlerini ödeme imkanı olmadığını, müvekkilinin İzmir 20. Noterliği aracılığıyla 9.7.2010 tarih ve 11982 yevmiye numaralı ihtarnameyle davalıya kredi taksitlerini ödeyemeyeceğini,edimlerini yerine getirdiği takdirde taşınmazın devrini yapmaya hazır olduğunu bildirdiğini, ihtarnameye rağmen davalının kredi taksitlerini ödememesi nedeniyle taşınmazı satmak zorunda kaldığını, 30.7.2010 tarihinde 262.807,85 TL kredi borcu taşınmazı satın alan .... tarafından bankaya yatırıldığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, herkesin kusurundan doğan zarara katlanmak zorunda olduğunu, takas mahsup talebi kabul edildiği takdirde davalının taşınmazı için alınan ve müvekkili tarafından ödenen kredi borcu 262.807,85 TL'nin indirilmesi gerektiğini belirterek İzmir Asliye Ticaret mahkemesinin 2023/145 esas ve 2023/405 karar sayılı kararının kaldırılıp "Taşınmaz için alınan kredi,taksit ödemeleri ve kredinin kapatılması" iddialarımızla ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılarak davamızın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine ve icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının aleyhe beyanlarını kabul etmediklerini, davacının iddia ve savunmasını genişletmesine değiştirmesine muvafakatleri olmadığını, davacının 07.08.2023 tarihli istinaf başvurusunun reddini talep ettiklerini, içeriğini kabul etmedikleri 21.12.2009 tarihli "Protokol" ve "21.12.2009 tarihli Protokol'ün Ekidir" başlıklı iki belge dayanağıyla açılan alacak davasında ve istinaf başvurusunda davacının iddia ve savunmasını genişletmesine muvafakatleri bulunmadığını, mahkemenin yerinde olan davanın red kararında, red kararına değil, gerekçeli kararın açıklama kısmındaki bazı hususlar için istinafa başvuru talebinde bulunduklarını, davada Mülga 818 s. BK m. 126/4 (6098 s. TBK m. 147/4) uyarınca 5 yıllık zamanaşımı olduğunu, davacının istinaf başvurusunda Mahkemenin 5 yıl zamanaşımı karar tespitine itiraz etmediğini, davacının 10 yıl iddiasında bulunamayacağını, davacının 07.08.2023 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde "yasada belirtilen prosedür tamamlandıktan sonra" ifadesi, "başka bir anlaşma gereği (inançlı işlem)" ifadesi gibi ifadeleriyle iddia ve savunmanın genişletilmesine değiştirmesine muvafakatleri bulunmadığını, 13.08.2018 tarihli cevap dilekçesi ve 05.10.2018 tarihli ikinci cevap dilekçesini tekrarla iddia edilen "Protokol", noterce tasdik ettirilmediğinden Mahkemece, ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyen bu protokol gereğince talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hukuken yerinde olan reddi kararının gerekçesindeki açıklama kısmını bu yönden istinaf ettiklerini, dava dayanağı olan iki belgeyi kabul etmedikelrini, yine de bir an için kabul edilse bile; 21.12.2009 tarihli "protokol" başlıklı belgenin 2. (ikinci) maddesine göre davacı kendi adına kayıtlı Sasalı'daki taşınmazı müvekkil ...'a devretme borcu altına girdiğini, içeriğini kabul etmedikleri belgelerden "protokol" başlıklı belgenin 2. maddesine göre davacının; Sasalı'daki taşınmazı devretme yükümlülük altına girdiğini, edimini yerine getirmediğini, davacının hem 2. maddede yazılı taşınmazın satış bedelini kendisi tahsil ettiğini, hem de birinci maddedeki borçların ödetilmesini istediğini, bu davranış ile davacının sebepsiz kazanç, haksız menfaat elde etmiş olacağını, bir an için talep edilen ve 21.12.2009 tarihli "protokol"ün birinci maddesindeki alacaklar hesaplanıp, davacı tarafa ödenmesine karar verilecek olursa, "protokol"ün 2. maddesinde yazılan sasalıdaki taşınmazın, davacı tarafça elden çıkarılmış olması dikkate alınarak, işbu davanın karar tarihine en yakın rayiç değeri belirlenerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerekeceğini, böylece karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren tam iki taraflı bu sözleşmede "birlikte ifa kuralı"nın uygulanması gerekeceğini aksi takdirde, davacı tarafın protokol uyarınca alacağını elde etmiş olacağını, kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyerek fazladan haksız kazanç elde etmiş olacağını, edim yükümlüsü davacı, karşı tarafın ediminin ifasını istemekle birlikte, kendi edim yükümlülüğünden kurtulamayacağını, davacının protokolün 2. bendinde yazılı taşınmazın dava karar tarihi itibari ile (keşif ile belirlenecek) rayiç değerinin hesaplattırılarak davacının asıl borç olarak bildirdiği 447.742,12-TL (ve faizleri) için takas ve mahsup konusunda takas mahsup def'inde bulunduklarından yerinde olan davanın reddi kararının gerekçesini bu yönden istinaf ettiklerini, talep etmelerine rağmen yargılama giderleri kalemlerinin gerekçeli kararda davacı aleyhine yer almamasının hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin de davacıya yükletilmesi istediklerini belirterek İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.06.2023 tarihli, 2023/145 esas, 2023/405 karar sayılı ilamıyla davanın reddi kararı hukuka uygun olsa da red gerekçesini istinaf ederek müvekkili lehine kararın gerekçesinin düzeltilmesine, talepleri doğrultusunda düzeltilmiş gerekçesi ile davanın reddi kararının onanmasına, aleyhlerine başvurulan 07.08.2023 tarihli davacının istinaf başvurusunun reddine, davacının icranın geri bırakılması talebinin reddine, davacının eksik harcının kanuni kesin süre içinde tamamlattırılmasına taleplerinin kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, limited şirket hisse devrinden kaynaklanan alacak istemi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Limited şirket hisse devri sözleşmesinin noterde düzenlenmesinin gerekli ise de, bu şekil şartının hisse devrinin eki mahiyetindeki protokol için geçerli olmadığı 21.12.2009 tarihli protokol/sözleşmenin, davalı tarafça inkar edilmediği ve imzaya da itiraz edilmediği dikkate alındığında, yan edimleri içeren protokolün geçerli olup, tarafları arasında alacak- borç doğuran yazılı sözleşme mahiyetinde bulunduğu, bu sözleşmeye bağlı olarak koşullarının oluşması halinde talepte bulunulmasının mümkün olduğundan davalı vekilinin bu hususa değinen İstinaf itirazlarının reddi gerekmiştir(bkz. Yargıtay 11. HD'nin 19/10/2012 tarihli 2011/9123 E., 2012/16660 K. sayılı kararı). Takas ve mahsup, karşılıklı borçların birbirinden düşülerek sona erdirilmesidir. Hukuken geçerli bir işlem olabilmesi için; tarafların birbirine aynı cinsten borçlu olması, alacakların karşılıklı olması, borçların muaccel (ödenebilir) durumda bulunması ve taraflardan birinin bir takas talebinde bulunması gerekir (bkz. Yargıtay 6. HD'nin13/10/2022 tarihli 2021/6133 E., 2022/4742 K. sayılı kararı). Taraflar arasında düzenlenen 21.12.2009 tarihli “PROTOKOL" başlıklı belgenin 1. maddesinde davacının kredi borçlusu olarak göründüğü bankalara olan protokol tarihi itibariyle doğmuş ve doğacak tüm kredi borçlarının davalı ... tarafından kapatılacağının kararlaştırıldığı, 1. maddenin yerine getirilmesi halinde 2. maddede belirtilen davacı ... adına kayıtlı Sasalı'da bulunan taşınmazın ...'a devir edileceği, devir nedeniyle oluşacak tüm masrafların ...’a ait olacağı şeklinde anlaşmaya varılmıştır. Davacı protokol'ün 1. maddesi uyarınca kredi borçlarının davalı tarafından ödenmesi gerekirken kendisi tarafından ödendiğini, ödediği bedelin tahsilini talep etmiş, davalı davacı ... adına kayıtlı Sasalı'da bulunan taşınmazı 3. kişiye devrettiğini davacının edimini yerine getirmediğini taşınmaz bedeli yönünden takas ve mahsup definde bulunduğu mahkemece davacının davacın ödene kredi borcu alacağı ile davalıya devredilmesi gereken taşınmazın rayiç değerinin denk olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece davalının takas mahsup defisini kabul etmiş ise de davalının bu hakkı kullanabilmesi için alacağının muaccel olması gerekir. Davalı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir alacağı olması gerekir (bkz. Yargıtay 5. HD'nin 24.01.2023 tarihli 2022/15773 E., 2023/718 K. sayılı kararı). Protokol kapsamında davalının devredilen taşınmaz rayiç bedelini talep edebilmesi için öncelikle 1. Maddedeki ön şartları yerine getirmesi gerektiği, davalının protokolün 1. maddesindeki şartı yerine getirmediğinden davalının zaman itibarıyla ifası istenebilir alacağı bulunmadığı, takas ve mahsup şartları oluşmamasına karşın mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2023 tarihli 2023/145 Esas ve 2023/405 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; taraflarda alınan istinaf karar harcının talep halinde yatıran taraflara iadesine, 5-İstinaf aşamasında taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2014, K. 2026/1111, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2014-e-2026-1111-k-74e15cf22607