Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/659 E. 2026/862 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/659
- Karar No
- 2026/862
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/659 - Karar No:2026/862 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/659 KARAR NO : 2026/862
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2022/5 E-2023/835 K
DAVACI : VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin yatırım programında yer alan ...Hattının davalı şirketçe tamamlandığını ve hattın kesin kabulünün yapıldığını, hattın yapımı sırasında Orman Kanunu'nun 17/3 ve 18. madde kapsamında belirtilen şekillerde yol yapımı için 97199,52 m2, 101191,68 m2, 190733,14 m2, 29678,58 m2 ve 13990,07 m2 alanında beş adet kesim izni alındığını, kesim izin taahhüt belgesini sunduklarını, taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin İdari Şartnamenin 50. maddesinde "…Teklif fiyatları, şartname ve yönetmeliklere göre işin tamamlanması için geçici olarak açılacak her türlü hizmet yollarında (ormanlık kısımlar dâhil) yapılacak tüm masraflar, harçlar ve vergiler vs." hükmünün yer aldığını, buna göre yüklenici firmanın hat yapımı esnasında yol izin bedellerini Orman Bölge Müdürlüğüne ödemesi gerektiğini, ancak firmaca ödenmesi gereken bu yol izin bedellerinin sunulan dekontlardan da görüleceği üzere sehven Bölge Müdürlüklerince ödenmiş olduğunu, yapılmış ödeme davalıdan yazılı olarak talep edildiğini ancak davalının ödeme yapmadığını, davalı yükleniciye ihale edilen hattın ihale bedeli içinde orman izin bedellerinin de mevcut olduğunu, davalının şartnameyi inceleyerek teklifini sunduğunu, hakediş ödemeleri içinde orman izin bedellerinin de mevcut olduğunu, buna rağmen orman izin bedelleri teşekküllerince ödenmesi karşılığında haksız ödeme yapılmış olduğunu, haksız ödenmiş olan 863.580,23 TL’nin iadesi talep edilmiş ise de; davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu belirterek 863.580,23 TL alacağın ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacının alacak iddiasının zaman aşımına uğramış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 04.12.2013 tarihinde imzalandığını, davacının haksız yapıldığını iddia ettiği ödemelerin 12.09.2014, 07.01.2015, 26.03.2015, 24.04.2015, 01.10.2015, 08.12.2015, 08.02.2016 ve 01.08.2016 tarihlerinde yapıldığı gözetildiğinde davacı alacak iddiasının zaman aşımına uğradığının kabul edilmesi gerektiğini, TBK 147. maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerinin 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunun düzenlenmiş olduğunu, davacının 23.03.2021 tarihinde dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu ve bu görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine 30.04.2021 tarihinde iş bu davayı ikame etmiş olduğunu, açıklanan nedenle taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu somut olayda sözleşmenin imzalandığı ve ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde talep edilmeyen tüm alacakların zaman aşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iktisadi devlet teşekkülü olan davacının en geç ödemelerin yapıldığı tarihte geri isteme hakkı doğduğunun tartışmasız olduğunu, açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğine kanaat ettirilmesi halinde, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının TBK md. 82 gereğince zaman aşımına uğramış olduğundan iş bu defileri gereği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa yönelik olarak da TBK’nın 78. maddesi gereğince, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren davacının, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği, davacı tarafın sehven ödeme yapıldığı yönündeki iddialarına itibar edilmemesi gerektiği, sözleşmeye ilişkin tüm şartları re'sen belirleyen davacının, kendi belirlemiş olduğu bir kuralın hilafına sehven işlem tesis etmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından izin alınan orman alanlarının, müvekkil tarafından fiilen kullanılan alanlardan çok daha fazla olması nedeniyle, orman izin bedellerinin olması gerekenden çok daha yüksek hesaplanmasına davacının kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiği, müvekkil tarafından yapılan incelemeler sonucunda, davacı tarafından izin alındığı bildirilen orman alanlarının çok az bir kısmının işin yapımı sırasında kullanıldığının tespit edildiği, bu nedenle tarafların bir araya gelerek, orman yol izin bedellerine esas olan izin alanlarının ölçümlerinin yapılması gerektiği, davacı tarafından müvekkile gönderilen 02.01.2020 tarihli yazıda, orman izinlerinin alınması sürecinde orman izin bedellerinin taraflarınca hesaplanmadığı, ilgili hesaplamaların Orman Bölge Müdürlükleri tarafından yapıldığı, ayrıca Orman Bölge Müdürlükleri ile yapılan yazışma neticesinde bedellerin geri ödenemeyeceğinin kendilerine bildirildiğinin ifade edildiği, fazla ödenen orman bedellerinin geri ödenemeyeceğine dair yasal dayanak olarak işaret edilen "Orman Kanununun 17/3 ve 18 inci maddelerinin Uygulama Yönetmeliği"nin 12/4. maddesinin yürütmesinin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 25.6.2020 tarihli ve YD İtiraz No: 2020/221 sayılı karar ile durdurulduğu, bu bağlamda, söz konusu talep hakkının mevcut olduğu ve yinelenmesi halinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yürütmeyi durdurma kararı gereği bedelin iadesine karar verilebileceği, bu nedenle dava açmada hukuki yarar bulunmadığı, davacı tarafından ilgili Orman Genel Müdürlüğünden izni alınan orman yollarının genel itibarıyla yarısının işin yapımı sırasında fiilen kullanıldığı, izin alınan kimi arazinin tarla ve mera vasfı taşımakla orman niteliğinde olmadığı ve kimi yolların zaten mevcut olduğunun yerinde gerçekleştirilen incelemeler neticesinde taraflarca birlikte tespit edildiği, hal böyle olunca orman izin bedellerinin hesaplanmasında esas alınamayacak araziler için ödenen bedellerin tahsil edilmesi için dava açılmasının açıkça kötü niyetli bir davranış olduğu, İdari Şartnamenin 50. maddesi gereği yalnızca geçici olarak açılacak yolların masraflarının müvekkil tarafından ödeneceği ifade edildiğinden, ödemelere esas yolların niteliğinin belirlenmesi gerektiği, avans faiz talep edilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin sorumluğunda olmasına rağmen davacı iş sahibi tarafından dava dışı orman idaresine ödendiği iddia edilen orman izin bedeli alacağının davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmenin 8.2.1 maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşmenin eki olduğunun belirtildiği, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin incelenmesinde; "Yükleniciye ait giderler" başlıklı 27 maddesinde aynen; ".....b) işin yerine getirilmesi için, yüklenici tarafından gerekli görülen bütün hizmet yolları (30 uncu maddede açıklanan malzeme ocaklarının değiştirilmesi halinde açılacak yollar bunun dışındadır.) ile bunların üzerindeki geçici köprü ve geçitlerin yapım ve bakım giderleri ile kamuya açık yollarda iş süresince alınması gerekebilecek tedbirlerin giderleri" şeklinde düzenlemeye yer verildiği, dosyada dava konusu ödemelerin tarafların arasındaki ihale konusu işe ait güzergah kapsamındaki orman alanına tekabül edip etmediğinin denetlenmesi için istinabe yazısı yazılarak icra edilen keşif sonrasında orman ve harita mühendisi bilirkişilerden raporlar temin edildiği ve davacının davalıdan talep edebileceği rücu alacağı miktarı yönünden re'sen seçilen konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor temin edildiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; davacı idare ve davalı firmanın projenin tesis edileceği alandaki Orman Bölge Müdürlüğü görev alanında kalan alanları kullanılabilmesi için Orman Bölge Müdürlüğünden izin alınması gerektiğini bildikleri, Orman Bölge Müdürlüğünden alınan izinler projelendirilmiş alanlar baz alınarak ve proje uygulanmaya başlanmadan önce projedeki metrajlar üzerinden fiyatlandırılıp alınıyor olması nedeniyle, projenin tamamlanmasından sonra izin belgesine konu alanlarla ilgili tahakkuk eden tutarın fazla veya eksik olduğu yönünde değerlendirme yapılmasının isabetli olamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmeye konu Enerji İletim Hattı projesi anahtar teslimi proje olduğu, projenin gerçekleştirilmesi aşamasında Orman Bölge Müdürlüğünden alınacak izinler nedeniyle ödenecek ücretler de dâhil bütün giderlerin yüklenici firmaca ödenmesi gerektiği hususunun sözleşme ve sözleşme eki şartnamelerin âmir hükmü olduğu, taraflar arasında sözleşmeye konu E.N. Hattı yaklaşık 266,5 km. uzunluğunda olduğu, bu hat güzergâhı ile ilgili olarak Orman Bölge Müdürlüklerinden (Trabzon ve Erzurum) alınan izne konu alan 432.792,99 m2 olmasına rağmen İspir Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporundaki değerlendirme yaklaşık 29.663,184 m2’lik alanla ilgili düzenlenmiş olması nedeniyle, davacı idare tarafından Trabzon ve Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü hesaplarına 863.580,23 TL ödendiği beyan edilmiş olmakla birlikte, dava dosyasına sunulmuş banka dekontlarının tetkikinden ... 15 Bölge Müdürlüğü’nün, Erzurum ve Trabzon Orman Müdürlüğüne KDV ve Damga Vergisi dâhil toplam 843.026,80 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, davalı firma yükümlülüğünde olan ve davalı tarafından ödenmesi gereken bedellerin, davacı idarece ödenmiş olması nedeniyle söz konusu bedellerin tamamının davalı şirketçe, davacı idareye ödenmesi gerekeceği, ancak davacı İdarenin bu ödemelere ilişkin 843.026,80 TL ile ilgili ödeme belgesini dosyaya ibraz etmiş olması nedeniyle bu tutarı talep edebileceğinin belirtildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu isteme dayanak "H.286 referanslı 380 kV’luk (-266,5 km) 3B 1272 MCM iletkenli İSPİR BAĞIŞTAŞ E.İ. Hattının Teklif Birim Fiyatlı Komple Tesis İşi" davacı kurum tarafından yapılan ihale sonucunda davalı yüklenici Şirkete ihale edildiği, sözleşme hükümleri ile özellikle de konusu işin hattının yapımı nedeni ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin "Yükleniciye ait giderler" başlıklı 27 maddesinde yer verilen; ".....b) işin yerine getirilmesi için, yüklenici tarafından gerekli görülen bütün hizmet yolları (30 uncu maddede açıklanan malzeme ocaklarının değiştirilmesi halinde açılacak yollar bunun dışındadır.) ile bunların üzerindeki geçici köprü ve geçitlerin yapım ve bakım giderleri ile kamuya açık yollarda iş süresince alınması gerekebilecek tedbirlerin giderlerinin" davalı yüklenicinin taahhüt ve sorumluluğu kapsamında olduğu, bu durumda davacı iş sahibi idarenin sözleşme konusu iş güzergahında yer alan ormanlık alan nedeni ile dosyada mevcut kesin izin taahhüt senedine istinaden dava dışı orman idaresine ödediği sabit olan orman izin bedellerinim mahkemece de denetime elverişli görülmekle benimsenen bilirkişi heyeti raporunda tespit edilen 843.026,80 TL ile sınırlı olarak davalı yükleniciden rücuen talep etmekte haklı olduğu, fazlaya ilişkin istemin haklılığı kanıtlanamadığından, reddi gerektiği, dava konusu alacağın ödenmesi talepli olarak davacı kurumun 15. Bölge Müdürlüğü (Erzurum) tarafından davalı yüklenici Şirkete yazılan 02.01.2020 tarihli yazının davalı Şirkete tebliğ belgesi dosyamıza sunulmadığından , yazının davalı şirkete hangi tarihte tebliğ edildiği tespit edilemediğinden, 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi gereğince davalının temerrüdünün dava tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerçekleştiği kanaatine varılmakla; açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 843.026,80 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, TBK’nın 147. maddesi uyarınca eser sözleşmelerinde zamanaşımının 5 sene olduğu, sözleşmenin 04.12.2013 tarihinde imzalandığı ve davacı tarafından haksız yere yapıldığı iddia edilen ödemelerin tarihlerinin 12.09.2014, 07.01.2015, 26.03.2015, 24.04.2015, 01.10.2015, 08.12.2015, 08.02.2016 ve 01.08.2016 olduğu gözetildiğinde 5 yıllık zamanaşımının geçtiği, zaman aşımı itirazları göz önüne almadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, öte yandan, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu sabit olmakla birlikte, alacak isteminin eser sözleşmesine dayanmadığının kabul edilmesi halinde de, alacağın zaman aşımına uğradığının kabul edilmesi gerektiği, davacı talebinin dayanağının eser sözleşmesi olmadığı, bir başka anlatımla davanın sözleşmenin ifasına ilişkin talep hakkından doğmadığının kabul edilmesi halinde, uyuşmazlığın çözümünde sebepsiz zenginleşme hükümlerine de başvurulabileceği, TBK'nın 89/1. maddesi "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ... geçmesiyle zamanaşımına uğrar." Hükmünün bulunduğu, tüm sözleşme ve şartnameleri hazırlayıp sözleşme konusu işin ihalesini gerçekleştiren iktisadi devlet teşekkülü olan davacı açısından, en geç ödemelerin yapıldığı tarihte geri isteme hakkının doğduğu, kararın zaman aşımı itirazı gözetilerek kaldırılması gerektiği, gerçekleştirilen keşfe itiraz edilmesine ve keşfin açıkça hatalı olmasına rağmen yeniden keşif yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkemenin ara kararınca tanıklarının keşif mahallinde dinlenilmesine karar verildiği ama tanıklarının sunulmasına ve onlara tebligat çıkarılmasına bile gerek duyulmadan istinabe mahkemesinin keşif yaptığı, bu hususun tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğu, mahkemenin ara kararındaki gibi taraflarının bildireceği tanıkların bulunmadığı bir keşfin hukuka tamamen aykırı olup bu keşfe dayanan bilirkişi raporları ve gerekçeli kararın da hukuka aykırı olacağı, mahkeme tarafından hangi yolların orman arazisinin içine girdiğinin ve hangi ödemelerin mükerrer ödeme olduğunun tespitinden hukuka aykırı bir şekilde vazgeçilmesi ve gerekçeli kararın bu şekilde eksik hazırlanmasının hukuka aykırı olduğu, keşif sonrası tanzim edilmiş 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda hattın sadece 10 km'lik bölümünü kapsayan alan hakkında yani, dava konusu yapılan (izin bedeli ödendiği iddia edilen) 432.792,99 m2 toplam alanın yalnızca 29.678,58 m2'lik kısmı hakkında rapor hazırlanabilmesine rağmen bilirkişi raporunun hat irtifak alanından geçen (mükerrer) alanı 10912.810 m² ve orman alanları dışındaki alanı ise 12527.557 m² olarak hesaplamış olup tazminata konu edilebilecek alanın ise sadece 6222.817 m² olarak tespitini yaptığı, yani; toplam 29.663,18 m2'lik inceleme konusu alanın yalnızca 6.222,81 m2'si yani yaklaşık %21'i tazminata konu edilebilecek nitelikte olduğunun tespit edildiği, mahkemenin bilirkişi raporlarında haklılığımızı tasdikleyen tespitlerde bulunmuş olmasına rağmen mahkemenin keşif incelemesinden vazgeçmesi ve hangi alanların orman arazisi içinde kaldığı, hangi alanların ise orman arazisinin içinde kalmadığı tespitinin eksik kaldığı, bu eksik inceleme ile 267 km'lik bir hattın 10km'sinde bile %21'i tazminata konu edilebilecek nitelikte olduğunun tespit edildiği, mahkeme kararının ayrıntılı ve hukuka uygun olarak tahsis edilebilmesi için; mükerrer alanların yani, daha önce enerji iletim hattının geçtiği güzergahta yer alan orman arazisi için Orman Müdürlüğü'ne zaten ödeme yapıldığı halde, daha sonra ... tarafından aynı yerdeki yol kullanımları için sehven mükerrer ödeme yapılan alanların ve orman dışı alanların, yani... tarafından Orman Müdürlüğü'ne orman izni için sehven ödeme yapılmış olmasına rağmen, gerçekte Orman İdaresine ait olmayan alanların keşif icra edilmek suretiyle veyahut usul ekonomisi gözetilerek, 267 km'lik enerji iletim hattının ve dava konusu 432.792,99 m2'lik toplam alanın tamamı için harita, plan ve diğer belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle ayrıntılı ve hattın tamamını kapsayan alanlara ait düzenlenecek objektif bilirkişi raporlarına dayanarak karar kurulması gerektiği,kabul anlamına gelmemekle birlikte, kararda bahsedilmiş olan idari şartnamenin 50. maddesi gereği yalnızca geçici olarak açılacak yolların masraflarının müvekkil şirket tarafından ödeneceği ifade edilmesine rağmen, ödemelere esas yolların niteliği belirlenmeden karar kurulduğu, mahkeme tarafından, sehven yapıldığı öne sürülen ödemelerle ilgili olan yolların geçici mahiyette olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, geçici olarak açılacak yol olmadığı sonucuna ulaşmış olduğu kısımlar için ise, davacının talep etmiş olduğu sadece geçici yol masraflarının müvekkil şirketten tahsilini içeren talebine bağlı kalarak geçici olmayan yol ödemesini içeren kısımlarının reddine karar verilmesi gerektiği, mahkemenin gerekçeli kararında geçici veyahut kalıcı yol ayrımına gidilmemiş olup, davacının yazılı talebi ile bile bağlı kalmadan tüm yol masraflarının ödeme yükümlülüğünü müvekkil şirket üzerinde bırakacak şekilde hukuka aykırı karar verildiği, ana statüsüne göre iktisadi devlet teşekkülü olan davacının tacir sıfatı taşımaması ve orman yol izin bedeli kaynaklı işbu davanın ticari niteliğinin bulunmaması nedeniyle ticari avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemece taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı iş sahibinin davalının sözleşme gereği yükümlülüğünde olan yaptığı ödemelerin tahsili yönünde hüküm kurulduğunun ve geçici kabulün 25.11.2026 tarihinde yapılmış olmasına göre dava tarihinde zamanşımının dolmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 57.587,16 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL ve 14.396,79 TL olmak üzere toplam 14.666,64'TL harcın mahsubu ile bakiye 42.920,52 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır