İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1469 E. 2026/632 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1469
Karar No
2026/632
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1469 Esas KARAR NO : 2026/632

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 25/05/2026 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalanan...'a ait ... plakalı aracın, 27.10.2025 tarihinde ... idaresindeki ... plakalı araçla karıştığı trafik kazasında, müvekkili şirket sigortalısının %100 kusurlu olduğu düşüncesiyle davalı ... vekili ...'ye 10.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, ancak Sigorta Tahkim Komisyonu'nun nezdindeki ... E. sayılı dosyada alınan 28.01.2026 tarihli bilirkişi raporu ile gerçek değer kaybının 5.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu doğrultuda müvekkili şirket tarafından davalıya 5.000,00 TL tutarında fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, iade talebine yanıt alınamaması üzerine ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 5.000,00 TL asıl alacak ve 207,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.207,12 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe, borca ve faize haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının icra takibine yönelik haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Sigorta Şirketi tarafından 01.04.2026 tarihinde ... 19. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasıyla takip başlatıldığını, takibe 07.04.2026 tarihinde itiraz edildiğini, 27.10.2025 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen kazada davacı sigortalısının yüzde yüz kusurlu bulunduğunu, kazadan sonra 13.11.2025 tarihinde davacı sigorta şirketine değer kaybı talebiyle başvurulduğunu, cevap alınamayınca 29.11.2025 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, süreç devam ederken 03.12.2025 tarihinde davacı sigorta şirketi tarafından 10.000 TL değer kaybı ödemesinin bilirkişi raporu beklenmeden tamamen kendi isteğiyle yapıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ... E. sayılı dosyasında alınan 5.000 TL tutarındaki bilirkişi raporuna karşın sigorta şirketinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ödemeyi talep ettiğini, basiretli tacir olan sigorta şirketinin poliçeye dayalı hatalı ödemesinin lütuf ödemesi (ex gratia) kabul edilmesi gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin bunu borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat edemediğini, Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere sigorta şirketinin yargılama aşamasında kendi isteğiyle yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetleri denetlenmiş olup taraflarca bildirilen deliller toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacı sigorta şirketi tarafından davalıya yapıldığı iddia edilen fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı, takip ve dava tarihi itibariyle davacının davalından alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise tutarı, faiz başlangıç tarihi, nihayetinde davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının ne olduğu ile icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı tespit edildi. TBK'nın 77. maddesinde; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur” düzenlemesi yapılmış, 78. maddesinde ise, "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir. Dava, davacı zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketi tarafından davalıya ödenen değer kaybı tazminatının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı istemine ilişkindir. TBK'nın 78. maddesi uyarınca borçlu olmadığı edimi kendi isteği ile yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmesi halinde isteyebilecektir. Sigorta şirketleri, 2918 sayılı KTK'nın 98 ve 99. maddeleri uyarınca kaza ile ilgili belgelerle (kaza tesbit tutanağı, nüfus kayıtları, hasara ilişkin belgeler, ekspertiz raporu gibi belgelerle) kendilerine müracaat edildiğinde, gerekli incelemeleri yaptırıp, kusur durumu ve zararı tespit ettikten sonra zarar görene ödeme yapmaktadır. Davacı sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup, kendisi tarafından düzenlenmiş olan poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken basiretli bir tacir gibi davranmak durumundadır. Davalı sigorta şirketi tacir olup basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. TTK’nın 18. maddesinde “(1)Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. (2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. (4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır.” düzenlemesi yapılmış tacirin basiretli, öngörülü olmak, imzaladığı sözleşme hükümlerinin sonuçlarını imza anında bilmek ve sonuçlarına katlanmak zorundadır. Burada getirilen özen yükümlülüğü, işlemi yapan tacirin kişisel özellikleri ile ilgili olmayıp objektif bir özen yükümlülüğüdür. Buna göre, aynı ticari alanda faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özenin gösterilmesi gerekmektedir. Anılan yükümlülük kapsamında tacirlerin, ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde düşüncesizliği ya da deneyimsizliği söz konusu olmayacaktır. TMK’nın 3. maddesinde “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.”düzenlemesine göre iyi niyetin varlığı için kişideki mevcut bilgisizlik, mazur görülebilir nitelikte olmalıdır. Bilgisizliğin mazur görülebilirliği ise, TMK’nın 3/2. maddesi gereğince, kişinin icabı hale göre kendisinden beklenen özeni sarfetmesi halinde olur. Örneğin bir hakkı iktisap etmek isteyen kimse, o hakkın doğumuna engel bir durumun varlığı veya hakkın sonuçlarını meydana getirmesi için aranan bir unsurun yokluğu konusunda araştırma yapmak; olayın özelliklerinin gerektirdiği özeni göstermek zorundadır. Kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak TMK’nın 3. maddesinde de açıklandığı üzere, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Dava konusu olayda davacı anonim şirket olup, tacir olduğu tartışmasızdır. Davacı, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Davacı sigorta şirketi bu şekilde davranmamış ve iradi olarak davalıya ödemede bulunmuştur. Sigorta şirketinin, kendi düzenlemiş olduğu poliçeye dayalı olarak yaptığı ödemeyi "kendisini borçlu sanarak" yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün olmadığı gibi gerçek zarardan fazla ödeme yaptığı iddiası ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanması da mümkün değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. ... sayılı kararı; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. ... sayılı kararı; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. ... sayılı kararı; İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesi'nin E. ..., K.... sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle açılan davanın reddi ile davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 5.207,12-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 6.000,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri dava tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip e-imzalı

Hakim e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1469, K. 2026/632, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1469-e-2026-632-k-fcad5b367843