İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/234 E. 2026/578 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/234
Karar No
2026/578
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/234 Esas KARAR NO : 2026/578

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/03/2026 KARAR TARİHİ : 09/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından 29.02.2024 tarihinde, ... ... Müdürlüğü hizmet alanı içinde bulunan "... Mahallesi, 441. Sokak, No:... .../..." adresinde yürütülen kazı çalışması esnasında idareye ait içme suyu hatlarına hasar verildiğinin tespit edildiğini; söz konusu hasar için idare elemanlarınca hasar mahallinde inceleme ve hasar tespiti yapılarak dava konusu hasar bedelinin faturalandırıldığını; davalıya 19.04.2024 tarih ve ... sayılı yazı ile bildirimde bulunulmasına rağmen hasar bedelinin ödenmediğini; idarenin ... müracaat numaralı hesap kartı gereği 4.126,03 TL asıl alacak ile 4.244,53 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 8.370,56 TL borcun bulunduğunu; dava şartı zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin 22.12.2025 tarihinde "anlaşmama" ile sonuçlandığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.370,56 TL hasar bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını; dava konusu tarih ve adreste müvekkil şirket tarafından herhangi bir çalışma gerçekleştirilmediğini, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini; zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının ispat yükünün davacıda olduğunu; hasar tespit tutanağının müvekkil şirketin iştiraki olmaksızın tek taraflı düzenlendiğinden delil vasfı taşımadığını; talep edilen bedelin fahiş olduğunu, gerçek zararın tespiti gerektiğini; hasar gören malzemenin yaşı, eskimesi ve amortismanı ile hurda değerinin dikkate alınması ve indirilmesi gerektiğini; idarenin kendi personeline ve araçlarına ödediği ücret, yakıt ve genel idare giderlerinin zarar kapsamına dâhil edilemeyeceğini; faize ve faiz oranına da itiraz ettiklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: ... Belediyesi Başkanlığı ve ... ... Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak, 29/02/2024 tarihinde dava konusu, ... Mahallesi, 441.Sokak, No:27 .../ İSTANBUL adresinde, Mahkememiz davalısı ... ... ... ... ŞİRKETİ'nin kazı çalışması yapıp yapmadığının ve kazı ruhsatı bulunup bulunmadığının araştırılarak, Mahkememizin 2026/234 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 13.07.2026 tarihinde Makine Mühendisi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, davalının kazı çalışmaları sırasında davacının sorumluluğundaki alt yapıya zarar vermesi sebebiyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Dava hukukî niteliği itibariyle haksız fiile dayanmaktadır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır. Davacı kurum tarafından ibraz edilen 29/02/2024 tarihli saha tespit tutanağı uyarınca davalının içme suyu hattına zarar verdiği anlaşılmıştır. Davacı kurumun kamu kurumu niteliği bulunması gözetilerek tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge olduğu gözetilerek uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple her ne kadar belediyeden gelen kazı ruhsatına ilişkin tarihler ile davacının öne sürdüğü tarihler uyuşmasa da, yapılan kazı çalışmasının davalının faaliyet alanı içinde olması ve belediyeden izin alınmadan da yapılabileceği gözetilerek davacının resmî belge niteliğindeki tespit tutanağına üstünlük tanınmıştır. Davacının ibraz ettiği hesaplama kartlarına göre 4.126,03 TL zararın oluştuğu, son ödeme günü olarak 16/04/2024’ün belirlendiği ve 4.244,53 TL gecikme faizi talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce alanında uzman bilirkişiden alınan rapor uyarınca 4.126,03 TL’lik zararın kadri maruf olduğu tespit edilmiştir. Faiz alacağı talebine yönelik davacının statüsü ve işin niteliği gereği adi yasal faiz talep edebileceği, dava dilekçesinde faize faiz işletilmesi talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, asıl alacak olan 4.126,03 TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK md. 320 hükmü “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” şeklindedir. Yargıtay 3. HD’nin 2022/7984 Esas ve 2023/1968 Karar sayılı ilamında “Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Mahkemece, tensip zaptı düzenlenerek, taraflara delillerini bildirmeleri yönünde ara kararı alındığı ve davanın taraflarına anılan bu tutanağın tebliğ edildiği, dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine eklediği deliller ile ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplandığı ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda taraflar duruşmaya davet edilmeden nihai kararın verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, taraflarca bildirilen delillerin toplandığı, bu deliller ile dava ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirilerek 6100 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olduğu, diğer bir anlatımla duruşma açılmadan karar verilmiş olmakla hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar vererek, tarafların delillerinin tam olarak toplandığı ve tarafların beyanları ile birlikte bunların değerlendirildiği yargılamalarda, sırf dosya üzerinden yargılama yapılmasının hukukî dinlenilme hakkını ihlal etmediğini vurgulamıştır. HMK md. 320’nin gerekçesinde de belirtildiği üzere basit yargılama usulü, daha hızlı sonuçlandırılması gereken ve daha kısa ve kolay inceleme yapılabilecek dava ve işler için öngörülen, yazılı yargılama usulüne göre daha kısa, daha basit ve daha hızlı bir yargılama usulüdür. Mahkememizce yargıda hedef süre ile makul süre sebebiyle adil yargılanma hakkı gözetilerek dosya üzerinden karar verilmesi yoluna gidilmiştir. Dava ve cevap dilekçesinde öne sürülen deliller toplanmış, aşamalarda taraflara beyan dilekçesi sunmaları için süre verilmiş ve gerekli ihtarlar yapılmış, iddia ve savunmalar bu çerçevede değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, açıklanan şekilde dosya üzerinden ve basit usulde yapılan yargılama sonucu aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 5.612,42 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak olan 4.126,03 TL’ye dava tarihinden itibaren adi yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasıne yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvuru harcı, 732,00 TL peşin/nisbi harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 202,90 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.666,90 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 6.481,61 TLnin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne (13/2) göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 5.612,42-TL vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 2.758,14-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 1.515,72 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3.084,28 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09.09.2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/234, K. 2026/578, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-234-e-2026-578-k-aa1369e0a8be