İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/671 E. 2026/627 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/671
- Karar No
- 2026/627
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/671 Esas KARAR NO : 2026/627
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/07/2022 KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic. A.Ş. bünyesinde çalışırken şirket yetkilisi ... tarafından iş akdinin haksız feshedildiğini, bu süreçte müvekkiline hakaret edilerek cebir ve baskı yoluyla istifa dilekçesi imzalatıldığını ve boş senet alındığını, müvekkilinin ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile şikayetçi olduğunu, şüphelinin senedi inkar ettiğini, .... 31. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açılan işçilik alacakları davasının ...Karar numarası ile kabul edildiğini, işveren şirketin istinaf talebinin 30.05.2022 tarihinde reddedildiğini, bu gelişme üzerine cebren alınan boş senedin üçüncü kişi konumundaki davalı ... üzerinden işleme konulduğunu, davalı vekili ile ...'in vekilinin aynı kişi olmasının tarafların birlikte hareket ettiğini gösterdiğini, müvekkilinin davalıyı tanımadığını ve aralarında hiçbir ticari veya borç ilişkisi bulunmadığını, maaşına konulan ihtiyati haciz ile durumdan haberdar olduğunu, davalı ve ..hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyası ile yağma ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla şikayette bulunulduğunu belirterek, zorla alınan senede dayalı icra takibinin iptalini ve yargılama sonuna kadar ivedi olarak tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki davayı mesnetsiz ve ispata muhtaç gerçeğe aykırı iddialarla müvekkili zarara uğratma kastıyla açtığını, davacının senette yer alan imzanın kendisine ait olduğunu dava dilekçesinde ikrar ettiğini, borçlu olan davacının müvekkili ile ilgisi olmayan iddiaları borcundan kurtulmak amacıyla haksız şekilde ileri sürdüğünü, davanın kambiyo senedinden kaynaklı bir para borcunun ödenmemesine ilişkin olması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu, davacının bu dava şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, imzası ikrar edilen senedin aksinin ispatı için yazılı belge sunulması veya senet metninden anlaşılan itirazların ileri sürülmesi gerektiğini, borçtan kurtulmaya yönelik açılan davanın reddinin zorunlu olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iş akdinin sonlandırılması sırasında senet imzalatıldığı iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, davacının işvereniyle yaşadığı iddia edilen olayların müvekkilini ilgilendirmediğini, davacının kötü niyetli olarak borçtan kaçmaya ve müvekkilini mağdur etmeye çalıştığını, icra takibinin tedbiren durdurulması talebinin reddedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle kötü niyetli olarak açılan davanın esastan reddi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi vasfındaki bononun cebir ve baskı altında açığa imza suretiyle alındığı iddiasına dayalı, İİK m.72 uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; taraflar arasındaiş akdinin feshi sırasında davacıya hakaret baskı ve cebir ile boş senet imzalatılıp imzalatılmadığı, bu nedenle davacının ... 11. İcra Müdürlüğünn ...Esas Sayılı dosyadaki senet nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edildi. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... ve ... numaralı soruşturma dosyaları dosyamız arasına celp edilmiştir. Talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenilen ... ifadesinde; davacı ... ile 2019-2020 yılları arasında beraber çalışmıştık , daha sonra ... işten ayrıldı iş yeri ... başka yerlerde çalışmaması için boş senet imzalattırdığını duydum akabinde ... ...' in şiddetine maruz kaldı bunu bizzat gözümle görmedim ancak gören arkadaşlar vardı bunu arkadaşlardan duydum , daha sonra zorla almış olduğu boş senedi icraya koyduğunu duydum bilgim ve görgüm bundan ibarettir dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 21/12/2022 tarihli celsesinde dinlenilen tanık ... ifadesinde, "Ben davacı ile aynı iş yerinde çalışıyordum, davacı işi bırakmak istediğini 1 ay önce söylemişti, o gün biz girdiğimizde ofislerinde ortasında bulunan kısımda ... Hanım, ... Hanım (muhasebeci) ... Bey (Genel Müdür) ... Bey (Patron) bulunmaktaydı, ben yanlarına gittiğimde ... Hanım ağlıyordu, nedenini sorduğumda işten ayrıldığını ancak şirketin müşterilerine girmemem için boş senet imzalattırıldığını, buna kendisinin zorunlu tutulduğunu söyledi, ... Hanım Pazarlamacı olarak görev yapmaktaydı, ben şiddet görüp görmediğini bilmiyorum, ben gittiğim esnada ağlıyordu, senedi imzalarken de yanında değildim, "benim müşterime girmediğin sürece sıkıntı yok, senedin bende baki" şeklinde ... Bey ... Hanıma beyanda bulundu dedi. Davacı vekilinin beyanı ile soruldu: Ben de bu şirketten ayrıldım, ancak senet imzalamadım, benden sonraki süreçte Kemal isminde bir arkadaşımız ile ...'a benzer şekilde işten ayrılırken bu şekilde senet imzalattırıldığını duydum dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 22/02/2023 tarihli celsesinde dinlenilen tanık ... ifadesinde, "Ben davalının arkadaşıyım, davacıyı tanımıyorum, bana sormuş olduğunuz boş senedin cebir ve baskı altında imzalattırıldığını şahit olmadım, ben davalının iş yerine haftada 1 kez uğrarım, bana bir keresinde elinde senet olduğunu, parasını kaptırdığını söyledi, kime nasıl parasını kaptırdığını açıklamadı, aralarında bir ticari ilişki olup olmadığını bilmiyorum dedi. Davalı vekilinin talebi ile soruldu: ... Belediyede çalışmaktadır, Bitcoin olayları nedeniyle parasını kaptırdığını, karşılığında senet aldığını, senedi ne yapabileceğini bize sordu dedi.... isimli kişiyi ise tanımıyorum dedi. Davacı vekilinin talebi ile soruldu: senedin miktarını 100 - 150.000 TL civarında olduğunu söylemiştir, geçmiş zaman çok iyi hatırlamıyorum dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372) Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı olarak aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Davacı tarafından dava konusu bononun cebir ve baskı ile alındığı iddia edilmiştir. Davacı tarafından bonoyu zorla aldığı iddia edilen dava dışı ... ve davalı ... hakkında davacı tarafından yapılan şikayet üzerine açılan soruşturma dosyaları, dosyamız arasına celp edilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma dosyasının incelenmesinde; şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, yapılan itiraz üzerine ... 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ...Değişik İş sayılı dosyasından soruşturmanın genişletilmesine karar verildiği, akabinde söz konusu soruşturma dosyasının ... numarasına kaydının yapıldığı, yapılan yeni soruşturma neticesinde de savcılık tarafından yeniden takipsizlik kararı verildi, söz konusu karara yapılan itirazın ... 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasından reddine karar verildiği, böylece takipsizlik kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Yine dosyamız arasına celp edilen ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinde dava dışı ... hakkında tehdit ve hakaret suçundan yürütülen soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. Davacı tarafından bildirilen tanıklar mahkememizce ve talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenilmiştir. Tanık beyanlarının görgüye dayalı olmaması nedeniyle mahkememizce tanık beyanlarının, davacı iddialarının ispatı bakımından yeterli olmadığı kabul edilmiştir. Dosya kapsamında dava konusu bononun cebir ve baskı altında alındığı hususunun ispat edilemediği mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının bir diğer iddiası ise bononun boş olarak imzalandığı yönündedir. Türk Ticaret Kanunu'na göre açık (eksik) bono düzenlenmesi mümkündür. Belge, icra takibine veya hukuki işleme konulmadan önce aradaki anlaşmaya uygun olarak doldurulursa geçerli bir bono sayılır. Eğer senedi alan kişi, aradaki sözleşmeye veya anlaşmaya aykırı olarak belgeyi doldurursa, bu durum Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması suçunu oluşturur. Söz konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerekmekte olup davacı tarafça bu iddiasını da ispata yarar herhangi bir delil dosyaya ibraz edilememiştir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın reddi ile mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının verilmediği anlaşılmakla davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Davalının İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminat talebinin mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.121,79-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde yatırana İADESİNE, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı