Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/430 E. 2026/1577 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/430
- Karar No
- 2026/1577
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/430 - 2026/1577 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/430 KARAR NO : 2026/1577
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2024 NUMARASI : 2023/110 Esas - 2024/211 Karar
DAVACI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ- ... Kağıthane/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ... - İzmit/KOCAELİ DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ - ... Adapazarı/SAKARYA VEKİLİ : Av. ... - ... - Serdivan/SAKARYA İHBAR OLUNAN : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ... Ümraniye/İSTANBUL
DAVA TÜRÜ : Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 25/02/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 02/10/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/16939 Esas sayılı dosyasıyla voltaj dalgalanması nedeniyle sigortalısının uğradığı zararın hasar bedeli olarak sigortalısına ödediği bedeli davalıdan talep ettiği, davalının icra takibine itiraz ettiği, davacının icra takibine yapılan itirazın iptalini, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Hukuki dayanaktan yoksun olarak taraflarına yöneltilmiş olan iş bu haksız davanın esastan reddini, davanın ...Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbarına ve de takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza ile hasar arasındaki illiyet bağı yerel mahkeme tarafından yeterince araştırılmadığını, delillerin tamamı toplanmadığını, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporunda varsayımlara dayalı değerlendirmeler yapılmış olup rapor denetime elverişli olmadığını, yerel mahkeme davalı şirketten gelen cevaba göre hüküm kurmuş araştırmayı derinleştirmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2024 Tarih - 2023/110 Esas - 2024/211 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalısına, voltaj dalgalanması nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin ödendiğini, ödenen bedelin rücuen davalıdan tahsili amacıyla Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/16939 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek takibin durdurduğu ileri sürülerek icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının haksız itirazı nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise özetle; davacı tarafından ileri sürülen alacağın hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu, kendilerine yöneltilen talebin haksız bulunduğunu belirterek davanın reddini savunduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı sigorta şirketinin sigortalısına voltaj dalgalanması nedeniyle meydana gelen hasar bedelini ödemesi üzerine ödediği bedeli davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlattığı Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/ 16939 Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının davalıdan alacak talep edip edemeyeceği ve bu kapsamda itirazın iptali ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK.'nun 1472. maddesinde, sigortacının ödediği tazminat miktarınca hukuken sigorta ettiren yerine geçeceği düzenlenmiştir. Dava, temelinde haksız eyleme dayanmakta; davacı, davalıyı hasım göstererek zararının tazminini istemektedir. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Yasası'nın 1. maddesine göre bu Yasanın amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre bu yasa; elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan satışı, perakende satışı, perakende satış hizmeti, ithalat ve ihracatı ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerinin Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’nun kurulması ile çalışma usul ve esaslarını ve elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını özelleştirilmesinde izlenecek usulü kapsar.4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Yasası'nın 1. maddesine göre bu Yasa'nın amacı ise, organize sanayi bölgelerinin kuruluş, yapım ve işletilmesi esaslarını düzenler. Aynı kanunun 2.maddesine göre bu yasa organize sanayi bölgelerinin ve üst kuruluşlarının oluşumunu, organlarını, işleyişini, yönetim ve denetimini düzenleyen hükümler ile bunlarla ilgili kişi ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen hükümleri kapsar. Bu düzenlemelere göre 4628 sayılı Elektrik Piyasası Yasası elektrik üretimi, dağıtımı ve satışını devlet tekelinden alarak, özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilere verilmesini düzenleyen tüm yurt genelinde uygulanan, genel hükümleri içeren bir kanundur. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Yasası ise, sadece Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içindeki gerçek ve tüzel kişiler yönünden düzenleme getirmekte olup özel bir kanundur. OSB’de yer alan kuruluşlar, OSB Yasası’nın 20.maddesine göre, alt yapı ihtiyaçlarını OSB’nin tesislerinden karşılamak zorundadırlar. OSB’nin izni olmaksızın alt yapı ihtiyaçları başka yerden karşılanamaz ve bu amaçla münferiden tesis kurulamaz. Davalı Denizli OSB, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımı görevini anılan yasal düzenleme gereğince yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalının sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Bu sorumluluk türü tehlike sorumluluğu olarak da isimlendirilmekte olup, sorumluluk türlerinin en ağırını oluşturur. Burada tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). Şayet zarar görenin davranışı zararın oluşmasına veya artmasına neden olmuş ise zarar görenin bölüşük kusuru oranında tazminattan indirim yapılabilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/6240 esas 2014/10031 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; ilk derece mahkemesince dosya arasına 09/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda elektrik piyasası, bağlantı ve sistem kullanım yönetmeliğinin 15. maddesi uyarınca dağıtım sistemine bağlı tüketiciler bakımından bağlantı noktasından kullanım yerine kadar olan tesis ve teçhizatın tüketicinin mülkiyetinde bulunduğu, bağlantı noktasından itibaren hattın geri kalan kısmının ise dağıtım tesisi niteliğinde olduğunun belirtildiği, dava konusu hasarın nedeninin tespiti bakımından olayın meydana geldiği anda ve sonrasında olay mahallindeki dağıtım hattıyla aynı hattan beslenen diğer kullanıcıların durumlarının ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacı sigortalının enerji kesintisi ve voltaj dalgalanması yaşadığını bildirmesi üzerine davalı dağıtım şirketi yetkililerince olayın hemen sonrasında olay yerinde inceleme yapıldığı ve arızanın trafoda kuş çarpması nedeniyle meydana geldiğinin tespit edildiği, bu hususun davalı dağıtım şirketi yetkilileriyle davacı sigortalısının yetkililerince imzalanan tutanakla kayıt altına alındığı anlaşılmıştır. Öte yandan aynı dağıtım hattından beslenen ve diğer kullanıcıların söz konusu olaydan etkilenmemiş olması dikkate alındığında hasarın davalı dağıtım şirketinin sorumluluk alanında bulunan dağıtım tesisinden kaynaklandığının davacı tarafça kesin ve yeterli delillerle ortaya konulamadığı, aksine hasarın davacı sigortalısının sorumluluğunda bulunan tesis ve tesisattan kaynaklanmış olabileceği ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Nitekim bilirkişi heyetince de dava konusu olayın davacı sigortalının sorumluluk alanında bulunan trafoda meydana geldiği ve bu dönemde davalı dağıtım şirketine yüklenebilecek bir kusur veya sorumluluğunu tespit edilemediği bildirilmiştir. Davalı şirketin 20/06/2023 tarihli cevabi yazısında da olay günü meydana gelen arızanın davacı sigortalısı .... Eğitim Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.'nin sorumluluğunda bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Bunun yanında davacı sigortalısı olan şirkette idari amiri olarak görev yaptığını beyan eden tanığın, söz konusu trafonun okul sınırları içerisinde kaldığı yönündeki beyanı ile olay sonrasında davalı dağıtım şirketi tarafından düzenlenen ve davacı sigortasının yetkililerince de imzalanan tutanak birlikte değerlendirildiğinde, hasarın davalı dağıtım şirketinin sorumluluğunda bulunan dağıtım tesisinden kaynaklandığı hususunun davacı tarafça ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı sigorta şirketince sigortalısına yapılan ödemenin yangın sigortası genel şartlarına uygun olduğu anlaşılmakta ise de. sigortalıya ödeme yapılmış olması tek başına davalı dağıtım şirketine karşı rücu hakkının doğması için yeterli değildir. Rücu talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle zararın davanın sorumluluk alanında meydana geldiğinin ve davalıya atfı edilebilecek bir kusur veya hukuka aykırı bulunduğunu ispatlanması gerekir. 6100 sayılı kanunun 190. maddesi uyarınca iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf bu vakıayı ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda davacı sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalı dağıtım şirketinin kusurundan veya sorumluluk alanındaki bir arızadan kaynaklandığını ispatlayamamıştır. Aksine hasarın davacı sigortalısının sorumluluğunda bulunan trafoda kaynaklanmış olabileceğini göstermektedir. Bu itibarıyla ilk derece mahkemesince dosya kapsamındaki deliller, olay tutanağı tanık beyanı davalı şirketin yazılı cevabı ve özellikle 09/022024 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek davacının ispat yükünü yerine getiremediği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Gerekçeli karar başlığında; tarafların ve vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*