Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2009 E. 2026/3837 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2009
- Karar No
- 2026/3837
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2025/2009
KARAR NO :2026/3837
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET
TARİHİ:16/01/2025
NUMARASI :2019/568 Esas - 2025/42 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.06.2018 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı ... ile ... yolu üzeri 37. Km Işıklar mahallesinde seyir halinde iken dorsede yüklü bulunan samanın elektrik tellerine çarpması sonucu çıkan yangında ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı ... tamamen kullanılamaz hale gelmiş olduğunu, olay tutanağında elektrik tellerinin sarkma sebebi ile yerden yüksekliğinin 470 cm olduğunu ve yola paralel olduğu, ... üst sınırı ile zemin arasının 320 cm olduğu, her bir saman balya yüksekliğinin 80 cm olduğu, ... üst kenarından 2 saman balyası yüklenmesi sebebiyle 160 cm yüksekliğe saman yüklenmiş olduğu, saman balyaları ile birlikte zemin dahil yüksekliğin 480 em olduğu, hususunun belirtilmiş olduğu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği 46. maddesine göre tellerin yerden yüksekliğinin 6 metre olması gerektiğini, kazadan dolayı maddi ve manevi zararın oluştuğunu, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğunun bulunduğunu, diğer davalı ... A.Ş.'nin ise kasko poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu, bu sebepler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... çekici bedeli için 1.000,00 TL, ... ... bedeli için 1.000,00 TL, her iki aracın çalışımamasından kaynaklı kazanç kaybı için 1.000,00 TL, samanların bedeli için 1.000,00TL olmak üzere şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek bankalar tarafından mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ettiği görülmüştür.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığını bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesini, davanın yetkili mahkemede açılmadığından dolayı yetkisizlik kararı verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından dolayı hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline ihbar dahi yapılmamış olduğunu, ayrıca yangının özel tarımsal sulama şebekesinden geçerken de çıkmış olabileceği, özel tarımsal sulama şebekesi bakımından sahibinin sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından yapılan incelemede iletkenlerin yerden yüksekliğinin 8 metre olduğunu ve sehiminin yeterli olduğu tespitinin yapılmış olduğunu, ayrıca Olay yeri İnceleme Raporunda tırın gidiş yönünde az ileride yolun bittiğini, neden o yöne doğru gittiğinin anlaşılamadığının belirtilmiş olduğunu, o bölgede hasadı yapılmış ürün olmadığını, hazırlanmış saman balyasının da bulunmadığını, ayrıca direk boyu yüksekliklerinin, direkler arası yatay mesafelerin yönetmeliklere uygun olduğu tespitinin yapılmış olduğu, bu kapsamda müvekkilinin ihmalinin bulunmadığını, ayrıca tırın aşırı yükleme yapmış olduğunun sigorta şirketi tarafından tespit edilmiş olduğunu, olayın araç şoförünün dikkatsiz ve özensiz davranışı sebebi ile meydana gelmiş olduğunu, davacının zenginleşmek amacı ile manevi tazminat talep etmiş olduğunu, açıklanan sebeplerden dolayı davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin sorumluluğunun kusur ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının istihap haddini aşmış olması sebebi ile olayın meydana gelmiş olduğunu, taşınan yükün yüksekliğinin 4.80 metre, tellerin yerden yüksekliğinin ise 4.70 metre olarak tespit edilmiş olduğunu, Trafik Yönetmeliğine göre madde 128 kapsamında azami yüksekliğin 4 metre olarak belirtilmiş olduğu, aracın rayiç değerinin poliçenin 4. Sayfası Rayiç Değer Belirleme Yöntemi baz alınarak tespit yapılması gerektiği, bir an için ekpertiz raporundaki değerin baz alınması durumunda müvekkilinin sorumluluğunun 370.000,00 TL ile sınırlı olacağı, ayrıca dorseye yönelik müvekkili tarafından tanzim edilmiş poliçe bulunmadığını, davacının kazanç kaybı talebinin, saman yüküne ilişkin talebin ve manevi tazminat talebinin poliçe teminat dışı olduğunu açıklanan sebeplerden dolayı davanın reddini talep etmiştir.İhbar olunan ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket ile Davalı ...arasında akdedilen sözleşme gereğince Siirt ili ve ilçelerinde bir kısım elektrik arıza, bakım, onarım, sayaç okuma ve açma/kesme işleri müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, davacı tarafça yangın tarihinde herhangi bir ihbarda bulunmadığını, söz konusu yandığı iddia edilen aracın gittiği yönde herhangi bir yol olmaması ve saman yüklü olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bilinçli olarak ilgili alana aracın çekildiği kanaatinde olduklarını, müvekkili şirket ile davalı ...üzerine düşen tüm bakım sorumluluğunu yerine getirdiğini, dava dilekçesinin tetkikinde 50.000 TL tutarında manevi tazminat talebinde bulunulmakta ise de, eşya zararının kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte olmaması sebebiyle işbu taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini, yangına sebep olduğu iddia edilen elektrik direği ve iletkenlerden kaynaklan bir arıza ihbarı bulunmadığı, davacı tarafça, elektrik tellerinden yangın çıktığı iddia edilerek zararların ...tarafından karşılanması talep edilmekte ise de, yangına sebebiyet verecek bir arızanın olması halinde ... sigortalarının devreye girerek hattı enerjisiz bırakacağı ve yerden oldukça yüksekten düşecek kıvılcımların yere düşene kadar sönümleneceği hayatın olağan akışı gereği olduğunu, açıklanan sebeplerden dolayı davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Öncelikle davalı ... A.Ş.'nin, arabuluculuk, yetkili mahkeme ve belirsiz alacak davası açılamayacağına yönelik itirazlarının değerlendirilmesi gerekmiştir.Davalı her ne kadar kendisi yönünden arabuluculuk başvurusu olmadığından dolayı davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de; 12/11/2020 tarihli 3. celse 5 nolu ara karar ile, "Davacı vekiline davalı ... A.Ş. Yönünden arabuluculuğa başvurması ve başvuru evrakını dosyaya sunması için 2 haftalık süre verilmesine bu süreye rağmen başvuru yapılmamıs halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden red olunacağının ihtarına (ihtarat yapıldı)," şeklinde davacı vekiline süre verildiği, verilen süre içerisinde davalı yönünden arabulucuya başvuru yapıldığı ve anlaşamama tutanağının dosyaya sunulduğu, bu şekilde arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte arabuluculuk dava şartının tamamlanabilen dava şartı olup olmadığı henüz tartışmalı olan dönemde davacıya süre verilerek dava şartı bu şekilde sağlanmıştır.Davalı her ne kadar davanın yetkili mahkemede açılmadığını belirtmiş ise de; davalı... A.Ş.'nin yerleşim yeri adresinin mahkememizin yetki alanı içerisinde olduğu, davanın davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği, mahkememizin yetkili olduğu anlaşıldığından bu itirazına itibar edilmemiştir.Davalı her ne kadar davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını belirtmiş ise de;davacının tazminat miktarlarını bilmesi kendisinden beklenemeyeceğine ve bilirkişi incelemesi sonucunda zararın miktarının belirlenebilir olacağı anlaşıldığından davalının bu itirazına itibar edilmemiştir. Taraflarca bildirilen tüm bilgi, belge ve dokümanların toplandığı, araç trafik kayıtları, sigortaya başvurulduğuna ilişkin belgeler, poliçeler, hasar dosyası, Kızıltepe 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/155 Esas sayılı dosyası, Kızıltepe CBS 2018/6783 soruşturma sayılı dosyası, SBGM kayıtlarının dosya içerisine alındığı, mahkememiz 12/11/2020 tarihli 3. celse 3 nolu ara kararı ve 01/04/2021 tarihli 4. celse 3 nolu ara kararı gereği, Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılarak dava konusu olayın gerçekleştiği yerde bir elektrik mühendisi, bir makine mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir sigorta uzmanı bilirkişi heyeti refakate alınarak keşif yapılması, keşifte tarafların olayın gerçekleştiği yer ile ilgili ihtilaf olduğu dikkate alınarak tüm dosyadaki bilgi ve belgeler keşifte tarafların yer göstermeleri dikkate alınarak olayın davalıların sorumluluğunda olan elektrik hattından mı kaynaklandığı yoksa davalıların savunmalarında bahsettiği gibi özel sulama elektrik hattından mı kaynaklandığı, özellikle olayda zarar gören aracın davalıların sorumluluğunda olan elektrik hatlarının olduğu güzergaha gitmesinin makul olup olmadığı, bu tarafta yol olup olmadığı, o tarafta hasılat yapılıp yükleme yapılması gereken samanların olup olmadığı ayrıntılı bir şekilde incelenerek yangın olayının tam olarak nerede olduğunun tespit edilmesi, bu hususta beyanlarının alınması için tanıklar ..., ... ve ... için keşif gün ve saatini bildirir davetiye çıkarılmasının, tanıkların gelmesi halinde yangının nerede gerçekleştiği, elektrik tellerinin yüksekliği, araca yüklenen saman balyalarının yüksekliği ve tarafların iddia ve savunmalarındaki tüm hususların sorularak beyanlarının alınması tanıkların gelmemesi halinde aynı gün tanıklar hakkında zorla getirme müzekkeresi düzenlenerek kolluk vasıtası ile keşif mahalinde hazır edilmelerinin sağlanması, bilirkişilerle; olayın tam olarak nerede gerçekleştiğinin belirlenmesi, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının belirlenmesi, çekici ve römorkun kaza tarihindeki bedeli ve bu bedelin talep edilip edilemeyeceği ve davacı tarafın kazanç kaybı talep edip edemeyeceği, araçların ne kadar süre ile çalışılmamasından dolayı kazanç kaybı talep edebileceği ve miktarı, olay sebebiyle yanan samanların olay tarihindeki bedelleri, sigorta şirketinden hangi zararların talep edilebileceği hususlarında ayrıntılı gerekçeli, mevzuat hükümleri belirtilerek rapor sunulmasının istenilmiştir.Talimat mahkemesi tarafından ifadesi alınan tanık ...; "..Ben tarafları tanımam, ... ... ile birlikte ... çiftliğine giderken yol üzerinde yangın çıktığını gördük. Olay yerine gittiğimizde Tır ve saman balyalarının yandığını gördük. Biz yangın çıktıktan sonra olay yerindeydik.Oradaki şahıslardan ve şoförden öğrendiğimiz kadarıyla elektik tellerinin alçak olması sebebiyle yangın çıkmış. Bunun üzerine biz de baktığımızda elektrik tellerinin alçakta olduğunu fark ettik,.." şeklinde beyanda bulunmuştur.Talimat mahkemesi tarafından ifadesi alınan tanık ...; "..Olay günü ben olay yeri yan arazide saman balyaları yapıyordum. Söz konusu TIR'ın elektrik tellerinin alçak olduğu bir yerden geçtiğini gördüm. O esnada temastan kaynaklı yangın meydana geldi. Sonra saman balyaları ve TIR biranda yanmaya başladı. Daha önce oradan geçtiğimizde tellerin alçak olduğunu görüyordum. Biz bile oradan korkarak geçiyorduk. Söz konusu araçta gördüğüm kadarıyla saman balyaları 70 santimlik balyalardı. Gördüğüm kadarıyla araçta dört sıra halinde araç doldurulmuş haldeydi. TIR'da yangın meydana geldikten sonra saman balyalarını birbirine bağlayan ip kopmaya başlayarak saman balyalarının şişmesine sebep oldu. Aradan yaklaşık 3-4 gün geçtikten sonra ...ekipleri söz konusu elektrik tellerini çekerek yerden yüksekliğini ayarladılar. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir..." şeklinde beyanda bulunmuştur.Dosyanın talimat mahkemesine gönderilerek bilirkişi heyetine tevdi edildiği, Elektrik Mühendisi Bilirkişi raporunda özetle; "... 06.06.2018 tarihli T.C. Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Tim Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Raporu'na göre 4.7 metre yükseklikte olduğunu bu yüksekliğin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri yönefmenliğinin. 46. Maddesine göre yetersiz olduğu bu sebepten dolayı davalı...'ın kusuru bulunduğu ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliği 128. Maddesi'ne göre araç azami yüksekliği 4 mt'yi geçmemesi gerektiğinden Davacı .... Şti.'nin Kusuru bulunduğu kanaatindeyim. Netice olarak; dava konusu olayda...'ır ve Araç Şöförünün ikisinin de kusurlu olduğu: kusur oranının %65 (Yüzde Altmış Beş) ...'a ve %35 (... Şti.'ne ait olduğu ...." şeklinde rapor sunulmuştur.Talimat mahkemesince alınan 19/11/2021 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; " ...... plakalı 2013 model ... marka ... Yarı römork acık kasa tipi dosya üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Resmi Gazete Tarihi:08.11.2012 Resmi Gazete Sayısı: 28461 araçların yüklenmesine ilişkin ölçü ve usuller ile tartı ve boyut ölçüm toleransları hakkında yönetmeliğine göre Araçın azami genişliği:2,55 metre, Araçın azami yüksekliği;4,00 metre, Aracın azami uzunluk;16,50 metre olduğu, Tespit konusu ... plakalı 2013 model ... marka ... Yarı römork acık kasa dorsenin ölçülerinin Araçların azami genişliği 2,55 metre, Araçların azami yüksekliği 4,00 metre (havuzun yerden yüksekliği 1 metre) ve Azami uzunluk 16,50 metre olduğu kanaat ve sonucuna varıldığını, dosyanın içerisinde ... plakalı 2013 model ... marka ... Yarı römork acık kasa tipi aracın 2018 tarihinde emsallerinin serbest piyasa değerinin 100.000,00 TL olduğu ve aracın tamamen yandığından hurda olarak değerlendirilmesi gerektiği ve hurda bedelinin 2018 yıllı için 10.000,00 civarında olduğu ve toplamda 2018 yıllı için 100.000,00-10.000,00=90.000,00TL (doksanbinTL) hasar olduğu kanaat ve sonucuna varıldığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.Talimat mahkemesince alınan15/12/2021 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda özetle; "...araçta 48 adet saman balyası bulunduğunu, her bir saman balyasının 450 kg geldiğini, 2018 yılı verilerine göre saman kg fiyatının 0,09 TL/Kg olduğunu, toplam saman zararının 1.944,00 TL olduğu..." şeklinde rapor sunulmuştur. Aynı yangın olayından dolayı tarlasında ürünleri yanan 3. Kişilerin açmış oldukları Kızıltepe 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/155 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda özetle; ...'ın %65 kusurlu, araç şoförünün %35 kusurlu olduğu belirtilmiştir.Bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulduğu, ziraat mühendisi bilirkişinin raporunun denetime elverişli olması sebebi ile itirazların reddine karar verildiği, davacı vekiline olay yeri ve araç ile ilgili renkli fotoğraflar sunması için süre verildiği, süresi içerisinde ilgili evrakların dosyaya sunulduğu, mahkememiz 24/03/2022 tarihli 5 nolu ara kararı gereği, kusur, hesap ve sigorta yönünden tarafların tüm itirazları dikkate alınarak, tarafların kusur durumu, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin her biri yönünden değerlendirme yapılması ve 01/04/2021 tarihli 4. celse 3 nolu ara kararda belirtilen hususlarda rapor düzenlenmesi için dosyanın mahkememizce seçilecek bir elektrik mühendisi bilirkişi, bir makine mühendisi bilirkişi ve bir sigorta hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden heyet raporu aldırılmasına karar verildiği, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 23/02/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "....... plaka sayılı çekici ( ve buna bağlı ... plaka sayılı ...) sürücüsü ...' nin %50 kusur oranı ile eşdeğer kusurlu olduğu, dava konusu olayda...' ın %50 kusur oranı ile eşdeğer kusurlu olduğu, ...Şebekesindeki kusurun yangının meydana gelmesine sebep olduğu yönünde tereddüt bulunmadığı, anılan hattın mülkiyeti ve işletme sorumluluğu müteselsilen dosya kapsamında ... A.Ş. ve işletme bakım sözleşmesi gereği ... A.Ş.'de olduğu, ancak hattın özel hat olduğu iddiasının aydınlatılması gerektiği, bu kapsamda ... 10. Bölge Müdürlüğünden (Diyarbakır) hattın işletme ve mülkiyet sorumluluğunun kimde olduğu yönünde bilgi talebinde bulunulmasının Sayın Mahkemece değerlendirilebileceği, kazanın meydana gelmesinde sigortalı davalının kazada asli kusurlu olmasına rağmen, rücuya tabi ağır ve kasdi bir hareketinin tespit edilemediği, Karayolu Zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi B.4 maddesinde belirtilen rücu sebeplerinin dava konusu olayda tespit edilememesinden dolayı davacının davalıya rücu hakkının bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu, tarafların itirazları doğrultusunda dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi edilerek mahkememizin 4. celsesinin 3 no'lu ara kararında belirtilen tüm hususların (özellikle davacının kazanç kaybına ilişkin talebinin),tarafların rapora karşı itirazları değerlendirilerek her iki rapor arasındaki kusur oranları arasındaki farklılık hususunda gerekçeli şekilde çelişkinin giderilmesi istenildiği, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 27/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Olayın meydana gelmesinde tırın yükseklik sınırını aşacak şekilde fazlaca yüklendiği, anlamsız bir şekilde ters istikamette seyir edildiği kolluk kayıtlarına göre ne kadar somut ise, yüklü saman balyalarının elektrik hattına teması ile alev aldığı yine hattın sehiminin ...'ta belirtilen minimum 6 metrenin altında olduğu da hem kolluk tespitleri hem de Kızıltepe 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/150 Esas dosya kapsamında alınan 18.02.2020 bilirkişi heyet raporu ile sabittir. Hattın sorumluluğunun ise bu aşamada ... 10. Bölge Müdürlüğü nezdinde davalı...'a ait olduğu ifade edildiği üzere bakım ve denetim eksikliğinden kaynaklanan kusurun da ...ve ... A.Ş. üzerinde kaldığı değerlendirilebilecektir. Bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi yönünden de heyete görev verilmiş olup, itiraz konusu hususların başında kusur oranları gelmektedir. Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesince yaptırılan incelemeye istanaden düzenlenen raporda %65..., %35 şöförün kusuru nezdinde davacı ... şirketine ait olduğu belirlenmişken,tarafımızca tanzim edilen raporda %50 eş kusurlu oldukları değerlendirildiğini,her iki kusurda tek başına kazanın meydana gelmesi için yeterli değildir. İki kusur da açık net kolaylıkla tespit edilebilecek niteliktedir. Her ikisi de olayın meydana gelmesine eşit oranda etki etmiştir. Dolayısıyla kök rapordaki değerlendirmelerde bu tespitler üzerinden tarafların kusurlarının %50 olduğu yönünde bir kanaat oluşmuştur.Bilirkişi heyetince yapılan tespitler halihazırda Mahkemenin değerlendirmesine sunulmakta olan ve teknikle, mevzuatla, hayatın genel ilke ve prensipleri ile eşlenik olan unsurlardır.Burada bir ölçü terazisi ile bir değerlendirme yapmak mümkün olmadığı,Dava konusu kazalı ... plaka sayılı aracın 2015 model ... marka model araç olduğu, dava konusu kazalı aracın kaza tarihinde beyana göre 630.000 km de olduğu, bu kapsamda söz konusu aracın ... olması sebebi ile yeniden araç edinme için makul sürenin yaklaşık 25( yirmibeş) iş günü olacağı, ( sigorta işlemleri dahil edilmiştir.) bu sebeple kazanç kaybının 1.000,00 TL X 25 = 25.000,00 TL civarında olacağı, ancak Yargıtay İçtihatları gereği bu rakamdan aracın kullanılamamış olduğu döneme ait yapılan yakıt gideri, bakım gideri, amortisman gideri vb. yönünden tasarrufların düşülmesi gerektiği, bu sebeple aracın bu süre içerisinde kaç km kullanılması gerektiği, yakıt sarfiyatı, bakım tarihleri, en son bakıma ne zaman alınmış olduğu,amortisman hesabına yönelik aracın satın alındığı fatura bilgileri vb. ibraz edilmesi durumunda tekrar değerlendirme yapılması gerektiği, Sigorta Poliçe Kapsamında Değerlendirmeler Teknik ve kusur hakkında ek tespitler mevcut olmadığından, “Kazanın meydana gelmesinde sigortalı davalının kazada asli kusurlu olmasına rağmen, rücuya tabi ağır ve kasdi bir hareketinin tespit edilemediği, Karayolu Zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi B.4 maddesinde belirtilen rücu sebeplerinin dava konusu olayda tespit edilememesinden dolayı davacının davalıya rücu hakkına dair şartların oluşmadığına dair hakkında ki kök rapor tekrar edildiği.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu, dosyanın rapor sunan makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek römork bedeli talebine ilişkin ve kazanç kaybı hesaplanırken amortisman, yakıt gideri, bakım gideri vs konusunda piyasa şartlarına göre belirlenen bedelin kazanç kaybından mahsubu ile tazminat miktarının belirlenmesi hususunda ek rapor alınmasına karar verildiği, dosya rapor sunan makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, 05/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Dava konusu Aracın Yıpranma Payı Değeri Yıllık - Aracın Maliyet Değeri / Aracın Ömrü 380.000,00 TL rayiç değer) / 5 Yıl =76.000,00 TL (yıllık) bu değer aya, haftaya, güne bölünerek yıpranma payı hesaplanabilir. 76.000,00 TL /12 =6.333,33 TL Aylık yıpranma payı) =6.333,33 TL/30=211,11 TL Günlük yıpranma payı) olduğu, Söz konusu aracın günlük olarak 25 iş (yirmi beş) günü onarımda olduğu süre için amortisman payının 211,11 TL X 25 = 5.277,75 TL olacağı, bu kapsamda ikame olarak kullanılacak aracın yakıtının davacı tarafından doldurulacağı dikkate alındığında hesaplaması yapılmış olan gmtortisman payının Yargıtay içtihatları gereği tenzili ile davacının 25.000,60 TL - 5.277,75 TL = 19.722.25 TL araçtan mahrum kalma (Kazanç Kaybı/İkame araç bedeli tazminat alacağının bulunduğu.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca itiraz ve beyan dilekçesi sundukları, mahkememiz 28/07/2024 tarihli 4 nolu ara kararı gereği, bedel artırım dilekçesi sunması için davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili 01.08.2024 dava değeri artırım dilekçesi sunduğu, dilekçesinde "...... plakalı römork bedeli için 58.500 TL maddi tazminat, ... plakalı araç için 234.000 TL maddi tazminat, araçların kazanç kaybı için 12.819 TL maddi tazminat, yanan saman bedeli için 1.263 TL maddi tazminatın (TOPLAM 306.582 TL maddi tazminat) ve dava dilekçemizde belirttiğimiz 50.000 TL manevi tazminatin olay tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalı ... Şirketİ tarafından tarafımıza ödenmesine, Davalı ... Şirketi'nin dava dilekçemizle belirttiğimiz miktarlar ile sorumlu tutularak, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği..." şeklinde dilekçe sunduğu bu dilekçenin davalılara tebliğ edildiği, dava değeri artırım dilekçesine karşı itirazda bulundukları görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; 06.06.2018 tarihinde ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı ... ile seyir halinde iken dorsede yüklü bulunan samanın elektrik tellerine çarpması sonucu yangın çıktığı, davacı tanıkları ... ve ...'in kazanın oluşunu gördükleri yönündeki beyanları ve dosyaya yansıyan fotoğraf ve belgelerin incelenmesinde, davalı ... A.Ş.'nin olayın farklı yerde, farklı şekilde veya farkı saiklerle gerçekleştiğine ilişkin savunmalarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, olayın meydana gelen hattın davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğunda olup olmadığına ilişkindir. Davalı ... A.Ş. her ne kadar hattın özel branşman hattı olduğunu, özel sulama birliğine ait olduğunu iddia etmiş ise de, buna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. ...'a yazılan müzekkere cevapları ve dosyadaki diğer belgeler incelendiğinde kazanın davalının sorumluluğunda olan hatta meydana geldiği anlaşılmıştır.İkinci olarak değerlendirilmesi gereken husus, kazanın oluşumunda kusur oranlarıdır.Kazanın gerçekleşmesinde iki ana etken vardır.Bunlardan birincisi elektrik tellerinin olması gerekenden daha aşağıda olması, ikincisi ise mevzuatta belirlenenin üzerinde istiap hattı aşılarak araca fazla yükleme yapılmasıdır. Talimat mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda elektrik tellerinin olması gerekenden daha aşağıda olması asli kusur %65, aracın fazla yüklenmesi tali kusur %35 olarak belirtilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ise her iki tarafında %50 eşit kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan ek bilirkişi raporunda da her iki tarafın da %50 eşit kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kazanın oluşması için her iki etken eşit oranda etkili olmuştur.Elektrik telleri olması gerektiği kadar yüksekte olsa idi kaza gerçekleşmeyecekti. Yine araç olması gerektiğinden fazla yüklenmese idi kaza yine oluşmayacaktı. Kazanın oluşmasında her iki etken eşit oranda etki etmiştir. Bu sebeple her iki tarafında %50 eşit kusurlu olduğu kabul edilmiştir.Değerlendirilmesi gereken üçüncü husus ise davalı sigortanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, B.2. Maddesine göre; "..Sigortalı ve/veya sigorta ettiren, işbu sözleşme ile temin olunan rizikoların gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararı önlemeye, azaltmaya, artmasına engel olmaya veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunması için imkânlar ölçüsünde önlem almakla yükümlüdür. Alınan önlemlerden doğan makul masraflar, bu önlemler faydasız kalmış olsa bile, sigortacı tarafından ödenir." şeklinde, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, A.5.8 Maddesinde Teminat Dışında Kalan Zararlar; "..Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar.." TTK 1448. Maddesi; "... Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. ..." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler dikkate alındığında, davacının kazayı önleyebilecek tedbirler almadığı, mevzuatta izin verilenden fazla yükleme yaparak istiap haddini aştığı anlaşıldığından, davalı sigortanın sorumluluğunun olmadığı kanaate varılmış ve bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Değerlendirilmesi gereken dördüncü husus, maddi tazminat miktarına ilişkindir. Yukarıda bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, 1.994,00 TL saman bedeli, 90.000,00 TL römork bedeli, 360.000,00 TL araç (çekici) bedeli,19.722.25 kazanç kaybı oluştuğu bilirkişi raporlarında tespit edilmiştir. Bilirkişi raporlarındaki belirlemelerin denetime elverişli olması sebebiyle hükme esas alınmış, davalının %50 kusurlu olduğu dikkate alınarak belirlenen bu tazminatlarının %50'si oranında tazminata hükmedilmiştir.Değerlendirilmesi gereken son husus ise manevi tazminata ilişkindir. Manevi tazminat yönünden ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/01/2016 tarih ve 2014/4-213 Esas, 2016/70 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; ''Tüzel kişilerin manevi tazminat talep edip edemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte hukuk düzeninin tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşedilmiş olduğuna göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı sebebiyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşecektir. Gerek Medenî Kanun ve gerekse Borçlar Kanunu yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır.Günümüzde doktrin ve Yargıtay tarafından yaygın olarak benimsenen görüş, gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu sebeple manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul etmektedir.''şeklindedir. Ancak davacı tüzel kişinin manevi tazminata hak kazanabilmesi için manevi tazminat koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.Davacı her ne kadar haksız fiil sebebiyle manevi tazminat talep etmiş ise de; her haksız fiil olan eylemin manevi tazminat talep etme şartlarını taşımasına yeterli olmadığı, davacının varsa bu konusu maddi zararlarını talep edebileceği, somut olayda da davalı tarafından davacının şeref ve itibarını sarsacak bir eyleminin olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı bedel artırım dilekçesi sunarken sadece davalı... A.Ş. yönünden bedel artırımı yaptığı, davalı ... A.Ş. Yönünden talep artırımı yapmadığını belirttiği için, davalı ... A.Ş. yönünden dava dilekçesinde maddi tazminat miktarı olan 4.000,00 TL üzerinden değerlendirme yapılmış ve bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
1-Davalı ... A.Ş. yönünden; maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile; 912,00 TL saman bedeli, 45.000,00 TL römork bedeli, 180.000,00 TL araç (çekici) bedeli ve 4.861,12 TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 230.773,12 TL’nin 06.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davalı ... A.Ş. yönünden; maddi tazminat taleplerinin reddine,
3-Manevi tazminat talebinin her iki davalı yönünden reddine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davalı ... A.Ş. vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Dava tarihi 12.07.2019 olmasına rağmen davacı tarafça 20.11.2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartının yerine getirilmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik, hatalı ve hüküm kurmaya elvereşli olmayan rapora göre karar verildiğini, kusurları olmadığını, tazminat koşullarının oluşmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır.Davacı tarafa 12/11/2020 tarihli duruşmada;''5-Davacı vekiline davalı ... A.Ş. Yönünden arabuluculuğa başvurması ve başvuru evrakını dosyaya sunması için 2 haftalık süre verilmesine bu süreye rağmen başvuru yapılmamıs halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden red olunacağının ihtarına (ihtarat yapıldı)," şeklinde kesin süre verildiği ve davacının arabuluculuk tutanağının başvuru tarihinin 20.11.2020 olarak görülmüş olup, dava açıldıktan sonra başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.Dava, davacı tarafından haksız fiil hukukuna dayalı olarak tazminat talebiyle açılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesi birinci fıkrasında bir kısım dava şartlarına tadadi olarak (sayılanlarla sınırlı olmamak üzere) yer verildikten sonra ikici fıkrasında diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, 115. maddesinde ise mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği düzenlemesine yer verilmiştir.Bu düzenlemeye göre dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A maddesinin 1. 1ıkrası “ İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.” hükmünü, ikinci fıkrası “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmünü içermektedir.7445 sayılı Kanun'un 43.maddesinde "Bu Kanunun; 31 inci, 34 üncü, 36 ncı, 37 nci, 38 inci ve 41 inci maddeleri 01/09/2023 tarihinde, diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.Somut olayda, davanın haksız fiile dayalı tazminat talebi içermesine rağmen, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğuna dair herhangi bir belge veya tutanağın dosyaya sunulmadığı, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Arabuluculuğa başvuru, dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken bir dava şartı olup, bu eksikliğin sonradan tamamlanması mümkün değildir.Bu itibarla, davacının arabuluculuk başvurusunu dava açıldıktan sonra yapmış olduğu, davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açıldığı anlaşılan davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı ... Şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince ... A.Ş. yönünden kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-b, 115/(2). maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacı tarafından davalı ... Şirketi aleyhine açılan maddi manevi tazminat davasının esastan reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... A.Ş. istinaf başvurusunun KABULÜ ile; (Kapatılan) İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/568 Esas 2025/42 Karar sayılı 16/01/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda;
2-Davacı tarafından davalı... Şirketi aleyhine açılan davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 114/(1)-b. ve 115/(2). maddeleri gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
3-Davacı tarafından davalı ... Şirketi aleyhine açılan maddi manevi tazminat davasının REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin alınan 6.090,19 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 5.358,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı ... Şirketi tarafça yapılan 201,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle işbu davalıya verilmesine,
4/d-Davalı ... Şirketi tarafça yapılan 6,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle işbu davalıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). ve 13/(1). maddelerine göre maddi tazminat yönünden 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). 10. ve 13/(1). maddelerine göre manevi tazminat yönünden 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... Şirketi tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı ... Şirketi tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle işbu davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7-İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin ... icra takip dosyasına yatırmış olduğu 791.659,91 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı ... Şirketi tarafa talebi halinde İADESİNE,
8-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/09/2026