Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1141 E. 2026/1440 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1141
Karar No
2026/1440
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1141 KARAR NO : 2026/1440

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.04.2026 NUMARASI : 2026/281 E. - 2026/379 K. DAVANIN KONUSU: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ : 24.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 24.09.2026

İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.04.2026 tarih 2026/281 E. - 2026/379 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalı ....nin F-22 nolu bölümün üye ve hak sahibi ortağı olduğunu, 14.02.2026 tarihinde yapılan 2025 yılı olağan genel kurul toplantısında 21 maddeden oluşan gündemde karar alındığını, müvekkilinin mali müşavir olup alınan karar kapsamında müvekkili aleyhine takip yapılması durumunda ticari hayatının sekteye uğrayacağını, genel kurul toplantı tutanağının 11. Maddesinde "Kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisi vasfına dönüştürülmesi için resmi ve özel kurumlarla görüşülmesi, sözleşme imzalaması, kurumlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, ahzu kabza ve bu konuda her türlü işlemleri yapmak üzere yönetim kuruluna oy çokluğuyla yetki verildi. Bu işlemleri yapmak üzere pay başına ödenmesi gereken 214.860 TL nin,4 eşit taksit olmak üzere 53.715 TL Aylık olarak ödenmesine ve 1. Taksitin 24.02.2026 tarihinde 53.715 TL, 2. Taksitin 30.03.2026 tarihinde 53.715 TL, 3. Taksitin 30.04.2026 tarihinde 53.715 TL, 4. Taksitin 30.05.2026 tarihinde 53.715 TL ödenmek üzere oylamaya sunuldu. (Ek-1) Oy çokluğuyla kabul edildi. Bu konuda yönetim kuruluna yardımcı olmak amacıyla 4 kişiden oluşan bir komisyon kurulması için ortaklardan ...., .... ...ve .... oy birliğiyle seçildi." kararı alındığını, bu karara göre 286 Parseli bulunan ve Seferihisar Belediyesinin 04.09.2019 tarihli encümen kararı ile hobi bahçesi olarak 15 adet bağımsız bölümü yıkılan kooperatif arazisinde 250 adet prefabrik ev bulunduğunu, kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisi vasfına dönüştürülmesi için bu karar alındığını, daha önceden de müvekkile ait bağımsız bölümün imarlı hale getirilmesi için ödenek toplandığını, ancak işlem yapılmadığını, imara aykırılık nedeniyle para cezası ödendiğini, genel kurul toplantısında kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisine dönüştürülmesi işleminin ne şekilde ve nasıl yapılacağına ilişkin bilgi verilmediğini, 214.860,00 TL gibi bir ödemenin hangi gider kalemlerini kapsadığı, üst sınırının ne olduğu, ödeme planı ve hukuki dayanağın açıkça ortaya konulmadan kabul edilmesinin ön görülebilir dürüstlük kurallarına ve hukuka uygun olmadığını, 14.02.2026 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisi vasfına dönüştürülmesi amacıyla resmi ve özel kurumlarla görüşülmesi sözleşmeler imzalanması, kurumlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, ahzu kabza yetkisi verilmesi hususlarında yönetim kuruluna çok geniş bir yetki verildiği, alınan kararın oy çokluğuyla alındığını, genel kurulda alınan kararda asli unsurların yönetim kuruluna bırakıldığını, bunun da kabul edilemeyeceğini, içeriği açık olmayan denetlenebilir karar alınmadığından bu kararın iptal edilmesi gerektiğini, ayrıca kooperatifin kuruluş amacı, ana sözleşme hükümleri kapsamında çoğunluk gücünün azınlığı ezmeye çalıştığını belirterek tedbiren bu kararın uygulanmasının durdurulması ve yargılama sonucunda, davalı kooperatifin 14/02/2026 tarihinde olağan genel kurul toplantısında alınan; kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisi vasfına dönüştürülmesi amacıyla resmi ve özel kurumlarla görüşülmesi, sözleşme imzalanması, kurumlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, ahzu kabza ve bu konuda her türlü işlemin yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin kararın ve ilgili diğer kararların, bu işlemler kapsamında pay başına 214.860,00 TL ödenmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili,müvekkili kooperatifin 261 üyesi ve 286 ortaklık payı olan bir Gayrimenkul İşletme Kooperatifi olduğunu, Kooperatifin Ana Sözleşmesi'nin "Amaç ve Faaliyet Konuları" başlıklı 6. Maddesinde, Kooperatifin amacının "ortaklarının ekonomilerini iyileştirmek üzere gayrimenkulleri değerlendirmek" olduğu, bu amaçla kurulan kooperatifin faaliyet konusunun ise; "1-) Tasarrufundaki gayrimenkuller üzerinde, işyeri, konut, sanayi, turistik tesisler, hobi bahçeleri, organik tarım bahçeleri vb. Yaptırır" "2-) Tasarrufundaki gayrimenkullerin imar işlemleri ile bu konudaki her türlü teknik işleri yürütür" "9-) Kooperatifin amaç ve faaliyet konularını gerçekleştirmek üzere gerçek ya da tüzel kişiliğe haiz tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarda bulunabilir" "10-) Gerektiğinde ortaklar ve personel için yardım fonları oluşturur" Şeklinde belirtildiğini, kooperatif ana sözleşmesinin 33. Maddesinde ise "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuların görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'nün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. Bu yeter sayının toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda bu nisaba ulaşılamadığı takdirde, yapılacak ikinci toplantıda, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/10'unun şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması görüşme yapmaya ve karar vermeye yetkilidir. Genel kurulda kararlar, oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının oyu ile alınır." Hükmünün yer aldığını, buna göre müvekkili kooperatifin tüm üyelerine elden imza karşılığında veya iadeli taahhütlü posta yoluyla genel kurul çağrısı yaptığını, kooperatifin 2025 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararın KK m. 51 ve Ana Sözleşme m. 33 e uygun şekilde oylanarak onaylandığını, iptali talep edilen 2025 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 11. Maddesinin "11-) Kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisi vasfına dönüştürülmesi için resmi ve özel kurumlarla görüşülmesi, sözleşme imzalaması, kurumlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, ahzu kabza ve bu konuda her türlü işlemleri yapmak üzere yönetim kuruluna oy çokluğuyla yetki verildi. Bu işlemleri yapmak üzere pay başına ödenmesi gereken 214.860 TL nin,4 eşit taksit olmak üzere 53.715 TL Aylık olarak ödenmesine ve 1. Taksitin 24.02.2026 tarihinde 53.715 TL, 2. Taksitin 30.03.2026 tarihinde 53.715 TL, 3. Taksitin 30.04.2026 tarihinde 53.715 TL, 4. Taksitin 30.05.2026 tarihinde 53.715 TL ödenmek üzere oylamaya sunuldu. (Ek-1) Oy çokluğuyla kabul edildi. Bu konuda yönetim kuruluna yardımcı olmak amacıyla 4 kişiden oluşan bir komisyon kurulması için ortaklardan..., ...., ....ve... oy birliğiyle seçildi." Şeklinde olduğunu ve hem 11. Madde hem de toplantıda alınan diğer tüm kararların, Kooperatif Ana Sözleşmesi'ndeki amaç doğrultusunda, kooperatifin mülkiyetindeki taşınmazın en iyi ve en verimli şekilde kullanımının sağlanması hedeflenerek ve tüm üyelerin menfaati gözetilerek alındığını, Maddede pay başına ödenmesine karar verilen 214.860 TL'lik bu tutarın ne amaçla kullanılacağı toplantıda alınan kararda ve kararın eki listede açıkça belirtildiğini, ortada henüz harcanan bir tutar bulunmadığını, kararda "marjinal tarım arazisi vasfına dönüştürme" şeklinde açıklanan işlemlerin, yıllarca sürecek planlama süreci gerektirdiğini, tüm meblağ toplandıktan sonra bu işlemlere başlanacağını, yine 11. Maddede belirlenen bu tutar içinde hakkında yıkım kararı uygulanan üyeler için yardım giderlerinin de yer aldığını, ana sözleşmede kooperatifin faaliyet konuları arasında ortaklar için yardım fonları oluşturulacağının belirtildiğini, gerek ortakların maddi kayıpları, gerekse ileride ortaya çıkacak masrafları için iyi niyet ve komşuluk hukuku çerçevesinde ödeme yapılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davacının ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul toplantısına ortaklar listesinde kayıtlı 261 ortaktan, 71'inin asaleten, 26'sının vekaleten olmak üzere 97 ortağın katılarak toplantı nisabının sağlandığı, davaya konu yönetim kuruluna yetki verilmesiyle, her ortaktan pay başına 214.860,00 TL toplanmasına ilişkin kararın oy sayıları belirtilmeksizin oy çokluğu ile alındığının toplantı tutanağı içeriği ile belli olduğunu, toplantı tutanağında, dava konusu karara olumsuz oy kullananların adının tutanağa yazılmamış olması nedeniyle davacının olumsuz oy kullanmasına ilişkin özel dava şartının varlığının bulunduğu kabul edilmiş ise de, davacı tarafından dava konusu karara muhalefet ettiğini bildirilen muhalefet şerhinin tutanağa yazdırılmadığının toplantı tutanağı içeriğiyle belli olduğu, davaya konu; yönetim kuruluna, kararda belirtilen yetkilerin verilmesi ile yapılacak işlemler için her ortaktan toplanmasına karar verilen giderlere ilişkin kararların, her ikisinin gerek Kooperatifler Kanunu gerekse kooperatif ana sözleşmesi hükümlerine uygun olarak; toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı, bununla birlikte her iki kararın içeriği itibariyle yokluk hükmüne veya butlana tabi bulunmadığı, ancak yasal koşullarının oluşması halinde kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırılık nedeniyle iptalinin talep edilebileceği nitelikte kararlar olduğu, yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin alınan kararın genel kurul tarafından toplantı ve karar nisabına uygun olarak alınması nedeniyle yetki devri niteliğinde bulunmadığı, toplanmasına karar verilen paranın toplanma amacının, miktarının genel kurulda ortakların bilgisine sunulup, iptalini gerektirecek belirsizliklerin bulunmadığı gibi kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına da aykırılığının bulunmadığı, buna göre Kooperatifler Kanunu'nun 53.maddesinde aranan muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesine ilişkin özel dava şartının davacı tarafından toplantı tutanağının yazdırılmamış olması gerekçesiyle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle Kooperatifler Kanununun 53(1/1) maddesinin yollamasıyla HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemenin müvekkilinin 14/02/2026 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığı ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 53/1-1 uyarınca muhalefet şerhi düşmediği gerekçesiyle davayı özel dava şartı eksikliğinden usulden reddettiğini, bu değerlendirmenin eksik inceleme dayalı olup, hukukun genel ilkelerine, emredici kanun hükümlerine ve yerleşik yüksek mahkeme içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, somut olayda davanın süresinde açıldığını, müvekkilinin kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırılık iddialarının esastan incelenmesi gerekirken, hükmün salt özel dava şartı gerekçesiyle usulden kurulmasının isabetsiz olduğunu, mahkemece nisbi butlan ile mutlak butlan ayrımının göz ardı edildiğini, ilk derece mahkemesi gerekçesinde, bir yandan toplantı tutanağında olumsuz oy kullananların adının yazılmamış olması nedeniyle davacının olumsuz oy kullanmasına ilişkin özel dava şartının varlığının kabul edildiğini belirttiğini, diğer yandan davacının muhalefet şerhini tutanağa yazdırmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, bu değerlendirmenin kendi içinde çelişkili olduğunu, mahkemenin öncelikle davacının toplantıdaki konumunu ve muhalefet iradesinin ne şekilde ortaya çıktığını tereddütsüz biçimde belirlemeksizin, doğrudan özel dava şartı yokluğuna dayanarak usulden ret kararı verdiğini, temel iddialarının yalnızca şekli eksikliklere değil; kararların içerik itibarıyla kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük esaslarına aykırılığına dayandığını, özellikle, ortaklara ağır ve somut bir mali külfet yükleyen kararın hangi hizmetler, hangi sözleşmeler, hangi gider kalemleri ve hangi hukuki süreçler için alınmış olduğunun açık, denetlenebilir ve sınırları belirli şekilde ortaya konulmamasının; yönetim kuruluna verilen yetkinin çerçevesinin belirsiz bırakılmasının; ortak iradesinin sağlıklı oluşumunu engelleyen bir durum yarattığını, kooperatif genel kurul kararlarının iptali isteminde, özel dava şartına ilişkin kuralların hakkın özünü ortadan kaldıracak, yargısal denetimi işlevsiz bırakacak veya açık hukuka aykırılık iddialarını inceleme dışı bırakacak şekilde katı ve dar yorumlanmaması gerektiğini, somut olayda da ilk derece mahkemesi, kararların içerik yönünden ciddi hukuka aykırılık iddialarını tartışmaksızın, yalnızca muhalefet şerhi eksikliği gerekçesiyle davayı sona erdirdiğini, bu yaklaşımın hakkaniyete ve kooperatif hukukunun koruma amacına uygun olmadığını, sınırsız yetki devri kararlarının esastan incelenmek zorunda olduğunu, sınırsız, belirsiz ve ucu açık yetki devrinin emredici kanun hükümlerine aykırı olduğunu, devredilemez yetkilerin yönetim kuruluna devrinin mümkün olmadığını, davalı kooperatif tarafından müvekkiline ait bağımsız bölümün imarlı hale getirilmesi için müvekkillerinden belli bir ödenek toplandığını ancak bu konuda herhangi bir işlem yapılmadığını ve müvekkillerinin imar kanuna aykırılık sebebiyle para cezası ödemek durumunda kaldığını, söz konusu madde ile pay başına 214.860,00 TL (toplamda yaklaşık 61 Milyon TL) gibi fahiş bir mali yükümlülük getirildiğini, bu ödeneğin hangi gider kalemlerini kapsadığı, hangi kurumlara aktarılacağı ve hukuki dayanağının belirsiz olduğunu, genel kurulun ortağa yükleyeceği borcun sınırlarını bizzat somutlaştırmak zorunda olduğunu, müvekkilinin mali müşavir olup aktif bir çalışma hayatının mevcut olduğunu, davalı yanca icra takibi tehdidi ile karşı karşıya olup hakkında olası bir takip açılmasının ticari hayatını sekteye uğratacağını, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların doğrudan doğruya müvekkilinin ortaklık haklarını, mali yükümlülüklerini, yönetime katılma hakkını, oy hakkını ve kooperatif içi statüsünü etkilediğini, bu nedenle müvekkilinin işbu davayı açmakta güncel, kişisel ve korunmaya değer hukuki yararı bulunmakta olup genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasının hayati önem taşıdığını, somut olayda, müvekkiline pay başına 214.860,00 TL ödeme yükümlülüğü getiren ve yönetim kuruluna kapsamı geniş, sınırları belirsiz işlem alanı tanıyan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırılığı ileri sürülmüş olmasına rağmen, bu iddialar tartışılmadan davanın usulden reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davacının ortağı olduğu, davalı kooperatifin 14/02/2026 tarihinde yapılan 2025 yılı olağan genel kurulu toplantısında, toplantı tutanağının 11.maddesinde alınan kararların belirlilik, denetlenebilirlik ilkesini ihlal ederek yönetim kuruluna tüm yetkiyi verdiği ve üyelerden 214.860,00 TL toplanmasına ilişkin bu kararların, kanun, ana sözleşme ve objektif dürüstlük kurallarına aykırı olduğu iddiası ile iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 53(1/1) maddesinin yollamasıyla HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı kooperatifin 14.02.2026 tarihinde genel kurulda 11. madde ile alınan kooperatifin kuruluş amacı içerisinde belirtilen kooperatif arazisinin marjinal tarım arazisine dönüştürülmesine ilişkin karar kapsamında üyelerden toplanmasına karar verilen 214.860,00 TL’nin usulüne uygun belirlenmediği ve harcama yetkisinin sınırları belirlenmeksizin yönetim kuruluna bırakılması nedeniyle kararın iptaline ilişkin olduğu belirlenmiştir. Mahkemece dava dava şartı yokluğundan dolayı Kooperatifler Kanunu m.53/1 ve HMK m.115/2 gereği red edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde mahkemenin özel dava şartı yokluğundan dolayı davayı reddetmesinin hukuka uygun olmadığını somut olayda mutlak butlan hükümlerin uygulanması gerektiğini sınırsız yetki devrinin mutlak butlan sebebi teşkil ettiğini alınan kararın mali yükümlülükleri artıran, taşınmazın hukuki statüsünü etkileyen, sözleşme ilişkilerinin çerçevesini belirleyen ve kooperatifin geleceğini doğrudan etkileyen konularda olduğundan mutlak butlan kapsamında bulunduğunu, ucu açık yetki devrinin emredici kanun hükümlerine aykırı olduğunu, yönetim kuruluna bu yetkinin devri edilemeyeceğini pay başına 214.860 TL miktar belirlenmesinin fahiş olduğunu belirtmiştir. Mahkemece yapılan incelemede bu iddia ve savunmalar değerlendirilmiş kooperatifin 261 ortaktan oluştuğu, 97 ortağın toplantıya katıldığı 14.02.2026 tarihli toplantının 11 maddesinde alınan karar ile hobi bahçesi, organik tarım bahçeleri gibi arazilere sahip olan kooperatiflerin mevcut durumunu koruması ve hukuki durumunu iyileştirmesi için bu kararın alındığı ve bu işlemlerin uygulanma yetkisinin yönetim kuruluna bırakıldığı belirlenmiştir. Genel kurulda alınan karar mutlak butlan hükümlerine tabi olan bir karar değildir. Davacının istinaf dilekçesinde belirttiği taşınmazın hukuki statüsünün etkilenmesi sözleşme ilişkilerinin çerçevesinin belirlenmesi, kooperatifin geleceğinin etkilenmesi hususlarının zaten ortaklar arasında yapılan toplantıda tartışıldığı, mevcut kararın alınmaması halinde kooperatifin geleceğinin etkileneceği ve uygulanmasının da yasa gereği yönetim kuruluna bırakıldığı belirlenmiştir. Alınan kararın yetki devri ile yönetim kuruluna devri değil uygulanması söz konusudur. Ayrıca toplanan bedelin para cezasının ödenmesine ayrılacağı da davacı tarafından da belirtilmektedir. Sonuç olarak davanın, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 53(1) maddesinde belirtilen bir aylık hak düşürücü süre içerisinde de 13.03.2026 tarihinde açıldığı belirlenmiştir; Davacının, dava dilekçesinde dile getirdiği iddialarla, dava konusu genel kurul toplantısında tutanağın 11.maddesine konu her iki kararın, yokluk hükmüne veya butlana tabi nitelikte kararlar olarak kabul edilmemesi nedeniyle iptal istemi açısından yapılan incelemede; talebe konu her iki karar için Kooperatifler Kanununun 53.maddesi uyarınca davacının toplantıya katılarak, dava konusu edilen kararlara ilişkin ret oyu kullanması yanında kararlara muhalefet şerhini tutanağa kaydettirmesinin zorunlu bulunduğu, davaya konu genel kurul toplantı tutanağı içeriğine göre dava konusu 11.maddede alınan her iki kararın oy çokluğu ile alındığının tutanakta belirtilerek ret oyu veya kabul oyu kullananların adlarının tutanağa yazılmaması nedeniyle davacının kararlara ret oyu kullandığının kabul edilmesi gerektiği, bu yönden kararlara ret oyu kullanma zorunluluğuna ilişkin özel dava şartının mevcut olduğu, ancak gerek 11.maddede oylamanın sonunda, gerekse tüm maddelerin oylanmasının sonunda davacının dava konusu her iki karara ilişkin olarak muhalefet şerhini tutanağa kaydettirdiğine ilişkin tutanakta bir kayıt bulunmadığı göz önünde tutulduğunda, davaya konu kararların; dava konusu her iki karar yönünden muhalefet şerhine ilişkin özel dava şartının varlığının / muhalefet şerhinin tutanakta yer almadığı, buna karşılık kararın yok hükmünde sayılan ya da butlana tabi kararlardan olmadığı ve iptale tabi kararlardan olduğu, bu halde de TTK m. 446/1-a maddesine göre ise muhalefet şerhinin toplantı tutanağında bulunmadığından davanın reddi ve istinaf talebinin reddi gerektiği de belirlenmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 24.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1141, K. 2026/1440, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1141-e-2026-1440-k-701a41857490