Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1388 E. 2026/1422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1388
Karar No
2026/1422
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1388 KARAR NO : 2026/1422

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2025 NUMARASI : 2022/914 E. 2025/447 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 24.09.2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin .25.06.2025 tarih 2022/914 E. 2025/447 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş vekili ile davalı ... A.Ş tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı ... sevk ve idaresindeki, mülkiyeti .... A.Ş”ne ait olan ve diğer davalı ... tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalanan ... plaka sayılı otomobili ile Germencik İlçe sınırları içerisinde Aydın istikametinden İzmir istikametine seyir halinde iken Abdurrahmanlar Mahallesi mevkii km 9450 ye geldiğinde aracının sağ ön kısmı ile, ön ilerisinde sağ şeritte seyreden müvekkil ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol arka kısmına çarpması, akabinde ... plaka sayılı otomobilin savrulup taklalar atarak yol kenarındaki çam ağacına çarpması neticesinde müvekkillerinin her ikisinin de ağır surette yaralanmasına sebebiyet verdiğini, Germencik Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2347 soruşturma dosyasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 30.09.2021 günlü raporuyla şüpheli ...'in sevk ve idaresindeki otomobili ile gündüz vakti, meskun dışı mahaldeki seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni vermemesi, seyrini müteyakkız şekilde sürdürmesi gerekirken bunları yapmadığı, dikkatsiz seyri neticesi ön ilerisindeki sağ şerit üzerinde seyreden sürücü ... yönetimindeki otomobilin sağ arka kısımlarına yönetimindeki otomobilin sağ ön kısımlarıyla tedbirsizce çarptığı gerekçesiyle asli kusurlu olduğu, sürücü ...”in ise atfi kabul kusurunun bulunmadığının belirlendiğini, davalıların 100 kusurlarıyla sebebiyet verdiği trafik kazasında müvekkili ...'in, genel adli muayene raporuyla sabit olduğu üzere başının yarıldığını ve başına 6 dikiş atıldığını, müvekkili ...'in ise, hayati tehlike geçirdiğini, uzunca bir süre komada kaldığını, bu süreçte müvekkilinin pek çok ameliyat geçirdiğini, bu konuda kaza tarihinden itibaren müvekkilin taburcu olduğu güne kadar ki (16.07.2021-21.09.2021) epikriz raporları ve diğer hastane evraklarından anlaşıldığı üzere müvekkilin bedensel bütünlüğü hasara uğradığını, femur kırığı, kafa travması, kafa travmasına bağlı kalıcı beyin hasarı, el becerisi bozukluğu, yürüme bozukluğu, konuşma bozukluğu, işitme engeli, görme bozukluğu gibi geri dönüşü olmayan engelli kaldığını, davalı ...nın talebi veçhile Adna Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinden aldırılan 18.04.2022 günlü sağlık kurulu raporunda müvekkilinin % 82 engelli kaldığı ve hayatını tek başına idame ettirmesinin mümkün olmadığı kısmi bağımlı olarak idame ettirebileceği belirlenmiş ise de, müvekkilin konuşma yeteneğini yitirmesi ve ağır beyin hasarı sebebiyle bundan böyle öğretmenlik mesleğini yapabilmesinin mümkün olmadığını, ancak, tam bağımlı olarak hayatını idame ettirebilecek durumda kaldığını, müvekkilinin Aydın İlinde ... İlkokulunda sınıf öğretmeni iken davalıların sebebiyet verdiği kaza nedeniyle sakat kaldığını, tedavi süresi içerisinde ek ders ücretlerinden, satranç ve egzersiz kurs ücretlerinden mahrum kaldığını, tedavi süresi içerisindeki ek ders ve satranç egzersiz kurs ücretlerinin tazmini gerektiğini, her ne kadar maluliyet oranı % 82 olarak belirlenmiş ise de, konuşma yeteneğini kaybetmesi ve ağır beyin hasarı nedeniyle bundan böyle öğretmenlik yapabilmesinin mümkün olmadığını, davalıların sebebiyet verdiği sakatlığı nedeniyle ek ders ücretleri, satranç egzersiz kurs ücretleri ve her yıl başında almakta olduğu eğitim öğretim hazırlık ödeneği ile birlikte yaklaşık 12.000 TL /ay olan gelirinden yoksun kaldığını, mesleğine devam etme şansı olsa dahi maluliyeti sebebiyle daha fazla emek/ güç sarf ederek mesleğini icra etme ve eski gelirini elde edebilme durumunda bırakıldığını, müvekkilinin tedavi gördüğü süre içerisindeki ve maruz kaldığı sakatlığı nedeniyle yitirdiği çalışma gücü-efor kaybının ve kazanç kaybının tazmini gerektiğini, müvekkilinin tedavi süreci içersinde bakıcı desteğine muhtaç kaldığı gibi bundan sonraki yaşantısını da bakıcı desteğine, muhtaç olarak sürdüreceğini. tedavi sürecindeki ve muhtemel bakiye ömür süresindeki bakıcı giderlerinin de tazmini gerektiğini, müvekkilinin hastaneden taburcu olduktan sonra da evde yatağa bağımlı hale gelmesi sebebi ile müvekkilinin çeşitli masraflar yaptığını, müvekkilinin yoğun bakımdan çıkıp hastaneden taburcu olduktan sonra 21.09.2021 tarihinden itibaren 01.07.2022 tarihine kadar her gün eve fizik tedavi uzmanı ve pansumancı geldiğini, fizik tedavi uzmanına günlük 200 TL, pansumancıya da günlük 100.00 TL ödendiğini, bugüne kadar psikolojik tedavisi için psikiyatr ...”e 450.00 TL, konuşma ve bozulan vücut dengesinin tedavisi amacıyla Dr. .. ..'nın hastası olarak ozan tedavisi gördüğünü ve bunun için 6.060.00 TL. konuşma terapisti Dr. .. .'in hastası olarak tedavi gördüğünü ve bunun için 600.01 TL ödendiğini, bu tedaviler için özel araçla İzmir”e gidip gelmek zorunda kaldığı gibi psikiyatr ve konuşma terapileri de halen devam ettiğini, tedavi süresi içerisindeki mahrum kaldığı ek ders ve satranç egzersiz kurs ücretleri ile bakıcı giderleri, konuşma yetisini kaybetmesi ve ağır beyin hasarı nedeniyle bundan böyle öğretmenlik görevini yapamayacak ve muhtemel bakiye ömrünü tam bağımlı olarak geçireceğinden ötürü yoksun kaldığı maaş, ek ders, satranç egzersiz kurs ücretleri, eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğine ilişkin yoksun kaldığı kazanç kaybı ile bakıcı giderleri, çalışma gücü-efor kaybı ve kazanç kaybı ile bakıcı giderlerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tüm davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avansı faizi ile tahsiline, müvekkillerinden ... için 250.000.00 TL, ... için 50.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsil ve tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili, davacı tarafın, müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca haksız olarak ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunun 97. maddesi ile dava yoluna başvurmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması dava şartı olarak düzenlenmiş olup başvuru dilekçesi ekinde bulunması gereken evraklar karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası genel şartlarının; sürekli sakatlık, erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik doğrultusunda hazırlanan sağlık kurulu raporu, epikriz raporu, genel adli muayene raporu, tüm tetkik ve tedavilere ilişkin raporlar, mağdura ait kimlik belgesi fotokopisi, kaza raporu, varsa bilirkişi raporu veya keşif zaptı veya mahkeme kararı, mağdura ait kaza tarihi itibarıyla son gelir durum belgesi, hak sahibine ait banka hesap bilgileri, sağlık verilerine erişim, işleme ve aktarım konusunda mağdur tarafından verilen açık rıza beyanı olduğunu, davacı tarafından sigorta şirketine yapılan başvuruda, kaza tarihinde yürürlükte olan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe uygun hazırlanmış sağlık kurulu raporu ve ilgili diğer evrakların da yer almadığını, işbu belgeler olmadan da maluliyet belirlemesi yapılması mümkün olmadığından tazminat hesabı ve dolayısıyla ödeme yapılması da mümkün olmadığını, davacının iddia olunan maluliyetinin, maluliyet oranına dair kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre uygun biçimde yetkili bir sağlık kurumundan alınan sağlık raporu ile kesin olarak tespit ettirilmiş olması gerektiğini, müvekkili şirkete eksik evrakla başvurulmuş olmasına karşın, bu husustaki eksiklikler giderilmeden dava açıldığını, eksik evrak ile yapılan başvuru usulüne uygun bir başvuru olmadığını, bu nedenle Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılmış bir başvuru bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, bu kapsamda öncelikle; davacının davasının, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilip bu eksikliğin giderilmesinin istenmesine, aksi hâlde davanın usulden ret olacağının ihtarına karar verilmesini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına alınacağını, poliçe nedeni ile sorumluluklar, davacının alacağını ispat etmesi kaydıyla azami teminat limiti olup teminat miktarı aşılamayacağını, poliçe teminat limitleri muaccel borçlar olmayıp, ödenebilecek azami teminat limitini ifade ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil sigorta şirketinin ilgili poliçeden doğan sorumluluğunun üst limiti sakatlanma ve ölüm hallerinde 410.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından müvekkil sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığını, kusur oranlarının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kaza ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesine sevk edilerek erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının kazaya neden olan ve zararı doğuran kusurları, müterafik kusur indirimi olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini, dosya incelendiğinde, müteveffanın KTK nın 78. maddesine aykırı olarak kaza esnasında emniyet kemeri takması gerekirken takmadığı, koruyucu tertibat kullanması gerekirken kullanmadığı anlaşıldığını, müterafik kusurun varlığı nedeniyle müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun doğması durumunda tazminat miktarından indirim yapılması gerekeceğinin muhakkak olduğunu, davacı tarafın kazanç kaybı talebi, ZMSS poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekâlet ücretine karar verilmemesini istemiştir. Davalı .... AŞ. Vekili, dava şartı olan arabuluculuk başvurusu davacı yanca yapılmadan huzurdaki davanın açıldığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkilinin şirketin iş bu davada husumetinin olmadığını, bu nedenle davanın tarafları yönünden reddi gerektiğini, temelde malikin işleten olduğunu ancak yasa gereğince malik, uzun süreli olarak aracı kiraladığında, kiracı, işletenlik niteliği kazanacağını ve hukuki sorumluluk altına gireceğini, dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuru şartının yerine getirilmemesi halinde davanın reddi gerektiğini, 2918 sayılı kanunun 97. maddesi gereğince; ''zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.'' önemle belirtmek gerekirse, dava açılmadan evvel, sigorta şirketine başvuruda bulunulması dava şartı olup bu dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin re'sen incelenerek başvuru koşulu sağlanmadıysa davanın reddi gerektiğini, dava konusu trafik kazasının, müvekkili şirket aracının kiralandığı ve kiracının fiili kullanımında olduğu dönemde meydana gelmiş olduğundan, kiracı ''işleten'' olarak sorumlu olur ve kiralayan müvekkil şirketin hukuki sorumluluğu kalmadığını, davacı tarafça somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, müvekkil şirketçe tebellüğ edilen dava dilekçesi davacı tarafça dayanılan delillerin ve dahi sunulduğu iddia edilen eklerin hiçbirini ihtiva etmediğini, söz konusu tedavi evrakları, adli tıp raporu ve dahi sayılan diğer tüm delillerin dava dilekçesi ile tarafımıza sunulmamış olması savunma hakkını kısıtladığını, davacı yan tarafından tarafımıza ikame edilen davaya katılnın mümkün olmadığını, müvekkil şirkete ait .... plakalı araç diğer davalı aynı zamanda araç sürücüsü ...'ın tarafından kiralandığını, taraflarca imzalanan araç kiralama sözleşmesi ve fatura dilekçe ekinde sunulduğunu, 16.07.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında aracın zilyetlik ve sorumluluğunun diğer davalı ...'te olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu kaza neticesinde hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kiracı tarafına kullanıma tahsisi edilen aracın kullanımı sebebiyle meydana gelecek zararlardan kiracının sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin işbu davada husumeti olmadığını, müvekkil şirket maliki bulunduğu ... plakalı araçta işleten sıfatına haiz olmadığını, müvekkile ait araç sürücüsünün kusurun söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu kaza neticesinde kusurlu olup olmayacağı bilirkişi incelemesi neticesinde belirleneceğini, davacının emniyet kemeri takmıyor olması 2918 sayılı kanun’un 86. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kabul anlamına gelmemekle beraber tazminattan indirim sebebi olduğunu, sigorta şirketleri ve SGK tarafından davacıya yapılan her türlü ödemenin mahsubunun şart olduğunu, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, kazaya karışan müvekkile ait söz konusu araç, ...'e 12.07.2021 tarihinde kiraya verildiğini, açıklanan sebeplerle müvekkilin işbu dava kapsamında herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, 16/07/2021 tarihinde, müvekkilin sevk ve idaresindeki ....plakalı araç ile davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçlar arasında yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini; bu yaralanma nedeniyle davacı ... ve diğer davacı eş için müvekkil aleyhinde de maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığını, öncelikle iş bu kaza nedeniyle, 16.07.2012 tarihli, polis memurları tarafından düzenlenmiş olan ölümlü ve yaralamalı trafik kaza tespit tutanağında görüleceği üzere; müvekkil hareket halindeyken davacı sürücünün trafik akışına uygun ve gerekli şekilde araba kullanmaması nedeniyle iş bu kaza meydana geldiğini, her ne kadar davaya konu kazaya ait kaza tutanağında, müvekkiline kusur atfedilmişse de bu husus taraflarınca kabul edilmediğini, bu nedenle kaza yerinde keşif yapılıp; tüm incelemeler sağlandıktan sonra Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak kusur raporu ile netleşeceğini, tazminat bedellerinin, maluliyet oranları, davacının kaza nedeniyle cismani zararın meydana gelmesindeki illiyet bağı ve kusurlu davranışı ile mütefarik kusur indirimi yönünden itirazlarının havi olduğunu, davacıda oluşan cismani zararının, iş bu davamıza konu kaza nedeniyle doğrudan ilişkisinin ve illiyet bağının tespiti gerektiğini, bu nedenle bu illiyet bağının tam kurula bilmesi için adli tıp kurumu ihtisas dairesinden rapor aldırılması gerektiğini, bununla birlikte davacı davaya konu kaza tutanağında belirtilmiş olduğu üzere KTK nın 78. maddesini ihlal ettiğini, emniyet kemeri takmadığını ve gerekli önlemleri almadığını, bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinde mütefarik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini, davacının sağlık gideri ve geçici ve kalıcı iş görememezlik tazminat talepleri yönünden itirazlarının davacının maddi tazminat talepleri içerisinde istemiş olduğu sağlık giderleri, SGK kapsamında olup, devlet tarafından karşılandığını, davacının devletin imkanlarını tercih etmeyerek, özel hastaneye gitmesi kendi tercihi olması nedeniyle bu ödemelerin tekrardan müvekkilden tahsilini talep etmesinin hukuki olmadığını, SGK tarafından karşılanan bir kısım ödemelerinde davaya konu edildiği görüldüğünü, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, müvekkillerin ekonomik ve sosyal durumu ile orantısız ve oldukça fahiş olması nedeniyle zenginleşme niteliğinde olduğu kadar iyi niyetten de uzak olduğunu, bu nedenle reddi gerektiğinden, açılan haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 16/07/2021 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki, mülkiyeti ... A.Ş'ne ait olan ve diğer davalı ... tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalanan ... plaka sayılı otomobil ile Aydın istikametinden İzmir istikametine seyir halinde giderken aracın sağ ön kısmıyla sağ şerit ön ilerisinde davacı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol arka kısmına çarptığı, çarpmanın etkisi ile davacı ...'in kullandığı aracın yoldan çıkmasına ve davacının yaralanmasına sebebiyet verdiği, davalı ...'in sürücüsü olduğu, diğer davalı....A.Ş'ne ait .. plakalı aracın 16/10/2020-2021 tarihleri arasında, 06949865/0 nolu ZMMS poliçesi ile diğer davalı sigorta şirketinde sigortalı olduğu, kaza tarihi itibariyle sigorta limitinin 410.000,TL olduğu, dosyada alınan gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle itibar edilen Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 05/01/2023 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'in olayda %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'in kusursuz olduğu, davaya konu kaza sebebiyle Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesinde alınan ve mahkememizce gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle itibar edilen 25/05/2023 tarihli adli tıp raporuna göre; ...'in 16.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı kişi engel oranının %81 olduğunun anlaşıldığı, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesinde alınan ve 25/03/2024 tarihli adli tıp raporuna göre ...'in 16.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı; geçici iş göremezlik süresinin sol femur cisim (parçalı) kırığına bağlı 360(üçyüzaltmış) gün olduğu, bu sürenin 120 gününün bakıma muhtaç olduğunun bildirildiği, davacı tarafça yapılan itiraz üzerine Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesinde alınan ve mahkememizce gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle itibar edilen 05/09/2024 tarihli adli tıp raporuna göre ...'in 16.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı; kişinin sürekli iş göremez olduğu, bakıma muhtaç olduğu sürenin ise 360 (üçyüzaltmış) gün olduğu, yukarıda yapılan belirlemeler nazara alınarak dosyada alınan ve mahkememizce gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle itibar edilen 13/05/2025 tarihli aktüerya bilirkişisi ek raporuna göre, geçici iş göremezlik zararının 17.690,46-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 1.893.407,61 + 2.355.320,79 +3.500.384,98 =7.749.113,38-TL, bakıcı giderinin ise 14.310.00-TL olduğu, mahkememizce doktor bilirkişiden alınan 04/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ve dosyada toplanan delillerden davacılardan ...'in dava konusu kaza nedeni ile yaralanmasının tedavisi için SGK tarafından karşılanmayan toplam 97.809,52 TL tedavi giderinin olduğu kanaatine varılmış, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. Maddesi ile trafik kazası nedeni ile davacıda oluşan bedeni zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir. Ancak davalı sigorta şirketi zarardan sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde olduğunu , davalı malik ... A.Ş vekili cevap dilekçesi ekinde, kazaya karışan .... plakalı aracın davalı ...'e 12/07/2021 tarihinde kiralandığına dair adi yazılı sözleşme ibraz ettiği, söz konusu kira sözleşmesi incelendiğinde kira sözleşme süresinin 2 günlük olduğu, motorlu aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiralayan kiracının, işleten sayılabileceği, iki günlük kira sözleşmesinde işleten sıfatının değişmeyeceği, iş bu sebeple davalı malikin işleten olduğu kabul edilerek hükmedilen maddi ve manevi zararlardan sorumlu tutulduğunu, davacı ... vekilinin iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine iadeli taahhütlü olarak başvuruda bulunduğu, tebligat parçasından 05/05/2022 tarihinde başvuru talep dilekçesinin tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, davalı sigorta şirketinin 8 iş günü ilave edildikten sonra 18/05/2022 tarihinde temerrüde düştüğü, davacıya davalı sigorta şirketi tarafından yapılmış bir ödeme bulunmadığı, yukarıda da belirtildiği üzeri davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu sigorta limitinin 410.000,TL olduğu anlaşılmış, Sonuç olarak, yukarıda yapılan açıklamalar, BK. hükümleri ve KTK madde 85 nazara alınarak davacı ...'in tazminat davasının kabulü ile, 17.690,46-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 7.749.113,38-TL sürekli iş göremezlik tazminatı,14.310.00-TL bakıcı gideri ve 97.809,52-TL tedavi giderinin davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 18/05/2022 tarihinden itibaren (poliçe limitleri dahilinde kalmak kaydıyla) işleyecek avans faizi, diğer davalılardan kaza tarihi olan 16/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. BK'nun 56. Maddesine göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Davacı ...'in manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde; meydana gelen kazada davacının kusursuz oluşu, davalı sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olması, tarafların sosyal ekonomik durumları ve davacınınn %81 oranında malul kalması, iyileşme süresi, bakıma muhtaç kaldığı süre, yani yaralanmasının ağırlığı dikkate alınarak tarafların fakirleşmesine yahut zenginleşmesine yol açmayacak hakkaniyete uygun olacak şekilde manevi tazminatın davalı işleten malik ile sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiği kanaatine varılarak, davacı ..."in, davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılara karşı açmış olduğu manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 200.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacı ...'in manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; BK'nun 56/2. Fıkrasına göre ağır bedensel zarar hâlinde, zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği, bir kimsenin cismani zarara maruz kalması durumunda onun (ana, baba, eşler, kardeş, nişanlı gibi) yakınlarından birinin aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa, onlar da manevi tazminat talep edebileceği, zira bu durumda onların zararları ile haksız eylem arasında illiyet bağı olduğu ve zararlarının niteliği itibariyle onların da ihlal edilen normun (56. maddenin) koruma alanı içinde bulunduklarının ve hukuka aykırılık bağının gerçekleştiğinin ve manevi tazminat talep edebileceklerinin kabulü gerektiği, davacı ...'in zarar gören diğer davacının eşi olduğu, davacı ...'in maluliyet oranının %81 düzeyinde olup yerleşik yargı uygulamaları nazara alındığında yaralanmasının ağır yaralanma mahiyetinde kaldığı, davacı eşin bu olaydan dolayı manevi olarak zarara uğradığı, olayda davalı sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olması, tarafların sosyal ekonomik durumları, davacının eşinin maluliyet oranı, iyileşme süresi, bakıma muhtaç kaldığı süre, yani yaralanmasının ağırlığı dikkate alınarak tarafların fakirleşmesine yahut zenginleşmesine yol açmayacak hakkaniyete uygun olacak şekilde davacı eş ...'in manevi tazminat talebinin kabulü ile manevi tazminatın davalı işleten malik ile sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiği gerekçesiyle kazaya karışan davalı malik ....A.Ş'ye ait araç hususi araç ise de işletenin tacir olması ve TTK'nun 19. Maddesi nazara alındığında tazminata temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır(Aynı yönde Antalya BAM 14.HD'nin 2024/374 esas, 2025/170 karar sayılı kararı) Yargılama giderleri hesaplanırken, davalı sigorta şirketinin sigorta limitinin 410.000,TL olması nazara alınarak hesaplama yapılmış ve hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı ... A.Ş vekili ile davalı ..... A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş vekili, kendilerine yapılan başvuruda Genel Şartlarda tahdidi olarak sayılan belgelerin eksiksiz bir şekilde müvekkili şirkete iletilmemesi sebebiyle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan 25.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda kişinin 120 gün boyunca bakıma muhtaç olduğunun tespit edildiğini, ancak aynı üniversiteye ait 05.09.2024 tarihli raporunda da kişinin bakıma muhtaç olduğu sürenin 360 gün olduğuna kanaat getirildiğini, aynı üniversiteye ve aynı kişiye ait farklı iki rapor olduğunu, dosyanın bu hali ile karara çıkarılmasının müvekkili şirket için hak kaybına neden olacağını, davanın reddi gerektiğini, hesaplamaya esas maluliyet oranına itiraz ettiklerini, bilirkişi heyet raporunda, başvuran kazazedenin maluliyetinin mezkur kaza sonucu oluştuğu sonucuna varılamadığını, kaza ile başvuranın maluliyeti arasında net bir illiyet bağının olduğunun anlaşılamamasından dolayı mahkeme tarafından aldırılan raporun dikkate alınmaması gerektiğini, somut olayda kaza tarihi itibarı ile yürürlükte olan yönetmelik Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği olup, ilgili rapora göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, halihazırda kabul etmedikleri sağlık raporunda %40 sinir sistemi bozukluğundan oranı verilmişse de, psikolojik arazlar bakımından yeterli inceleme yapılmaksızın verilen hükümlerin Yargıtayca bozma sebebi yapıldığını, görülmekte olan işbu dosyada da kişinin psikolojik olarak nasıl bir tedavi gördüğüne ilişkin evrakların mevcut olmadığını, bu sebeple varsayımsal bir maluliyet oranını kabul etmediklerini ve davanın reddini yahut maluliyet oranının tespiti hususunda dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini, kusur oranlarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile Adli Tıp Kurumu raporunda %100 kusur oranından değerlendirme yapılmış olmasını kabul etmediklerini, çelişkili kusur raporları ile dosyada hüküm kurulmasının hukuki olmadığını, adli tıp kurumunda belirlenen kusur oranlarının da hükme esas alınmasının mümkün olmadığından dosyanın trafik ihtisas üst kuruluna tevdi edilmesini talep ettiklerini, mübrez evrakların da hükme esas alınması sakıncalı olacağından dosyanın kusur değerlendirmesi için bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini, kaza raporlarının değerlendırılmesı direkt olarak kaza raporlarında yazmakta olan kanun veya yönetmelık maddelerı üzerınden değil olayın oluş biçimi üzerinden yani nedensellık bağı (neden-sonuç ilişkisi) üzerinden inceleme yapılarak sonuca ulaşılacağı, kanun veya yönetmelık maddelerini direkt olarak baz alarak değerlendirme yapılırsa hatalı sonuç ortaya çıkacağını, somut olayda davacı tarafça kaza tespit tutanağındaki kusur dağılımına göre tazminat talep edilmekte ise de, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, bu nedenle itirazları kapsamında mahkemeden tüm ceza evraklarının da temini ile hususunda inceleme yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatına ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin tedavi, ulaşım, barınma, beslenme, pansuman, rehabilitasyon, özel muayene masraflarına ilişkin 6111 sayılı yasa gereği herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, başvurucunun faturalandırmayan masraflara ilişkin talebinin olduğunu ancak bu masraflara ilişkin sorumluluğu kabul etmemekle birlikte masrafların neler olduğunun izaha muhtaç olduğunu, bakıcı giderine ilişkin beyanlarının kabul görmemesi ve bakıcı gideri talebinin kabulü halinde, kazazedenin bakımı aile içinde gerçekleşeceğinden mahkemece yargıtay kararı gereği(Yargıtay 21. H.D 18.02.2015 TARİH 2014/14632 E. 2015/2774 K. numaralı kararı) %25’ten az olmamak üzere indirime hükmedilmesi gerektiğini, kabul etmemek şartıyla aleyhlerine bir karar verilmesi durumunda hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun tazminat hesaplanmasında kullanılan TRH 2010 mortalite tablosu ve progresif rant yöntemine itiraz ettiklerini, müvekkili şirket lehine usuli kazanılmış haklar gözetilerek teknik faiz hesaplaması ile bilirkişi raporu alınması gerektiğin, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bakıcı gideri tazminatı brüt asgari ücret üzerinden değil, net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, aleyhe tazminata hükmedilecek olması durumunda faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak esas alınması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince, yeterli ve gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile davalı sigortaya müracaat tarihinden öncesinde şirketlerinin temerrüdü söz konusu olmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren (8) işgünü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının da bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... A.Ş vekili, davacı tarafça dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmadan davanın açıldığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait ... . plakalı araç diğer davalı aynı zamanda araç sürücüsü ...'in tarafından 12.07.2021 tarihinde kiralandığını, 16.07.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında aracın zilyetlik ve sorumluluğunun diğer davalı ...'te olduğunu, yerel mahkeme tarafından aracın her ne kadar 2 günlük kiralandığını motorlu aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiralayan kiracının işleten sayılabileceği, iki günlük kira sözleşmesinde işleten sıfatının değişmeyeceğini bu nedenle maddi ve manevi tazminat bedellerinden sorumlu olacağına ilişkin hüküm kurulmuş ise de verilen hükmün hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından araç kiralama süresinin eksik hesaplandığını, diğer davalı tarafından 12.07.2021- 14.07.2021 tarihleri arasında işbu dava ya konu araç kiralanmış ise de aracın müvekkili şirkete 14.07.2021 tarihinde teslim edilmediğini, kaza nedeniyle 16.07.2021 tarihinde teslim edildiğini, yani diğer davalı sürücü tarafından araç kiralama sözleşmesi uzatılmış olup, 2 günlük kiralamanın söz konusu olmadığını, bu nedenle Yargıtay kararlarına göre 3 gün ve üzere araç kiralamalarında süreli kira sözleşmesi uzun süreli kiralama sözleşmesine dönüşmüş olup, müvekkili şirketin işleten sıfatının kalktığını, müvekkil şirketin söz konusu kaza neticesinde hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, kiracı tarafına kullanıma tahsisi edilen aracın kullanımı sebebiyle meydana gelecek zararlardan kiracı sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin işbu davada husumeti olmadığını, müvekkili şirket maliki bulunduğu ..... plakalı araçta işleten sıfatına haiz olmadığını, aracın kiraya verilmesi durumunda, araç maliki işleten işleten sıfatının kalmadığından, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, işbu dava kazanın müvekkili şirketin ticari işi neticesinde meydana gelmediğini, diğer davalı ...'in haksız fiili neticesinde meydana geldiğini, bu nedenle verilen zarardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, yerel mahkemede eksik incelemeler neticesinde kusur oranı belirlendiğini, kusur oranları kesin belirlenmeden işbu davada tazminat rakamlarının belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemeye 13.01.2022 tarihinde sunmuş oldukları Adli Tıp Kurumu raporuna itirazlarında kusur durumuna ilişkin, kazanın oluş şekline göre itirazlarının da değerlendirilmesi için, alanında uzman bir trafik bilirkişi tarafından kaza mahallinde keşif yapılmasını veya söz konusu taleplerinin kabul görmemesi halinde, dosyanın karayolları trafik fen heyetine dosyasının gönderilerek rapor alınmasını talep etmelerine rağmen itiraz dilekçelerinin hiç dikkate alınmadan adli tıp raporu ile bağlı kalındığını, Adli Tıp kurumu tarafından gerekli araştırmalar yapılmaksızın kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında belirlenen kusur oranlarına göre rapor ibraz edildiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesi tarafından kesin delil niteliği taşımayan Kaza Tespit Tutanağını ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarını incelemeye esas alınması, sadece doğruluğu tartışmalı olabilecek taraf beyanlarına dayanarak buna göre kusur dağılımının yapılmasını kabul etmediklerini, yerel mahkemede maluliyet oranının yüksek belirlendiğini, alınan sosyal ve ekonomik durum raporundaki sürekli işgörmezlik, geçici işgörmezlik ,bakıcı gideri ve tedavi gideri fahiş bedellerle yüksek belirlendiğini, farazi olarak hesaplanan tazminat rakamlarını kabul etmediklerini, davacıya bu kaza sonucu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, geçici iş görmezlik tazminatı, sürekli iş görmezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat taleplerine ilişkin hüküm kurulan faiz bedelleri yüksek hesaplandığını, her ne kadar kazaya karışan davalı malik .... A.Ş'ye ait araç hususi araç ise de işletenin tacir olması ve TK'nun 19. Maddesi nazara alındığında tazminata temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği kanaatine varıldığına ilişkin kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, haksız fiil iddiasına dayalı olarak açılan sürekli ve geçici isgöremezlik ve diğer zaraların tazmini. istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulune karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı taraf olay tarihi olan 16.07.2021 tarihinde Germencik ilçe sınırları içerisinde Aydın istikametinden İzmir istikametine doğru seyir halindeyken davalı ....'in kiracısı ve sürücüsü olduğu diğer davalı ... A.Ş ye ait .... plakalı aracın sürücüsü oldukları ... plakalı araca sol arka taraftan çarparak aracın yoldan çıkmasına takla atmasına ve sonuçta her iki davacının da yaralanmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı haksız fiil faili ... ile aracın işleteni ve kiraya verene .... A.Ş ve bu aracın ZMMS Sigortacısı olan ... A.Ş ye karşı sürekli ve geçici iş göremezlik, bakım gideri , tedavi giderleri, yoksun kalınan kâr kazanç kaybı ile manevi tazminat talebinde bulundukları belirlenmiştir . Mahkemece yapılan yargılamada davacılardan ...'in tedavi gördüğü hastane kayıtları, Germencik Asliye Ceza Mahkemesi^'nin bu olaya ilişkin yapmış olduğu yargılama evrakları alınarak Adli Tıp Kurumundan (Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı ) alınan raporlarla (25.05.2023 ve 25.03.2024) ...'in engellilik oranının %81 ve geçici iş göremezlik süresinin 360 gün olup bu sürenin 120 günlük bölümünde ise bakıma muhtaç olduğuna dair rapor alınmıştır . Bu raporda olay tarafına uygulanması gerekli olan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre maliyet oranı belirlendiğinden usulüne uygun bir tespit yapıldığı anlaşılmıştır . Yine mahkemece Ankara Adli Tıp grup başkanlığı'ndan 05.01.2023 tarihli kusura ilişkin alınan raporda davalı sürücü....'in arkadan çarpması nedeniyle %100 diğer sürücü davacı ...'in ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bu raporda usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı tespit edilmiştir . Aktüerya bilirkişileri vasıtasıyla yapılan incelemede ise davacının öğretmen olarak çalıştığı kurumdan maaş bordroları ile ek ders ücret bilgileri satranç ders ücretleri ve diğer gelirleri istenerek 19 09 2024 tarihli müzekkere cevabıyla alınmıştır, bu aşamadan sonra bilirkişi ....'den alınan 20.11.2024 tarihli raporda davacının geçici iş göremezlik tazminatının 17.690,46 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 4.754.014,25 TL olduğu 120 günlük bakıcı ücret bedelinin ise 14.310 TL olarak belirlendiği tespit edilmiştir. Bu raporda TRH 2010 yaşam tablosu uygulandığından usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir . Davacının diğer talepleri olan tedavi gider ve ödemeler bakıcı giderleri gibi tazminat talepleri ise 04.04.2025 tarihli bilirkişi doktor ....'tan alınan raporla tespit edilmiştir. Buna göre bakıcı giderinin 35.752,50 TL ulaşım giderinin 3.000 TL fizik tedavi giderinin 34.000 TL pansuman giderinin 12.000 TL özel muayene, ilaç, tıbbi malzeme gibi giderlerin 12.657,02 TL olduğu toplam bu giderlerin 97.809,52 TL olduğu belirlenmiştir. Aktüerya bilirkişisinden alınan 13.05.2025 tarihli raporda itirazlar değerlendirilerek geçici iş göremezlik zararının 17.690,46 TL sürekli iş göremezlik zararının 7.749.113,38 TL ve bakıcı gideri tazminatının ise 14.310 TL olduğu belirlenmiştir . Bu raporlara karşı davalı ... A.Ş.vekilinin KTK madde 97 yönünden yaptığı itirazın incelenmesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davacı vekilince davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yazılı başvuru evrakının gönderildiği, davalı tarafça hasar dosyası oluşturulduğu ve dava şartının gerçekleştiği anlaşıldığından davalı sigorta vekilinin dava öncesi temerrüt koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yine davalı sigorta vekilinin ve davalı ... A.Ş vekilinin maluliyet oranının hesabına ilişkin itirazın yerinde olmadığı, yukarıda açıklandığı üzere gerek Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilimdalı ve gerekse ...'in tedavi gördüğü hastane kayıtları, yine Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin kayıtları dikkate alındığında meslekte kazanma gücü kaybının yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği, itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca psikolojik açıdan davacının zarar gördüğü ve buna ilişkin tespitler de bulunduğundan sigorta vekilinin bu yöndeki itirazları da yerinde değildir. Yine davalı sigorta şirketinin ve diğer davalı ....A.Ş'nin kusur oranına itirazı da Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan 05.01.2023 tarihli raporda da belirlendiği üzere davalı sürücü ...'in %100 kusurlu olduğu belirtilmekle yerinde olmadığı saptanmıştır. Davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, geçici tedavi, bakıcı gideri, ulaşım, barınma, beslenme, pansuman, rehabilitasyon gibi giderlerden sorumluluğu bulunmadığını iddia etmişse de bu zararlar sigorta poliçesi kapsamında kaldığından bu zararları da karşılanacaktır. Yine davalı sigorta şirketinin müterafik kusur indirimi yapılması iddiasının da dayanağının bulunmadığı tespit edilmekle kabul edilmemiştir. Yine bilirkişi raporunda tazminat hesabında TRH 2010 Mortalite Tablosunun dikkate alınmamasına ilişkin itirazı yerinde olmadığından reddedilmiştir. Davalı sigorta vekilinin bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden değil, net asgari ücret üzerinden hesaplanması talebinin incelenmesinde; bakıcı giderinin tespitinde emsal alınacak ücret kaza tarihindeki veriler (olaydan itibaren belirli süreli olarak tespit edildiği göz önüne alındığında) kapsamında brüt ücret üzerinden tespiti gerektiğinden bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Yine davalı sigorta şirketinin faiz başlangıcının usulüne uygun tebligat olmadığından temerrüt tarihinin dava tarihi olması gerektiği itirazı ise değerlendirildiğinde; bu itirazın yerinde olmadığı ve davalı sigorta şirketine davacılar tarafından başvuru yapıldığı tarihten itibaren temerrüdün hesaplanarak mahkemece belirlendiği, dolayısıyla bu başvurunun temerrüt için yeterli olduğu belirlenmiştir. Yine davalı sigorta şirketinin avans faizi uygulanmaması yönündeki itirazı da aracın malikin ve işletenin tacir olduğu ve bu davalı yönünden işin ticari iş niteliği taşıdığı gözetilerek avans faizine ilişkin itirazı reddedilmiştir. Davalı ....A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; aracın işleteni olmadığı, aracın işletenenin kiracı ... olduğu itirazının incelenmesiyle araç kirasının kısa süreli olduğu için mahkemece belirlendiği üzere işleten.... A.Ş'nin sorumluluğu ortadan kalkmadığından maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı ....A.Ş vekilinin manevi tazminat yönünden itirazı incelendiğinde; Manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 Esas - 1966/7 Karar sayılı ilamı) Somut olayda kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımları, kazanın oluş şekli, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarları makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş vekili ve davalı .... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 28.007,12-TL'den peşin alınan 7.001,78-TL'nin mahsubu ile bakiye 21.005,34-TL'nin davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ....A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 556.286,76-TL'den peşin alınan 139.071,69-TL'nin mahsubu ile bakiye 417.215,07-TL'nin davalı .... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026

.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1388, K. 2026/1422, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1388-e-2026-1422-k-6b2c72e9233c