Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1472 E. 2026/1466 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1472
Karar No
2026/1466
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1472

KARAR NO : 2026/1466

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 27/06/2024

NUMARASI : 2021/172 E. - 2024/132 K.

DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin şekil+ ... markası ile ev tekstili kategorisinde kendine ait koleksiyon grupları ile piyasada tanınmışlık ve ürün kalitesinin yüksekliği gibi açılardan kendi sektöründe lider konumda bulunduğunu, müvekkili tarafından tespit edildiği üzere “.... LTD. ŞTİ.” adı ile faaliyet göstermekte olan ve müvekkili ile herhangi bir organik bağı olmayan bu iş yerinde müvekkile ait “...” markasını ve ilgili markayı oluşturan yazı stilini kompoziysonu oluşturan şekli ihtiva eden ve neredeyse aynı logoyu hiçbir izin, tescil, lisans sözleşmesi vs dayanak ve hak bulunmadan haksız, izinsiz ve hukuka aykırı bir şekilde kullanarak ürünlerinin satış ve pazarlamasını yaptığını, şirket ve yetkililerinin söz konusu haksız ve suç teşkil eden eylemleri ile kendilerine haksız maddi kazanç temin ettiklerini ve hem de müvekkilinin piyasa nezdinde ciddi maddi kayba uğramasına ve müşteri itibar ve güvenilirliğinin zedelenmesine sebep olduğundan bahisle fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkili davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğince tescilli markasına vaki tecavüzün tespiti, men'i ve refi, taklit ürünlerin üretiminin ve satışının öncelikle ve ivedilikle ihtiyati tedbir niteliğinde teminatsız durdurulması, şimdilik 40.000-TL maddi tazminat ile 200,000.-TL manevi tazminatın toplamda 240.000TL' nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, ... isimli ev tekstil ürününün kendilerinin onayı dışında davacı şirket tarafından birebir aynı şekilde kullanıldığı, satış ve pazarlamasının yapıldığı iddiasında bulunulmuş ise de davacının bu iddiasının gerçeklikten uzak olduğu, Davacının, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/109 D.İş sayılı dosyasıyla marka hakkında tecavüz iddiası ile tespit talebinde bulunduğu, mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi neticesinde davalı şirkete ait iş yerinde 1 adet paketli masa örtüsü tespit edildiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere söz konusu 1 adet ürünün, numune olarak iş yerinde bulunduğu, davalı şirketin, davacı ... firması ile aralarındaki ticari ilişki gereğince tespite konu ... markalı ürünü, davacının siparişi üzerine ürettiği ve bu amaçla da elinde bir adet numune bulundurduğu, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/109 D.İş sayılı dosyasına sunulan faturalar incelendiğinde taraflar arasında geçmişte yoğun bir ticari ilişki bulunduğu, davalı firmanın masa örtüsü, halı örtüsü gibi ürünleri davacının siparişi üzerine ürettiği ve davacıya teslim ettiğinin açıkça anlaşıldığı, şirkete ait iş yerinde 1 adet olarak bulunan ... markalı ürünün üzerinde davacı firmanın ünvanının yazdığının bilirkişilerce tespit edildiği, keşif sırasında 1 adet ürünün tespit edilmesi, ürün üzerinde davacı firmanın adının yer alması ve dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde davacının iddiasının gerçek dışı olduğunun açıkça anlaşıldığı, mahkemenizce işbu dosyadan verilen 05.11.2021 tarihli tedbir talebi bulunan masa örtüsü üzerinde davacı şirketin ticari unvanının yer aldığı dosyaya sunulan faturalardan davacı şirketle aralarında ticari ilişki bulunduğunun görüldüğü denilmek suretiyle isabetli bir tespit yapıldı davacının Bursa CBS 2020/104042 sor. numaralı dosyası ile müvekkili şirket yetkilisi... hakkında "Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek veya hizmete sunmak" suçlamasıyla şikayetçi olduğu, savcılık tarafından müştekinin soyut iddiası dışında bir delil olmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı, davalının davaya konu ürün markasını kullanmak suretiyle kendilerinin bilgisi ve onayı dışında... mağazasına satış yaptığı iddiasında bulunmuş ise de bu iddianın gerçeklikten uzak olduğu, Davacı ... .... A.Ş. ile dava dışı... adı altında faaliyet gösteren ...A.Ş. 'nin yönetim kurulu üyelerinin tamamının aynı olup mersis kayıtları incelendiğinde her iki şirketin yönetim kurulu üyelerinin...'dan oluştuğu görüleceği davalı şirket ile davacının, aralarındaki ticari ilişki gereğince tespite konu ... markalı ürünü, davacının siparişi üzerine üretmiş ve davacıya teslim etmiş olduğu, davacının da yine kendisine ait ...A.Ş. şirketinin... mağazaları aracılığıyla ürünleri satışa sunduğu, sonraki zamanlarda davacının talebi üzerine ... .... A.Ş firmasının aradan çıkarılarak yine ortakları aynı olan ...A.Ş.'ye doğrudan satış yapıldığı, Davacı tarafın, 18.11.2021 dilekçesiyle... adı altında faaliyet gösteren ...A.Ş ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye dair tüm faturaları sunduğu, normal şartlarda bu faturaların davacı tarafından temin edilip mahkemeye sunulmasının mümkün olmadığı, tüm bunların yanı sıra, neden davacının ürünlerin toplatılması ve marka hakkının korunması için... adı altında faaliyet gösteren ...A.Ş'ye aleyhine hiçbir başvuru yapmadığı, davacının, kötü niyetli olarak işbu davayı açmış olduğu, aynı kişilere ait olan firmalar arasındaki hukuki ilişkiyi ve gerçek durumu mahkemeden gizlemek suretiyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, davacıya ait ... markalı | adet ürünün müvekkiline ait iş yerinde davacının siparişleri ve taraflar arasındaki ispatlayamadığı gibi maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı, bu sebeplerle davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi gerektiği hususlarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2021/172 esas, 2024/132 karar sayılı, 27/06/2024 tarihli kararı ile; "Davalı şirketin davacıya ait ... markası ile tekstil ürünleri ürettiği, ürünlerin öncelikle davacı şirketin talebi üzerine davacı şirket adına üretildiği fakat daha sonra davalı şirket tarafından davacı şirket aradan çıkartılarak üretim yapılmak suretiyle doğrudan dava dışı ...AŞ ye satışının yapıldığı, her ne kadar davalı vekilince bu durumun davacının talebi doğrultusunda olduğu iddia edilmiş ise de buna ilişkin herhangi bir delil ileri sürülmediği, yine davalının davacıya ait markayı kullanmak suretiyle davacıdan izin almaksızın ürün üretip satmasının SMK 29 maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davaya konu markanın kullanıldığı ürünlerin satıldığı ...AŞ ile davacı şirketin yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının aynı olduğu anlaşılmış ise de şirketlerin ayrı bir tüzel kişiliği olup yönetim kurullarının tamamı aynı olsa dahi bu durumun şirketin bağımsız tüzel kişiliğini etkilemeyeceği ve her bir tüzel kişinin ayrı ayrı yönetim ve temsilinin yapıldığı, her bir şirket yönünden hukuki sorumluluğun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin aynı olmasının davalının markaya tecavüz eyleminin meşru hale getirmeyeceği, bu nedenle mahkememizde oluşan kanaate göre davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği buna göre de davacının SMK 149. Maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebileceği SMK 151/2b kapsamında yapılan hesaplamada davalının davaya konu ürün marka ile ilgili elde ettiği net kazancın 20.899,95 TL olarak hesaplandığı, hesaplama ticari defterlere dayandığından bu miktar üzerinden maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden ise incelenen ticari defterler taraflar arasında mevcut önceye dayalı ticari ilişkide dikkate alındığında yine davaya konu ürünlerin de tek bir mağazada satışa sunulmuş olduğu hususu da dikkate alındığında takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından,

Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,

1-Davalı tarafından davacının ... markasına yönelik tecavüzün tespiti, meni ve refine, davalı tarafından ... ibareli ürün üretiminin satışının, tanıtımının ve pazarlamasının her türlü internet ve fiziki ortamda yasaklanmasına, davalı tarafından ... ibaresinin kullanıldığı ürün, ürün görsellerinin bulunduğu, belge tanıtım malzemeleri, broşür vs. her türlü materyale Türkiye sınırları içerisinde Gümrük ve Serbest Liman veya Bölge gibi olanlar dahil bulundukları yerde el konulmasına, hüküm kesinleştiğinde imhasına,

2-Hükmün Türkiye'de yayın yapan günlük gazetelerden birinde ilanına,

3-Maddi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile 20.899,95 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Manevi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile 20.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Fazlaya ilişkin istemlerin reddine" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 2021/172 E. esas ve 2024/132 K. karar numaralı kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı yöntemlerle hazırlandığını, denetime elverişli olmadığını, SMK 151. maddesi uyarınca davalının elde ettiği net kazancın hesaplanmasında sadece tecavüze konu ürünlerin dikkate alınması gerekirken hatalı bir hesaplama yapıldığını, davalının diğer ticari faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerin ve genel giderlerin tazminat hesabına dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hammadde ve satış maliyetleri dışındaki kalemlerin düşülmemesi gerektiğini, bilirkişi raporunda yer alan 20.899,95 TL tutarındaki maddi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, 20.000,00 TL olarak belirlenen manevi tazminatın ise müvekkilin tanınmışlığı ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında yetersiz kaldığını, SMK 151/3 ve 151/4 maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tekstil mühendisi ve fikri sınai haklar uzmanlarından oluşan yeni bir bilirkişi heyeti tarafından hesaplama yapılmasının icap ettiğini, ilk derece mahkemesi kararının aleyhe olan hususlar yönünden kaldırılarak davanın tüm talepler doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/109 D. İş sayılı dosyasında marka tecavüzü iddiasıyla tespit talep ettiğini, müvekkili şirketin davacı ... firmasının siparişi üzerine ... markalı ürünleri ürettiğini, taraflar arasında geçmişte yoğun bir ticari ilişki bulunduğunu, keşif sırasında bulunan 1 adet numune ürünün üzerinde davacı firmanın unvanının yer aldığını, 05.11.2021 tarihli tedbir talebinin reddi kararında da taraflar arasında ticari ilişki olduğunun isabetle tespit edildiğini, davacının müvekkili şirket yetkilisi... hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/104042 soruşturma sayılı dosyasında yaptığı şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, davacının ürünlerin bilgisi dışında ... mağazalarında satıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı .... A. Ş. ile dava dışı ...A. Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin aynı kişilerden oluştuğunu, davacının 18.11.2021 tarihli dilekçesiyle ...A. Ş. ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiye dair faturaları sunduğunu, davacının kendi rızası dışında satış yapıldığını iddia etmesine rağmen ...A. Ş. aleyhine hiçbir yasal girişimde bulunmadığını, kötüniyetli olarak dava açıldığını, bilirkişi raporunda davacı şirket ile ...A. Ş. 'nin aynı grup bünyesinde faaliyet gösterdiğinin ve yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğunun tespit edildiğini, müvekkil şirketin internet sitesinde dava konusu markanın yer almadığının belirlendiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında geçmişte yoğun ticari ilişki yaşandığını, ürünlerin davacı yetkililerinin bilgisi dahilinde üretildiğini, davacının taleplerinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde faiz talebi bulunmamasına rağmen hükmedilen miktarlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, haksız fiil iddiasına rağmen ticari avans faizine hükmedilmesinin yanlış olduğunu belirterek İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/172 E. 2024/132 K. sayılı ve 27.06.2024 tarihli kararının kaldırılmasını ve davanın tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... markalı ev tekstil ürünlerinin müvekkili şirket tarafından onaysız kullanıldığı ve pazarlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/109 D. İş sayılı dosyası kapsamında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde müvekkil iş yerinde sadece 1 adet numune ürün bulunduğunun tespit edildiğini, bu ürünün davacı ... firması ile mevcut ticari ilişki kapsamında davacının siparişi üzerine üretildiğini, dosyaya sunulan faturaların taraflar arasındaki yoğun ticari iş birliğini kanıtladığını, ürün üzerinde davacı firmanın unvanının yer almasının iddiaların asılsız olduğunu gösterdiğini, davacı tarafın Bursa Cbs 2020/104042 sor. sayılı dosyası ile müvekkili şirket yetkilisi... hakkında yaptığı şikayetin somut delil yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını, davacının müvekkilin... mağazalarına onaysız satış yaptığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, davacı .... A. Ş. ile ...A. Ş. yönetim kurulu üyelerinin aynı kişilerden oluştuğunu, ticari ilişkinin davacının bilgisi ve talebi dahilinde yürütüldüğünü, davacının 18.11.2021 tarihli dilekçesiyle sunduğu faturaların bizzat kendi kontrolünde olduğunu, davacının kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, aynı ortaklık yapısına sahip firmalar arasındaki hukuki durumu mahkemeden gizleyerek haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, yerel mahkemenin davacının talebini reddetmekle isabetli bir karar verdiğini belirterek davacının istinaf talebinin reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; davacı şirket adına tescilli 2020/26970 numaralı ''...'' markasının 22,23,24,25,26,27,35 ve 40. sınıflarda tescilli olduğu, davalı tarafın bu marka adı altında davacı ile aynı sektörde ev tekstili alanında ürün üretim ve satışında bulunduğunu, bu durumun marka hakkına tecavüz oluşturduğunu iddia ettiği, davalı şirketin ise ''...'' markalı ürünü davacı şirketin siparişi üzerine ürettiğini, yine davacı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ortağı olduğu ... mağazası aracılığıyla ürünlerin satışa sunulduğunu, daha sonra davacının talebi üzerine davacının aradan çıkartılarak doğrudan ... adı altında faaliyet gösteren ...A.Ş'ye doğrudan satış yaptığını beyan ettiği görülmüştür. Davacı, davalı ile arasındaki ticari ilişkinin Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/109 D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespit tarihinden çok önce sona erdiğini, davalı tarafından markası kullanılarak ...A.Ş.'ye yapılan satışlardan da anlaşılacağı üzere; markasını habersiz ve izinsiz bir şekilde kendisi aradan çıkarılarak kullanılmaya devam edildiğini ileri sürmüştür.

Davacı ile dava dışı ...A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğu, grup şirketi oldukları, davacının izni ile bu şirkete satış yapıldığı savunulmuş ise de şirketlerin aynı yönetim kurulu üyelerine sahip olması, holding bünyesinde bulunması ayrı tüzel kişilikler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. Marka hakkı sahibi davacı şirket olup davalıya ''...'' markasını ticari faaliyetlerinde kullanmasına yönelik lisans veya izin verildiğini gösterir herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalının davacıya ait markayı kullanmak suretiyle davacıdan izin almaksızın ürün üretip satmasının SMK'nın 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sonucuna varılmasında isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı taraf, yoksun kalınan kazanca ilişkin olarak SMK'nın 151. maddesinde tanınan seçimlik haklardan "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" usulüne göre maddi tazminat talep etmiş olup mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de davalının dava dışı ...A.Ş.'ye 20.11.2020 ile 03.12.2020 tarihleri arasında toplamda katma değer vergisi dâhil 1.083.456,00 TL tutarında mal satışı yaptığı, tecavüz edenin elde ettiği net gelir hesaplandığında, davacının bu firmaya kestiği katma değer vergisi hariç 1.003.200,00 TL tutar üzerinden hesaplama yapıldığında bu satışlardan davalının 20.899,95 TL tutarında maddi kazanç elde ettiğinin tespit edildiği, hesaplamaya etki edecek aksi yönde delil bulunmadığı, ihlalin niteliği, süresi, kusur durumu itibari ile davacı yararına hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminat miktarlarının somut olay adaletine ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte dava dilekçesinde faiz talebi bulunmadığı halde mahkemece avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu davalı tarafça istinaf sebebi yapılmış ise de dava dilekçesinin konu kısmında açıkça faiz talebinin mevcut olduğu, taraflar tacir olmakla avans faizine hükmedilmesinin isabetli olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/06/2024 tarih ve 2021/172 E. 2024/132 K. sayılı kararına karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.793,87- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 700-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.093,87-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1472, K. 2026/1466, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1472-e-2026-1466-k-15ef08908561