Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/475 E. 2026/1477 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/475
- Karar No
- 2026/1477
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/475
KARAR NO : 2026/1477
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan)İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09/01/2025
NUMARASI : 2024/538 esas - 2025/11 karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye ve dünya genelinde güç aktarım ekipmanlarının veya yedek parçalarının tamiri, satışı, ithalat ve ihracı imalatı pazarlaması esas olmak üzere ithalat, ihracat ve dahili toptan ticaretini yapan, sektöründe öncü firmalardan olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi dava dışı ... ve davalı ...'ün eski dost olduklarını, 2021 yılında dava dışı ...'ın ticari bir ödemesini gerçekleştirmek için davalıdan yardım istediğini, davalının dava dışı ...'a yardımını kabul ettiğini, bunun için çek vereceğini ancak bunun karşılığında 3 adet bonoya imza atmasını, bunun sadece davalının yaptığı iyilik için bir teminat olduğunu, dava dışı ...'ın borcunu peyderpey ödemesi ile senetleri kendisine teker teker teslim edeceğini beyan ettiği, dava dışı ...'da müvekkili şirket adına üç (3) adet boş bonoya imza attığı, eski dostunun kendisini aldatacağını düşünemediğini, müvekkili şirket yetkilisine imzalatılan senetlerin tamamını ...'ün doldurduğunu, müvekkilinin davalıdan aldığı borcu peyderpey ödemeye başlamışsa da olay içerisinde davalının dava dışı ...'a verdiği taahhütleri aşan bir kontrolsüzlük baş gösterdiğini, dava dışı ...'ın davalıya ilk taksitinin ödemelerini yaptığını ve ilk senedi geri istediğini, ancak davalının bunu kesinlikle kabul etmediğini, tüm borcunun ödedikten sonra teslim edeceğini bildirdiğini, bu aşamada müvekkili şirket yetkilisinin davalının şirkete zarar verme maksadını olduğu kuşkusuna kapıldığını, davalıdan senedini geri istediğini, ancak geri alamadığını, davalının senetleri İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe koyduğu ve müvekkili şirket hesaplarına İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/584 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati hacze koyduğunu, müvekkili şirket yetkilisi şirketin bekası adına dava dışı ... ile anlaşma yoluna gittiğini, 27.08.2021 tarihinde tarafların aralarında borç tasfiye ve ibra sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre tarafların 580.000,00 TL ödeme hususunda sözleşme imzaladıklarını, müvekkili şirketin sözleşmede kararlaştırılan tüm bedeli ifa ettiğini, ... tarafından 20.06.2021 vadeli 250.000 TL'lik senet ve 20.07.2021 vadeli 300.000,00 TL'lik senet İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkilinin banka hesapları ve hesaplarına haciz konulduğunu, tarafların sulh ve ibra protokolü imzaladıklarını ve 580.000,00 TL borcun ödenerek tasfiyesi konusunda anlaştıklarını, öncelikle icra dosyasına yatan paranın 123.469,37 TL olduğunu, müvekkilinin protokolün 3.3.maddesi gereği üstünü yani 26.530,63 TL'yi haricen alacaklıya ödeyerek ilk ödemesini yaptığını, daha sonra kalan 430.000,00 TL ödemesine ise sözleşmeye istinaden yatan para açıklamalı 7 taksit ile alacaklıya ödediğini, 11.04.2022 tarihi itibari ile müvekkilinin borcunun tamamen bittiğini, yapılan ödemelerin ... konuşmaları ile sabit olduğunu, taraflarca imzalanan sözleşme gereği müvekkilinin icra dosyasındaki borcu kapatmasına rağmen davalı tarafın kötü niyetli olarak takibi 173.883,69 TL yönünden devam ettirip kapatmadığını ve sözleşmenin üzerine yüklediği mesuliyeti üstlenmediğini, müvekkilinin mağdur olduğunu beyan ederek, müvekkilinin İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takip konusu senetlerin iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline henüz ilk düzenlenen tebligatın TK21/2 uyarınca tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olduğunu, bila tebliğin iade edilmesi durumunda muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim adresine TK 21/2 şerhi düşülmek sureti ile bu adrese tebliğ yapılması gerektiğini, davacının müvekkili ile eski dost olduğu beyanının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile davacı arasında akdedilen protokol gereği 07.09.2022 tarihinde banka hacizlerinin fekki için icra dosyasına talepte gönderildiğini, davacının protokolde belirtilen koşullara uygun olarak ödeme yapmadığından protokolün 3.6 maddesi gereği işlem yapıldığını, davaya konu istemde yer alan İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına 15.12.2022 tarihinde ödenmiş olan meblağlara ilişkin haricen tahsil bildirimi yapıldığını, kalan meblağ üzerinden haciz işlemlerinin talep edildiğini, müvekkilinin protokole uygun davrandığını, işbu menfi tesit davasında tanık dinletmeye muvafakatin bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ÖNCEKİ KARARLAR:
İlk derece mahkemesi 2022/1007 esas, 2024/65 karar sayılı, 16/01/2024 tarihli kararı ile; "Somut uyuşmazlığın incelenmesinde davacı vekili söz konusu senetleri davacı şirket yetkilisinin davalı tarafından verilen çeke karşılık teminat senedi olarak verildiğini beyan ettiği yine davalının söz konusu çekleri dava dışı şirket yetkilisinden ciro yoluyla teslim almış olması nedeniyle söz konusu uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden,
1-Mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE" karar vermiştir. İşbu karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması neticesinde Dairemizin 2024/806 esas, 2024/1331 karar sayılı, 11/07/2024 tarihli kararı ile; '' İncelemeye konu dava; menfi tespit istemine ilişkin olup, takibin dayağı bono olması sebebiyle Asliye Ticaret Mahkemesi görevli ve yetkili olduğundan mahkemece görevsizlik kararı yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/01/2024 tarih, 2022/1007 E. 2024/65 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA'' karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2024/538 esas, 2025/11 karar sayılı, 09/01/2025 tarihli kararı ile; "Davalı tarafından iadesi öngörülen 3 çekten ikisi iade edilmeyerek kambiyo takibine konu edilmesi üzerine taraflarca 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi imzalanarak 580.000,00 TL'lik borç tutarının sözleşmede belirlenen vadelerde ödenmesi sonrasında icra takibinin kapatılacağının kararlaştırılmış olduğu, protokol içeriği ve imzaların her iki yanın kabulünde olup hata, hile ve ikrah nedenleriyle geçersizliğine yönelik bir iddianın söz konusu olmadığı, tarafların serbest iradesiyle imzaladıkları anlaşma protokolünün davacı ve davalı yanı bağladığı, dava dosyasına sunulan mezkur protokol tarihinden sonra yapılan ödeme dekontlarının incelenmesinde, davacı şirket ve yetkilisi ... tarafından, davalı ve yetkilisi olduğu .... Ltd. Şti.'ne farklı tarih tutarda toplam 456.530,20 TL tutarlı ödeme yapıldığı, bu tutara ilaveten davacı şirket tarafından icra dosyasına 123.469,37 TL tutarında olmak üzere toplam 579.999,57 TL (123.469,37 + 456.530,20) tutarında ödeme yapılarak taraflar arasında imzalanan 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi belirlenen tutarın ödenmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin 3.6.maddesi doğrultusunda yapılan tüm ödemelerin icra dosyasına haricen tahsil olarak bildirilerek icranın kalan bedel üzerinden devamını talep ettikleri beyan ettiği, taraflar arasındaki protokole göre 01/04/2022 tarihine kadar ödemelerin yapılmasını kararlaştırıldığı ve icra dosyasına bildirilen harici ödemelere göre de son ödemenin 01/04/2022 tarihinde yapıldığı her ne kadar davalı vekilinin davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin 3.6.maddesi doğrultusunda takibin devamı talep etmiş ise de sözleşmenin 3.6.maddesi ile ödemelerin herhangi birinin gününde yapılmaması halinde o ana kadar yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirileceğinin kararlaştırıldığı, davalının süresinde yapılmadığını beyan ettiği ödemeleri gecikme ile birlikte icra takip dosyasına bildirerek takibin devamını talep etmediği gibi, 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi belirlenen tutarın tamamının ödenmesi için kararlaştırılan 01/04/2022 tarihine kadar yapılan bir ödemelere ve gecikmelere bir itirazının bulunmadığı ,27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi belirlenen tutarın 04/01/2022 tarihi itibariyle ödendiği anlaşılmış olup davalı tarafın harici ödemeleri 13/12/2022 tarihinde icra takip dosyasına bildirerek kalan tutar üzerinden takibin devamını talep etmiş ise de ödemelerin yapıldığı tarihlerde taksitlerin geciktiği hususunda bir itirazda bulunmaksızın tüm ödemeleri kabul ederek protokolde kararlaştırılan tutarı tahsil ettikten sonra protokole uyulmadığı iddiası ile takibin kalan tutar üzerinden devamının talep edilmesinin TMK 2 maddesi gereğince dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağı nitekim yapılan ödemelerin bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve protokolde kararlaştırılan tutarın ödenmiş olduğu kanaatine varılmış olup 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi belirlenen tutarın 3.3 maddesinde kararlaştırılan 01/04/202 tarihi itibariyle ödenmiş olduğu sözleşmenin 3.7 maddesi gereğince davalının protokol gereği takipteki kalan alacak miktarı talep edemeyeceği kanaatine varılmış olup davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına konu alacağının taraflar arasında akdedilen 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi doğrultusunda davacı tarafından icra takibinden sonra iş bu dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile borcu sona erdiğinden derdest olan icra dosyasına karşı davacının menfi tespit talebinde bulunmakta hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak;
Davanın KABULÜ ile,
1-Davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına konu alacağının taraflar arasında akdedilen 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi doğrultusunda davacı tarafından icra takibinden sonra iş bu dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile borcu sona erdiğinden davacının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın somut olayın şartlarını yanlış belirlediği ve hatalı hukuk normları uygulandığı gerekçesiyle kaldırılmasının talep edildiğini, dava dilekçesinde yer alan ve müvekkili şirket ile davalı arasındaki ilişkiyi konu alan iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve kafa karışıklığı yaratmaya yönelik olduğunu belirttiğini, taraflar arasında akdedilen borç tasfiye ve ibra sözleşmesinin geçerliliğinin mahkemece kabul edilmesine rağmen protokol hükümlerinin uygulanmaması yönünde çelişkili bir karar kurulduğunu ifade ettiğini, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/584 D. İş sayılı ve 10/08/2021 tarihli ihtiyati haciz kararının İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, tarafların 16/03/2021 tanzim ve 20/06/2021 vade tarihli 250.000,00 TL miktarlı bono ile 16/03/2021 tanzim ve 20/07/2021 vade tarihli 300.000,00 TL miktarlı bonodan doğan alacaklar için sulh ve ibra protokolü düzenlediğini, protokolün 3.4. maddesi uyarınca davacının 150.000 TL peşin ödeme yapması ve kalan 430.000 TL tutarı 7 eşit taksitte ödemesi gerektiğini, ancak davacının protokol şartlarına uymayarak peşin ödemeyi tam gerçekleştirmediğini ve taksitleri zamanında yatırmadığını, 31.08.2021 tarihinde icra dosyasına yapılan ödemenin protokolün 3.3. maddesinde taahhüt edilen 150.000,00-TL tutarının altında kaldığını ve eksik kalan kısmın tamamlanmadığını, yerel mahkemenin protokolün 3.6. maddesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğu yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, tarafların tacir olması sebebiyle basiretli davranmaları gerektiğini ve sözleşme serbestisi ilkesi gereği protokolde kararlaştırılan bozucu şartın gerçekleştiğini, davacının ödemeleri geciktirmesi nedeniyle protokolün hükümsüz hale geldiğini ve yapılan tenzilatın ortadan kalktığını, müvekkilinin icra dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunduğunu, davacının borcunun sona ermediğini ve icra dosyasındaki bakiye tutarın ödenmesi gerektiğini, mahkemenin 562.982,00 TL üzerinden harç tamamlatmasının takip çıkış bedeli ile sınırlı olduğunu ve icra dosya hesabının daha yüksek olduğunu vurguladığını, müvekkilinin hakkını aramasının dürüstlük kuralına aykırı sayılamayacağını, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme ilamının kaldırılarak davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; sözleşmede belirtilen 580.000 TL tutarındaki borcun tamamının davacı tarafından ödendiğini belirlediğini, davalının sözleşme sonrası hiçbir itirazda bulunmadan ödemeleri kabul ettiğini, protokol hükümlerine aykırı şekilde icra takibini devam ettirdiğini, davalının istinaf başvurusunun kötü niyetli olduğunu, protokolün 3.6 maddesine dayalı geç ödeme iddiasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının ödeme tarihlerinde gecikmeye dair hiçbir itirazda bulunmadığını, harici tahsilatları 13/12/2022 tarihinde bildirdiğini, mali müşavir bilirkişi raporuna göre borcun tamamen ödendiğini, davalı tarafın bu rapora itiraz etmediğini, davalının protokolün süresinde yerine getirilip getirilmediğine ilişkin hiçbir ihtar veya bildirimde bulunmadığını, ihlal iddiasından 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra 13.12.2022 tarihinde takibe devam edildiğini, bu durumun dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, mahkemenin menfi tespit davası için hukuki yarar bulunduğuna dair tespitinin yerinde olduğunu, yerel mahkemenin 09/01/2025 tarih ve 2025/11 K. sayılı kararının usul ve esasa uygun bulunduğunu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddedilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep edilmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına dayalı olarak İİK'nın 72. maddesi gereğince menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Menfi tespit istemine konu İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalı/ takip alacaklısı ... tarafından borçlu/davacı ... Ltd Şti aleyhine bonoya istinaden icra takibinin başlatıldığı, dava konusu bonoların incelenmesinde, keşidecinin davacı şirket ... .... Ltd Şti, lehtarın/ dava dışı şirket yetkilisi ..., ciranta/ hamilin ise davalı ... ... olduğu, keşide tarihinin 16/03/2021, ödeme tarihinin 20/06/2021, 250.000 TL bedelli bono ile 16/03/2021 keşide tarihli, 20/07/2021 ödeme tarihli 300.000- TL bedelli bono oldukları görülmüştür.
Yanlar arasında 27.08.2021 tarihinde borç tasfiye ve ibra sözleşmesinin imzalandığı ve sözleşmeye göre davacı tarafından davalıya 580.000-TL ödenmesi ve böylece borcun tasfiyesi hususunda anlaştıkları hususunda ihtilafın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf işbu sözleşmede kararlaştırılan tüm bedeli ifa ettiğini, öncelikle icra dosyasına 123.469,37-TL yatırıldığını, protokolün 3.3.maddesi gereğince 26.530,63 TL'yi haricen alacaklıya ödeyerek ilk ödemesini yaptığını, daha sonra kalan 430.000,00 TL ödemesini ise sözleşmeye istinaden yatan para açıklamalı 7 taksit ile alacaklıya ödediğini, 11.04.2022 tarihi itibari ile borcunun tamamen bittiğini ancak borcun tamamını ödemesi rağmen davalının yükümlülüklerini kasten hiçbir surette yerine getirmemiş olması sebebiyle takibin devam ettirildiğini beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının protokolde belirtilen koşullara uygun olarak ödeme yapmadığından protokolün 3.6 maddesi gereği işlem yapıldığını savunmuştur. Dolayısıyla somut olaydaki uyuşmazlık işbu sözleşmeye dayalı olarak borcun davacı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmıştır.
Mahkemece mali inceleme yaptırıldığı, protokol tarihinden sonra yapılan ödeme dekontlarının incelendiği, davacı şirket ve yetkilisi ... tarafından, davalı ve yetkilisi olduğu .... Ltd. Şti.'ne farklı tarih tutarda toplam 456.530,20 TL tutarlı ödeme yapıldığı, bu tutara ilaveten davacı şirket tarafından icra dosyasına 123.469,37 TL tutarında olmak üzere toplam 579.999,57 TL (123.469,37 + 456.530,20) tutarında ödeme yapılarak taraflar arasında imzalanan 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi belirlenen tutarın ödenmiş olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki protokole göre 01/04/2022 tarihine kadar ödemelerin yapılmasının kararlaştırıldığı ve icra dosyasına bildirilen harici ödemelere göre de son ödemenin 01/04/2022 tarihinde yapıldığı, her ne kadar davalı vekilinin davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı davranması ve 3.3. maddesinde kararlaştırılan 150.000TL'yi ödememesi nedeniyle sözleşmenin 3.6.maddesi doğrultusunda hükümsüz kaldığı savunulmuş ise de sözleşmenin 3.6.maddesi ile ödemelerin herhangi birinin gününde yapılmaması halinde o ana kadar yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirileceğinin kararlaştırıldığı, davacının 123.469,37-TL ödeme dışında protokolün 3.3. maddesi gereğince bakiye 26.530.63-TL'yi haricen alacaklıya ödeyerek 3.3. maddesine dayalı ilk ödemesini yaptığı, kalan 430.000-TL'nin 7 taksitte ödendiği, son ödemenin 01/04/2022 tarihinde yapıldığı, böylece protokolün 3.5 ve 3.7 maddeleri gereğince hacizlerin kaldırılması ve feragat ile tahsil harçlarının davalı tarafça yatırılarak icra dosyasının kapatılması gerekirken davalı tarafın harici ödemeleri 13/12/2022 tarihinde icra takip dosyasına bildirerek kalan tutar üzerinden takibin devamını talep ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla ödemelerin yapıldığı tarihlerde taksitlerin geciktiği hususunda bir itirazda bulunmaksızın tüm ödemeleri kabul ederek protokolde kararlaştırılan tutarı tahsil ettikten sonra protokole uyulmadığı iddiası ile takibin kalan tutar üzerinden devamının talep edilmesinin TMK 2 maddesi gereğince dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağı, 27.08.2021 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Sözleşmesi belirlenen tutarın 3.3 maddesinde kararlaştırılan 01/04/2022 tarihi itibariyle ödenmiş olduğu sözleşmenin 3.7 maddesi gereğince davalının protokol gereği takipteki kalan alacak miktarı talep edemeyeceği kanaatine varılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davanın kabulü neticesinde davacı lehine dava değeri üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücreti yönünden davalı aleyhine hata bulunmadığı tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan) İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarih ve 2024/538 E. 2025/11 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 38.457,30 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 10.041,92-TL harcın mahsubu ile bakiye 28.415,38-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026