Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1098 E. 2026/1551 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1098
- Karar No
- 2026/1551
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/1098
KARAR NO:2026/1551
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22/02/2023
NUMARASI:2018/1092 Esas - 2023/157 Karar
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:18/09/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/09/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacılar vekili; davacılardan ..., ..., ... ve dava dışı ... ile davalı ... (buluş sahibi) arasında akdedilen 11.07.2017 tarihli sözleşme ile buluş sahibi davalının seramik köpük plaka olarak adlandırılan materyali üretmeyi ve bu ürüne ilişkin tüm maddi ve manevi hakları ...'e devretmeyi, davacıların ise bunun karşılığında davalı tarafa sözleşmenin imzalanması ile birlikte 50.000-Euro, sözleşmenin imzalanmasından 1 yıl sonra 100.000-Euro olmak üzere toplam 150.000-Euro ödemeyi ve ...'in sermayesinin %20'sine tekabül eden şirket hissesini bedelsiz olarak vermeyi taahhüt ettiğini, 18.05.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği üzere müvekkilerinin Beyoğlu ... Noterliğinin 11.05.2017 tarihli sözleşme ile beheri 25-TL değerinde 32.000 adet paya karşılık gelen 800.000-TL değerinde toplam %20 oranında şirket hissesinin davalıya bedelsiz olarak verildiğini ve davalıya toplam 396.349,80-TL ödeme yapıldığını, müvekkilleri tarafından davalının taahhüdüne güvenilerek Niğde ilinde fabrika kurulduğunu sözleşme konusu seramik köpük plaka üretimi için masraflar yapıldığını, davalı tarafın ise ilgili sözleşmenin imzalanmasından itibaren 1 yıl kadar uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen taahhüdünü yerine getiremediğini, sözleşmede belirtilen standartlarda ürün üretemediğini, davalının yalnızca bir defa üretim yapabildiğini, bu ürünün de taahhüt edilen ürün özellikleri ile hiçbir alakasının bulunmadığını, sözleşmenin 3. maddesi çerçevesinde buluş sahibi davalının buluşuna ilişkin işbu sözleşmede yer alan beyan ve taahhütlerine aykırı davranması, beyan ve taahhütlerini gerçekleştirmemesi halinde kendine ödenen nakit parayı talep tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödemesinin yine kendisine bedelsiz olarak verilen ... hisselerini bedelsiz olarak şirkete veya hisseleri oranında şirket ortaklarına devretmesi gerektiğini belirterek, davalı tarafa bedelsiz olarak verilen %20 oranında hissenin şirkete devri ile 396.349,80-TL'nin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; davacı gerçek kişilerin işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taraflar arasındaki 11.07.2017 tarihli sözleşme kapsamında ilgili teçhizat ve makinelerin temin edilmeye çalışıldığını, tesisat ve ekipmanların kurulumunun hız kesmeden davacının imkanları ile sağlanmaya çalışıldığını, bu kapsamda müvekkiline düşen sorumluluk fabrikayı kurmak olup, iddia olunan gecikmelerden ötürü herhangi bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, zira temin etme işlerindeki sürenin davacı şirket yönetim kurulunun inisiyatifinden kaynaklandığını, ayrıca sözleşmede kuruluma ilişkin herhangi bir süre öngörülmediğini, fabrikanın olağan kurulumu neticesinde numune üretimine geçmekte olan müvekkilinin sözleşmeye uygun edimleri karşısında, davacıların sözleşmeye aykırı haksız fiil boyutunda tavır ve davranışlarının olduğunu, bu kapsamda üretime hiçbir engel kalmamasına rağmen sebepsizce yönetim kurulu tarafından makine bakım şefi, makine bakım ustabaşısı, bakımcı personel, personel şefi, inşaat ve montaj ustaları gibi uzman kadronun üretimden peyderpey el çektirildiğini, davalıya şirket tarafından tahsis edilen bilgisayar ve aracın alındığını, şirket arge şefi olan ...'un istifaya zorlandığını, 28.07.2018 tarihinde fabrikada makinelerin durdurulduğunu, işçilerden biri olan ...'in fabrikaya alınmadığını, delillerin kaybolma ihtimaline binaen söz konusu kötüniyetli davranışları tutanak altına aldıklarını, bu esnada kolluk güçlerine önceden verilen ihbarla müvekkilinin konut dokunulmazlığını ihlal suçlaması ile polisler eşliğinde karakola götürüldüğünü, müvekkilince keşide edilen 01/08/2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeye aykırı, haksız fiil niteliğindeki davranışlardan dönülmesinin istenildiğini, ancak davacılarca gönderilen cevabi ihtarnamede soyut gerekçelerle %20 şirket hissesinin devrinin istenildiğini ve sözleşmenin haksız yere feshedildiğini, müvekkilinin delil tespiti talebi üzerine Niğde Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/20 D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan keşif sonrası düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarında, fabrika içinde bulunan fırının montajının yapıldığı, fabrika içerisinde üretimi engellemeyecek eksiklikler bulunduğu, ancak mevcut hali ile üretime hazır durumda olduğu, keşif tarihi itibariyle üretim yapılmadığı tespitlerinin yapıldığını, bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin tam üretime geçme aşamasında üretime geçmesine izin verilmediğini, müvekkili saf dışı bırakılarak davacıların kendi başlarına üretim yapmak istediğini, gelinen noktada buluş sahibi müvekkilinin yokluğunda üretim sağlanamadığı gibi fabrikanın da atıl bırakıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin 2/4. maddesinde, dava konusu ürünlerin üretimine ilişkin teknik bilgilerin aktarılmasının sözleşmenin imzalanmasına müteakip gerçekleşeceği düzenlenmişken, sözleşme konusu ürünlerin fabrikada üretimi bakımından bir vade düzenlenmediği, sözleşmenin 2/4. maddesinde öngörülen sözleşmenin imzalanmasına müteakip buluşa konu ürünlerin üretimine ilişkin üretim şartnamesinin, üretim bilgilerinin şirkete verilmesi ediminin davalı tarafça yerine getirildiği tespit edilememiş olup, davalı tarafça son rapordaki bu tespite itirazında polis zoruyla fabrikadan çıkarıldığı bu nedenle herhangi bir kayda ulaşmak konusunda kendileri yönünden mücbir sebep bulunduğu ileri sürülmüş ise de, anılan savunmanın ilk defa son rapora itirazlarında ileri sürüldüğü, davanın önceki hiçbir aşamasında davalı tarafça, sözleşme ile kendilerine yüklenen bu edimin sözleşme gereğince yerine getirilmiş bulunduğunun ileri sürülmediği, bilirkişi heyetince yapılan bu menfi tespite açıklanan şekilde itiraz olunduğu, ne var ki savunmanın genişletilmesi mahiyetindeki bu beyana davacı tarafça açıkça muvafakat edilmediği, bilakis keyfiyetin bu aşamada ileri sürülmesine itiraz edildiği, davalı tarafça sözleşme ile üstlenilen, sözleşmenin imzalanmasına müteakip buluşa konu ürünlerin üretimine ilişkin üretim şartnamesinin, üretim bilgilerinin şirkete verilmesi ediminin yerine getirilmemiş, bu haliyle sözleşmeye aykırı davranılmış olduğu, davalı tarafın fabrikanın çevresinde hammaddeler ... Üniversitesinde 2 öğretim üyesinin desteği ile araştırılıp, bulunan hammaddelerin fabrikaya getirildiği yönündeki beyanından yola çıkılarak, davalı tarafça sözleşmenin imzası sırasında sözleşme konusu ürünlerin hangi hammaddeden üretileceğinin henüz belirli olmadığının anlaşıldığı, oysa sözleşmenin 1. maddesi son fıkrasında davalının, sözleşmede belirtilen buluşa konu ürünü üretebileceğini taahhüt ettiği, bu yönden de davalı tarafça sözleşme gereği taahhütlerine riayet edilmemiş olduğunun belirlendiği, sözleşmede buluştan söz edilip davalının buluş sahibi olarak yer aldığı, ne var ki sözleşmenin 2 ve devam eden fıkralarda nihai ürün olarak üretilecek seramik köpük malzemenin sonuçta sahip olacağı mekanik ve fiziksel özelliklerin tanımlanmış olduğu, ancak ürünün ne şekilde üretileceğine ilişkin üretim bilgilerinin sözleşmenin 2. maddesi gereğince davacı şirkete iletilmediği, bundan başka sözleşmede buluş ifadesi kullanılsa da söz konusu buluş ifadesinin geçmişte kullanılan tekniklerden ne gibi farklılığının olduğunun da bilirkişilerce tespit edilemediğinin açıklandığı, sunulan raporda sözleşmede nihai ürünün tanımlandığı, ancak söz konusu ürüne ilişkin üretim şartnamesi tespit edilmediği için ne şekilde farklılaştığı ve buluş olarak tanımlanıp tanımlanamayacağının da tespit edilemediğinin açıklandığı, buna göre sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının sözleşmeye konu ürünleri üretmek için yeterli ve hazır bilgiye sahip olduğu ve bu bilgileri fabrikanın üretime kendisinden bağımsız devam etmesini sağlayacak şekilde aktarmayı taahhüt ettiği, ancak davalı tarafından aktarılan üretim şartnamesi gibi teknik bilgiler tespit edilmediği, netice itibariyle davalının sözleşmenin 1 ve 2. maddelerine aykırı davrandığı ve anılan maddeler gereği edimini yerine getirmemiş olduğu, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinin son fıkrasında, davalının sözleşmede yer alan beyan ve taahhütlerine aykırı davranması, beyan ve taahhütlerini gerçekleştirememesi halinde kendine ödenen nakit parayı talep tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeyeceği ve kendisine bedelsiz olarak verilen ... AŞ'deki %20 payı bedelsiz olarak şirkete veya hisseleri oranında şirket ortaklarına devredeceğinin düzenlendiği, bu kapsamda davacı tarafça davalıya 10/08/2018 tarihli cevabi ihtarın gönderildiği ve ihtarnamenin 17/08/2018 tarihinde tebliğ olunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne,davalının davacı .... AŞ'deki %20 hissesinin davacılar ..., ... ve ... adına davacı şirketteki hisseleri oranında tesciline, 396.349,80-TL'nin davalıdan tahsili ise davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; mahkemece alınan 4 ayrı bilirkişi raporundan sonuncu rapor hükme esas alınarak önceki raporlardaki maddi tespitlerin göz ardı edildiğini, son rapordaki lehe olan hükümler ve temerrüde ilişkin hususlar ile itirazlarının dikkate alınmadığını ve bu hususların gerekçelendirilmediğini, davacının temerrüdüne ilişkin itiraz ve beyanlarının dikkate alınmadığını, davacıların 10/08/2018 tarihli ihtarnamesindeki tebliğ imzasına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, tanık dinletme taleplerinin reddinin adil yargılanma ve savunma haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkili ile işçi ... ve şirket ortağı ...'nın 28.07.2018 tarihinde fabrikadan konut dokunulmazlığını ihlal şikayeti ile polis zoruyla çıkarıldığını, davacıların sözleşmenin 3.4 maddesindeki temerrüt hükmüne aykırı davranarak sözleşmeyi feshettiklerini, bu nedenle müvekkilini temerrüde düşürecek hukuka uygun şartlara haiz bir ihtarname bulunmadığını, dava konusu üretimi amaçlanan ürün 11/07/2017 tarihli sözleşmenin ekinde davalının imzası bulunan şahit numune olup, söz konusu ürünün kötü niyetli olarak davacı tarafça sunulmadığını, numunenin analizi yapılmadan yapılan yorumların uyuşmazlığı gidermekten uzak olduğunu, üretimden sorumlu buluş sahibinin, üretimi denetleyen ... ve fabrika çalışanlarının haksız yere gözaltı ile fabrikadan atılmasının müvekkil açısından mücbir sebep olduğunu, bilirkişinin rapora konu ettiği ve davalıdan sunmasını beklediği çalışmalara ilişkin tutanak, raporlar ve reçetelerin fabrikada kaldığını, bir daha müvekkilinin fabrikaya girmesini izin verilmediğini, sadece şirketin sigortalı çalışanlarının müvekkili fabrikadan kovulmadan önceki aylarda işten çıkarılması nedeniyle kalifiye elemanlar olmadan üretimin sağlanamayacağını, delil tespitine ilişkin 06/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda, numuneler arasından rastgele bir seçim yapıldığında 17/02/2018 tarihli üretime sahip ürünün üzerinde 288,6 g/l yoğunlukta olduğu belirlendiğinin, sözleşmede ürünlerin yoğunlukları 200-300 gram/yoğunlukta değişeceği hükmünün yer aldığının, seçilen numunenin bu şartı yerine getirdiğinin belirlendiğinin belirtildiğini, ancak numunelerin davacı uhdesinde bulunduğunu, önceki bilirkişi raporlarında da sözleşme konusu ürünün davalı tarafından üretildiğinin tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sözleşme öncesi ve sonrasında dava konusu buluş ile ilgili patent ya da faydalı model başvurusunun olmadığının, buluş ifadesinin geçmiş benzerlerinden farkını ortaya koyan ve resmi makamlarca onaylanmış herhangi bir gelişmenin ortaya çıkmadığının belirtildiğini, ancak dava konusu üretimi amaçlanan ürünün 11/07/2017 tarihli sözleşmenin ekinde davalının imzası bulunan şahit numune olduğunu, söz konusu ürün getirtilmeksizin ürünün yok sayılması, üretime ilişkin davacıların engellemelerinin göz ardı edilmesi neticesinde, bilirkişi tarafından gelişmenin olmadığı yönünde soyut yorumlarda bulunulduğunu, hammadde temini sözleşmeye göre davacılar tarafından sağlanması gereken bir husus olup, mesafe açısından Çanakkale'den temininin de zor olmasından dolayı davacılar tarafından doğal olarak temin edilemediğini, fabrikanın Niğde'de olmasından dolayı Niğde'de bulunmayan, buluşun hammaddelerinden olan granit arıtma çamuru ve genel arıtma çamuru temini sıkıntısı yaşandığını, Niğde yöresinde yapılan incelemeler neticesinde eldeki hammadde imkanları ile ortam ve şartlara göre yeni nesil izolasyon malzemesinin ...'te üretilen üründen bile 2,5 kat daha az malzeme ile üretildiğini, olumsuz yöresel şartlara bile ayak uydurulduğunu, üretimin Niğde'de olacağına ilişkin sözleşmede bir hüküm bulunmadığını, numune incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporunun uyuşmazlığı giderici mahiyette olmadığını, müvekkili tarafından sözleşme imzalanması ile 3.1 madde gereği tüm hakların devredildiğini, davacı tarafından da kısmi ödeme yapıldığını, ödemenin şarta bağlanması karşısında kısmi ödemenin yapılmış olmasının, tüm hakların devredildiğinin ispatı olduğunu, sözleşmenin 3.4 maddesinde temerrüt şartı talep tarihinden itibaren 30 günlük süreye bağlandığını, ancak davacı tarafından bildirim yapılmadığı için müvekkili açısından temerrüt hükümlerinin uygulanamayacağını, bilirkişi raporunda sözleşmenin 1 ve 2. maddesinde düzenlenen yükümlülüklerin sözleşmenin başlangıcı anında gerçekleştirilmesi gereken yükümlülükler olduğu belirtilmişse de, fabrikaya peyderpey üretim araçları, değirmenler ve fırınların alındığını, alımların 2018 yılına kadar sürdüğünü, bu nedenle söz konusu yükümlülüklerin sözleşmenin başlangıcı anında gerçekleştirilmesi gerektiğinin kabulünün mümkün olmadığını, raporda buluş teorik olarak incelenmiş olup, taraflar sözleşmede şahit numuneden buluş olarak bahsetmesine rağmen, raporda bunun buluş olmadığının değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bildirmiş oldukları tanıkların dinlenilmesi gerektiğini, mühendis bilirkişilerin değerlendirmeleri gereğince ve taraflarınca sunulan numunelerin mahkemeye sunulmasından veya bilirkişilerde bulunduğu esnada kırılmasından dolayı sözleşmenin 1. maddesinde belirtilen davalı buluş sahibinin imzası bulunan ve davacılarda mevcut bulunan şahit numunenin davacıdan istenilmesi gerekirken bunun yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin iadesi ile devredilen davacı şirket hisselerinin davacılar adına pay defterine kayıt ve tescili istemine ilişkindir.Somut olayda; davacılar ile davalı arasında seramik köpük plaka ürününün ticari ve üretim haklarının davalı tarafından davacı şirkete devredilmesi ve üretimi ile buna ilişkin olarak tarafların edimlerini düzenleyen 11.07.2017 tarihli sözleşmenin akdedildiği, fesih tarihine kadar davalıya değişik tarihlerde olmak üzere davacı ... tarafından 81.136,03-TL ve davacı şirket tarafından 307.160,50-TL olmak üzere toplam 388.296,53-TL, masraf açıklaması ile de toplam 15.209,78-TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından keşide edilen 01.08.2018 tarihli ihtarname ile personelin işten çıkarılması, makinelerin durdurulduğu, kendileri hakkında konut dokunulmazlığını ihlalden şikayette bulunulması nedeniyle şirketten polisler eşliğinde alındıkları, sözleşmede belirtilen 105.000-Euro bedelin ödenmediği bildirilerek sözleşmeye aykırılıkların giderilmesinin talep edildiği, davacılar tarafından keşide edilen 10.08.2018 tarihli cevabi ihtarname ile de üretilen ürünün sözleşmede taahhüt edilen özellikleri taşımadığı, 1 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen sözleşmede garanti edilen özelliklerde üretim gerçekleştirilemediği belirtilerek, sözleşmenin feshi ile 30 gün içinde daha önce ödenmiş olan 396.349,80-TL'nin iadesinin ve bedelsiz devredilmiş olan %20 şirket hissesinin devrinin ihtar edildiği anlaşılmaktadır.Taraflarca akdedilmiş olan 11.07.2017 tarihli sözleşmenin 1. maddesinde, seramik köpük plaka olarak adlandırılan buluş sahibi olan davalının buluşun ticari haklarını davacı şirkete devrettiği belirtilerek ürünün özelliklerinin belirlendiği, buluş sahibinin ürünü belirlenen özelliklere sahip olarak üretilebileceğini taahhüt ettiği; 2. maddesinde, buluş sahibinin buluş üzerinde 3. kişilerin herhangi bir hakkının olmadığını, buluş üzerindeki hakların şirkete devredilmesi nedeniyle buluşu 3. kişilere devretmemeyi taahhüt ettiği, buluş sahibinin ürünün üretimine ilişkin üretim şartname ve bilgilerini şirkete vereceği, üretimin yapılması için tesis kurulumu, devreye alınması, üretimin başlaması ve devamına ilişkin aşamalarda tam zamanlı olarak görev yapacağı; 3. maddesinde, buluş sahibine buluşun tüm haklarının devri karşılığında şirket tarafından sözleşme imzalanması ile birlikte 50.000-Euro ve imzadan 1 yıl sonra 100.000-Euro olmak üzere toplam 150.000-Euro ödeme yapılacağı, ayrıca şirket hissesinin %20'lik kısmının buluş sahibine bedelsiz olarak devredildiği ve sermaye borcunun diğer ortaklarca ödendiği, buluş sahibinin taahhütlerine aykırı davranması, taahhütlerini gerçekleştirememesi halinde ödenmiş olan nakit parayı talep tarihinden itibaren 30 gün içinde ödeyeceği, şirket paylarını da şirket ortaklarına iade edeceği hüküm altına alınmıştır.Mahkemece alınan 15.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşme konusu ürünün davalı tarafından üretildiği konusunda bir tereddüt bulunmadığı, davalının çalışmasında davacının iddia ettiği gibi bir oyalama olmadığı, üretimde amaçlanan plakaya kısmi olarak yaklaşıldığı, ürünün davacının iddiası gibi daha önce başka şirket adına tescil edildiğinin tespiti halinde davalının sözleşmenin 2. maddesindeki taahhüdüne aykırı davrandığının kabulünün gerektiği görüşü bildirilmiştir.10.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki sözleşme süresiz olup davalının edimini ne zaman ifa edeceği hususunda bir süre öngörülmediği, ürünün nihai üretim hedefine uzak olmadığı, amaçlanan plakaya amatör seviyede araştırmayla da olsa kısmi olarak yaklaşıldığı, dosyaya sunulmuş olan patent başvurusunun dava konusu ürün için düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilemediği, davalının ürettiği ve üreteceği benzer ürünlerin dava konusu ürün ile ilişkilendirilemeyeceği, test sonuçları ile dava konusu ürün özelinde olduğu sonucuna varılamayacağı, bu nedenle davacıların sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, davalının almış olduğu ödemeler ile şirket paylarını iade ile yükümlü olduğu bildirilmiştir.07.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşmedeki tanımlamanın sadece bahsi geçen üretilecek ürünün sahip olacağı özellikler bazında verildiği, ürüne ilişkin patent ya da faydalı model başvurusu yapılmadığı, davalının sözleşmenin 2. maddesi kapsamında ürünün üretim şartnamesi ve üretim bilgilerini verme edimini yerine getirdiğine dair bir bulgu bulunmadığı, ayrıca bu konuda bir mücbir sebep bulunmadığı, ortada bir tarif ve şartname bulunmadığından yapılan çalışmaların ne ölçüde ilgili tanımlamalar içinde kaldığı konusunda bir fikir yürütülemeyeceği, dosyaya sunulan numune üzerinde bu aşamada bir analiz yapılmasına gerek görülmediği, numunede çatlak bulunduğu, bu durumun analizler sırasında mekanik özelliklerin düşük çıkmasına neden olacağı, bu kapsamda ilgili testlerin taraflarca kabul görecek temsili örnekleme ile elde edilmiş numune üzerinde yapılmasının rasyonel olacağı, sözleşme ekinde taraflar arasında paylaşılan ilave bilgi ve numuneler hakkında net bir bilgi sahibi olunamadığı, sonuç olarak taraflar arasında imzalanan sözleşme ile başlayan süreçte sözleşmede yer alan buluş ifadesinin geçmiş benzerlerinden farkını ortaya koyan ve resmi makamlarca onaylanmış herhangi bir gelişmenin henüz ortaya çıkmadığı, davalının buluşa konu ürünlerin üretimine ilişkin üretim şartnamesini ve üretim bilgilerini vereceği yönündeki edimin yerine getirildiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı, ortada bir tarif ve şartname olmadığından yapılan çalışmaların ne ölçüde ilgili tanımlamalar içinde kaldığı ve ... patenti ile aralarında ne oranda benzerlik bulunduğu gibi hususlar hakkında fikir yürütmenin mümkün olmadığı, Niğde bölgesinde uygun hammaddelerin ilgili buluşta kullanılmak üzere öğretim üyelerinin desteği ile araştırıldığı yönündeki beyan karşısında, sözleşme anında reçetelerle doğrulanmış bir durumdan ziyade fikir aşamasında olan buluştan söz edilebileceği, bu durumda sözleşme anındaki teknoloji hazırlık seviyesinin oldukça düşük olduğu, dosya kapsamında davalı tarafından aktarılan üretim şartnamesi gibi teknik bilgiler tespit edilmediğinden ve davalının sözleşme anında özellikleri sözleşmede helirtilen ürünleri üretecek üretim şartnamesine sahip olmadığı anlaşıldığından, sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte davacılara teslim edilen üretim şartnamesi tespit edilmediğinden, davalının sözleşmenin 1 ve 2. maddelerini ihlal ettiğinin kabul edilebileceği, sözleşmede düzenlenen ürünlerin fabrikada üretilmesi borcu için bir vade kararlaştırılmadığından ve dosya kapsamında bir ihtar tespit edilmediğinden, bu yükümlülük bakımından temerrütün gerçekleşmediğinin kabul edilebileceği bildirilmiştir.Sözleşme gereğince davalı tarafça, ürünün belirlenen özelliklere sahip olarak üretilebileceği taahhüt edilmiş olup davalının edimleri, ürünün üretimine ilişkin üretim şartname ve bilgilerini şirkete vermek ve üretimin yapılması için tesis kurulumu, devreye alınması, üretimin başlaması ve devamına ilişkin aşamalarda tam zamanlı olarak görev yapmak olarak belirlenmiş olup, ürünlerin üretiminin ne kadar süre içerisinde gerçekleştirileceği hususunda bir vade öngörülmemiştir. Davalının ürünün üretimine ilişkin şartname ve üretim bilgilerini davacı şirkete vermeye ilişkin edimini yerine getirmediği sabittir. Davalının fabrikadan zorla çıkarıldığı ve bu nedenle bu kayıt ve belgelerin fabrikada kaldığı iddiası ise kanıtlanamamıştır. Sözleşmede nitelikleri belirlenen ürünün davalı tarafça üretilip üretilmediği bakımından ise, mahkemece alınan ilk iki bilirkişi kurulu raporunda, üretimde amaçlanan plakaya kısmi olarak yaklaşıldığı tespit edilmiştir. Son bilirkişi kurulu raporunda ise ortada bir tarif ve şartname bulunmadığından yapılan çalışmaların ne ölçüde ilgili tanımlamalar içinde kaldığı konusunda bir fikir yürütülemeyeceği tespiti yapılmıştır. Davalı tarafça dosyaya sunulan numune üzerinde ise bu aşamada bir analiz yapılmasına gerek görülmediği, numunede çatlak bulunduğu, bu durumun analizler sırasında mekanik özelliklerin düşük çıkmasına neden olacağı, bu kapsamda ilgili testlerin taraflarca kabul görecek temsili örnekleme ile elde edilmiş numune üzerinde yapılmasının rasyonel olacağı bildirilmiş olup, bu kapsamda davalı tarafça ileri sürülen ve sözleşme ekinde davacıya teslim edildiği bildirilen numune dosyaya sunulamadığı gibi, söz konusu numunenin dosyaya sunulan numune ile karşılaştırılması halinde de bir sonuca varılması mümkün olmayacaktır. Davalı vekilinin Niğde bölgesinde uygun hammaddelerin ilgili buluşta kullanılmak üzere öğretim üyelerinin desteği ile araştırılıp yönündeki beyanı da dikkate alındığında, sözleşme anında reçetelerle doğrulanmış bir durumdan ziyade fikir aşamasında olan bir buluştan söz edilebileceği ve bu durumda sözleşme anındaki teknoloji hazırlık seviyesinin oldukça düşük olduğu yönündeki tespit de dikkate alındığında, mahkemece davalının sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmediğinin kabulü yerindedir. Davalının delil tespiti talebi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da üretilmek istenilen ürün ile numune olarak üretilen ürün arasında yüksek oranda benzerlik görülmekle birlikte, üretilen ürünler fırında optimum sıcaklıkta soğutulmadığı için teknik özelliklerinin yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında davalı tanıklarının beyanlarının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça keşide edilen ihtarnamenin davalı vekilinin adresinde bizzat kendisine tebliğ edildiği görülmekle, tebligatın usulsüz olduğu yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. Bu nedenle mahkemece davalının edimlerini yerine getirmediği kabul edilerek sözleşmenin 3. maddesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 81.722,65-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 20.430,66-TL harcın mahsubu ile kalan 61.291,99 -TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026