Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1363 E. 2026/1447 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1363
Karar No
2026/1447
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1363

KARAR NO:2026/1447

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:11/04/2023

NUMARASI:2022/324 Esas - 2023/331 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:05/05/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/09/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; davalı aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığının, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davaya konu icra takibinin dayanağının 04.04.2019 tarihli 60.000-TL bedelli, 15.03.2019 tarihli 15.000-TL bedelli, 08.02.2021 tarihli 5.000-TL bedelli ve 21.02.2021 tarihli 5.000-TL bedelli banka ödeme dekontları olduğunu, ödemelerin şirket tarafından davalıya borç olarak yapıldığını, ödeme dekontuna da borç alacak olarak işlendiğini, ancak davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, açıklama içeren banka havale dekontları delil başlangıcı olarak kabul edilmekte olup, havale göndericisi tarafından tanık dinletilebileceğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; davacı taraf ile müvekkili arasında herhangi bir borç ilişkisi olmadığı gibi, herhangi bir ticari faaliyetin de bulunmadığını, takip dayanağı dekontlarda "borç alacak" açıklamasının bulunduğunu, ödemelerin borç olarak gönderildiği iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ... Yapı adında küçük çapta faaliyet gösteren bir inşaat firmasının bulunduğunu, bu kapsamda ... adlı şahsa İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi 167 ada 20 parsel 6 no'lu bağımsız bölümün 13/05/2019 tarihinde 230.000-TL bedel ile devredildiğini, anlaşmaya göre 85.000-TL'nin alıcının kayın biraderi tarafından yapılacağını, 75.000-TL karşılığında ...'ya ait ... plakalı aracın devredileceğini ve 70.000-TL için ise ileride ödenmek üzere taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, anlaşma gereği alıcı kişi tarafından aracın devrinin müvekkilinin oğlu ...'e yapıldığını, 70.000-TL'nin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu Gayrımenkul Satış Dairesinin 2021/1010 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını ve 06.08.2021 tarihinde 70.000-TL'nin tahsil edildiğini, bu kapsamda dava konusu bedellerin borç olarak değil, ...'ya satılan taşınmaz bedeli olarak gönderildiğini, nitekim ... adlı kişinin taşınmazın vekaleten satışını yapan müvekkilinin oğlu ...'a Whatsapp üzerinden takip dayanağı banka dekontunun gönderildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtası olup havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğu, bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havalecinin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalı tarafın ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olup, bu ikrarın bölünemeyeceği, çünkü vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu, somut olayda davacının davalıya gönderdiği 4 ayrı havalenin de borç olarak gönderildiği yönündeki iddiasının davalı tarafça kabul edilmediği, aksine davalı tarafın söz konusu ödemenin daire satışı nedeniyle kendisine gönderildiğini savunduğu, davacı tarafa yemin delili hatırlatıldığı ve davalının yemini eda ettiği, havale borç ödeme vasıtası olup, havale gönderen davacının aksini yazılı delillerle ispatlayamadığı, banka havale dekontlarının açıklama kısmında borç alacak şeklinde kayıt düşüldüğü, açıklama kısmındaki bu kayıttan gönderilen paranın borç olarak gönderildiği hususunun anlaşılamadığı, öte yandan davalının da davacının takip nedeniyle kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; takip dayanağı banka dekontlarına göre paranın borç olarak gönderildiğini, dekontlarda yer alan "borç alacak" şeklindeki açıklamanın, gönderilen paraların davalının alacağı olmadığını gösterdiğini, "borç alacak" ibaresinin, müvekkilinin davalıya borç para verdiğini, böylece bu borcun müvekkiline iadesi yönünde müvekkilinin davalıya karşı bir alacak hakkına sahip olduğunu vurgulamaktan ibaret olduğunu, taraflar arasında süregelen ticari bir ilişki olduğundan, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisi çerçevesinde davalıya borç para gönderildiğini ve davalı tarafça da itiraz edilmediğini, davalının para gönderimlerini aldıktan sonra hiçbir itiraz ve çekincede bulunmadığını, müvekkilince dava açıldığında ise davalının sırf borcunu ödememek için haksız olarak itiraz ettiğini, davalının iddialarını ispatlayamadığını, davalının ödemenin taşınmaz satış bedeli olduğu iddiasını ispat edemediğini ve bu savunmasının bedelde muvazaa anlamına geldiğini, zira tapu satış senedine göre taşınmazın satış bedeli 230.000-TL olmayıp 75.000-TL olduğunu, ancak davalının bedelde muvazaa iddiasına dayanamayacağını, 75.000-TL satış bedelinin 5.000-TL'si peşin ödenmiş olup, kalan 70.000-TL'nin ise ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ödendiğini, bu bakımdan dava konusu para gönderimlerinin bu taşınmaz satışıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, üstelik dava konusu borç para gönderimleri söz konusu taşınmaz satışından önceki tarihli olduğuna göre, genel hayat tecrübeleri gereği bu ödemelerin taşınmaz satışı için olduğunun iddia edilemeyeceğini, mahkemece yemin teklif hakkının hatırlatılması üzerine,itirazlarına rağmen mahkemece ara karardan rücu edilmemesi nedeniyle zorunlu tutulduklarından hak kaybına uğramamak için bir yemin metni sunduklarını, dolayısıyla taraflarınca iradi olarak yemin teklif edilmediğini, yine ticari defterlerine delil olarak dayanmış olmalarına rağmen mahkemece ticari defterleri inceletilmeden yemin deliline başvurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle yaptırılan yemin hükümsüz olup, delil değerinin bulunmadığını, ayrıca yeminin konusu davalıdan kaynaklanan bir vakıa olmadığından, bu hususun yemine konu olamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, davacı tarafından davalıya banka havalesi yoluyla gönderilen paranın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı tarafından davalıya banka havalesi yoluyla 04.04.2019 tarihinde 60.000-TL, 15.03.2019 tarihinde 15.000-TL, 08.02.2021 tarihinde 5.000-TL ve 21.02.2021 tarihinde 5.000-TL para gönderildiği, dekontların tümünde "borç alacak" açıklamasının yer aldığı, gönderilen paranın tahsili için davacı tarafça davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça, söz konusu paraların davalıya borç olarak gönderildiği ileri sürülmesine karşılık davalı tarafça, ödemelerin borç olarak gönderilmediği, davacı şirket yetkilisinin kayın biraderi olan ... adlı şahsa satışı yapılan taşınmazın satış bedeline mahsuben ödeme yapıldığı savunulmuştur.6098 sayılı TBK'nın 555 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını miktarına göre yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda somut olayda havale dekontlarında "borç alacak" açıklaması yer almakta olup, bu açıklamadan paranın borç olarak gönderildiği sonucuna varılması mümkün değildir.Paranın mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalının ödemenin borç olarak değil de taşınmaz satış bedelin mahsuben yapıldığı savunması da vasıflı ikrar niteliğinde olup, vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, karşı yan iddiasını kanıtlamalıdır. Öğreti ve uygulamada, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. Bu kapsamda somut olayda ispat yükü davacı üzerinde olup, havale yoluyla yapılan söz konusu ödemelerin borç olarak yapıldığını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davacı tarafça bu hususta herhangi bir yazılı delil sunulmamış olup, davacının davalı ile arasında başkaca bir ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir iddia ve delil de ileri sürülmediğine göre, davacının ticari defterlerinin incelenmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece isabetli olarak davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılmış ve davalı tarafça da teklif edilen yemin eda edilmiş olmakla, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 1.768-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.036-TL harcın isteği halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1363, K. 2026/1447, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1363-e-2026-1447-k-55c0fcbf325a