Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9102 E. 2026/2836 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9102
- Karar No
- 2026/2836
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/997 Esas, 2025/831 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/10 Esas, 2023/324 Karar
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 544.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Davacı ... yönünden hüküm altına alınan bedelin, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, işbu davacı yönünden taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin davacı ... ile ilgili olarak gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 67 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazın kısmen devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığına yönelik tespit ve sınırlama yapıldığını ve kadastro tespit tutanaklarının kesinleştiğini, akabinde taşınmazın kaydına, kesinleşmiş orman kadastrosu ile orman sınırları içerisinde kaldığından bahisle şerh konulduğundan uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava şeklinde açılmasının kabul edilemeyeceğini, taşınmazın tapu kaydına orman şerhinin orman idaresi tarafından konulduğunu, Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline, bedeline hükmedilen taşınmaz bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre orman niteliğinde olduğu gerekçesi ile el atılan ve tapusu iptal edilen taşınmazlar karşılığında verilmesi gereken tazminat miktarının, taşınmazın piyasa değerine yakın olması gerektiğini, yerleşlik Yargıtay uygulamasına göre de oluşan gerçek zarar neyse, tazminatın miktarı da o kadar olması gerektiğini, tarla vasfında olduğu ortaya konulmuş bulunan ve dava konusu taşınmazın net gelir metoduna göre değerinin tespiti sırasında yıllık net gelirin 4.048,50 TL olarak düşük tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın gerçek bedelinden daha düşük bir bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının, davacıların mülkiyet hakkını zedeler mahiyette olduğunu, Anayasa Mahkemesinin taşınmazın mülkiyetinin yitirildiği tarihteki değerinin enflasyon karşısında yitirilen kısmının da karşılanması gerektiğini içtihat ettiğini, tazminatın geç ödenmesi sonucunda ülkedeki yüksek enflasyon sebebiyle tazminatın değerinde aşınma olacağını, yine hükmedilen tazminata ödenecek yasal faizin ülkedeki enflasyonun oldukça altında olması nedeniyle hükmedilen maddi tazminatın değerini koruyucu nitelikte olamayacağını, dava konusu taşınmazın tespit edilen tüm değerine dava tarihi ile kesinleşme tarihi arasında kalan dönem için yasal faiz; buna karşılık kararın kesinleştiği tarihten ödeme tarihi arasında kalacak dönem için ise Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın tapu kaydına konulan şerhten Orman İdaresinin yetkili ve sorumlu olduğunu, davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazları karşılanmadan, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve araştırma ile gerekçeden yoksun, usul ve kanuna aykırı olarak verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat talebine konu herhangi bir hata veya eksiklik söz konusu olmadığını, yerel Mahkemece eldeki davaya konu edilen taşınmazın bedeli yöntemince belirlenmediği gibi denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının zenginleşmesini sağlayacak şekilde tazminat miktarı belirlenmesinin hatalı olduğunu, belirlenen metrekare değerinin fahiş olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın orman niteliğinde olmasına rağmen yapılan tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmesi ve sonrasında taşınmaz üzerine orman şerhinin işlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmesi sonucu husumetin tapu sicilinin tutulmasında sorumlu olan Hazineye yöneltilmesinin doğru olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirmenin dava tarihi olarak alınmasında, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu gözetilerek bedelin net gelir metoduna göre belirlenmesinde, taşınmazın bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007. nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 67 parsel sayılı taşınmazın 2/3 payının 16.09.2014 tarihinde, 1/3 payının ise 18.09.2013 tarihinde satış yoluyla davacılar adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 26.04.2019 tarihinde "kısmen devlet ormanı sınırları içinde kalmaktadır” şerhinin işlendiği, eldeki davanın 11.01.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Arazi niteliğindeki davaya konu taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline, tapu kaydının ile orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Taraf Vekillerinin Davacı ... ... Payına İlişkin Temyizi Yönünden; Taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Taraf Vekillerinin Davacı ... ... Payına İlişkin Temyizi Yönünden; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı ... ...'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.