Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/453 E. 2026/1125 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/453
- Karar No
- 2026/1125
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/453
KARAR NO: 2026/1125
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/02/2026
NUMARASI: 2026/88 Esas, 2026/117 Karar
DAVANIN KONUSU: Delil Tespiti
KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı eksik ve ayıplı işlerin tespiti talebi olup, HMK 400 ve devamı maddeleri kapsamında koşulları oluşmayan delil tespiti talebinin reddine karar verilmiş olup; söz konusu karar talepte bulunan tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı Vekili; Davacı şirket ile karşı taraf arasında 04.02.2025 tarihinde, davacıya ait ofis tadilat ve dekorasyon işlerinin yapılmasına ilişkin eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında mutfak imalatı, alçıpan ve tavan uygulamaları, niş imalatları, zemin kaplamaları, showroom kapak folyo işleri ve sair iç mimari işlerin yapılması kararlaştırıldığını, iş başlangıcı 13.02.2025, bitiş tarihi ise 08.03.2025 olarak belirlendiğini, sonradan ortaya çıkan ek işler bakımından taraflar arasında 19.03.2025 tarihli ek protokol düzenlenmiş olup, davacı bu kapsamda da edimlerini yerine getirdiğini, müvekkilinin sözleşme ve ek protokol kapsamında talep edilen bedelleri banka kanalıyla büyük ölçüde ve zamanında ödediğini, karşı tarafça talep edilen revizyonlara katlanmış, işin tamamlanması amacıyla defalarca süre tanımış ve iyi niyet gösterdiğini, tüm bu iyi niyetli yaklaşıma rağmen karşı tarafın işleri sözleşmede kararlaştırılan sürede tamamlamadığını, bir kısım işleri hiç yapmadığını, yapılan işlerin önemli bir bölümünü ise ayıplı ve sözleşmeye aykırı şekilde bıraktığını, özellikle, showroom kapakları folyo işlerinde baskı kalitesinin kötü olduğu karşı tarafça kabul edildiğini, folyoların karşı tarafın maddi sıkıntı yaşaması nedeniyle ödemesinin yapılamadığı ve bu sebeple baskıya alınmadığı açıkça ikrar edildiğini, ... uygulamaları, davacı tarafça onaylanan renk ve görsellerden tamamen farklı şekilde yapılarak kırık teslim edildiğini; karşı tarafça hata kabul edilmesine rağmen düzeltilmediğini, tavan uygulamalar kırılıp tekrar yapılması gerektiği söylenmiş, ancak işlem sonrası kusurlu şekilde bırakıldığını, karşı tarafın işi tamamlayacağına ilişkin beyanlarda bulunduğunu, ancak bu beyanlar oyalama niteliğinde kalmış, sonrasında ise iletişim tamamen kesilerek iş fiilen terk edildiğini, arz ve izah olunan nedenler ve ileride açacağı davaya esas olmak üzere; dilekçenin kabulü ile iç mimarlık alanında uzman bir bilirkişi görevlendirilerek; sözleşme ve ek protokol kapsamında yapılması gerekirken hiç yapılmayan, yapılmış olmakla birlikte ayıplı ve sözleşmeye aykırı imal edilen, bu işlerin sözleşmeye uygun ve ayıpsız şekilde tamamlanması için gerekli tamamlama bedelinin, piyasa rayiçleri esas alınarak ayrıntılı, gerekçeli ve metrajlı şekilde tespit edilmesini, davacı tarafından bedeli ödenmiş olmasına rağmen yapılmayan işlerin tespit edilmesine ve bu işler bakımından ödenen bedellerin belirlenmesini, yapılacak bilirkişi incelemesi sırasında fotoğraflı tespit yapılmasını, gerekmesi halinde ölçüm ve numune alınmasına, incelemesi sırasında ortaya çıkabilecek sair eksik ve ayıplı işlerin de tespit kapsamına alınmasını, yapılacak tespitlerin, ileride açılacak davada delil olarak kullanılabilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400 ve devamı maddeleri uyarınca delil tespiti, ancak henüz açılmamış veya görülmekte olan bir dava kapsamında, ileride açılacak ya da görülmekte olan davada ileri sürülecek bir vakıanın ispatı için, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolması veya elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimalinin bulunması durumunda mümkün olduğunu; Somut olayda, talebe konu delilin mevcut yargılama sırasında da ileri sürülmesi ve incelenmesi mümkün olup, delilin kaybolacağına ya da sonradan elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin somut ve yaklaşık ispat düzeyinde bir olgu ortaya konulmadığını, delil tespiti kurumu, esas yargılamanın yerine geçecek veya tahkikat aşamasında ileri sürülebilecek delillerin önceden toplanmasını sağlayacak genel bir usul aracı niteliğinde bulunmadığını, bu itibarla, talebe konu delilin elde edilmesinin gecikme nedeniyle güçleşeceği veya imkânsız hâle geleceği hususu somutlaştırılmadığından, HMK 400 ve devamı maddeleri kapsamında koşulları oluşmayan delil tespiti talebinin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek hüküm kurulmuştur.
Talep eden (Davacı) vekili istinaf dilekçesinde; Karşı taraf ile imzalanan eser sözleşmesi neticesinde yapdıkları tadilat ve imalat işlerin kullanımda olan bir ofiste olup, tespit edilmeden tadil edilmesi halinde hukuken kanıtlanabilir durum niteliğini kaybetme riski söz konusu olacağını, ofisteki bu hatalı işlerin müvekkilinin imajını da zedelediğini, üçüncü kişilere ivedi olarak yaptırma zorunluluğu olduğunu, yapılacak tamamlama ve düzeltme çalışmaları sonrasında mevcut ayıp ve eksikliklerin tespiti imkansız hale geleceğini, yeniden yapılma, kırılma gibi zorunlu müdahaleler gerektiğinden mevcut durumda ki ayıp ortadan kalkacak teknik olarak tespit edilemez hale geleceğini, dolayısıyla delilin kaybolma ihtimali soyut değil, somut olduğunu, taleplerinde hukuki yararın bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Delil Tespiti Talebinde Bulunan (Davacı) iş sahibi, Aleyhine Tespit Talep Edilen (Davalı) yüklenicidir.
Delil Tespiti Talebinde Bulunan özetle, ofis tadilat ve dekorasyon işlerinin yapılmasına ilişkin olarak yüklenici ile anlaştıklarını, ancak yüklenicinin edimini eksik ve ayıplı yaptığını ifade ederek eksik ve ayıplı işlerin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece özetle, talebe konu delilin mevcut yargılama sırasında da ileri sürülmesi ve incelenmesi mümkün olup, delilin kaybolacağına ya da sonradan elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin somut ve yaklaşık ispat düzeyinde bir olgu ortaya konulmadığını, talebe konu delilin elde edilmesinin gecikme nedeniyle güçleşeceği veya imkânsız hâle geleceği hususu somutlaştırılmadığından koşulları oluşmayan delil tespiti talebinin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek hüküm kurulmuştur.
İstinaf konusu hususlar ele alındığında;
Her ne kadar -kural olarak- delil tespiti talepleri üzerine ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı istinaf ve temyiz yasa yolları kapalı ise de; HMK 382.maddesinde Çekişmesiz Yargı İşleri tanımlanmış olup, HMK 382/2-d-8 maddesinde "eser sözleşmesinde eserin ayıplı olup olmadığının bilirkişiye tespit ettirilmesi" çekişmesiz yargı işi olarak tanımlanmıştır. HMK 387.maddesinde ise, çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı 2 hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, söz konusu istisnai hüküm nedeniyle eser sözleşmesinden kaynaklı ayıplı iş tespit taleplerinde ilk derece mahkemesinin kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açık olduğu değerlendirilerek (benzer yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 2021/993 Esas ve 2021/1229 Karar sayılı kararı) istinaf talebi esastan ele alınmıştır.
İlk derece mahkemesi, talebin reddine dair kararını "...talebe konu delilin mevcut yargılama sırasında da ileri sürülmesi ve incelenmesi mümkün olup, delilin kaybolacağına ya da sonradan elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin somut ve yaklaşık ispat düzeyinde bir olgu ortaya konulmadığını, delil tespiti kurumu, esas yargılamanın yerine geçecek veya tahkikat aşamasında ileri sürülebilecek delillerin önceden toplanmasını sağlayacak genel bir usul aracı niteliğinde bulunmadığını, bu itibarla, talebe konu delilin elde edilmesinin gecikme nedeniyle güçleşeceği veya imkânsız hâle geleceği hususu somutlaştırılmadığı..." gerekçesine dayandırmıştır. Ancak gerek Delil Tespiti Talep Dilekçesinde ve gerekse de istinaf dilekçesinde özetle, talepte bulunanın edimin ifa edildiği ofisi fiilen kullandığı, eksik ve ayıpların giderileceğini ancak bu durumda delilin ortadan kalkacağını açıkça ifade etmiştir.
Talepte bulunanın bu iddiası hayatın olağan akışıyla da uyumlu olup, talepte bulunandan -şayet edim ayıplı ise- normal dava süreci bitene kadar ofiste tadilat yapılmamasını beklemek mümkün değildir.
Bu itibarla, talepte bulunan tarafından ofiste ayıplı olduğunu iddia ettiği işlerin düzeltilmesi halinde delillerin kaybolması yüksek bir ihtimal olduğundan HMK da delil tespiti için öngörülen şartların ve hukuki faydanın bulunduğu anlaşılarak, aksi yöndeki ilk derece mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin .../02/2026 tarih, 2026/... Esas, 2026/117 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.