Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1421 E. 2026/1461 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1421
Karar No
2026/1461
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1421

KARAR NO : 2026/1461

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 20/03/2024

NUMARASI : 2022/149 E. - 2024/89 K.

DAVANIN KONUSU : Haksız rekabetin tespiti, men'i, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin “www...com” uzantılı internet sitesi de dahil olmak üzere çeşitli mecralarda sektörel habercilik yapmakta olan bir şirket olduğunu, davalı ... Ajansının ise, yine denizcilik sektöründe “....net” uzantılı internet sitesi üzerinden faaliyet gösterdiğini, davalının “....net” uzantılı internet sitesi kullanımının, TTK uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız rekabete konu olduğu kesinleşmiş mahkeme kararıyla da sabit olmasına karşılık davalı, kötü niyetli bir biçimde bu fiillerini sürdürdüğünü, “....com” alan adı, 2002 yılında ... tarafından alındığını, davalı şirketin ise 2004 yılında kurulmuş, bir süre şirket ortağı ...’in muvafakati ile “....com” alan adını kullandığını, daha sonra ...'in şirketten ayrıldığını, “....com” alan adının şifrelerini ve kullanım bilgilerini yanına almak suretiyle davalı şirkete vermiş olduğu kullanım iznini iptal ettiğini, “....com” alan adını müvekkili şirkete devrettiğini, davalı şirketin, “....com.tr” uzantılı alan adını aldığını taraflar arasında görülmüş olan iki davanın, müvekkilin “....com” üzerinde alan adı hakkının bulunduğunu doğrulamakta olduğunu ve davalı tarafın bu alan adını farklı uzantılarla dahi kullanamayacağını, dava süresince iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi açısından “....net” ve “....org” alan adları ile bu alan adları üzerinden erişim sağlanan web sitelerine ihtiyati tedbir konulmasını ve bu suretle erişimin engellenmesini, bu hususa ilişkin mahkeme kararlarının bulunması ve karşı tarafın kötü niyeti düşünülerek ihtiyati tedbirin teminatsız olarak konulmasını, 6102 sayılı TTK’nın 56/1-d, e.2.cümlesi maddeleri gereğince, davalı ...’nin yarattığı haksız rekabet dolayısıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000TL maddi, 5.000-TL manevi tazminatın gerçekleştirildiği tarihten itibaren avans faizleriyle birlikte tahsilini, 6102 sayılı TTK’nın 59. maddesi gereğince, yargılama sonunda verilen hükmün giderleri davalı tarafından alınarak Türkiye’de yayın yapan bir gazetede ve denizcilik alanında faaliyet gösteren bir internet sitesinde ilan edilmesina karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın esasına ilişkin açıklamalarından da açıkça anlaşılacağı üzere, taraflar arasında, Fikri Sınai Haklar Mahkemeleri nezdinde birden fazla dava görülmüş olup esasen bu davaların konusunun ''marka Hükümsüzlüğü ve haksız rekabet'' davası olduğunu, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı dava dilekçesinin dokuzuncu paragrafı ile ''İşbu davayı ikame etmeden önce tarafımızca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş fakat yapılan görüşmelere rağmen taraflar anlaşmaya varamamış ve anlaşmama tutanağı düzenlenmiştir.'' iddiasında ise de arabuluculuk tutanakları incelendiğinde, davacının ''www...org'' isimli internet sitesine ilişkin herhangi bir başvursu bulunmadığını, dava dilekçesi ile ikrar ettiği üzere (dava dilekçesinin birinci paragrafı; Davalı ... Ajansı ise, yine denizcilik sektöründe “....net” uzantılı internet sitesi üzerinden faaliyet göstermektedir.), müvekkili ... Ajansı, ... Örgütü'ne (...) akredite olmuş, dünyada 103 ülkede yayın yapan haber siteleri tarafından kaynak gösterilen, bünyesinde ''www...com.tr'' ismi ile ingilizce yayınlanan haber sitesi de bulunan, Türk ve Dünya denizcilik sektörüne yönelik yayın yapan, haber ajansı olduğunu, müvekkili şirket, “internet yayıncılığı, dijital yayıncılık yapmak bu amaçla haber siteleri ve portallar kurmak, her türlü matbaacılık işleri yapmak, özel ve kamu kuruluşları adına dergi ve gazete çıkarmak, basmak yayımlamak” ana iştigal konuları olmak üzere 21.04.2004 tarihinde kurulmuş ve tescil edildiğini, müvekkili şirket başlangıçta, ... ... Şirketi unvanı altında, ...ve ... ortaklığında kurulmuş, 27 Nisan 2005 tarihinde ana sözleşmede tadilat yapılarak sirket unvanı ''...'' olarak değiştirildiğini, müvekkili şirket, ''... Ltd. Şti.'', ticaret unvanı ile denizcilik sektöründe, şirket iştigal konuları kapsamında, kuruluşundan bugüne kesintisiz olarak hizmet verdiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanı, Türk Ticaret Kanunu'nun 43 ve devamı hükümlerince koruma altında olduğunu, müvekkili şirket, unvan tadilatı yaptığı tarihinde ortaklık yapısında da değişiklik olmuş ve ...ortaklıktan ayrılmış, ..., ... ile birlikte eşit hisseli olarak ''... .... Şti.''’ne ortak olduğunu, davacı şirketin ortakları, müvekkili şirketin eski ortaklarından olup, müvekkili şirkete karşı kurdukları oyun, kumpas esasen bu süreçten sonra ortaya çıktığını, müvekkili şirketin Ticaret Unvanı da olan “...” ve “... ... Haber Sitesi” markası müvekkili şirket tarafından ilk kez ve öncelikle fiilen kullanıldığını, marka üzerinde öncelikli, üstün hak sahibi olanın müvekkili şirket olduğunu, davalı şirket müvekkili şirketin maruf hale getirdiği aynı zamanda da ticaret unvanı olarak tescilli markasını, markasının gücünü, yaygınlığını, şöhretini bilerek tamamen kötüniyetle “... ... Haber Sitesi” markasını adına tescil ettirmeye çalışarak, müvekkili şirketin kullandığı, tanıtıp ilgili sektörde meşhur ve maruf hale getirdiği markasından, markasının itibarından ve iş mahsullerinden haksız olarak faydalandığını, taraflar arasında İstanbul Anadolu FSHHM 2016/12 (Eski ...) no.lu dava sonucunda ... işareti üzerinde müvekkili ... Ajans’ının öncelik hakkı bulunduğu tespit edilerek ... adına her nasılsa tescil olunan ... markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu kararın kesinleşmesi ile ... markası internet haberciliği hizmetlerinde müvekkili şirket adına tescil edildiğini, (2017/20718) başvurucu ... adına ... markasının tescilli olmadığını, müvekkili şirket www...com.tr yi kullanmamakta bu alan adı üzerinden herhangi bir yönlendirme de yapmadığını, ....net alan adını uzun bir süredir kullanmakta olan müvekkili şirketin alan adı kullanımı yasal hakka dayandığını açıklanan nedenlerle huzurda görülmekte olan davada görevsizlik kararı verilmesini, ''....org'' isimli internet sitesine erişimin engellenmesi ve haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin arabuluculuk müracaatında bulunmama sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, haksız mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/149 esas, 2024/89 karar sayılı, 20/03/2024 tarihli kararı ile; "1-Açılan davanın Kabulü ile; Davalı ...’nin gerçekleştirmiş olduğu haksız rekabetin 6102 sayılı TTK’nın 56/1-a.b.c maddeleri gereğince tespitine, men’ine ve olumsuz maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına;

-6102 sayılı TTK’nın 56/1-d, e.2.cümlesi maddeleri gereğince, Davalı ...’nin yarattığı haksız rekabet dolayısıyla;

-245.326,90 TL maddi tazminatın 5.000 TL'sine 22.01.2009 tarihten itibaren bakiye kalan kısmına ise ıslah tarihi olan( ıslah harcının yatırıldığı tarih esas alınarak) 24/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

-5.000 TL manevi tazminatın 22.01.2009 tarihten itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

-6102 sayılı TTK’nın 59. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesinden sonra, hükmün masrafı davalı tarafından alınarak Türkiye’de yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde bir defa İLAN EDİLMESİNE

-Fazla istemin REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/149 E. ve 2024/89 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 21.04.2004 tarihinde kurulduğunu ve "..." unvanı ile denizcilik sektöründe uzun yıllardır kesintisiz hizmet verdiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin eski ortakları tarafından kurulduğunu ve kötü niyetli bir şekilde müvekkilin marka hakkına tecavüz etmeye çalıştığını, "www. .... com" alan adının müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılarak maruf hale getirildiğini, davacının marka hakkı bulunmadığını, müvekkilin "..." markası üzerinde öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, davacının dava konusu alan adları için uzun yıllar sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, Yargıtay içtihatları uyarınca sessiz kalma süresinin dolduğunu, bilirkişi heyetinin marka hukuku konusunda yeterli uzmanlığa sahip olmadığını ve hazırlanan raporların hükme esas alınamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla kaldırılarak bozulmasını, davanın reddini, telafisi imkansız zararların önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının daha önce .... com. tr uzantılı sitesinin kapatılmasına rağmen kararın etrafından dolanarak .... net sitesi üzerinden faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalının marka hukuku eksenli savunmalarının daha önceki yargılamalarda tartışılıp reddedildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında marka hakkının otomatik olarak alan adı üzerinde hak bahşetmeyeceğinin ve davalının iltibas yaratan kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin açıkça vurgulandığını, bilirkişi Dr. ...'in marka hukuku alanında uzman olduğunu ve raporunun müvekkili lehine olduğunu, davalının istinaf dilekçesindeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davalının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine ve usul ile yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; internet alan adına dayalı olarak haksız rekabetin tespiti, men'i, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Davacı şirketin ''....com'' internet sitesinde yayın yapmakta olduğu, davalı şirketin ise ''....net'' internet sitesi üzerinden yayın yaptığı dosya kapsamında ihtilafsız olup davacı haksız rekabet hükümlerine dayalı talebini “www...com” alan adı üzerindeki üstün hak sahipliği iddiasına dayandırmıştır. Davalı ise alan adında marka hakkına dayalı olarak meşru kullanımının bulunduğunu savunmuştur.

Davacının delil olarak dayandığı İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/16 Esas, 2017/109 Karar sayılı ilamında; davaya konu “www...com” alan adının 2002 yılında ... tarafından alındığı, ...'den alan adının satın alındığı, bedelinin ödendiğine yönelik iddianın ispatlanamadığı, ''www...com'' alan adı üzerindeki üstün hak sahibinin (karşı) davacı şirket olduğu, ayrıca “www...com.tr” alan adı ile davalı şirketin internet alan adının iltibas tehlikesi bulunduğu, “tr” uzantısının ayırt edicilik sağlamadığı gerekçesiyle davacı - karşı davalı şirketin “www...com.tr” alan adını kullanmasının önlenmesine, davalı - karşı davacı şirketin “www...com” alan adı ile yayın yapmasının önlenmesine ilişkin davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/4031 Esas ve 2019/840 Karar numaralı kararı ilamı onandığı, İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2009/131 Esas 2016/229 Karar sayılı ilamı ile; davacı ile davalı şirket arasında İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında (bir önceki paragrafta içeriği açıklanan dava dosyasının bozma öncesi esas numarası) görülen davada alınan bilirkişi raporu ve ek raporda www...com alan adı üzerindeki üstün hak sahibinin karşı davacı ... şirketi olduğunun açıklanmasına rağmen gerekçesi karar yerinde yazılmaksızın bu yönden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca asıl davada da söz konusu bilirkişi raporundaki görüşe aykırı olarak davalı ... şirketinin www...com alan adı altında yayın yapmasının önlenmesi şeklinde de hüküm tesisinin doğru olmadığı belirtilerek davalı ... ... Ltd. Şti lehine bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davaya konu alan adı üzerinde hak sahibinin birleşen dosya davalısı ... ... Ltd. Şti. olduğu gerekçesiyle karar verildiği, bu kararın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2108 Esas, 2019/7516 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği görülmüştür.

Taraflar arasında görülmüş olup Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen yargı kararları ile sabit olduğu üzere, ''www...com'' internet alan adı üzerinde gerçek hak sahibinin davacı olduğu, ihtilafa konu www...net internet alan adlarının davacının üzerinde gerçek hak sahibi olduğu “....com” alan adı ile ayniyet seviyesinde benzerlik teşkil ettiği, aynı sektörde kullanılması sonucunda iltibas oluşturduğu, ilgili ortalama tüketici kitlesinin internet siteleri bakımından karışıklık yaşayacağı, alan adı ve/veya internet sitesi sahiplerinin aynı kişiler veya birbirleri ile ekonomik veya idari olarak bağlantılı işletmeler olduğunu düşünebileceği, dolayısıyla davalının alan adı kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği isabetli olarak saptanmıştır. Her ne kadar davalı tarafın, davaya konu “...” ibaresini içeren, davaya konu internet sitelerinde faaliyette bulunulan 38. sınıftaki haber ajansı hizmetlerinde tescilli markaları mevcut ise de davacının alan adı, marka tescil başvurusundan daha önceki tarihlerde kullanımda olup "....com” alan adı üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunun kesinleşen yargı kararları ile sabit olduğu anlaşılmakla, aksi yöndeki davalı istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.

Davalı vekili tarafından sessiz kalma sureti ile hak kaybı olduğu istinaf sebebi yapılmış ise de taraflar arasında uzun süre devam eden ihtilafların mevcut olduğu, davaya konu alan adı ile ayniyet derecesinde benzerlik arz eden

www...com.tr alan adının kullanmasının önlenmesi için davacı tarafça hukuki yollara başvurulduğu, buna rağmen davalı tarafın www...com.tr alan adını kullanmasının ihlal teşkil ettiğinin yargı kararları ile kesinleşmesine rağmen davaya konu www...net alan

adlarının kullanılmaya devam edilmesinin kötüniyet teşkil etmesi karşısında mahkemece sessiz kalma yoluyla hak

kaybının gerçekleşmediği tespitine varılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Son olarak marka hukuku konusunda akademisyen bilirkişi atanmaması nedeni ile raporun hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporu takdiri delillerden olup bağlayıcı olmadığından hâkim tarafından serbestçe değerlendirilmesi mümkün olduğu gibi bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi yönünden sonuca etkili bir kanuna aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ve HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/03/2024 tarih ve 2022/149 E. 2024/89 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.099,83-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.275TL harcın mahsubu ile bakiye 12.824,83-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1421, K. 2026/1461, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1421-e-2026-1461-k-d6ce191e19e9