Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/115 E. 2026/2421 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/115
Karar No
2026/2421
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/115 - 2026/2421 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/115 KARAR NO : 2026/2421

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2024 NUMARASI : 2022/1196 Esas, 2024/1203 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ : 29/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2024 tarih ve 2022/1196 Esas, 2024/1203 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 30.07.2021 tarihinde ... ilçesinden ... ili istikametine seyir hâlinde iken sağ ön kısmı ile kendi aracının önde seyir eden ve polis tutanaklarına göre geri geri gelen sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ve davalı ... Sigorta AŞ nezdinde sigorta kapsamına alınan ... plaka sayılı araca çarptığını ve bu çarpışma neticesinde yaralamalı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonucunda ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, 30.07.2021 tarihinde ... Devlet Hastanesi tarafından tanzim olunan 89203 rapor numaralı genel adli raporunda müvekkilinin kaburga kemiklerinde kırık olduğunu, akciğerinde yırtılma olduğunu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek durumda olmadığını, hayati tehlikesinin olduğunun açıkça ifade edildiğini, kazanın ardından müvekkilinin tedavisinin ... Devlet Hastanesinde yapıldığını, müvekkilinin bu zarara uğramasına neden olan kazaya sebep olan aracın poliçesinin davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapıldığını, zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarına uyarınca sigortacının, sigortalısının 3. kişilere vermiş olduğu maddi ve bedeni zararlara karşı teminat limitleri dahilinde kalmak kaydıyla, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ... Arabuluculuk Bürosunun 2022/391 Büro Dosya, ... Arabuluculuk numaralı tutanağı ile anlaşılamadığını, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyet oranına tekabül eden maddi zararlarına karşılık şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, (fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına), yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 09.07.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatını 430.000,00 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisiz mahkemede açılan davaya ilişkin olarak yetkisizlik kararı verilmek suretiyle ... Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesi ekinde olması gereken belgelerin yer almadığını, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışının bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükârda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında müvekkili Sigorta Şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 29.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda karşı araç sürücüsünün sigortalı araca arkadan çarptığı, asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafa hangi zarar kaleminden ne oranda talebi olduğunu açıklaması için HMK 119 gereği süre tanınmasını, davacı tarafından Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, müvekkili Şirkete eksik evrak ile başvuruda bulunularak, doğrudan dava yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle işbu davanın reddini, maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ye gönderilmesini, tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 Teknik Faiz esas alınarak hesaplanmasını, davacının SGK’den geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesini, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının taleplerinin reddini, geçici iş göremezliğe ilişkin taleplerin teminat dışı olması nedeniyle reddini, davacının müterafik kusuru dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, davacının somut olaydaki hatır taşıması dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, ceza dosyasının celbi ile uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesini, muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 429.990,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminat alacağının temerrüt tarihi olan 14/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının olduğunu, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, haksız fiil sonucu kusur konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için kazanın meydana geldiği yer, kaza şekli ve nedeni hususlarının bilinmesinin gerektiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan 29.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, karşı araç sürücüsünün sigortalı araca arkadan çarptığı, asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, ATK raporunda da sürücü ...'ın vefat etmesinde kendi kusurunun olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporu ile adli tıp raporu arasında çelişkiler bulunmakta olduğunu, çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmaması gerektiğini, HMK 121. madde gereği müvekkiline gönderilen dava dilekçesi ekinde olması gereken belgelerin, ekte yer almadığını, davacının talep sonucunu açık bir şekilde yapmasının gerektiğini, davacının tarafından dava şartı yerine getirilmemiş olup, müvekkili kuruma eksik evrakla başvuru yapılmış olduğunu, hesap raporunun hatalı olduğunu, davacının güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulması ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, her halükarda geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığından davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, müterafik kusur değerlendirmesi yapılmasının gerektiğini, hatır taşıması olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilip uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmemesi nedeniyle faiz talebinin reddinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüte düşürülmedikleri iddiasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı sigorta vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş olup, davacının davadan önce davalı sigorta şirketine 24.06.2022 tarihinde kaza tutanakları ve tedavi evrakları ekli başvuru yaptıklarını belirterek buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmuş ise de; işbu belgelerin davalı tarafa tebliğ edildiğine dair dosyaya alındı- tebliğ- tebellüğ belgesinin sunulmamış olduğu görülmüş ancak davalı tarafça 22.07.2022 tarihli cevabi yazıda bir kısım eksik belgeler istendiği ve bu nedenle davacıya herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunun belirtildiği anlaşılmış, diğer yandan davacı vekilince dosyaya dava açılmadan önce taraflar arasında düzenlenen 16.08.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağının da eklenmiş olduğu görülmüştür. Buna göre davacı tarafından davadan önce usulüne uygun şekilde yapılan başvuru neticesinde 22.07.2022 tarihli cevabi yazıda belirtildiği üzere davacıya ödeme yapılmamış olduğu, bu nedenle eldeki davanın açılmış olduğu, temerrüt tarihi olarak davalının cevabi yazısının gönderildiği 22.07.2022 tarihinin esas alınması gerektiği kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinafının bu yönüyle kabulü gerekmiştir. Davalı vekilinin yetki itirazına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, cevap dilekçesinde ileri sürülen yetki itirazının yerinde olduğunu ileri sürmüştür. 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; " Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Diğer yandan Karayolları Trafik Kanunu ve Yargıtay kararları uyarınca trafik kazası gibi haksız fiillerden kaynaklanan sigorta davalarında; sigorta şirketinin merkezi, sigorta şubeleri ve sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olup buna göre davanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması yerinde görülmüş, davalı vekilinin yetkiye dayalı istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin uzlaşmaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili soruşturma ve kovuşturma aşamasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılmamasının hatalı olduğunu, uzlaşma yapılmışsa davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/19. bendinde "...uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup buna göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılıyor idi. Ancak; 18.10.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 E, 2023/141 K sayılı kararı ile "...Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Başka bir deyişle kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacıyla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamamıştır. Bu itibarla kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararın gerekçesinde şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez." Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/7665 Esas, 2025/3144 Karar; 2023/3907 Esas, 2025/1895 Karar; 2023/515 Esas, 2025/845 Karar sayılı içtihadı ve benzer içtihatları) Eldeki dosya incelendiğinde somut uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı ...'nın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

Davacı vekili, davalıya sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ... ile dava dışı araç sürücüsü ... ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın çarpışması neticesinde ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp malul kaldığını ileri sürerek bedensel zarar nedeniyle oluşan maddi tazminat isteminde bulunmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/771 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; müştekinin (davacı) ..., ölenin ... ve şüphelinin ... ... olduğu, taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme suçundan tüm soruşturma evrakı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Trafik İhtisas Dairesince tanzim edilen adli tıp raporunda olayda ...'ın kusurlu olduğunun belirtildiği, meydana gelen kazanın mütevefanın kusurundan ileri geldiği, müşteki ... her ne kadar şüpheli ... ...'dan şikayetçi olmuş ise de şüphelinin olayda kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla olay hakkında kamu adına kovuşturma yapılamsına yer olmadığına karar verilmiş olduğu, dosyada müşteki ile şüpheli arasında CMK'nın 253/19. Maddesi anlamında imzalanmış herhangi bir uzlaşma tutanağının da bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nun 67/1-b maddesindeki "Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır, İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır." kuralını ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/771 soruşturma sayılı dosyasında alınan 29.10.2021 tarihli kusur raporunda, ... plakalı otomobil sürücüsü ... ... aracıyla görüş mesafesinin yeterli olduğu, düz ve eğimsiz yol kesiminde trafikte seyir esnasında akan trafiği dikkatli ve duyarlı bir şekilde izleyip önünde giden araçları güvenli ve gerekli bir mesafeden takip edip aracını güvenli, takip mesafesi içerisinde kullanması gerekirken bu kurallara uymayarak; KTKY'nin 107. maddesinde “Sürücüler, önlerinde giden araçları güvenli ve gerekli bir mesafeden takip etmek zorundadırlar" şeklindeki kuralını ve 2918 Sayılı KTK'nun 84/d maddesinde belirtilen sürücüler asli kusurlarından “Arkadan çarpma” şeklindeki kuralını ihlal şeklindeki kuralını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın 2918 KTK'nun 78’inci maddesinde sayılmış olan, "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur." şeklindeki kuralını ve KTKY'nun 150/b maddesinde düzenlenmiş olan “M1 sınıfı otomobillerin, M1G ve N1G sınıfı arazi taşıtlarının, N1, N2, N3 sınıfı kamyonet, kamyon ve çekicilerin, M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüslerin bütün koltuklarında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan "Emniyet Kemerinin” bulundurulması ve kullanılması zorunludur.” şeklindeki kuralını ihlal ettiği ve kazanın oluşumuna etken olmadığı ancak oluşan zararlı sonucu önlemek amacı ile gerekli dikkat, ustalık ve özeni göstermediğinden dolayı kendisinin ölümünde zararlı sonuca katkıda bulunduğu belirtilmiştir. Yapılan itiraz üzerine bu defa ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 10.05.2022 tarihli ve ... sayılı raporda ve raporlar arasında mevcut çelişkiler nedeniyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan alınan 30.09.2022 tarihli ve ... sayılı raporda özetle; şüpheli sürücü ... ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti üç şeritli otoyolun sağ şeridini takiben seyir halinde iken olay yeri yol ayrımını geçtiğinde aydınlatmanın da çalışmadığı otoyolda geri geri seyreden araca arkadan çarpmak durumunda kaldığı kazaya etken hatalı tutum ve davranışının bulunmadığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru bulunmadığı, müteveffa sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti üç şeritli otoyolun sağında banket de bulunmasına rağmen yolun sağ şeridi üzerinde nizamlara aykırı biçimde geri manevrayla seyrederek gerisinden gelen araçların seyir güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, öngörülemez bu hareketi ile de mevcut kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla, gerçekleşen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 01.02.2023 tarihli ve ... sayılı raporda, sürücü ..., içerisinde yolcu olarak (davacı) ...’nın bulunduğu yönetimindeki “...” plaka sayılı otomobil ile gece vakti, yerleşim yeri dışında, aydınlatmanın bozuk olduğu otoyolda, kurallara aykırı bir şekilde geri manevrayla seyretmesi sonucu, arkasından aynı yöne seyretmekte olan sürücü ... ... yönetimindeki “...” plaka sayılı otomobil ile çarpışmalarına sebebiyet verdiği dava konusu kazadaki; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla % 100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ... ...’nın, yönetimindeki “...” plaka sayılı otomobil ile gece vakti, yerleşim yeri dışında, aydınlatmanın bozuk olduğu otoyolda ... yönünden ... yönüne seyri sırasında olay yerine geldiğinde; ön ilerisinde aynı yöne seyir halindeyken duraklayıp geri manevra ile seyreden sürücü ... yönetimindeki, içerisinde yolcu olarak (davacı) ...’nın bulunduğu “...” plaka sayılı otomobile arka sol kısmından çarpması sonucu meydana gelen dava konusu kazada; kazanın oluşu üzerine etken hatalı herhangi tutum ve davranışı görülmediğinden, atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece ... ATK'dan aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyasında ... ATK'dan ve ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan aldırılan raporlar ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekilince davacının zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince desteğin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 incimaddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." Dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı incelendiğinde, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği, kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsü ... ...'nın kolluk ifadesinde davacının araç içinde sıkışmış vaziyette olduğuna dair beyanları ve davacı yönünden araç dışına fırlama öyküsünün bulunmadığı değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna ve talep sonucuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile sosyal ekonomik durum araştırma raporuna göre imam olan davacının aldığı aylık ücretin net asgari ücretin 1.36984 katı olduğu baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça belirtilmemiş olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 31.maddesi gereğince hakimin belirsiz yada çelişkili hususları tarafa açıklattırma ödevi bulunduğundan mahkemesince bu hususta davacı vekiline süre verilmiş olduğu, davacı vekilinin 25.10.2024 tarihli celsede talep sonucunu 10,00 TL geçici iş göremezlik ve 429.990,00 sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 430.000,00 TL'lik maddi tazminat olarak açıklamış olduğu görülmüş, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 30.07.2021 olup mahkemesince hükme esas alınan 22.03.2024 tarihli ve 19077 sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 16 oranında olduğu ve 1,5 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin hatır taşıması indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, sürücü ile müteveffanın akraba/ arkadaş olduklarını, bu nedenle hatır taşıması indirimi yapılmasına yönelik taleplerinin değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda davacı davalıya zorunlu trafik sigortalı ... plakalı araçta yolcu konumunda olup, araç dava dışı sigortalı sürücü adına kayıtlıdır. Dosya kapsamından ve davacının 17.08.2021 tarihli kolluk ifadesinden anlaşıldığı üzere ... plakalı araç sürücüsü ... ile birlikte davacının ...'dan ... iline ... Toplantısına katılmak için yola çıktıkları ve davacı ile müteveffa araç sürücüsünün arkadaş olduklarının anlaşıldığı, buna göre davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde olayda hatır taşıması olduğunu savunmuş, mahkemece hatır taşıması konusunda bir değerlendirme yapılmamış olmasının da hatalı olduğu görülmüş; hükmolunan tazminata Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik, tedavi ve bakım gideri ve SGK ödemelerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili sigortanın geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakım giderlerinden sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacı tarafça tedavi ve bakım giderine yönelik herhangi bir talebin bulunmadığı, geçici iş göremezlik talebi yönünden de davacının 1,5 ay süre ile geçici iş göremez olduğu rapor edilmiş iolup, bu dönemde bir işte fiilen aktif olarak çalışamamaktan kaynaklı yoksun kalınan kazanç kaybı niteliğindeki geçici iş göremezlik zararına din görevlisi (imam) olduğu rapor edilen davacının bu dönemde çalışmasa bile maaşını almağa devam edeceğinden kazanç kaybı niteliğindeki geçici iş göremezlik maddi zararına uğramayacağı değerlendirilmekle mahkemece geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiş olduğu, diğer yandan SGK İl Müdürlüğünün 07.09.2022 tarihli cevabi yazısından kaza nedeniyle davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılmamış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükmolunan kalıcı iş göremezlik tazminatı miktarından % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması ve temerrüt tarihinin 22.07.2022 olarak esas alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2024 tarih ve 2022/1196 Esas, 2024/1203 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 343.992,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminat alacağının temerrüt tarihi olan 22.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-a-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.498,09 TL karar harcının, peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplamda 1.469,70 TL harçtan mahsubuyla, bakiye 22.028,39 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 25.10.2024 günlü karar ile davalı taraftan tahsiline karar verilen 27.902,92‬ TL harcın tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise tahsil edilecek harç miktarının dairemizce kurulan hükümde azaldığı anlaşıldığından dairemizce tahsiline karar verilen 22.028,39 TL miktarın düşümü ile fazla yatırıldığı anlaşılan 5.874,53 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde ilk derece mahkemesince davalı tarafa iadesine, 4-a-)Başvuru tarihi itibariyle Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin kabul-red oranına göre hesaplandığında terkin sınırı altında kaldığından takdiren 1.560,00 TL ücretin tamamının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 25.10.2024 günlü karar ile davalı taraftan tahsiline karar verilen arabuluculuk ücretinin tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, arabuluculuk ücretinin tahsil edilmiş olması halinde ise tahsil edilecek miktarın dairemizce kurulan hükümde değişmediği anlaşıldığından işlem yapılmasına yer olmadığına, 5-Davacının yargılama dolayısıyla yapmış olduğu 80,70 TL peşin harç, 1.389,00 TL ıslah harcı ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.550,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacının yargılama dolayısıyla yapmış olduğu tebligat, müzekkere, dosya kapağı ve posta ücreti olmak üzere toplam 301,5‬0 TL, Adli Tıp Kurumu faturası olan 6.103,00 TL ile bilirkişi ücreti 3.000,00 TL masraf olmak üzere toplam 9.404,28 TL'nin takdiren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihininde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 55.038,72 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihininde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (fazlaya ilişkin reddedilen 85.998,00 TL'lik miktarın hatır taşıması indiriminden kaynaklanmış olması sebebiyle) 9-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından; 10-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Davalı tarafından yapılan 320,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 29/09/2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/115, K. 2026/2421, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-115-e-2026-2421-k-79daa58ed131