Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1377 E. 2026/1381 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1377
Karar No
2026/1381
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1377 Esas

KARAR NO: 2026/1381

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 03/07/2024

NUMARASI: 2022/258 E. - 2024/109 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uzun yıllardır kozmetik ve gıda sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ... ibareli marka tescillerinin olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markaların tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafından müvekkili davacının ... ibareli markaları ile iltibas oluşturur düzeyde kullanım gerçekleştirildiğini, davalı şirket tarafından müvekkile ait markanın fiziksel olarak kullanıldığını, internet siteleri üzerinden müvekkilin sabunlarına şekil ve ambalaj olarak çok benzer ürünler sattığını, ve müvekkilin "..." ibareli markasını kullandığını, davalının kullanımı ile müvekkilinin marka hakkını tecavüz ettiğinin sabit olduğunu, açıklanan nedenlerle, öncelikli olarak davalı işyerinde delil tespiti yapılmasını, sonrasında davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL'lik maddi tazminatın, tecavüz tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın halihazırda baharat ve kozmetik ürünleri üzerinde aktif faaliyet gösteren bir işletme olduğunu, binlerce çeşit ürün satışı yaptığını, "..." markası altında satışı olmadığını, toptancı ve aracı firmaların benzer şekilde bir çok işletmeye numune bırakıp kısa bir zaman içerisinde tespit talepli dava açarak, maddi menfaat elde etmeye çalıştığını, davacı tarafından satışı yapıldığı iddia edilen ürünlerin de bu numunelerden ibaret olduğunu ve davalının satışı bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporundan da anlaşılmakta olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ve ekinde müvekkili davalının e-ticaret satışı yaptığına ilişkin link ya da görüntü dahi ibraz edemediğini, davacının bilinirliği olmayan markasını 2019 tarihinde tescil ettirdiği göz önüne alındığında mezkur davanın markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "1-Davacının davasının KABULÜ ile;

-Davalının, davacıya ait ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına; TBK 50-51.maddeleri dikkate alınarak takdiren 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ... markası altında herhangi bir ürün satışı yapmadığını, baharat ve kozmetik sektöründe faaliyet gösteren müvekkili firmaya toptancılar tarafından numune ürünler gönderildiğini, davacı tarafın benzer işletmelere numune bırakıp kısa süre sonra tespit davası açarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bu durumdan birçok işletmenin mağdur olduğunu, mahkeme tarafından bu hususun araştırılması gerektiğini, davacının satış yapıldığını iddia ettiği ürünlerin sadece numunelerden ibaret olduğunu, bilirkişi raporunda da satışın gerçekleştiğine dair somut bir delile rastlanmadığını, davacının e-ticaret satışı yapıldığına dair iddiasını kanıtlayamadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin iş yerine numune bırakıp ardından dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." ibareli markaların tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının müvekkiline ait tescilli markaları kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğini, ancak hükmedilen 5.000,00 TL maddi tazminat miktarının müvekkilinin ticari hacmi ve tecavüzün boyutu karşısında oldukça düşük kaldığını, tescil masraflarının dahi altında kalan bu tutarın hakkaniyete uygun olmadığını, kozmetik sektöründeki satış hacmi göz önüne alındığında hükmedilen miktarın yetersiz olduğunu belirterek kararın addi tazminat yönünden kaldırılarak, davalı tarafın elde ettiği kazanç ve markanın ekonomik önemi dikkate alınarak maddi tazminat miktarının artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının müvekkilinin tescilli markaları ile iltibas oluşturacak düzeyde kullanım gerçekleştirdiğini, davalının istinaf başvurusunda ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, davacıya ait ... ve ... tescil numaralı “...” ibareli markalardan doğan haklara tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile 5.000,00 TL maddi tazminat istemine ilişkindir.

23.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda, tespit yapılan işyerinin ... tarafından işletildiği, işyerinde “...” ibaresi ve görselini taşıyan iki adet eşek sütü sabunu bulunduğu ürünlerde davacı markalarının birebir kullanıldığı, ancak karşılaştırma yapılabilecek orijinal ürün bulunmadığından tespit edilen ürünlerin orijinal olup olmadığının denetlenemediği , ürünlerin davacı veya davacının yetkilendirdiği bir kişi tarafından üretilip piyasaya sürülmediği kanaatine varılması halinde, aynı ürün grubunda tescilli davacı markalarını doğrudan taşıyan bu ürünlerin marka hakkına tecavüz oluşturabileceği bildirilmiştir.

27.07.2023 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, davacının SMK’nin 151/2-b maddesi uyarınca tecavüz edenin elde ettiği net kazancı talep ettiği, ancak davalının ticari defter ve kayıtlarında “...” markalı ürüne ilişkin kayda rastlanmadığı , davalının faturalarında benzer sabunların “...” markalı olduğu ve ...A.Ş.’den tedarik edildiği, 23.11.2022 tarihinden önce “...” markalı ürün veya eşek sütü sabunu alım satımını gösteren belge bulunmadığı, işyerinde bulunan iki ürünün de ticari kayıtlarda giriş ve çıkışının bulunmaması ve satışlarının henüz yapılmamış olması nedeniyle yoksun kalınan kazanç hesabı yapılamayacağı, tazminatın TBK’nin 50. ve 51. maddeleri uyarınca belirlenmesinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.

16.02.2024 tarihli raporda, davalının kayıtlarında “...” markalı ürüne rastlanmadığı, eşek sütü sabununun maliyeti ve satışına ilişkin belge bulunmadığından kar marjının doğrudan hesaplanamadığı, davalının sattığı benzer sabunların “...” markalı olduğu, bu ürünlere ilişkin faturalar esas alındığında işyerinde bulunan iki kutu sabun için en düşük net kazancın 4,06 TL, en yüksek net kazancın 4,87 TL olduğu ve davalının doğal sabun ürünlerindeki kar marjının %13,97 olarak hesaplandığı bildirilmiştir.

İlk derece mahkemesince, davanın kabulüyle davacının ... ve ... numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, 5.000,00 TL maddi tazminatın 02.11.2022 dava tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, davalının işyerinde tespit edilen “...” ibareli iki adet eşek sütü sabununun davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı ve tecavüz nedeniyle hükmedilen 5.000,00 TL maddi tazminatın yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Dosya kapsamından, davacının 03. sınıfta tescilli ... ve ... numaralı “...” ve “naturclay” ibareli markaların sahibi olduğu; 23.11.2022 tarihinde davalının işyerinde gerçekleştirilen tespit sırasında, davacıya ait marka ibaresini ve görselini birebir taşıyan iki adet eşek sütü sabununun bulunduğu anlaşılmaktadır. Tespit bilirkişisi, işyerinde bulunan ürünlerin orijinal olup olmadığının karşılaştırılabileceği bir ürün bulunmaması nedeniyle bu konuda kesin değerlendirme yapılamadığını, ancak ürünlerin davacı veya davacının yetkilendirdiği kişi tarafından üretilerek piyasaya sürülmediğinin kabulü hâlinde, üzerlerindeki kullanımın davacı markalarına tecavüz oluşturacağını bildirmiştir.

SMK’nin 29/1-c maddesi uyarınca, markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle taklit edildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya ticari amaçla elde bulundurmak marka hakkına tecavüz sayılır.

Somut olayda ürünler, baharat ve kozmetik ürünlerinin satışının yapıldığı davalı işletmesinde ve satışa sunulan benzer ürünlerin arasında tespit edilmiş olup, ürünlerin davacı markalarını birebir taşıması ve markaların tescil edildiği 03. sınıf kapsamındaki ürünlerle aynı emtia grubunda bulunması karşısında söz konusu ürünlerin sergilenmek suretiyle ticaret alanına çıkarıldığı bu suretle davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı, tespit edilen iki ürünün toptancı veya aracı firmalarca bırakılan ve satışı yapılmayan numuneler olduğunu ileri sürmüşse de ürünlerin kim tarafından, hangi tarihte ve ne amaçla bırakıldığını gösteren savunmayı doğrulayan bir delilin ispat yükü üzerinde olan ve tacir olması sebebiyle işletmesinde sergilediği ürünlerin kaynağını bilmesi gereken davalı tarafından sunulmadığı, ürünlerin davacı tarafından bırakıldığı yönündeki iddianın ispatının bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenlerle mahkemece tecavüzün mevcut olduğu yönündeki kabul ve kurulan hükümde bir isabetsizlik söz konusu değildir.

Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede ise; davacının SMK’nin 151/2-b maddesinde düzenlenen, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç yöntemini seçtiği, ancak davalının ticari defter ve kayıtlarında “...” markalı ürünlerin alış veya satışına ilişkin marka bazlı kayda rastlanmadığı, bu nedenle bilirkişi tarafından yoksun kalınan kazancın hesaplanamadığı mahkemece tazminatın, TBK’nin 50 ve 51. maddeleri uyarınca taktir olunarak 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmiş ise de, dava tarihinin 02.11.2022, davalı işyerindeki tespit tarihinin ise 23.11.2022 olduğu buna göre davanın açıldığı tarihten önce marka hakkına tecavüz fiilinin gerçekleştiğine dair somut bir delil sunulmadığı anlaşılmakla maddi tazminat isteminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun maddi tazminat yönünden kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

3- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/07/2024 tarih, 2022/258 E., 2024/109 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;

3/a- Davalının, davacıya ait ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün TESPİTİNE, ÖNLENMESİNE VE DURDURULMASINA,

3/b- Maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından REDDİNE,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince reddedilen maddi tazminat yönünden alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 405,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 8.577,90 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 4.288,95 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, tecavüzün tespiti yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, red olunan maddi tazminat yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.429,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/d- İstinaf aşasında davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1377, K. 2026/1381, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1377-e-2026-1381-k-fe024fbcaefc