Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/542 E. 2026/1385 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/542
- Karar No
- 2026/1385
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/542 KARAR NO : 2026/1385
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14.01.2025 NUMARASI : 2022/123 E. - 2025/3 K. BİRLEŞEN İZMİR FSHM'NİN 2023/65 E.SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ : 17.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 17.09.2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14.01.2025 tarih 2022/123 E. - 2025/3 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin tescilli tasarımlarının ayırt edilemeyecek kadar benzer halı tasarımlarının davalı tarafından müvekkil şirket ürünlerinin üzerinde bulunan markanın sökülerek kendi markalarının basılıp dava dilekçesinde belirttikleri internet sitesi üzerinden satışa sunulduğunu ve bu surette müvekkili şirketin tescilli tasarımına tecavüz oluşturduğunu, Mahkeme'nin 2022/72 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını ve bilirkişi raporuna karşı davalı taraf beyanlarında, müvekkili şirkete ait tescilli tasarımı bulunan halıların online sitelerinde kendileri tarafından 1.5 senedir satışta olduğunu ikrar ettiklerini, davalı yanın müvekkili şirketin tescilli tasarımlı halısına kendi marka etiketini basarak rakipler arası rekabeti ve müşterilerle tedarikçiler arasındaki ilişkiyi etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını bunun haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek, tescilli tasarıma tecavüzün önlenmesine, satılan ürünlerin üretiminin durdurulmasına 5000 tl maddi ve 50.000 tl manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Birleşen 2023/65 E.sayılı dosyada davacı vekili, müvekkilinin şirketi .... Şti.'ye karşı 17.08.2022 tarihinde, .... A.Ş. tarafından, tasarım ve marka haklarına tecavüz edildiği ve haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği öne sürülerek İzmir Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2022/123 Esas numaralı dosyası ile dava açıldığını, ancak söz konusu davanın asılsız iddialara dayanmakta olduğunu, dava konusu olan ürünler özgün nitelikte dahi olmadığını, işbu sebeplerle aşağıda sıralı şekilde tescil numaraları bildirilmekte olan tasarımlarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve müvekkilinin şirketinin kullanımlarının davalı tasarımlarına tecavüz teşkil etmediğinin tespiti talepli bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, davalının 17.08.2022 tarihli dava dilekçesinde "Müvekkilinin tescilli tasarımlarının ayırt edilemeyecek kadar benzer halı tasarımlarının davalı tarafından müvekkilinin şirketinin ürünlerinin üzerinde bulunan markanın sökülerek kendi markalarının basılıp internet sitesi üzerinden satışa sunulduğu internet sitelerinin linkleri ile müvekkilinin şirketinin hangi tescilli tasarımına tecavüz oluşturulduğu bilgisi aşağıda liste halinde sunulmuş olduğunu", tescilini aldıkları 19 halı için maddi tazminat talebinde bulunmuş olduğunu, İzmir Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2022/123 Esas numaralı dosyasına sunmuş oldukları faturalar incelendiğinde ve tasarım tescil tarihleri dikkate alındığında açıkça dava konusu ürünlerin tasarım tescilleri ürünleri müvekkilinin şirketi tarafından satın alındıktan sonra yapılmış olduğunu, davalılar önce müvekkilinin şirketine ürünlerin satışını gerçekleştirmiş olduğunu daha sonrasında satmış olduğu ürünlerin tasarım tescillerini almış olduğunu 2022-72 d. İş sayılı dosyada yer aldığı üzere örtülü bir ürün satış söz. yaptıklarını, tüm bu hususlar söz konusu davanın kötü niyetli ve haksız bir dava olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenle asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirketin, ağırlıklı olarak yurt dışı olmak üzere elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösterdiğini ve dava konusu ürünleri davacıdan toptan şekilde satın aldığını, yalnızca.... Şti. adına değil müvekkili şirket yetkilisi ...'a ait şahıs şirketi tarafından ve .. ..'un eşi ...'a ait şahıs şirketi üzerinden yıllardır davalıdan ürün satın alındığını, bunlara ilişkin faturaları ibraz ettiğini, 2022/72 D.İş numaralı delil tespit davasının dava tarihi 05/05/2022 olmasına karşın söz konusu ürünlerin Müvekkili Şirket tarafından satışa sunulmaya başlandığı tarihin 19/12/2020 olduğunu, iki tarih arasında yaklaşık 1,5 yıllık sürede davalının kendi tasarımı olduğunu iddia ettiği ürünlerin Müvekkil Şirket tarafından satışa sunulmuş olduğunu görmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve ancak davacının bu kadar zaman süre sonra işbu davayı ikame etmiş olmasının kötü niyetli olduğunu, bu süreç dikkate alındığında taraflar arasında, davalıdan satın alınan ürünlerin müvekkili şirket tarafından satışa sunulacağı hususunda sözleşme kurulmuş sayılacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış ancak davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, öncelikle birleşen dosyada hükümsüzlüğe konu edilen tasarımların hükümsüzlük koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, tasarımlarda aranacak kriter yenilik kriterinde tescilsiz tasarım için tasarımın aynısının kamuya sunulduğu tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise yeni kabul edileceğini 2. kriter olan ayırt edici nitelik ise tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde meydana getirdiği genel izlenimler farklı ise bu tasarımın ayırt edicilik nitelik taşıdığı kabul edildiği, kamuya sunma sergileme, satış gibi yollarla piyasa sürmek kullanma tarih, yayın ve tanıtım gibi faaliyetler kapsadığı, hükümsüzlük halleri ise SMK'nın 77. maddesinde düzenlendiği, davalının tasarımları ile davacının benzer olduğunu iddia ettiği ürünlerin karşılaştırmasında URL adreslerinde 5,7 ve URL adreslerinde 9,10 ve 16 için yorum tarihlerinin tespit edildiği, diğer URL adreslerinin ise yükleme tarihlerinin tespit edilemediği dolayısıyla karşı davacının dava dilekçesinde yer alan linklerin incelenmesi sonucunda, birleşen dosyada davalı asıl dosyada davacı tasarımlarının başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu mevcut link URL adreslerinde tespit edilemediği anlaşılmış olup, yenilik vasfını ortadan kaldıracak ürünün de bulunmaması nedeniyle birleşen dosya bakımından hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmediği kanaati hasıl olduğu, asıl dosya bakımından yapılan incelemede davacının yukarıda belirtilen tasarımlarının geçerli olup koruma kapsamında olduğu, asıl dosya davalısının hepsiburada isimli "...." isimli mağazada satışa sunulan halılarla davacının karşılaştırması yapılan halılar arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ve aynılık teşkil ettiği yine mahkememizin 2022/72 D.İş sayılı dosyasında tespiti yapılan .... web sitesinin ... isimli hesabındaki ilanda 3. Kişilerin bedel ödeyerek ürünleri satın aldığı öneride bulundukları bu durumlarında piyasaya sunulma ticari anlamda kullanımları teşkil ettiği, bir kısım okunamayan faturalar dışında davalı tarafından sunulan faturalarda SMK 152. maddesinde düzenlenen hakkın tüketilmesinin olup olmadığının değerlendirilmesinde SMK kapsamında davacı aleyhine koruma altına alınan tescilli tasarıma konu görselleri ve linkleri bulunan ürünleri (... ve ....) adına kesilen faturalar davalı şirket yetkilisi ve eşine davacı tarafınca bizzat satılmadığından davacının tescilli tasarım hakkının tükenmediğinin anlaşıldığı, davalının.... ibaresinin davacıya ait marka hakkının ihlali yanında kümülatif yığılma kapsamında TTK 55/a-4'de düzenlenen haksız rekabetinde oluştuğu gerekçesiyle asıl dava yönünden; davacının asıl dava bakımından davasının kısmen kabulüyle, davalının davacıya ait tasarıma tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüz teşkil eden eylemlerin gerek fiziken gerekse internet ortamlarında kullanımlarının yasaklanmasına, TBK 50.maddesi gereğince takdiren 3.000 TL maddi zararın (muhtemel gelir) ihlal tarihinden (2020) itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi zarar olarak 10.000 TL ihlal tarihinden (2020) itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili, tasarıma tecavüz ve haksız rekabet sabitken hükmedilen maddi tazminat miktarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarının müvekkili şirketin itibarının zedelenmesini telafi edecek nitelikte olması gerektiğini, muhtemel gelir kapsamında bilirkişilerce hesaplama yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Asıl davanın haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, birleşen davanın ise tescilli olan halı tasarımlarının SMK 56.madesindeki şartları taşımadığı yeni ve ayırt edici özellikleri bulunmadığına dair tasarım tescilinini hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkin olduğu belirlenmiş olup HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Birleşen dava yönünden ise asıl raporda bir değerlendirme yapılmayıp alınan ek rapordaki değerlendirmeyle dava konusu halıların tasarımlarının yeni ve ayırt edici özellikleri bulunup bulunmadığı incelenmiş ve davacı vekilinin dosyaya sunduğu URL adreslerinin tarihi bilinmediğinden tescil edilen tasarımların, başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu tespit edilemediğinden birleşen davanın şartlarının oluşmadığı tespit edildiğinden mahkemece birleşen davanın ispatlanamadığı gözetilerek reddine karar verildiği tespit edilmiştir . Birleşen davanın reddi yönünde verilen karara ilişkin birleşen dosya davacı vekili istinaf talebi bulunmadığından incelenmemiştir . Ancak asıl dosya bakımından asıl dosya davacı vekilinin istinaf talebi değerlendirildiğinde ise; somut olayda davacı vekili, müvekkilinin tescilli tasarımlarına yapılan tecavüz nedeniyle haksız rekabet hükümlerine istinaden haksız rekabetin tespiti TTK 54.maddesi gereğince aldatıcı ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar kapsamında tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulması, ürünlerin satışının durdurulması, toplatılması ve tedbir kararı verilmesiyle 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin talepte bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılamada davacının talebi haksız rekabetin önlenmesine ilişkin olmasına rağmen asıl doya davacısının talep etmediği Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri dikkate alınarak SMK madde 151 /2-a bendinde yer alan muhtemel gelir yöntemine göre davacının maddi zararının belirlendiği ve buna göre hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 54 ve devamı maddelerinde haksız rekabet düzenlenmiştir. TTK'nın 4/1-a maddesinde de tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı da açıkça düzenlenmiştir. Davada haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istenmektedir. Bu nedenle dava TTK'nın 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olup aynı yasanın 5. maddesi gereği uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Bu durumda mahkemece haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin davanın mutlak ticari dava olduğu ve Fikri ve Sanayi Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup kendiliğinden(resen) gözetileceğinden HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kararın resen kaldırılması gerekmektedir. Birleşen dosya bakımından ise; yerel mahkemece tefrik kararı verilerek ayrı bir esasa kaydı yapılmak suretiyle yargılamaya devam edilmelidir. Bu durumda, davaya bakmakla görevli olmayan ilk derece mahkemesince davaya bakılmış bulunulduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının resen kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14.01.2025 tarih 2022/123 E. - 2025/3 K. sayılı kararının RESEN KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre, istinaf yoluna başvuranın esasa yönelik istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin olmak üzere 17.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.