Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/242 E. 2026/1406 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/242
- Karar No
- 2026/1406
- Karar Tarihi
. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/242 KARAR NO : 2026/1406
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.12.2024 NUMARASI : 2020/411 E. - 2024/995 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.09.2026
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2024 tarih 2020/411 E. - 2024/995 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 10.07.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı, sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın kaldırımda yaya halinde bulunan müvekkil ...'e çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sigorta şirketine başvuru sürecinde Türkan Özilhan Devlet Hastanesinden alınan Heyet Raporunda maluliyetin %5 olarak tespit edildiğini, beyanla müvekkilinin, trafik kazası neticesinde uğramış olduğu kazanç kaybının ve iş/beden gücündeki eksilme ile orantılı olarak oluşan bedensel zararlarının tazmini için fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00- TL maddi tazminat'ın davalı şirkete başvuru tarihi olan 04.11.2019 tarihinden 8 gün sonrası 12/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 08/11/2022 havale tarihli talep arttırım dilekçesi ile; davalının sigorta poliçesi teminat klozu kapsamında sürekli maluliyet zararına ilişkin teminat limitinin 390.000,00-TL, tedavi ve geçici iş göremezlik teminat limitlerinin de yine (sürekli iş görmezlik teminatında haricen) 390.000-TL olduğu, hesaplanan 4.299,60-TL tedavi giderleri ve 8.435,67-TL geçici iş görmezlik zararı toplamının (teminat limiti dahilinde kaldığından) toplam 390.000+4.299,60+8.435,67=402.735,27-TL zarardan sorumlu olduğu buna göre dava dilekçesi ile 20.000-TL olarak belirtilen taleplerini 382.735,27-TL artırarak toplam 402.735,27-TL'ye arttırdıklarını beyan etmiş, talebe ilişkin harç ikmal edilmiştir. CEVAP : Davalı vekili, yetki itirazlarının olduğunu, dosyanın yetkili olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, maddi tazminat taleplerinin davacıya açıklattırılması gerektiğini, tedavi giderlerinin müvekkili sorumluluğunda olmayıp SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı ve orantılı olduğunu, müvekkil şirketin poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, kazaya karışan araç sürücüsü ve yaya olan davacı tarafın kusur oranının tespit edilmesi bakımından adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, ayrıca davayı kabul manasında olmamak üzere kaza ile davacı tarafın sakatlığı arasındaki illiyet bağının tespitinin gerektiğin, davacı taraf her ne kadar devlet tarafından karşılanmayan toplam 4.579,60-TL tedavi giderlerinin müvekkil şirketinden tahsilini talep etmişse de tedavi giderleri açısından 6111 sayılı Kanun’un 59. Maddesi ile değiştirilen Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. Maddesi gereğince sigorta şirketlerinin sorumluluğunun sona ermiş olup, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın bu masrafların SGK tarafından karşılanacağının hükme bağlandığını, trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, tedavi ile ilgili diğer giderler ve bakıcı giderleri sigorta poliçesi kapsamında olmadığından, davacı tarafın bu taleplerinin reddinin gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, sosyal güvenlik kurumlarından herhangi bir ödeme yapıldıysa mahsubunun gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketten avans faizi talep edilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini beyanla öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvurduğu, madde metninde başvuru sırasında hangi belgelerin sunulacağına ilişkin bir hükmün bulunmadığını, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü dava dışı sürücü ...'in %100 kusurlu olduğu, yaya davacının kazada, kusurunun bulunmadığını, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirme Yönetmeliği hükümlerine göre, davacının maluliyet oranı ve geçici iş göremezlik süresinin tespiti hususunda dosyada bulunan Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 26/11/2019 tarihli rapor, İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/349 E sayılı dosyasında Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan rapor ile Mahkememizce Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan rapor arasında meydana gelen çelişkileri giderir şekilde İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulundan aldırılan raporda davacının 10.07.2019 tarihli kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan engellilik oranının %8 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olarak kabulünün uygun olacağı, yaralanmaları nedeniyle 1 ay süre ile geçici olarak bakıma ihtiyaç duyacağı tespitine yer verildiği, alınan raporun dosyada oluşan çelişkileri giderir yönde olduğundan rapora itibar edildiği, TRH 2010 tablosu esas alınarak progresif rant yöntemine göre yapılan tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasının yerinde olacağı kanaatiiyle davanın kabulü ile; 8.435,67-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 390.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 4.299,60-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 402.735,27-TL maddi tazminatın davalı .... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olarak takdir edilen 12/11/2019 tarihinden itibaren (başvuru ret tarihi) işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, (açıklanan kısa kararda davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin maddi hata sonucu sehven belirtilmediği gerekçeli karar yazım aşamasında tespit edilmekle, HMK md. 304 hükmü gereği hükümdeki yazı ve diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen düzeltilebileceğinden davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde verilen 12/11/2019 tarihindeki başvuru red cevabı temerrüt tarihi olarak takdir edildiğinden söz konusu maddi hata gerekçeli kararda giderildiği), davalının, davacı tarafın belgesiz tedavi giderlerinden sorumlu olduğu kabul edilerek bilirkişi raporunda tespiti yapılan davacının 4.299,60-TL tedavi gideri zararının davalıdan tazminine karar verildiği, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden sakatlanma ve ölüm teminatı kapsamında teminat limitinin 390.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderinden ise sağlık gideri teminatı olan 390.000,00-TL olduğu anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limitleri ile sınırlı olması kaydıyla karar verildiği, söz konusu teminat limitlerinin hüküm kısmında ayrıca belirtildiği, TBK'nın 54.maddesi ve KTK'nın 98.maddesi hükümlerine göre kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.435,67-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 390.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.299,60-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 402.735,27-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 12/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketi sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden sakatlanma ve ölüm teminatı kapsamında 390.000,00-TL limit ile, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderinden ise sağlık gideri teminatı olan 390.000,00-TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile) karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan gelirin hatalı olduğunu, bilirkişinin dosyadaki bordrolardan davacının maaşını hesaplarken 2019 Haziran maaşını ₺5.314,41, Mayıs maaşını ₺3.587,23 ve Nisan maaşını ₺2.778,54 alıp üç maaşın ortalamasını alarak ₺3.893,39 üzerinden 2019 yılını hesapladığını, 2020 yılında sadece haziran ayı bordrosunu esas alıp ₺4.672,58 üzerinden hesaplama yaptığını, 2020 yılına ait maaşının asgari ücret üzerinden kat sayı alarak 2021 ve 2022 maaş kat sayılarını 2 bulduğunu, ancak 2020 yılına ait haziran, mayıs ve nisan bordroları bulunduğunu, bilirkişinin mayıs ve nisan aylarına ait maaşlarını da dikkate alıp ortalamasını alması gerektiğini, bu şekilde davacının 2020 yılına ait maaşının yüksek hesaplandığını, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında olup sgk'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğunu, davacının kaza tarihinde 39,36 yaşında olup, kaza tarihi itibariyle bakiye ömrünün 35,53 yıl olduğunu, davacının 74,89 yaşına kadar yaşayacağını, bilirkişi tarafından ise geçici iş göremezliğin bitiş tarihi olan 15.09.2019 tarihi itibariyle bakiye ömür tespiti yapılarak davacının 74,90 yaşına kadar yaşayacağının varsayıldığını, kaza tarihi itibariyle bakiye ömre bakılması gerekirken geçici iş göremezliğin bitiş tarihine göre bakılmasının hatalı olduğunu, arabuluculuk ücretinin müvekkili şirket tarafından ödenmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 E. 2022/901 K. Sayılı ilamında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlenmesine göre davacı vekilinin özel dava şartı olarak düzenlenen Karayolları Trafik Kanunun 97.maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartını yerine getirdiği gözetilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." denildiğini, sigorta hukukuna ilişkin davalarda Karayolları Trafik Kanunu gereği başka bir uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru imkanı bulunan durumlarda artık zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı aranmayacağı hal böyleyken de zorunlu arabuluculuğa ilişkin giderlerden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmayacağını belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan sürekli ve geçici iş görmezlik ve tedavi giderlerinin ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile yaralanan davacının cismani zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Her ne kadar davalı sigorta tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen geçici iş göremezlik ve tedavi gideri talebine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de; Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih, 2021/3454 E ve 2021/4465K sayılı kararı) bu yönden adı geçe Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup kaza tarihinde trafik sigorta poliçesinin sakatlanma ve ölüme ilişkin teminat limitinin 430.000,00 TL, sağlık gideri teminat limitinin ise 430.000,00 TL olarak belirlendiği görülmektedir. Dosyanın incelenmesinde, geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin tedavi gideri klozundan karşılanmasına yönelik belirlemesinin yerinde olmadığı, limit aşımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı toplamının kaza tarihindeki 390.000,00 TL sürekli sakatlık teminatını aşmayacak şekilde ele alınması ve bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.(aynı yönde Yargıtay 4. HD'sinin 2023/12431 E-2025/13675 K sayılı kararı) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davalıya yüklenmesi doğru olmamıştır. Davacı, dava dilekçesinde açıkça davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunmalarına rağmen anlaşmanın mümkün olmadığı açıkça belirtilmiş olup, başvuru yapıldığı davacının kabulündedir. Bu halde, mahkemece davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi gereğince başvuru yapıldığı davacının da kabulünde olduğuna göre böyle bir durumda ayrıca 5325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması karşısında bu ücretin davalı sigorta şirketinden alınamayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, davalıya yükletilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2024 tarih 2020/411 E. - 2024/995 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.