Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1836 E. 2026/2129 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1836
Karar No
2026/2129
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2026/1836 KARAR NO : 2026/2129

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.05.2026 NUMARASI : 2026/1074 D.İş Esas, 2026/1074 D.İş Karar İSTEM : REDDİ HAKİM KARAR TARİHİ : 17.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 18.09.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1074 D.İş Esas, 2026/1074 D.İş Karar sayılı hakimin reddi talebinin reddi kararına karşı talepte bulunan davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilen ve heyetçe incelenen dosyada; İSTEM : Davalı .... 15.04.2026 tarihli reddi hakim dilekçesinde özetle, arabuluculuk ile ilgili itirazlarını ileri sürdüğünü, bilirkişi raporunda eş rızasına ilişkin itirazının incelenmediğini, ıslah dilekçesine karşı itirazlarını sunduğunu, duruşma sırasında Mahkeme hakiminin tüm taleplerini reddederek davaya devam ettiğini, bu nedenle hakimin reddi talebinde bulunduğunu, ret talebi dikkate alınmadan duruşma zaptının yazdırılmaya devam edildiğini belirterek, hakimin reddi talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI : İlk derece mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, hakimin reddi talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı istinaf başvuru dilekçesinde özetle, 2025/231 Esas sayılı dosyanın 15.04.2026 tarihli duruşmasında tarafınca açıkça reddi hakim talebinde bulunulmasına rağmen, bu beyanın duruşma tutanağına geçirilmediğini, bu durumun, basit bir usul hatası olmayıp, Anayasanın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin açık ihlali olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, tarafın reddi hakim beyanını tutanağa geçirmemesinin yargılamanın şeffaflığını ve denetlenebilirliğini ortadan kaldıracağını, Yargıtay kararlarında, hakimin tarafsızlığı konusunda makul şüphe bulunmasının dahi reddi hakim için yeterli olduğunun açıkça kabul edildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, adaletin sadece yerine getirilmemesi, aynı zamanda yerine getirildiğinin de görünmesi gerektiğini, talebinin tutanağa geçirilmemesi, kolluk marifetiyte duruşma salonundan çıkarılması, savunma hakkının fiilen engellenmesi birlikte değerlendirildiğinde, AİHS'nın 6. maddesi kapsamında güvence attına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, yargılamanın tek taraflı şekilde yürütülmesinin hakimin tarafsızlığına ilişkin objektif ve makul şüpheyi ortaya koyduğunu belirterek, reddi hakim talebinin ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : İstem, hakimin reddine ilişkindir. Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceği, hakimin de bizzat çekilebileceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 36. maddesinde düzenlenen hakimin red sebepleri sınırlıdır. Tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hali genel bir düzenleme olup, maddede sayma yolu ile gösterilmemiş olsa dahi, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren diğer sebeplerle de reddi mümkündür. HMK'nın 30., 31. ve 32. maddeleri dikkate alındığında, yargılamanın hakim tarafından sevk ve idare edileceği, hakim tarafından yasal düzenlemeler uyarınca yargılamanın yürütülmesi gerektiği açıktır. Hakimin yargı yetkisi kapsamındaki ara kararları kanunda gösterilen yasa yollarına tabi olup, tarafsızlığı ihlal edici başka bir eylemi ispat edilmeyen hakimin sırf ara kararların hatalı olduğu ve benzeri nedenlerle reddi mümkün değildir.Yargıtayın süreklilik kazanmış uygulamaları ile şekillendiği ve kabul edildiği üzere, mahkeme ara karar ve usul işlemleri red sebebi teşkil etmeyecektir. Aksinin kabul edilmesi halinde, mahkeme hakimi tarafından herhangi bir tarafın talebi hakkında verilen her olumlu-olumsuz ara kararın hakimin reddi sebebi sayılabileceği, bunun ise yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve yasa koyucunun amacına uygun bir uygulama olmayacağı açıktır. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2020/9586 Esas 202/10900 Karar, 20. Hukuk Dairesinin 2016/5743 Esas 2016/8382 Karar, 2016/8956 Esas 10840 Karar, 2017/6745 Esas 2017/4877 Karar, 2018/3562 Esas 2018/4911 Karar sayılı kararları) Somut olayda, hakimin reddi talebinde bulunan davalı ... ileri sürdüğü iddialar ile hakimin tarafsızlığından şüpheye düşüldüğünü belirtmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere, mahkeme kararları ve usul işlemleri hakimin reddi sebebi teşkil etmeyeceği gibi, ilgili hakimin tarafsızlığına gölge düşürecek herhangi bir görüş açıklama, yol gösterme vs. eyleminin ispat edilmediği, ileri sürülen hususların hüküm ile birlikte usul hükümlerine aykırılık varsa kanun yolu denetiminde değerlendirme konusu teşkil edeceği, belirtilen ret sebeplerinin HMK'nın 36. maddesinde sayılı sebeplerden olmadığı, davaya bakan hakimin taraflı davrandığına ilişkin bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/231 Esas sayılı dosyasında 15.04.2026 tarihli celsede hazır olan davacı vekili ve davalı .... 'un beyanlarının tutanağa geçirilmiş, ara karar ile ek rapor alınması talebinin reddedilmiş, taraflardan esas hakkında beyanları sorularak, davanın kabulüne karar verilmiş olup, mahkeme hakimi karar vererek dosyadan el çekmiştir. Verilen karara karşı yasal yollar açık olduğu gibi, red sebebi olarak ileri sürülen hususlar yargılama sırasında itiraz, işin esası yönünden ise istinaf ve temyiz sebebi olduğundan, reddi hakim talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, reddi hakim talebinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı ....'un istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1074 D.İş Esas, 2026/1074 D.İş Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Peşin alınan istinaf karar harcı yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Duruşma açılmadığından, vekille temsil edilen davacı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına, 4-Davalı... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine, 6-7035 Sayılı Yasanın 30. maddesi ile eklenen HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 43/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1836, K. 2026/2129, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1836-e-2026-2129-k-aed9bad87fc8